Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sunumunu yaptı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, fon soruşturmalarına ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
"Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıştırmadan titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz. Mevcut sorunların aşılmasıyla sermaye piyasalarımız yoluna daha güçlü şekilde devam edecek, yatırımcılarına da ülke ekonomisine de kazandıracak."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, fon soruşturmalarına ilişkin, "Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıştırmadan titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz, geçirmeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki mevcut sorunların aşılması ile sermaye piyasalarımız yoluna çok daha güçlü bir şekilde devam edecek, yatırımcılarına da ülke ekonomisine de kazandıracaktır." dedi.
Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sunumunu gerçekleştirdi.
Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program ile uyumlu hazırlanan bütçenin, kaynakların öncelikli alanlara yönlendirilmesini, üretken kapasitenin artırılmasını ve beşeri sermayenin güçlendirilmesini esas aldığını belirten Yılmaz, para, maliye ve gelirler politikaları arasındaki güçlü eş güdümün devamı, mali disiplinin korunması, kamu harcamalarında etkinliğin artırılması ve dezenflasyon sürecinin desteklenmesinin bütçenin temel dayanaklarını oluşturduğunu söyledi.
Yılmaz, zorlu dış konjonktüre karşın Türkiye ekonomisinin, makroekonomik istikrarı önceleyen politikaların desteğiyle dayanıklılığını koruduğunu ve dezenflasyon süreciyle uyumlu bir büyüme performansı sergilediğini dile getirerek, dünya ekonomisinin 2020-2025 döneminde birikimli olarak yüzde 19,3 oranında büyüme kaydederken Türkiye ekonomisinin aynı dönemde birikimli olarak yüzde 35,3 oranında büyüdüğünü bildirdi.
Yıllık ortalama büyüme açısından bakıldığında ise küresel büyüme yüzde 3 gerçekleşirken, Türkiye'nin büyüme performansının yüzde 5 ile dünya ortalamasının oldukça üzerinde gerçekleştiğini aktaran Yılmaz, şöyle konuştu:
"Güncel tahminler doğrultusunda, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında dünya ekonomileri sıralamasındaki konumunu koruyarak dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olması beklenmektedir. Satın Alma Gücü Paritesi cinsinden bakıldığında ise ülkemizin dünyanın 11'inci, Avrupa'nın ise 4'üncü büyük ekonomisi olma konumunu sürdürmesi beklenmektedir. Jeopolitik gerilimlerin tırmandığı, enerji ve emtia fiyatlarının yükseldiği ve dış talepteki zayıflığın belirginleştiği 2026 yılının ilk yarısında Türkiye ekonomisi dezenflasyon süreci ve sıkı para duruşuyla uyumlu olarak yüzde 2,5 oranında büyümüştür."
Yılmaz, ekonomik büyümenin 2027 yılında yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya ve program dönemi sonunda yüzde 5'e ulaşmasının hedeflediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2026 yılını tamamlarken Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır bir biçimde üç tarihi eşiği birlikte geride bırakmayı öngörmekteyiz. 2026 yılı sonunda milli gelirimizin ilk kez 1,8 trilyon doların üzerine çıkması kişi başına gelirimizin ilk defa 20 bin doları aşması ve ülkemizin yüksek gelir grubu için belirlenen eşiğin üzerinde yer alması beklenmektedir. Program dönemi içinde 2028 yılı sonunda ise milli gelirimizin 2 trilyon dolar sınırını geride bırakması öngörülmektedir. Türkiye ekonomisinin son dönemde ortaya koyduğu güçlü büyüme performansı, vatandaşlarımızın refah düzeyine ve kişi başına milli gelire de yansımaktadır. 2025 yılında 18 bin 103 dolar olarak gerçekleşen kişi başına düşen milli gelirin 2026 yılında 20 bin 523 dolara, 2027 yılında 22 bin 285 dolara, 2028 yılında 23 bin 419 dolara yükselmesi beklenmektedir. Program dönemi sonu olan 2029 yılında ise kişi başına milli gelirimizin 25 bin dolara yaklaşacağı tahmin edilmektedir."
Yılmaz, bu gelişmeler çerçevesinde, Eylül 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 30 seviyesinin altına inerek yüzde 29,7 olarak gerçekleştiğini, 2026 yıl sonunda yüzde 28,4 olarak tahmin edilen tüketici fiyat artışının 2027 yıl sonu itibarıyla yüzde 21’e gerilemesini hedeflediklerini, tek haneli enflasyon oranlarına kalıcı biçimde ulaşana kadar kararlı duruşu sürdüreceklerini kaydetti.
"Yatırımcı güveninin güçlendirilmesine yönelik adımlarımızı sürdüreceğiz"
Yatırım fonları piyasasında yaşanan gelişmelerin finansal sistemin sınırlı bir alanında ortaya çıktığını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Gerekli idari ve adli tedbirler alınmış, sorunlu fonların tasfiye süreci başlatılmış ve yatırımcı haklarının korunarak riskin piyasanın diğer kesimlerine yayılmasının önlenmesi hedeflenmiştir. Başkanlığını yaptığım Fon Koordinasyon Kurulu, ilgili tüm kurumlarla eş güdüm içerisinde yoğun mesaisini sürdürmektedir. Bugüne kadar 6 toplantı gerçekleştirilmiştir. Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilmiştir. Söz konusu kanun teklifiyle Sermaye Piyasası Kurulunun 17 Eylül tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından tasfiyesi tamamlanmamış olanların adil, şeffaf ve etkin şekilde tasfiyesine, bu fonların mal varlıklarından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına, fon kayıp ve zararlarının sorumlularından tahsiline ve geri kazanılan değerlerin fon pay sahiplerine ödenmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanmıştır.
Kanun teklifinin yasalaşmasıyla hızla ön ödemelere başlamayı öngörüyoruz. Benzer sorunların tekrar yaşanmaması için bağımsız otoritelerce alınan çok yönlü idari ve adli tedbirlerin ve yapılan uygulamaların yanı sıra yapısal unsurları içeren kanuni düzenleme hazırlıkları da devam etmektedir. Fon piyasalarında yaşanan sorunlarla ilgili kurum ve yetkililerin incelenmesi ve soruşturulması için Sayın Cumhurbaşkanı'mız tarafından görevlendirilen Devlet Denetleme Kurulu çalışmalarının da geleceğe yönelik atılacak adımlara ışık tutacağını değerlendiriyoruz."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bu çerçevede, düzenleme, gözetim ve denetim mekanizmalarını ihtiyaç duyulan alanlarda güçlendireceklerini, yatırımcının hakkını daha güçlü bir şekilde koruyan, güvenilir ve etkin bir piyasa yapısını geliştirme anlayışıyla Sermaye Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin hazırlıklarını sürdürdüklerini söyledi.
Yapılacak düzenlemelerle yatırımcıların daha etkin korunması, kurumsal kapasitelerin artırılması, SPK'nin erken müdahale yetkilerinin güçlendirilmesi ve sermaye piyasalarındaki ihlallere yönelik yaptırımların caydırıcılığının artırılmasını amaçladıklarını dile getiren Yılmaz, değerlendirmesine şunları kaydetti:
"Güçlü makroekonomik temellerimiz ve kararlı politika çerçevemiz, finansal piyasalardaki herhangi bir dalgalanmanın reel ekonomiye etkilerini sınırlamaktadır. Bu doğrultuda sermaye piyasalarımızın derinliğinin artırılması, finansal sistemimizin sağlamlığının pekiştirilmesi ve yatırımcı güveninin güçlendirilmesine yönelik adımlarımızı sürdüreceğiz. Finansal istikrarı güçlendiren, ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığını artıran ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen politikaların kararlılıkla uygulanmasına devam edeceğiz. Kalkınma politikalarımızın son derece değerli bir unsuru olarak gördüğümüz sermaye piyasalarımızı güçlü bir şekilde desteklemeyi sürdüreceğiz. Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıştırmadan titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz, geçirmeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki mevcut sorunların aşılması ile sermaye piyasalarımız yoluna çok daha güçlü bir şekilde devam edecek, yatırımcılarına da ülke ekonomisine de kazandıracaktır."
"Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik"
Yılmaz, 2026 yılında, merkezi yönetim bütçe giderlerinin 19 trilyon 660 milyar lira, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 17 trilyon 28 milyar lira, bütçe açığının 2 trilyon 632 milyar lira, faiz dışı fazlanın 193 milyar lira olarak gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini, 2026 yıl sonu bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3,1 olarak öngördüklerini ifade etti.
2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında 230 kamu idaresinin bütçesinin bulunduğunu, bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını öngördüklerini bildiren Yılmaz, 3 trilyon 868 milyar lira olarak tahmin edilen bütçe açığının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya oranının ise yüzde 3,5 olarak gerçekleşmesini beklediklerini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, AK Parti hükümetleri döneminde mali disiplinin her zaman temel öncelikleri olduğunu vurgulayarak, "Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik. 2002 yılında milli gelire oranla yüzde 14,3 olan faiz giderlerini oldukça düşük seviyelere indirdik. Nitekim, 2027 yılı bütçesinde, faiz giderlerinin milli gelire oranının yüzde 3,6 seviyesinde olmasını öngörmekteyiz." dedi.