btcturk Landing Page

btcturk Guide

Cryptocurrency Wallets, and more Choosing the Right blog for you
btcturk Service

BTCTurk Crypto Currency

This website uses cookies to ensure you get the best experience on our website. By clicking "Accept", you agree to our use of cookies. Learn more

RSS Feed

RSS Feed


Processing feed: https://www.hurriyet.com.tr/rss/ekonomi

Hürriyet

İTO Firma Sorgulama İşlemi Nasıl Yapılır? İTO Şirket Ve Ünvan Sorgulama

Sun, 07 Jun 2026 20:55:00 Z

Gereksinim duyulduğunda gerçek ve tüzel kişiler İstanbul Ticaret Odasına kayıt yaptırabilmeleri söz konusudur. Sizin için ITO firma sorgulama işlemi nasıl yapılır? ITO şirket ve unvan sorgulama şeklinde belirlenmiş olan konu başlıklarını tüm ayrıntılarıyla derledik.

Proforma Fatura Nedir Ve Nasıl Kesilir? Proforma Fatura Nasıl Düzenlenir

Sun, 07 Jun 2026 20:55:00 Z

Bireyler yüklü miktarlarda mal aldıklarında bu malın ödemesini anında karşı tarafa yapamayabilir. Böyle durumlarda şirketler bireylere proforma fatura kesme ihtiyacı duyar. Birçok insan proforma faturanın gerekli olduğu durumları tam olarak bilmeyebilir. Bu konuda bilinçli olmak yapılan alışverişlerin sağlıklı yürütülmesi için önem arz etmektedir. Bu amaçla proforma faturanın ne olduğu, nasıl kesildiği, hangi alanda kullanıldığı ve nasıl düzenlendiği konularına dair detayları derledik.

Şirket Nasıl Kapatılır Ve Ne Kadar Sürer? Şirket Kapatma Masrafı Ve Gerekli Belgeler

Sun, 07 Jun 2026 20:55:00 Z

İşletmelerin ilk başta düşünüldüğü kadar başarılı olmaması, planlanan satışların yapılamaması ve giderlerin gelirlerden daha fazla olması gibi durumlarda pek çok işletme kapatılmakla yüz yüze gelmektedir. Ancak şirket kapatmanın da belirli prosedürleri vardır. Öyleyse şirket nasıl kapatılır ve ne kadar sürer, şirket kapatma masrafı ve gerekli belgeler nelerdir detayları ile derledik.

Dönen Varlıklar Nedir? Dönen Varlıklar Nelerdir

Sun, 07 Jun 2026 20:55:00 Z

Bir işletmenin bilançosunda bulunan ve para karşılığı olan değerlerin bütünün izlendiği hesaplar varlık hesapları olarak adlandırılır. Varlık hesapları duran varlıklar ve dönen varlıklar olarak ikiye ayrılır. Dönen varlıklar nedir? Dönen varlıklar nelerdir? İşte, merak edilen tüm detaylar.

Şirket Adres Değişikliği Nasıl Ve Nereden Yapılır? Şirket Adres Değişikliği İçin Gerekli Belgeler/evraklar

Sun, 07 Jun 2026 20:55:00 Z

Ticari işletmeler belirli nedenlere bağlı olarak iş yerlerini farklı bölge veya illere taşımalarından ötürü bazı kurumlara bildirim yapma yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bildirimlerin zamanında veya hiç yapılmaması idari yaptırım ile ticari işletmelerin karşı karşıya kalması sonucunu doğuracaktır. İş yeri taşınmak istendiği zaman Mersis sistemine kayıt yaptırılması gereklidir. Özellikle il dışında taşınma halinde sistem farklı bir ticaret sicil istemektedir. Şirket adres değişikliği nasıl ve nereden yapılır? Şirket adres değişikliği için gerekli belgeler/evraklar hakkında detayları derledik.


Processing feed: https://www.hurriyet.com.tr/rss/gundem

Hürriyet

Bakan Gürlek: Çocuk Koruma Kanunu kabul edilerek yasalaştı

Sat, 08 Aug 2026 22:40:55 Z

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çocuk Koruma Yasası'nın TBMM'de kabul edilerek yasalaştığını açıkladı.

Hopa açıklarında insansız deniz aracı alarmı... Valilik'ten açıklama geldi

Sat, 08 Aug 2026 22:27:57 Z

Artvin'in Hopa ilçesinde deniz üzerinde insansız deniz aracı görüldüğü yönündeki ihbar, ekipleri alarma geçirdi. Artvin Valisi Dr. Turan Ergün, Hopa açıklarında insansız deniz aracı olduğu değerlendirilen cisimle ilgili, "Endişe edilecek herhangi bir durum yok" dedi. Ergün, geçici olarak kapatılan kara yolunun kontrollü olarak yeniden trafiğe açıldığını, bölgede herhangi bir tahliyenin söz konusu olmadığını açıkladı.

Kayseri’de feci olay! 13. katta yangın çıktı, balkondan düşen ev sahibi hayatını kaybetti

Sat, 08 Aug 2026 22:24:00 Z

Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde bir binanın 13. katından henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangının çıktığı ikametin sahibi evinin balkonundan düşerek hayatını kaybetti.

Kuzey Marmara Otoyolu'nda hafif ticari araç tünel duvarına çarptı: 3 ölü, 1 yaralı

Sat, 08 Aug 2026 22:22:00 Z

Kocaeli Kuzey Marmara Otoyolu'nda sürücüsünün kontrolünü yitirdiği hafif ticari aracın, tünel duvarına çarpması sonucu 3 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.

Bakan Gürlek: ‘Suça sürüklenen çocuk’ yerine ‘adli süreçteki çocuk’ kavramı hukuk sistemimize kazandırıldı

Sat, 08 Aug 2026 22:18:41 Z

Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Göreve geldiğimiz ilk günlerden itibaren çocuklarımızı suçla özdeşleştiren kavram ve uygulamaları değiştireceğimizi ifade ettik. Bu kapsamda ‘suça sürüklenen çocuk’ yerine ‘adli süreçteki çocuk’ kavramını hukuk sistemimize kazandırılmış oldu” dedi.


Processing feed: https://www.sabah.com.tr/rss/ekonomi.xml

SABAH

Bakan Bolat'tan "Mekke Savunma Anlaşması" açıklaması: bölgemizde güvenlik ve istikrarı güçlendirecek

Sat, 08 Aug 2026 18:17:44 +0300
Bakan Bolat'tan Mekke Savunma Anlaşması açıklaması: bölgemizde güvenlik ve istikrarı güçlendirecek
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması'nın tarihi bir adım olduğunu belirterek, "Bu önemli anlaşma, bölgemizde güvenlik ve istikrarın...Devamı için tıklayınız

7 saatten 1 saat 45 dakikaya düşecek! İstanbul ve Ankara'ya ulaşacak YHT için tarih verildi

Sat, 08 Aug 2026 14:02:41 +0300
7 saatten 1 saat 45 dakikaya düşecek! İstanbul ve Ankara'ya ulaşacak YHT için tarih verildi
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Yerköy-Kayseri Yüksek Hızlı Tren Projesi'nde fiziki ilerlemenin yüzde 50'ye ulaştığını açıkladı. 2028'in ikinci yarısında tamamlanması hedeflenen hatla...Devamı için tıklayınız

KOSGEB'den girişimcilere 6,5 milyon TL destek! Bakan Kacır başvuru için son tarihi açıkladı

Sat, 08 Aug 2026 15:51:31 +0300
KOSGEB'den girişimcilere 6,5 milyon TL destek! Bakan Kacır başvuru için son tarihi açıkladı
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, KOSGEB'in COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı kapsamında girişimcilere 6,5 milyon liraya kadar destek sağlanacağını açıkladı. Programda son başvuru tarihi...Devamı için tıklayınız

Petrol fiyatlarını bekleyen iki senaryo! 3 dev kurum tahminlerini açıkladı

Sat, 08 Aug 2026 16:09:08 +0300
Petrol fiyatlarını bekleyen iki senaryo! 3 dev kurum tahminlerini açıkladı
ABD-İran görüşmeleri, Hürmüz Boğazı'nın geleceği ve küresel arz görünümü fiyatlamaları ile üst üste ikinci haftada kayıp yaşayan petrol fiyatları için iki senaryo ortaya çıktı. Fitch Ratings, Citi Group...Devamı için tıklayınız

Irak'ın petrol ihracatı yarı yarıya düştü

Sat, 08 Aug 2026 16:13:27 +0300
Irak'ın petrol ihracatı yarı yarıya düştü
Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hudayyir, Hürmüz Boğazı'ndaki sorunlar nedeniyle ülkesinin günlük petrol ihracatının yarı yarıya azaldığını açıkladı. Hudayyir, Irak petrolünün boğazdan geçişinin yeniden...Devamı için tıklayınız

Processing feed: https://www.sabah.com.tr/rss/gundem.xml

SABAH

Bakan Göktaş'tan suça sürüklenen çocuklarla ilgili düzenlemeleri içeren yasaya ilişkin paylaşım

Sat, 08 Aug 2026 23:32:00 +0300
Bakan Göktaş'tan suça sürüklenen çocuklarla ilgili düzenlemeleri içeren yasaya ilişkin paylaşım
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TBMM Genel Kurulunda kabul edilen "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ne ilişkin, "Attığımız bu adım,...Devamı için tıklayınız

Büyükelçi atamaları Resmi Gazete'de

Sun, 09 Aug 2026 00:14:44 +0300
Büyükelçi atamaları Resmi Gazete'de
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar hakkında karar, Resmi Gazete'de yayımlandı.Devamı için tıklayınız

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Turhan Çömez hakkında soruşturma başlattı

Sun, 09 Aug 2026 00:10:44 +0300
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Turhan Çömez hakkında soruşturma başlattı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez hakkında, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan resen soruşturma başlattı.Devamı için tıklayınız

Bakan Uraloğlu'nun yoğun mesaisi! A Haber ekibi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı'nın bir gününe eşlik etti

Sat, 08 Aug 2026 21:41:06 +0300
Bakan Uraloğlu'nun yoğun mesaisi! A Haber ekibi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı'nın bir gününe eşlik etti
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, dinamizmi, çalışkanlığı ve yoğun mesaisiyle tanınan bir isim. A Haber ekibi, Bakan Uraloğlu’nun bir gününe eşlik etti.Devamı için tıklayınız

Sağlık Bakanı Memişoğlu Tekirdağ’da hastane açılışını gerçekleştirdi

Sat, 08 Aug 2026 21:13:46 +0300
Sağlık Bakanı Memişoğlu Tekirdağ’da hastane açılışını gerçekleştirdi
Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde yapımı tamamlanan ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katıldığı törenle hizmete açıldı...Devamı için tıklayınız

Processing feed: https://www.milliyet.com.tr/rss/rssNew/ekonomiRss.xml

Milliyet

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Mekke Savunma Anlaşması bir ülkeyi hedef almıyor

Sat, 08 Aug 2026 20:25:47 Z

Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında dün imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"na ilişkin, "Gerçekten tarihi bir gündü. Cumhurbaşkanı'mızın (Recep Tayyip Erdoğan) liderliğinde yürüttüğümüz dış politikamızda, gerçekten uzun yıllardır hedeflediğimiz bazı köşe taşları var. Onlardan birinin gerçekleşmesiyle alakalı bir olaya tanıklık ettik." ifadesini kullandı.

Bölgede uzun yıllardır devam eden bir istikrarsızlık olduğuna işaret eden Fidan, savaşların, işgallerin, sürgünlerin ve yerinden edilmiş insanların, Türkiye'nin yakın doğusu ve güney doğusunda, dünyada genel olarak "Orta Doğu" ismiyle kabul görmüş coğrafyada, uzun yıllardır devam eden olaylar olduğunu dile getirdi.

İlginizi Çekebilir

Fidan, bu sistemsizliğin uzun yıllardır iktidarda bulunan AK Parti hükümetlerinin çok yakından takip ve analiz ettiği, bu sorunlara nasıl kalıcı düzenlenme getirilebilir diye düşündüğü bir husus olduğunu vurguladı.

Son birkaç yıldır bu konudaki görüşlerini daha da olgunlaştırarak pratikte ne türden adımlar atılabileceğine yoğunlaştıklarını dile getiren Fidan, ilk tespitlerin ardından bunların ilgili taraflarla paylaşıldığını ve nihayetinde somutlaştırılma aşamasına geldiklerini söyledi.

"BÖLGESEL SAHİPLENMEMİZİN ARTIRILMASI ÖNEMLİ"

Bakan Fidan, Türkiye'nin amacına dair "Bölgesel sahiplenmemizin artırılması önemli. Çünkü dışarıdan gelen hegemonlar, bölgedeki sorunları çözmüyor, daha da akut hale getiriyor, maliyeti çok yüksek oluyor. Bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini, kendi ekonomik istikrarlarını, kendi kalkınmalarını, kendi refahlarını, kendilerinin aslında garanti altına alıcı daha kurumsal noktalara gitmeleri gerekiyor." diye konuştu.

Türkiye'nin hemen hemen bölge ülkelerinin hepsiyle çok iyi ilişkileri olduğuna dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:

"Ama bunlar gerçekten konjonktüre, siyasi algılara, anlayışlara dayalı, her an değişebilen yapıda olan ilişkiler idi. Ama Türkiye'nin dış politikası uzun zamandır Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde aynı. Biz bunu daha kalıcı hale getirmenin daha faydalı olduğunu hep düşündük. 'Aradaki kardeşlik ilişkisi' dediğimiz veya 'ilişki' dediğimiz konuların daha yapısal, daha profesyonel, daha kendi kendine gidebilen bir noktada olması gerekiyor bütün bölgenin istikrarı için."

Fidan, Türkiye'nin bölgesel vizyonuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Bir bölgede aslında savunma ittifakına ihtiyaç var. Ülkeler birbirlerinin güvenliğinden emin olmadan üstüne ekonomik yapılar bina edemiyorlar. Bu tarihin de gösterdiği bir husus. Biz bunu Avrupa Birliği'nde de gördük. Amerikan güvenlik şemsiyesinin sağladığı atmosfer içinde Avrupa ekonomik toplumunun hayata geçtiğini, daha sonra bunun evrildiğini gördük. Burada da bölgedeki istikrarsızlıkların giderilmesi, en azından durdurulması ve daha büyük ekonomik ve sosyal entegrasyon sağlanarak bölge halkının refahının ilerletilmesi konusunda büyük bir irade var."

Bunun kolay bir iş olmadığını ve çok başında olduklarının bilincinde olduklarını dile getiren Fidan, bunun için bütün zihinsel ve kavramsal hazırlıkların ve planların bulunduğunu söyledi.

ANLAŞMA İÇİN 2 YILDIR HAZIRLIK SÜRECİ OLDU

Fidan, bunların kurumsal olarak nasıl hayata geçirileceğine dair çalışmaları da olduğunu belirterek, "Bunları yaparken ne türden sorunlarla karşılaşacağız, onları biliyoruz. Bunları tam 2 yıl 8 aydır ben ortaklarımızla, imza attığımız ortaklarla ve diğer bölge ülkeleriyle kesintisiz konuşuyorum. Cumhurbaşkanı'mız lider seviyesinde yaptığı görüşmelerde tabii hep gündeme getiriyor." diye konuştu.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın 2 yıldır hazırlandığına ilişkin soruya Fidan, "Tabii, bunun fikir düzeyinden kavrama, kavramdan anlaşma noktasına geçmesi." yanıtını verdi.

Bakan Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın teknik olarak NATO Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin 5. maddesiyle aynı olduğunu belirterek, "Zaten onun için bir güvenlik paktı kuruyorsunuz. Onun için nihai derecede bir ittifaka katılma kararı alıyor diğer ülkeler. Birbirinin koruyucu desteğinden faydalanmak için." dedi.

İmzacı ülkelere bir yükümlülük getirdiğine işaret eden Fidan, Türkiye'nin 1952'den itibaren NATO'da olduğunu ve uzun yıllardır NATO toplantılarına katıldığını söyledi.

Fidan, son NATO Zirvesi'nin Ankara'da yapıldığını anımsatarak, NATO'nun tarihinde bir veya iki defa ortak müdahale kararı alıp operasyona girdiğini ifade etti.

Bakan Fidan, "Bir; Afganistan'daki bir hususu destekledi, bir de Kosova'da destekledi. Onun dışında NATO'nun hazırlıkları, NATO'nun en büyük caydırıcılığı defensive pozisyonda bir caydırıcılık yeteneği geliştirmek. 'Sen, bana saldırsan ben hazırlığını yapmış, bu kadar büyük bir topluluğa sahip askeri gücüm. Benim gücümü test etme. Dolayısıyla ben saldırıya uğramıyorum. Benim bulunduğum coğrafyada siyasi, ekonomik ne kadar sorunu varsa hallederek kalkınıyor ve daha normal bir yolda gidiyor.'" diye konuştu.

Bunun önemli olduğunun altını çizen Fidan, bütün gelişmelerin önünü tıkayan şeyin şiddet, savaş ve gözyaşı olduğunu vurguladı.

"BİZ BİRBİRİMİZE ARTIK BUNDAN SONRA DAYANIŞMA HALİNDEYİZ"

Fidan, "Caydırıcılık gücünüzü artırıyorsunuz. İkinci bir hususta, bu türden ittifaklara girmenin yolu, bir dışarıya mesaj vermekten ziyade, bu ittifaka imza atan ülkeler birbirlerinin güvenliğine tehdit olmayacaklarını, aslında birbirlerinin güvenliğine tersine garanti olacaklarını ortaya koyuyorlar, taahhüt ediyorlar. Başlangıç noktası bu. Bir güvenlik ittifakına girdiğiniz zaman dışarıdaki bir aktöre karşı değil, içeride 'biz birbirimize artık bundan sonra dayanışma halindeyiz, birbirimizden diğerine zarar gelmez' meselesi." dedi.

Bunun önemli bir başlangıç noktası olduğuna işaret eden Fidan, daha sonra mevcut tehditlere göre çalışılması gerektiğini söyledi.

Bakan Fidan, "En çok merak edilen konu, saldırı durumunda hemen bir yükümlülük doğuyor mu? Bu yükümlülük nasıl işlevsel hale gelecek" sorusuna, "Anlaşma metnine bakıldığında orada genel taahhütler var. Bu genel taahhütlerin hangi pratikte ne şekilde hayata geçeceği her zaman için ifade ettiğim gibi tartışmaya ve ilgili kurulların karar almasına bağlı." yanıtını verdi.

Bir ülkenin bu konuda çağrıda bulunması gerektiğini söyleyen Fidan, yardımın keyfiyetini de ülkenin tanımlayacağını dile getirdi.

Fidan, şunları ifade etti:

"Der ki 'benim istihbarata ihtiyacım var, lojistiğe ihtiyacım var, mühimmata ihtiyacım var, olmadı, daha ileri safhada askeri ünitelere ihtiyacım var. Bunlar çok aşamalı, tehditin boyutuna göre değişen hususlar. Şu ana kadar yapılan çalışmalarda bizim ortaya koyduğumuz perspektif şu, şimdi bizim bir yapısal olarak bakanlar komitesi olacak. Aynı NATO'da olduğu gibi dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanının olduğu siyasi ve askeri komite var. Siyasi ve askeri komite, liderlerin ortaya koyduğu vizyonu, bu ittifak içinde karara bağlayan, çalışmaları yapan komite. Bunun ortaya koyduğu vizyonu hayata geçirecek bir genel sekreterlik olacak, bir teşkilat olacak."

"3 ÜLKE LİDERLERİ ARASINDA KONUŞULAN KONU, SAVUNMA SANAYİ İŞBİRLİĞİ"

Bunun önemli yapısal bir adım olduğunu vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:

"Biz burada imza attık, ayrıldık, yok. Bu Genel Sekreterlik daha sonra 3 ülke arasındaki bu savunma ittifakıyla ilgili konuları yakından takip edecek, alınan kararların uygulanmasını. Burada şu anda çalışmaya başlamadık, daha imzalar yeni atıldı. İlk komite toplantısından sonra muhtemelen bakanlar olarak liderlerin onayına sunacağımız hususlar, sekreteryanın kurulması, yapısı, işleyişi ve verilecek ilk ödevler olur.

Burada tabii çok fazla husus var askeri konular yani 'ortak çalışabilirlik' dediğimiz yani NATO'da 'interoperability' diye kavramsallaştırılan çok önemli bir husus var. Yani farklı ordu yapıları olan ülkelerin beraber bir arada iş görebilmesi, çalışabilmesi, karşılıklı eğitim, destek hususları, lojistik mevzuları, tehdit analizleri, istihbarat paylaşımı ve en önemlisi savunma sanayi alanlarında işbirliği. Dün en çok liderler arasında konuşulan konu, savunma sanayi alanındaki işbirliği ve buradaki teknolojilerden ülkelerin birbirinden istifade etmesi."

Bunun ciddi ve süreklilik gerektiren kurumsal bir iş olduğunu söyleyen Fidan, bunun kendi içinde artık otomatiğe bağlamış bir çalışması olacağını belirtti.

Fidan, "Ülkeler sıkıştıkça 'ya biz ne yapacaktık beraber' deme durumunda olmayacaklar. Bizim her zaman için yani vurguladığım husus, dış politikada veya herhangi bir konuda başarıyı rastgeleliğe bırakmamak gerekiyor, kurumsallaştırmak gerekiyor. Devamlı hale getirmek gerekiyor." ifadesini kullandı.

Belli menfaatler etrafında ülkelerin bir ittifaka yoğrulması gerektiğini söyleyen Fidan, "Bu 3 ülke, çekirdek ülke." dedi.

Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın caydırıcılık anlamında hedefinin ne olduğuna ilişkin soruya "Şu anda dediğim gibi biz yani bir herhangi yazıya çiziye bağlanmış, üstünde altına imza attığımız ortak tehdit diye bir husus yok. 'Biz artık birbirimizin güvenliğiyle yakından ilgileneceğiz' taahhüdünde bulunuyoruz. Bu bir başlangıç noktası." yanıtını verdi.

Bu konudaki tartışmaların "şu andaki savaş zemininin öncesinde" başladığına dikkati çeken Fidan, o dönemde İran-ABD/İsrail savaşının olmadığını ancak bölgedeki ABD'nin yeniden güvenlik endişelerini değiştireceğini, başka bir takım olayları ve Türkiye'nin kendi terörle mücadelesinin gündeme geleceğini ön gördüklerine işaret etti.

Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndaki ülkelere ilişkin "Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye dış politika tavırlarına baktığınız zaman yayılmacı politikaları olan ülkeler değil. Kendi sınırları içerisinde, kendi dertleriyle, kalkınmalarıyla meşgul, mümkünse de iyi ilişkiler ve komşuluklar yoluyla da bulundukları ortama pozitif katkı sağlamak isteyen ülkeler." ifadelerini kullandı.

Bu ülkelerin farklı tarz ve kapasitelere sahip olduğunu söyleyen Fidan, "Şimdi biz bu ülkelerle bir araya geldiğimiz zaman tabiatıyla savunmaya yönelik bir örgüt oluyoruz. Yani ofansif gidelim şurada da hep beraber şunu yapalım şunu edelim tarzında bir yaklaşım değil. Dolayısıyla bölgede ister bölge içinden ister bölge dışından saldırıya uğramadığı sürece bu ittifakın herhangi bir ülkeyle alıp veremediği olamaz. Ama bölgesel istikrara katkıda bulunmak için tabii ki ortaya koyduğumuz bu güç kompozisyonun yapıcı katkısı olacaktır." tespitini yaptı.

Fidan, bunun ileri taşınmasının sebebinin de bu olduğunu vurgulayarak İran'ın bu anlaşmanın "hedefinde olmadığına" atıfta bulundu.

Bakan Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndaki ülkelere saldırmayan ülkelerin "hedefte olmadığına" dikkati çekti.

Fidan, ittifakın hem hukuki açıdan hem de siyasi, stratejik açıdan çok mercek altına alınan bir husus olduğunu vurgulayarak, bu alanda herhangi bir sıkıntı olmadığını kaydetti.

Böyle bir anlaşmayı başka ülkelerinde yaptığına işaret eden Fidan, daha önce böyle anlaşmalar yapan NATO ülkelerinden örnekler verdi.

"TÜRKİYE SORUMLULUKLARININ BİLİNCİNDE"

Fidan, bunun NATO içinde yeni bir fenomen olmadığının altını çizerek, "Türkiye de tabii ki sorumluluk bilincinin farkında olan bir ülke. Biz hiçbir şekilde bu farklı coğrafyaları, farklı öncelikleri birbiriyle çatışır halde tutacak durumda değiliz." şeklinde konuştu.

Bunun yönetilmesi gereken bir alan olduğu tespitini yapan Fidan, Alman mevkidaşıyla yaptığı görüşmede de bunu dile getirdiğini anlattı.

Fidan, Türkiye'nin buradaki amacının bölgesel sahiplenmeye bağlı olduğuna işaret ederek Ankara'nın birçok stratejik lokasyonda ağırlığı olduğunu böyle bir girişimin Avrupa'da da yapılması gerektiği mesajını verdi.

Avrupa'yla da güvenlik mimarisinde neler yapabiliriz konusunda ciddi konuşmalar olduğunu aktaran Fidan, "Türkiye coğrafyası itibariyle Kafkaslar, Orta Doğu, Karadeniz, Akdeniz ve Balkanlar üzerinden Avrupa, daha geniş Avrupa coğrafyasına yönelik bir stratejik oryantasyonu var. Burada her bir stratejik havza için sizin bir perspektif geliştirip, bu perspektifleriyle gerilim alanları oluşsa da uyumlaştırmanız gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Fidan, bu konudaki tecrübeleri anlatarak Ankara'nın NATO'da Orta Doğu ile Kafkasya konusunda ayrı coğrafi koşullara sahip bir ülke olduğunu ve bunun analizinin yapıldığını kaydetti.

Türkiye'nin stratejik havzasının genişliğine değinen Fidan, her stratejik havzada birbirinden farklı pozisyonlar ve şartlar olduğunu aktardı.

Fidan, bunlara ilişkin güvenlik mimarisi ve ekonomik mimari geliştirmeye dikkati çekerek "Biz hegemon bir anlayışla gitmediğimiz için bunu bölge ülkeleriyle beraber yapmamız lazım. Kafkaslardaki anlaşma sonrası inşallah, şu anda ateşkes var, güzel işleyen bir ateşkes. Ermenistan ile Azerbaycan, kalıcı barış anlaşmasına doğru ilerliyorlar ve biz bunu destekliyoruz. Bunu desteklerken kafamızda bir güvenlik ve ekonomik mimari perspektifi var." diye konuştu.

Benzer bir oluşumun Kafkasya ve Orta Asya gibi bölgelerde de inşa edilip edilemeyeceğine yönelik soruya Fidan, "Bunlar gerektiği zaman inşa edilebilir. Zaman zaman ekonomiye daha fazla ihtiyaç olabilir. Ama Orta Doğu'nun en büyük problemi şu anda biliyorsunuz, karşılıklı savaşlar, güvensizlikler ve çatışmalar olduğu için güvenlik mimarisiyle başlamak gerekiyor. Avrupa'da da, bir güvenlik mimarisi arayışı var." diye yanıt verdi.

Fidan şunları kaydetti:

"Avrupa ile Orta Doğu güvenlik mimarilerinin Türkiye üzerinden uzun vadede hatta orta vadede uyumlaştırılması da mümkün. Bunun zihinsel ve düşünsel hazırlıkları aslında oturmuş durumda. Yani biz bu konuda senaryoları çalıştığımız zaman, çünkü Avrupa'da da çok fazla yayılmacı bir anlayış yok. Onlar da bulunduğumuz yerde bize kimse saldırmasınlar, biz ekonomimiz, kalkınmamız iyi olsun (ekonomide) rekabet edebilir durumda olalım algısında olan, bir devlet anlayışı var. Biz bu stratejik konumlandırmaların uyumlaştırılabileceğini açıkçası düşünüyoruz. Ama dediğim gibi ben her iki tarafla da hem Orta Doğu'daki hem Avrupa'daki ortaklarımızla çok uzun süredir tartıştığımız konular ağır ağır oluşa geliyor. Bunlar genel manada kabul gören hususlar ama pratikte hayata geçmesi zaman alıyor. Avrupa'daki dönüşüm daha uzun zamanlı bir dönüşüm olacak."

⁠MEKKE ANLAŞMASI

Suudi Arabistan’ın davetiyle 40 ülke genelkurmay başkanının Kızıldeniz’in güvenliğini konuştuğu toplantıya ilişkin Fidan, "(Suudiler) Aslında Dünya Ticaret Güvenliği açısından Babülmendep'in emniyeti açısından olayı gündeme getirdi. Yani Husilerle kendi olan ikili problemine 'gelin bana yardım edin' durumunu da getirmediler." dedi.

Fidan, bu konuda ticari veriler ve teknik detaylara girmek gerektiğini belirterek, "Biz daha önce de söylemiştik, şu anda İran körfezinde olan savaş ve mücadelede Hürmüz Boğazı'nın kapatılması bize enerji tedariki açısından direk çok fazla etkilenen bir durumu yok. Çünkü biz bunun boru hatlarıyla uzun yıllar içerisinde bir şekilde garanti altına almış durumdayız." diye konuştu.

Kızıldeniz ticaret havzasının kapatılmasının Türkiye'nin menfaatiyle doğrudan alakalı olduğunu belirten Fidan, "Dolayısıyla bizim buna askeri ilgi göstermemiz, yani uluslararası camia orada toplanmışken, burada nasıl bir tedbir alacağız diye durmuşken, gayet normaldi. Cumhurbaşkanımız da bu konuda gerekli onayları verdiler. Genelkurmay başkanımız gidiyor, toplantılara katılıyor. Yani buradaki güvenlik hani Türkiye'nin de büyük bir perspektifinin olması lazım." ifadelerini kullandı.

Fidan, Kızıldeniz'in hemen yukarıda Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz'e açıldığına işaret ederek, "Akdeniz'in en önemli ülkesi kim? Biziz. Büyük limanların olduğu, ticari hareketlerin olduğu Akdeniz'deki bütün kargo gemilerini bir yerden bir yere taşırken muhakkak durduğu liman. Yine biz dolayısıyla bizim oradaki bir oluşum üzerinde tabii ki söz sahibi olmak için var olmamız gerekiyor. Yani ondan daha normal bir şey yok." değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE'NİN "ARABULUCULUK" ROLÜ

Bu durumun Türkiye'nin arabulucu rolünü etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin bir soruya Fidan, şu yanıtı verdi:

"Rusya. NATO'ya karşı bir alerjisi var. Ukrayna'yla da savaşıyor. Türkiye'de bir NATO üyesi ülke. NATO'nun birçok ülkesi Ukrayna'yı destekliyor ama arabuluculuk yapmada bir şey yok. Bu biraz ülke olarak sizin nerede durduğunuz ve nasıl iş yaptığınızla alakalı. Burada siyasal liderliğiniz, yani Cumhurbaşkanımıza herkesin güveni bu noktada son derece tam. Ben burada bir sıkıntı olacağını açıkçası görmüyorum. Taraflar bu noktada bir arabulucuya ihtiyaç duydukları zaman, uygun arabulucunun Türkiye olduğuna inandıklarında Türkiye'nin bu işin üstesinden gelmemesi için hiçbir sebep yok. Burada ben bir sıkıntı görmüyorum."

⁠SUUDİ ARABİSTAN-İRAN GERİLİMİ

Fidan, zaman zaman kendisine "Suudi Arabistan-İran geriliminden siz nasıl etkileneceksiniz?" diye sorulduğunu kaydederek, "(Suudilerin) İran'la ilgili yani biz İran'la savaşalım, İran'ı yok edelim, İran'da şunu yapalım, İran'da bunu yapalım gibi bir stratejileri ve niyetleri yok. Bu konuda daha farklı düşünceleri var. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda devam eden şiddetin bir an önce durmasını, Amerikalılara yaptığı en büyük telkin ki son birkaç gün önce de biz Mekke'deyken de Sayın Muhammed bin Salman anlattı bunu, Sayın Trump da yaptığı görüşmede de yani bu savaşın bir an önce durmasını, askeri müdahalenin, hiçbir şekilde İran'a yönelik askeri müdahalenin çözüm olmadığını konuşma yoluyla, anlaşma yoluyla bu meselenin halledilmesi konusunda bir duruşları var." dedi.

Ne kadar müttefik sahibi olunursa olunsun bölgedeki herhangi savaşın ülkeleri zarar görmekten alıkoymadığını vurgulayan Fidan, "Ama tabii ki saldırı görmeyecek kadar caydırıcı olmanız gerekiyor. Ama sorunların farklı türden yönetilmesi gerekiyor. Şimdi Suudi Arabistan meselesi, aslında Suudi Arabistan ile İran problemli olduğu için aralarının açıldığı bir konu değil. Amerika ve İsrail de bunların arası problemli olduğu için bir noktada sorun oraya çıktı." diye konuştu.

Fidan, İranlı muhataplarıyla bunları konuşup konuşmadığının sorulması üzerine, "İki yıldan fazladır biz bölgede bunu konuşuyoruz. İranlılarla da bunları konuştuğumuz dönemler oldu. Yani İran bölgede kendi sorunlarını çözdüğü zaman, bölgenin yapıcı politikalarına katkıda bulunmaya, o kolektif alana girilmesi gerektiği zaman, onların da bu rolüne ihtiyaç var. Biz onu her zaman söylüyoruz yani İranlılar bu konunun yabancısı değiller." yanıtını verdi.

Tecrübelerden ders alınacağını ifade eden Fidan, “En iyi uygulama örnekleri dediğimiz ‘best practice’ dediğimiz, NATO dışında şu anda kalıcı büyük savunma organizasyonu pek yok. Bu da muazzam bir tecrübe oraya koyuyor. Buradaki örnekler tabiki ortaya koyulacak.” dedi.

Fidan, siyasi ve askeri düzeyde stratejik kararların alınması için bakanlar komitesi, savunma bakanları komitesi olduğunu hatırlatarak, bu komitenin birleştirildiğini anlattı.

Bakan Fidan, “Bir tane stratejik politik ve askeri komite kuruldu. Burada dışişleri bakanı, milli savunma bakanı ve genelkurmay başkanı var.” ifadesini kullanarak, bu komitenin alacağı kararların liderlerin vizyonu çerçevesinde olacağını kaydetti.

Senenin belli süreçlerinde toplanması gerektiğini ifade eden Fidan, “Bir sekretarya var kurumsal bir durum. Bir genel sekreterlik kurulacak. Bunun yapısı kuruluşu işleyişine ilişkin detayları ilk toplantımızda muhataplarımızla görüşeceğiz. Sekretarya’nın merkezi Suudi Arabistan’da olacak. O şekilde kararlaştırdık. Daha sonra kurulacak diğer üniteler nasıl olacak kendi aramızda karar vereceğiz.” diye konuştu.

Fidan, tatbikatların ve eğitimlerin olacağını aktararak, bunları yapmadan ortak çalışılabilirliği, ortak hareket edilebilirliğin ortaya koyulamayacağını belirtti.

Bakan Fidan, “Çünkü bir müddet sonra şunu göreceksiniz, ortak muharebe senaryosunda kendinizi bulduğunuz zaman sizin silah sistemleriniz, haberleşme sistemleriniz birbiriyle nasıl konuşacak, nasıl uyumlaşacak bunlar önemli konular. Sekretarya kurulduktan sonra yapılacak işler bunlar. Bunlara ilişkin standartlar geliştirmesi gerekiyor. Analizler, tahliller o ayrı bir konu. Yapacak çok işleri var, NATO’da biliyorsunuz büyük bir NATO Genel Sekreterliği var Brüksel’de.” dedi.

Askeri karargahın da bulunduğunu anımsatan Fidan, bunların çok büyük yapılar olduğunu, NATO’nun devasa büyük bir askeri ittifak olduğunu anlattı.

MEKKE ANLAŞMASINA ÜÇÜNCÜ ÜLKELERİN KATILMASI

Mekke Anlaşmasına katılmak isteyen, adını vermek istemediği başka ülkeler de olduğunu ve anlaşmayı oluştururken bu husus üzerinde karar vermekte zorlandıklarına işaret eden Fidan, "Diğer ortaklarımızın ağırlıklı tercihi bu anlaşmadaki ilgili maddeyle de ifade edildiği gibi üç ülke kurucu çekirdek ülke olsun. Prensipleri, standartları ve yani bu yapının bekasını belirlemede aktif rol oynasınlar. Ama bu çekirdek ülkelerinin onayıyla da diğer ülkeler buraya katılsınlar. Cumhurbaşkanımızın vizyonunda zaten bizim üç ülkeyle sınırlı kalmamamız daha da büyümemiz." diye konuştu.

Fidan, Mekke Anlaşması hakkında, "Bu bölgeye kalıcı istikrarı getirecek en önemli adım. Bakın bu bölge son 100 yıldır Osmanlı'nın bölgeden çekilmesinden beri istikrarsızlıkla anılan bir bölge. O veya bu şekilde. Ama artık bölge ülkeleri yani kendileri bir araya gelerek kendi sorumluluklarını üstlenerek bir önemli adımlar atıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Pakistan'ın da coğrafi konumuna bakıldığında klasik Orta Doğu tanımının da ötesine gidildiğini belirten Fidan, "Yani bu daha geniş bir bölgeden biz olaya bakıyoruz. Bu da önemli bir husus bizim açımızdan." dedi.

Fidan, İttikafın isminin şu anda "Mekke İttifakı" ya da "Mekke Savunma İttifakı" olduğunu belirterek, kesin ismin zamanla oturacağını söyledi.

MISIR İLE BÖLGESEL DÖRTLÜ

Mısır'ın da olduğu bölgesel dörtlünün çok önemli bir siyasal platform olduğunu ve var olmaya devam edeceğini vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:

"Mısır da zaten bizim doğal bir ortağımız bütün meselelerde, ben bir sonraki aşamada Mısır'ın da bizim aramızda (ittifakta) olacağına inanıyorum. Zaten şu anda ittifak üyesiymiş gibi davranıyoruz birbirimize, bütün ülkelerle ilişkiler öyle. Orada birkaç tane teknik husus var. Bunlar hayata geçildiği zaman Mısır'ın da olmaması için hiçbir sebep yok. Ama bölgesel dörtlü önemini koruyor. Mısır önemli bir ülke, bu konuda ne Pakistan'ın ne Suudi Arabistan'ın bir görüş ayrılığı yok."

Fidan, ABD-İran krizinde herkesin üzerinde çalıştığı en önemli önceliğin Hürmüz Boğazı'nın açılmasını sağlayacak bir uzlaşmanın sağlanması olduğunu belirterek, İran ve ABD arasında 14 Haziran'da Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ilk aşamasında ABD'nin İran'a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın bu stratejik su yolundan geçişlerden "60 gün boyunca" ücret almayacağının kararlaştırıldığını anımsattı.

Bu konudaki tekliflerin olgunlaşarak bir noktaya geldiğine değinen Fidan, Umman ile İran arasındaki prosedür üzerinde tamamıyla mutabık kalınması neticesinde bir sonuç elde edileceğini ve buna yakın olunduğu kanaatini dile getirdi.

Fidan, "İran'ın içerisinde zaman zaman karar alma süreçlerinin uzayabildiğini de görüyoruz, anlaşılabilir nedenlerden dolayı. Liderliğin içerisinde bulunduğu durum, güvenlik tehdidi, ulaşılabilirlik de önem taşıyor." diyerek, bölge ülkeleri, ABD, Avrupa ve Asya ülkelerinin bu boğazın bir an önce açılmasını talep ettiklerine işaret etti.

"Biz Türkiye olarak taraflarla konuşuyoruz. Olayda tıkandığını düşündüğümüz yer varsa, açılmasına çalışıyoruz." ifadesini kullanan Fidan, tarafların birbiriyle direkt görüştüğünü ve bu konuda bir sıkıntı yaşanmadığını vurguladı.

Fidan, tarafların, mevcut şekilde Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin nasıl düzenleneceği meselesini görüştüğünü belirterek, "Belki bir iki tane boğazda sınırı olan ülkelerden ilave bir iki katkı gelebilir." dedi.

"İSRAİL'İN EN ÇOK KORKTUĞU ŞEY, ULUSLARARASI İZOLASYON"

Fidan, Gazze Barış Planı'nda ikinci aşamaya geçilmesi için en önemli hususun belli şartlar karşılığında Hamas'ın silahları bırakması olduğunu hatırlatarak, "İsrail, buna başlamakta tereddüt etti. Biz, İsrail'in stratejilerini çok iyi biliyoruz. İsrail, belli konuları Hamas'ın ve Filistinlilerin diplomatik olarak çözebilecek kabiliyette olduğunu hiçbir zaman için düşünmedi. Dolayısıyla bu konularda böyle bir tavır içerisinde oldu. Çözüldüğü zaman hep bir sonraki noktaya erteledi." diye konuştu.

İsrail'in Hamas'ın teklifi kabul etmesinden yaklaşık 4-5 saat sonra 18 kişinin şehadetiyle sonuçlanan bir saldırıya imza attığını anımsatan Fidan, "Bu, İsrail'in hep yaptığı bir şey ama artık bu konuda hiç kimsenin İsrail'i destekleyecek bir cümlesi bile yok. Yani en fazla İsrail'i destekleyen siyonist odaklar bile söz konusu bu şey olduğu zaman destekleyemiyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Filistinlilerin Hamas'ın uyguladığı, "Filistin halkının varoluşunu kendi varoluşunun önüne alan" yaklaşımı ödüllendireceği görüşünde olduğunu dile getirdi.

İsrail'in temel hedefinin; Gazze'yi Filistinsizleştirmek olduğu sürece bu tür oyunlara başvurmaya devam edeceğini vurgulayan Fidan, bunun önüne geçilmesi için siyasal mobilizasyonun kesintisiz devam ettirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Fidan, İsrail'in en çok korktuğu şeyin, uluslararası izolasyon olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugüne kadar elindeki çok geniş imkanlarla ki bu başka ülkelerde bulunan imkanlar, onları kullanarak bir illüzyon oluşturdu dünyada. Bu illüzyonun üzerine inşa ettiği bir siyasal pratik var, şartlar ne olursa olsun sürekli İsrail lehine çalışan. Yani soykırım yapıyor, onda bile bir şey olmayabiliyor. Ama bütün dünya, kendi vicdanı ile 'oluşturulan ilüzyon' arasındaki şeytani farkı artık görüyor.

Bunun sıradan bir yanılsama veya bir hatadan dönme olmadığını ve giderek aslında bir bağımsızlık mücadelesine dönüşmesi gereken bir husus olduğunu, dünyanın aslında bir ahtapotun kolları gibi böyle bir bilgi ve enformasyon ve ilüzyon hareketiyle insanların zihninin birçok noktada şekillendirildiğini, bunun çok katmanlı, çok pratik, çok sistematik bir hareket olduğunu biz biliyoruz aslında yani siyasal şuurlu, farkındalığı yüksek olan, bu coğrafyada yaşayan insanlardan haber değil bu. Biz bunun hep farkındayız."

Ancak dünyanın geri kalanı için bunun "büyük bir haber" etkisi yaratttığını kaydeden Fidan, "Şu anda farkındalık arttıkça artık izolasyonun da daha fazla olacağını görüyor. Burada yeni bir hikaye çıkartılır, yeni bir provokasyon çıkartılır, yeni bir anlatı çıkartılır. Bunlara karşı da hazırlıklı olmak gerekiyor ama işleri artık eskisi bir kolay değil." diye konuştu.

KARADENİZ'DE SEYRÜSEFER GÜVENLİĞİ

Karadeniz'de Türk gemilerini etkileyen saldırılar hakkındaki soru üzerine Fidan, şunları söyledi:

"Uyarılarımız maalesef çıkıyor. Savaşın yaygınlaştığı alanlardan biri de Karadeniz'in tamamı oldu. İlk önce askeri limanları, askeri gemileri vuruyorlardı; şimdi ticari bütün gemileri vuruyorlar ayrım yapmadan. Maalesef burada Türk gemileri; Türk sahipli veya Türk bayraklı gemiler de nasibini alıyor."

Fidan, yabancı bayraklı ve Türk sahipli; yabancı bayraklı, yabancı sahipli ama Türk tayfaların çalıştığı gemilerin de hedef alınabildiğine işaret ederek, bunların hepsini yakından takip ettiklerini aktardı.

Diğer hedef alınan gemilere nazaran Türk gemilerinin sayısının orantısal olarak daha az olduğunu ancak yine de bu hususun kendilerini endişeye sevk ettiğini söyleyen Fidan, "Bu konuda Cumhurbaşkanımıza da arz ettiğimiz birkaç tedbirimiz var. Onları hayata geçiriyoruz." dedi.

Fidan, "İki tarafa da biz bu konuda bir moratoryum ilan edilmesiyle ilgili bir mekanizma kurulması konusunda çağrımızı ilettik. Ukraynalıların bu konuda bir talebi de vardı zaten. Biz bunu Rus mevkidaşlarımıza da ilettik. Bu konudaki şeyi bekliyoruz." diyerek, her iki tarafın da birbiri için önemli olan lojistik tesisleri hedef aldığına ve bunun çok tehlikeli olduğuna dikkati çekti.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sivil alanda yayılmasına değinen Fidan, savaşan tarafların ellerinde birbirlerine karşı kullanabileceklerini düşündükleri askeri imkanlar olduğu sürece kolay kolay taviz verici adımlar atmadığının başta ABD olmak üzere ara bulucular tarafından görüldüğünü belirtti.

Fidan, ara bulucuların işini kolaylaştıracak durumun, tarafların taviz vererek ortada buluşması olduğunu söyleyerek, "Ama kimsenin taviz vermediği bir yerde savaş, kendi taviz alanı kendi oluşturana kadar şiddeti artarak devam eder. Maalesef şahit olduğumuz da bu." dedi.

"İki taraf da artık birbirini tamamıyla yıprattığı zaman, 'artık bir masa etrafına gelelim ve barışalım' zihni oluşacak diye bekliyorlar." diyen Fidan, müzakerelerin çok zirvede olduğu bir noktada savaşın "cephede yıpratma savaşı" denilen noktaya geldiğini hatırlattı.

Fidan, yıpratma savaşı döneminde cephedeki askerlerin ilerleme kaydedemeden dron ve toplarla birbirini öldürdüğüne, bölgelere sürekli para ve asker aktarıldığına işaret ederek, şöyle devam etti:

"Bu yıpratma savaşının tam optimum yerinde ara bulucu olarak devreye girdiğimizde bir uzlaşı zemini ortaya çıkmıştı. Orada, Donetsk bölgesindeki Rusların alamadığı, geçen sene yüzde 24-25 dedikleri, bu sene yüzde 15 dedikleri ölçekteki bir toprak alınamadığı için taraflar anlaşmaya bir türlü varamadılar."

Müzakereler sonuç vermeyince yıpratma savaşının sivil hedefleri de içine alacak şekilde bir yok etme savaşına dönüştüğünün altını çizen Fidan, "Bu yok etme, cephedeki yıpratma, cephe gerisindeki yıpratmaya dönüştüğü zaman konu; bir savaşı, bir cephedeki bir muharebeyi kaybedip kaybetmeme meselesi değil; millet olarak var olup olmamayla alakalı bir konuya gelir. Elinizdeki en son imkan neyse, bu sefer onu kullanırsınız." ifadelerini kullandı.

AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz'ün "Rusya'nın elindeki en son imkanın ne olduğunu biliyoruz. Ona doğru mu gider bu iş? Analiz olarak." sorusu üzerine Fidan, yok etme savaşı daha da büyürse "Rusya'nın elindeki son imkanı" kullanabileceğine işaret etti.

Fidan, "Bunu Rusya'da da ziyaretim esnasında muhataplarımızla görüştüğümüzde, bu konu gündeme gelir gibi oldu, 'çünkü halk artık böyle bir şey talep ediyor.' diye. Bunu Batılılara da söyledik, Batılılar da biliyor." dedi.

Bunun tehlike teşkil ettiğini ve uluslararası toplumun araya girerek savaşı durdurması gerektiğini vurgulayan Fidan, olmaz denilen her şeyin olduğunu; savaşın, coğrafya, hedef ve metot bakımından yaygınlaştığına ve daha üst seviyeye çıkabileceğine dikkati çekti.

Avrupalıların, Rusların, Amerikalıların ve Ukrayna'nın savaşa ilişkin algı ve bulgularının farklılıklar taşıdığını söyleyen Fidan, "savaşın sona ermesi her türlü maslahatın üstündedir" anlayışının henüz oluşmadığını vurguladı.

Fidan, belli tarafların "Ben bu savaşı bu haliyle bırakırsam, benim savaşın devam etmesinden olacak kaybımdan daha fazla kaybım olacak." düşüncesine sahip olduğunu ve savaşı bu şekilde bırakmamak istediğini belirtti.

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" SÜRECİ

Fidan, "Terörsüz Türkiye" sürecinin başarıyla nihayete ermesi için önemli aşamalardan birinin söz konusu çerçeve yasanın kabulü olduğunu vurguladı.

Kamuoyunun bu konuda zaman zaman endişe duyduğuna dikkati çeken Fidan, "Bu çerçeve yasanın çok iyi yazılmış, garanti altına alıcı hükümleri var. O açıdan güzel bir dili, mekanizması var. O da nedir? Yani örgüt kendi silahlarını bırakmadan, imkan ve kabiliyetlerinden vazgeçmeden bu yasanın sağladığı hususlardan yararlanamayacak." ifadelerini kullandı.

Örgütün büyük reformların yapıldığı 2013'te barışçıl yola evrilmesi gerektiğini belirten Fidan, şunları kaydetti:

"Normalde aslında en son demokratik reformların yapıldığı günden itibaren bunun hayata geçmesi gerekiyordu 2013'te. Biliyorsunuz yani büyük reformlar yapılmıştı. Kimlikle ilgili sorunların hepsinin ortadan kalktığı dönemden itibaren aslında örgütün bu barışçıl yola evrilmesi gerekiyordu. Fakat o zaman, tabii zaman zaman da konuştuk, birtakım bölgesel ve uluslararası değişimlerin ve dengelerin kendi lehlerine çalışacağını düşündüler. Bazıları da farklı şeyler söylediler. Sonuçta ondan istifade etmediler.

13 yıl sonraki gelinen bu aşamada artık bölgesel konjonktürün de küresel konjonktürün de çok fazla lehine olmadıklarını görüyorlar. Türkiye'deki bu demokratik ortamın, herkesin lehine çalışan bu ortamın aslında bir parçası olmaları gerekiyor. Yani (örgüt tarafından) yapılan şeyler, Kürtlerin faydasına olan hususlar değil. Yani daha fazla ekonomik kaybın, daha fazla istikrarsızlığın, daha fazla endişenin oluşmasına katkıda olan bir eylem tarzı. İnşallah uzatılan eli bu sefer tutarlar. Ama ifade ettiğim gibi; yasanın amir hükümleri gerçekten iyi mekanizmalar kurmuş, teyit mekanizmaları var, kurulları var. Yani o konuda müsterih olabilirler."

Türkiye için Kıbrıs'ta çözümün ne olduğu, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti ve yapılan görüşmelerden nasıl bir sonuç çıkacağına ilişkin soruya yanıt veren Fidan, "Bizim için çözüm, şu anda esas itibariyla iki devletli çözümün tanımasıdır. İdeal çözüm bu. İdeal çözüm, iki devletli çözümün hayata geçmesi. Yani Rumların da Türklerin de kendilerine ait devletlerinin olduğu bir yapı ve bu iki devletin de adada birbirleriyle barış ve huzur içerisinde yaşamaları, hem adanın refahına katkı hem de bölgesel barışa ve istikrara katkı içerisinde bulunmaları. Bizim durduğumuz yer bu." değerlendirmesini yaptı.

Fidan, Guterres'in genel sekreterlik süresince insanlık onurunu hep öncelikli şekilde ele alan bir yönetim anlayışı olduğunu belirterek, gerek Filistin meselesinde gerek başka konularda her zaman için doğrunun yanında durmaya çalıştığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Guterres'in şahsiyetine güvendiğini kaydeden Fidan, "Burada da ortaya konan inisiyatiflerde biz adil olunması gerektiğini düşünüyoruz." dedi.

Bakan Fidan, 1960 anlaşmasıyla kurulan Kıbrıs devletinin Avrupa Birliği'nin 2004'te üye kabul ettiği Kıbrıs devleti olmadığını belirterek, "Şimdi geldiğimiz noktada Rum kesimi bütün Kıbrıs'ı temsil eden bir devlet olarak tanınıyor. Ama kuzeyde yaşayan Türkler bu noktada ihmal ediliyor." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik alanında KKTC'nin güvenliğini sağladığına işaret eden Fidan, "Biz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni egemen ve bağımsız devlet olarak kabul etmişizdir. Tamam, tek kabul eden biziz. Ama bu bizim durduğumuz yeri değiştirecek bir husus değil." değerlendirmesini yaptı.

"RUM KESİMİ HİÇBİR ZAMAN TÜRKLERLE EŞİT GÜÇ PAYLAŞIMINA GİTMEYECEK"

Fidan, öte yandan 2004 Annan Planı ve daha sonra Crans-Montana süreçlerinde iki toplumun eşitliğine dayalı bir yapı arayışına dönemin Cumhurbaşkanı Erdoğan destek verdiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Biz hep şunu gördük, yani Rum kesimi hiçbir zaman için Türklerle eşit güç paylaşımına, otorite paylaşımına, refah paylaşımına, devlet paylaşımına gitmeyecek. Bu iki iki daha dört kesinliğinde bir konu. Adamın elinde şimdi bir devlet var, Avrupa Birliği'ne üye olmuş. BM'de temsil ediliyor, bütün menfaatlerden o yararlanıyor, şimdi bunu gidip bir başkasıyla paylaşacak. Bunun yalan olduğunu kendileri de biliyor, biz uluslararası topluma sorduğumuz zaman onlar da biliyor. Böyle bir yalanı devam ettirmek rasyonel bir şey değil." ifadelerini kullandı.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) izolasyonlarına işaret eden Fidan, "Rum kesimi kendi devlet olmaktan kaynaklı haklarını Kıbrıs Türklerinin uluslararası toplum tarafından gelebilecek bütün menfaatlerini engellemede kullanılıyor. Ticarette, ulaşımda, bütün bunları engelliyor." ifadelerine yer verdi.

Fidan, Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili bir teklif geldiği zaman öncelikle bu teklifin kimden geldiğine baktıklarını ve eğer Guterres'ten geliyorsa bunu dinlediklerini söyledi.

Kıbrıs Türklerini içine alan her türlü diyalog ortamını desteklediklerinin altını çizen Fidan, Kıbrıs Türklerinin neden devlet kurduğunun ve haksız izolasyonlara maruz kaldığının yeni jenerasyona iyi ve tekraren anlatılması gerektiğini dile getirdi.

"ADANIN KUZEYİNDE GÜNEYİNDE SUYA, ENERJİYE, ELEKTRİĞE, TURİSTE İHTİYAÇ VAR"

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "belli menfaatlere ulaşmak için kalıcı çözümleri beklemeye gerek olmadığı" yönünde bir yaklaşım geliştirdiğini belirterek, "Adanın kuzeyinde güneyinde suya, enerjiye, elektriğe, turiste ihtiyaç var. Bunlar için ortak projeler, ortak çalışmalar yapılabilir. Biz bunu Sayın Genel Sekreter'e de ifade ettik. Yani bu iki taraf arasında güven artırıcı önlemler konusunda değerlendirilebilir." değerlendirmesini yaptı.

GKRY’nin KKTC’ye yönelik engellemelerine gerekli yanıtların verildiğini kaydeden Fidan, bunların aşılması gerektiğini vurguladı.

Bakan Fidan, "Onun için ama biz ne yapıyoruz buna mukabil. Biz de Rum kesimini devlet olarak tanımıyoruz. Yani sen Kıbrıs Türkünün hakkını tanımazsan ben de senin devlet varlığını tanımam. Çünkü sen 1960'ta kurulan devlet değilsin. Bunu herkes biliyor. Dolayısıyla bizim tanımamamız da son derece meşru." ifadelerini kullandı.

Bunun da beraberinde Rum kesimine birtakım dezavantajlar getirdiğini kaydeden Fidan, "Aslında uzun vadeye bu konuları bırakıp her iki tarafında legal pozisyonlarını değiştirmeden ortak bir güven inşa edecek menfaat adımları atması mümkün. Bunu da biz çok cesurca yaratıcı fikirlerle karşı tarafa söyledik." diye konuştu.

Bakan Fidan, "Türk birliklerinin orada olması statükoyu hiç değiştirmedi. 50 yıldır statüko aynı. Bu şu demek, adadaki istikrar, barış tek bir sebepten dolayı oluyor. Türk askerinin adada var olmasından dolayı." değerlendirmesinde bulundu.

"Bu adanın olmazsa olmazı mıdır?" sorusu üzerine Fidan, "Bu şartlar altında. İki tarafında kalıcı bir anlaşmaya rıza göstermediği şartlarda. Çünkü şunun önüne geçemezsiniz. Rumlar adanın tamamı bana ait diyor. Şimdi sen elindeki bu ezici imkanları Türklere karşı kullanırsan kim Türk'ün yardımına gelecek? Yine biz gideceğiz. Dolayısıyla bunun kalıcı bir çözüme bağlanmadığı bir yerde, şartların aynı şekilde durduğu bir yerde, denklemde bunun değişmesini bekleyemezsiniz, değişmez de." yanıtını verdi.

"ASEAN BÖLGESİYLE ÇOK YAKINDAN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Bakan Fidan, dış politikayı sürekli kurumsal ve yapısal şekilde yürütmeye çalıştıklarını belirtti.

Türkiye'nin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Diyalog Ortağı olarak kabul edilmesine değinen Fidan, bu konunun son 3 yıldır üzerinde çalıştıkları konulardan biri olduğunu aktardı.

Fidan, 11 ASEAN ülkesi ile diyalog ortaklığı yapan 11-12 tane de dünyanın en büyük ülkesi olduğunu belirterek, ASEAN ülkelerinin 700 milyon nüfuslu ve oldukça siyasi olarak "nötr durumda" olan ama ekonomiye kalkınmaya ve pazara odaklanmış olan ülkeler olduğunu dile getirdi.

Bölgede Kamboçya-Tayland arasındaki sınır anlaşmazlığı dışında pek sıkıntı olmadığına dikkati çeken Fidan, bölgede büyük bir ekonomik imkan ve verimliliğin olduğunu ve Türkiye'nin bu konuda arayış ve çalışmalarının olduğunu söyledi.

Fidan, bölge ülkelerinin hepsinde Türk büyükelçilikleri açtıklarını hatırlatarak, Türk iş insanlarının bölgede faaliyet ve yatırımlarının olduğunu aktardı.

Fidan, şöyle devam etti:

"Rusya'nın, Amerika'nın, Çin'in, İngiltere'nin, Fransa'nın, Kanada'nın olduğu bir yerde Türkiye ekonomisinin yapısal ortak olmaması kabul edilebilir bir şey değildi. Moratoryum ilan etmişlerdi. Yani ASEAN ülkeleri biz zaten kendimiz azız. Bir de diyalog ortaklarımızla yürütebileceğimiz kapasite imkanlarımız şeklinde. Dünyadan çok fazla talep vardı. Bunlar epey bir süre önce moratoryum ilan etmişlerdi yeni diyalog ortağı kabulüne ilişkin. Ama bizim ısrarlı ve sistemli çalışmalarımızın neticesinde çok şükür bu da hayata geçti. Bundan sonra ASEAN bölgesiyle çok yakından çalışmaya devam edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde yürüttükleri dış politikada, klasik alanlarının çok ötesine giderek, ticari, ekonomik ve sosyal-siyasal ilişkileri geliştirme politikalarının çok sistemli gittiğine dikkati çeken Fidan, Afrika ülkeleriyle, Latin Amerika'da da, Asya-Pasifik'te de bu şekilde çalıştıklarını söyledi.

Fidan, "Şuna saplanmıyoruz. Eskinin hatası oydu dış politika yapımının. Yakın bölgenizde olan ateş sizi o kadar içine alıyor ki tarihin aktığı başka yerleri ister istemez pas geçiyorsunuz. Şimdi zihinsel olarak da yapısal ve kurumsal olarak da farklı krizleri aynı anda yöneten imkan ve kabiliyetleri krizleri ve imkanları aynı anda görüp yönetecek zihne ve kurumsal yapıya sahip olmak gerekiyordu. Bizim de yaptığımız o." ifadelerini kullandı.

Orta Doğu'da uğraştıkları bir krizin, Asya Pasifik'teki bir menfaate ulaşılmasında kendilerini alıkoymaması gerektiğini dile getiren Fidan, Türkiye'nin dış politikada zihinsel olarak belli yere hapsolmadığını, kurumsal olgunluk, zihinsel farkındalık ve diplomatik ustalığa sahip olduğunu belirtti.

"AK PARTİ'NİN ORTAYA KOYDUĞU BU VİZYONUN İNKITAYA UĞRAMADAN DEVAM ETMESİ GEREKİYOR"

Fidan, hem bölgenin hem dünyanın karşılaştığı hayati sorunlara karşı Türkiye'nin saygın bir aktör olarak çok büyük yapıcı katkıları olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bu aslında bir noktada AK Parti'nin dış politikasının da bir tarihi. 25 yıl önce AK Parti kurulduğu zaman şöyle bir dünya vardı; Soğuk Savaştan yeni çıkmış, Soğuk Savaş sonrası döneme hazırlanmaya çalışan bir zihinsel algı arayışında olan bir dünya. Ortaya çıkan yeni dünyayı iyi okuyan, iyi anlayan ve Türkiye'nin buradaki yerini iyi konumlandıran, sadece hamaset, hedef ve ideoloji olarak değil, var olan realiteyi de iyi okuyacak bir kadroya ve zihne ihtiyaç vardı."

AK Parti'nin Türkiye’nin geçmişteki hatalarından ders çıkartarak, bugünün şartlarını iyi değerlendirerek ve milletin stratejik kültürünü, emellerini, ruh halini de hesaba katarak oluşturduğu bir formülasyon olduğunu belirten Fidan, şunları kaydetti:

"Türkiye, Soğuk Savaş dönemindeki dış politikadaki rahatlığını hissettiği otomatik pilot durumdan çıkmak zorunda kaldı. Dostun, düşmanın, ittifakların, her şeyin değiştiği Soğuk Savaş sonrası dönemde artık otomatik pilot değil, serbest modda, manuel modda gitmeniz lazım. Orada da kaptan önemli. Milletimizin en büyük buradaki avantajı da Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) bir lider olarak ortaya çıkması." diye konuştu.

Fidan, geçmişten gelenler de dahil bütün hedefleri aynı anda devam ettirmek ama yeni risk ortamlarını da iyi hesaba katmak gerektiğine işaret ederek, "Çok zor oldu. Bunu biz Suriye'de, Irak'ta, PKK'yla mücadelede, başka konularda çok gördük. Türkiye AK Parti iktidara geldiği zaman zihinsel olarak da, yapısal olarak da Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan belirsizlik dönemine hazır değildi." dedi.

İmkansızlıklar karşısında ortaya bir liderlik çıktığını vurgulayan Fidan, şöyle devam etti:

"Normal hayatı inkıtaya uğratmadan, zorlukların, iyiliklerin olduğu bir dünyayı, nerede mümkün kılıyorsunuz? Herkesin ateşli olduğu yerde. Kuzeyiniz ateş, güneyiniz ateş, doğunuz ateş, batınız ateş, her yer ateş ve siz burada, manuel pilotta, kaptan pilotun ustalığıyla götürüyorsunuz işi. Bu AK Parti'dir. Ben gittiğim her yerde, parti organlarında görevlendirildiğim zaman oradaki delegelere, üyelere hep aynı şeyi söylüyorum; buradaki başarı sizin başarınızdır. Çünkü siz, size hizmet eden, size başarı getiren, fayda getiren iktidarı sürekli seçtiniz."

Fidan, herkesin Türkiye'de olanı örnek almak istediğine işaret ederek, "Dolayısıyla AK Parti'nin ortaya koyduğu bu vizyonun inkıtaya uğramadan devam etmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın da liderliğinin devam etmesi gerekiyor." dedi.

"ÖZELLİKLE İSLAM DÜNYASINDAN BU KONUYA ÇOK DESTEK VEREN VAR"

Mekke Ortak Savunma Anlaşması için, özellikle ittifakın üyesi olmayıp da buna en az kendileri girmiş kadar sevinen ülkeler olduğunu söyleyen Fidan, şunları kaydetti:

"Özellikle İslam dünyasından bu konuya çok destek veren var. Batı'dan da destek verenler var, işin aslını bilenler itibariyle. Yani Orta Doğu'nun insanlık için, uluslararası toplum için sıkıntı üreten, problem üreten bir yer olmaktan çıkıp tam tersine sahip olduğu her şeyle katma değer üreten bir yer olmasının yolu bu türden yapıcı ittifakların hayata geçmesinden geçiyor ve buna öncelik edenler de takdir ediyorlar açıkçası."

Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye'nin liderlikleriyle büyük rol oynadığını belirterek, "Bize düşen görevin, bizim bulunduğumuz makamlarda, üç ülkenin liderliği tarafından ortaya konulmuş siyasi iradenin çok büyük bir bölgesel ve küresel beklenti oluşturduğunun da farkındayız. Bunun altını çok profesyonel doldurarak adım adım ilerletip işlememiz gerekiyor. Bunu yapmaya da başladık. İnşallah devam edeceğiz." diye konuştu.

Suç örgütleriyle mücadele | Bakanlar Gürlek ve Çiftçi'ten açıklama: Asla meydanı boş sanmayın, yeni bir boyuta geçeceğiz
FETÖ'nün suikast timindeydi! Karatepe'nin gösterdiği bölgeden konserve kutusu çıktı

Pezeşkiyan: Şu an anlaşma için en uygun zaman çünkü ülkede birlik ve dayanışma var

Sat, 08 Aug 2026 17:13:40 Z

İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, "Gazeteciler Günü" vesilesiyle İçişleri Bakanlığında düzenlenen basın toplantısında konuştu.

ABD ile anlaşma ihtimalini değerlendiren İran Cumhurbaşkanı, "Eğer bir anlaşmaya varılmasından bahsediliyorsa bence şu an bir anlaşma için en uygun zaman çünkü ülkede birlik, güç ve dayanışma var. Bildiğim kadarıyla İran bu savaşta ve bu çatışmada galip ve güçlü olarak kabul ediliyor." dedi.

"ABD GÜVENİLMEZ"

Savaşların tek başına anlaşmazlıkları çözemeyeceğini ifade eden Pezeşkiyan, hükümetinin haziran ayında ABD ile imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde barış arayışını sürdürmek istediğini dile getirdi.

ABD'nin İran için hala "güvenilmez" olduğunu söyleyen Pezeşkiyan, "ABD'nin oluşturduğu güvensizlik ortamından vazgeçmesi ve güvenin yeniden tesis edilebilmesi şartıyla, mutabakatı yaklaşımımızın temeli haline getirmekte kararlıyız." diye konuştu.

Suç örgütleriyle mücadele | Bakanlar Gürlek ve Çiftçi'ten açıklama: Asla meydanı boş sanmayın, yeni bir boyuta geçeceğiz
FETÖ'nün suikast timindeydi! Karatepe'nin gösterdiği bölgeden konserve kutusu çıktı

İsrail askerlerinden 80 yaşındaki Filistinliyi darbederek yaraladı

Sat, 08 Aug 2026 13:27:46 Z

Filistin Kızılayından yapılan açıklamada, sağlık ekiplerinin, İsrail askerlerinin Turmusaya beldesinde darbettiği 80 yaşındaki Filistinli Hamis Rabi Cebbara'yı hastaneye kaldırdığı belirtildi.

Filistinli yerel kaynaklar, İsrail askerlerinin Turmusaya beldesine baskın düzenlediğini, ses bombaları attıktan sonra Cebbara'yı darbettiğini aktardı.

Kaynaklar, darp sonucu başından yaralanan Cebbara'nın tedavi altına alındığını ifade etti.

İsrail ve Yunanistan'da 'Mekke Savunma Anlaşması' paniği! 'Olası savaş senaryosuna' dikkat çektiler: 'Korktuğumuz başımıza geldi'

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, İsrail askerlerinin darbettiği Cebbara'nın yerde kanlar içinde yattığı, başından ve sol gözünün çevresinden kan aktığı görülüyor. Görüntülerde, çevredeki Filistinlilerin yaralı yaşlı adama ilk müdahalede bulunmaya çalıştığı dikkati çekiyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

Filistin resmi verilerine göre, Batı Şeria'da bu süreçte İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 1182'den fazla Filistinli öldürüldü ve yaklaşık 13 bin kişi yaralandı, 24 bine yakın Filistinli ise gözaltına alındı.

Deniz keyfi kabusa döndü, ülke alarma geçti! 'Et yiyen bakteri can alıyor'

Sat, 08 Aug 2026 12:46:24 Z

Sıcak havaların etkisiyle kıyılarda yoğunluk artarken, ABD’nin Louisiana eyaletinden dikkat çeken bir sağlık uyarısı geldi. Sıcak sularda bulunan ve halk arasında “et yiyen bakteri” olarak bilinen Vibrio vulnificus nedeniyle bu yıl 5 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

ABD basınından Fox News'in aktardığı Louisiana Sağlık Bakanlığı verilerine göre yıl başından bu yana eyalette 9 Vibrio vulnificus vakası tespit edildi ve bunların 5’i ölümle sonuçlandı. Yetkililer, tüm vakaların açık yarası bulunan kişilerin deniz suyuna girmesiyle bağlantılı olduğunu ve enfekte olan kişilerin tamamında mevcut sağlık sorunları bulunduğunu bildirdi.

Rakamlar, eyaletteki önceki yılların ortalamasının oldukça üzerinde. Louisiana’da geçmiş yıllarda ortalama 7 vaka ve 1 ölüm görülürken, bu yıl yalnızca birkaç ay içinde 5 can kaybı yaşandı.

SICAK SULARDA ÇOĞALIYOR

Vibrio vulnificus, özellikle sıcak ve kıyıya yakın sularda daha yüksek oranlarda bulunuyor. Louisiana Sağlık Bakanlığı, bakterinin su sıcaklıklarının yükseldiği mayıs-ekim döneminde daha yaygın hale geldiğine dikkat çekti.

Bakteri, deniz suyunun açık bir yara veya kesikle temas etmesi halinde vücuda girebiliyor. Enfeksiyonun bir diğer yolu ise özellikle istiridye olmak üzere çiğ veya az pişmiş kabuklu deniz ürünlerinin tüketilmesi.

Enfeksiyon nadir görülse de ciddi sonuçlara yol açabiliyor.

'İKİ GÜN İÇİNDE ÖLÜMLE SONUÇLANABİLİYOR'

Vibrio vulnificus enfeksiyonu; kusma, ishal ve karın ağrısının yanı sıra ciddi cilt enfeksiyonlarına neden olabiliyor.

Yetkililer, ağır vakalarda hastaların yoğun bakıma alınabileceği veya enfekte uzvun kesilmesinin gerekebileceği konusunda uyarıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre enfekte olan yaklaşık her 5 kişiden 1'i hayatını kaybediyor ve bazı vakalarda ölüm belirtilerin başlamasından yalnızca bir veya iki gün sonra gerçekleşebiliyor.

Cilt enfeksiyonlarında ilk belirtiler arasında ateş, kızarıklık, ağrı, şişlik, bölgede sıcaklık artışı, renk değişikliği ve akıntı bulunuyor.

Bakterinin kan dolaşımına ulaşması halinde ise ateş, titreme, septik şok ve ciltte su toplamasına benzer lezyonlar görülebiliyor.

Bazı ağır vakalarda nekrotizan fasiit adı verilen ve yaranın çevresindeki dokuların hızla ölmesine yol açan ciddi bir enfeksiyon gelişebiliyor. “Et yiyen bakteri” tanımlamasının kaynağı da bu tablo.

BAZI KİŞİLER DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA

Sağlıklı kişilerde enfeksiyon çoğunlukla daha hafif seyredebilirken, bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde risk ciddi biçimde artıyor.

Özellikle kronik karaciğer hastalığı bulunanlar, kanser hastaları, diyabetliler, HIV taşıyanlar ve talasemi hastaları ile bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananların daha dikkatli olması gerekiyor.

PLAJA GİDENLER NELERE DİKKAT ETMELİ?

Sağlık yetkilileri, sıcak deniz veya acısuya girerken özellikle açık yara ve kesiklere dikkat edilmesini istiyor.

Taze kesik, sıyrık veya başka bir açık yara bulunan kişilerin sıcak tuzlu ya da acısuya girmemesi tavsiye ediliyor. Çiğ istiridye ve diğer kabuklu deniz ürünlerinden kaçınılması, çiğ deniz ürünlerinin suyunun diğer gıdalarla temas ettirilmemesi ve kabuklu deniz ürünleri hazırlanırken koruyucu eldiven kullanılması da öneriler arasında.

Enfeksiyon şüphesi bulunan kişilerde tanı; dışkı, yara veya kan örneklerinden alınan kültürlerle konulabiliyor. Hafif vakalarda sıvı kaybının önlenmesi önem taşırken, ağır veya uzun süren enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisi uygulanabiliyor. Enfekte yaralarda ölü dokunun cerrahi müdahaleyle temizlenmesi gerekebiliyor.

Yetkililer, özellikle sıcak havalarda denize girecek kişilerin açık yaralarını kapatmalarını ve risk grubundaki kişilerin deniz suyu ile temas konusunda ekstra önlem almalarını istiyor.

Baba Vanga'dan yılın geri kalanı için ürküten kehanetler! Kasım ayına işaret etti: 'İkisi oldu, üçü kaldı'
Dünyanın petrol devleri belli oldu! Türkiye kaçıncı sırada?

ABD'de yangın söndürme helikopteri düştü! '2 kişiden haber alınamıyor'

Sat, 08 Aug 2026 11:52:53 Z

ABD'nin Utah eyaletinde orman yangınıyla mücadele ediliyor. Yangına müdahale sırasında Sikorsky S-64 tipi bir helikopter düştü. Bölgeye sağlık ve kurtarma ekipleri sevk edildi.

2 KİŞİNİN AKIBETİ BELLİ DEĞİL

Ancak ekipler, yangının şiddeti nedeniyle henüz olay yerine ulaşamadı. Helikopterdeki 2 kişinin akıbeti bilinmezken, ABD Ulusal Ulaştırma Güvenliği Kurulu (NTSB) ve Federal Havacılık İdaresi (FAA) olayla ilgili soruşturma başlatacak.
Sikorsky S-64 "Skycrane" helikopterleri, ticari amaçlarla ve devlet kurumları tarafından yangın söndürme ve diğer amaçlar için kullanılıyor.

İsrail'in gündemini sarsan 'Türk hamlesi'! '20 binden fazla asker, boşluk doluyor'
Dünyanın petrol devleri belli oldu! Türkiye kaçıncı sırada?

Processing feed: https://www.milliyet.com.tr/rss/rssNew/siyasetRss.xml

Milliyet

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Mekke Savunma Anlaşması bir ülkeyi hedef almıyor

Sat, 08 Aug 2026 20:25:47 Z

Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında dün imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"na ilişkin, "Gerçekten tarihi bir gündü. Cumhurbaşkanı'mızın (Recep Tayyip Erdoğan) liderliğinde yürüttüğümüz dış politikamızda, gerçekten uzun yıllardır hedeflediğimiz bazı köşe taşları var. Onlardan birinin gerçekleşmesiyle alakalı bir olaya tanıklık ettik." ifadesini kullandı.

Bölgede uzun yıllardır devam eden bir istikrarsızlık olduğuna işaret eden Fidan, savaşların, işgallerin, sürgünlerin ve yerinden edilmiş insanların, Türkiye'nin yakın doğusu ve güney doğusunda, dünyada genel olarak "Orta Doğu" ismiyle kabul görmüş coğrafyada, uzun yıllardır devam eden olaylar olduğunu dile getirdi.

İlginizi Çekebilir

Fidan, bu sistemsizliğin uzun yıllardır iktidarda bulunan AK Parti hükümetlerinin çok yakından takip ve analiz ettiği, bu sorunlara nasıl kalıcı düzenlenme getirilebilir diye düşündüğü bir husus olduğunu vurguladı.

Son birkaç yıldır bu konudaki görüşlerini daha da olgunlaştırarak pratikte ne türden adımlar atılabileceğine yoğunlaştıklarını dile getiren Fidan, ilk tespitlerin ardından bunların ilgili taraflarla paylaşıldığını ve nihayetinde somutlaştırılma aşamasına geldiklerini söyledi.

"BÖLGESEL SAHİPLENMEMİZİN ARTIRILMASI ÖNEMLİ"

Bakan Fidan, Türkiye'nin amacına dair "Bölgesel sahiplenmemizin artırılması önemli. Çünkü dışarıdan gelen hegemonlar, bölgedeki sorunları çözmüyor, daha da akut hale getiriyor, maliyeti çok yüksek oluyor. Bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini, kendi ekonomik istikrarlarını, kendi kalkınmalarını, kendi refahlarını, kendilerinin aslında garanti altına alıcı daha kurumsal noktalara gitmeleri gerekiyor." diye konuştu.

Türkiye'nin hemen hemen bölge ülkelerinin hepsiyle çok iyi ilişkileri olduğuna dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:

"Ama bunlar gerçekten konjonktüre, siyasi algılara, anlayışlara dayalı, her an değişebilen yapıda olan ilişkiler idi. Ama Türkiye'nin dış politikası uzun zamandır Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde aynı. Biz bunu daha kalıcı hale getirmenin daha faydalı olduğunu hep düşündük. 'Aradaki kardeşlik ilişkisi' dediğimiz veya 'ilişki' dediğimiz konuların daha yapısal, daha profesyonel, daha kendi kendine gidebilen bir noktada olması gerekiyor bütün bölgenin istikrarı için."

Fidan, Türkiye'nin bölgesel vizyonuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Bir bölgede aslında savunma ittifakına ihtiyaç var. Ülkeler birbirlerinin güvenliğinden emin olmadan üstüne ekonomik yapılar bina edemiyorlar. Bu tarihin de gösterdiği bir husus. Biz bunu Avrupa Birliği'nde de gördük. Amerikan güvenlik şemsiyesinin sağladığı atmosfer içinde Avrupa ekonomik toplumunun hayata geçtiğini, daha sonra bunun evrildiğini gördük. Burada da bölgedeki istikrarsızlıkların giderilmesi, en azından durdurulması ve daha büyük ekonomik ve sosyal entegrasyon sağlanarak bölge halkının refahının ilerletilmesi konusunda büyük bir irade var."

Bunun kolay bir iş olmadığını ve çok başında olduklarının bilincinde olduklarını dile getiren Fidan, bunun için bütün zihinsel ve kavramsal hazırlıkların ve planların bulunduğunu söyledi.

ANLAŞMA İÇİN 2 YILDIR HAZIRLIK SÜRECİ OLDU

Fidan, bunların kurumsal olarak nasıl hayata geçirileceğine dair çalışmaları da olduğunu belirterek, "Bunları yaparken ne türden sorunlarla karşılaşacağız, onları biliyoruz. Bunları tam 2 yıl 8 aydır ben ortaklarımızla, imza attığımız ortaklarla ve diğer bölge ülkeleriyle kesintisiz konuşuyorum. Cumhurbaşkanı'mız lider seviyesinde yaptığı görüşmelerde tabii hep gündeme getiriyor." diye konuştu.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın 2 yıldır hazırlandığına ilişkin soruya Fidan, "Tabii, bunun fikir düzeyinden kavrama, kavramdan anlaşma noktasına geçmesi." yanıtını verdi.

Bakan Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın teknik olarak NATO Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin 5. maddesiyle aynı olduğunu belirterek, "Zaten onun için bir güvenlik paktı kuruyorsunuz. Onun için nihai derecede bir ittifaka katılma kararı alıyor diğer ülkeler. Birbirinin koruyucu desteğinden faydalanmak için." dedi.

İmzacı ülkelere bir yükümlülük getirdiğine işaret eden Fidan, Türkiye'nin 1952'den itibaren NATO'da olduğunu ve uzun yıllardır NATO toplantılarına katıldığını söyledi.

Fidan, son NATO Zirvesi'nin Ankara'da yapıldığını anımsatarak, NATO'nun tarihinde bir veya iki defa ortak müdahale kararı alıp operasyona girdiğini ifade etti.

Bakan Fidan, "Bir; Afganistan'daki bir hususu destekledi, bir de Kosova'da destekledi. Onun dışında NATO'nun hazırlıkları, NATO'nun en büyük caydırıcılığı defensive pozisyonda bir caydırıcılık yeteneği geliştirmek. 'Sen, bana saldırsan ben hazırlığını yapmış, bu kadar büyük bir topluluğa sahip askeri gücüm. Benim gücümü test etme. Dolayısıyla ben saldırıya uğramıyorum. Benim bulunduğum coğrafyada siyasi, ekonomik ne kadar sorunu varsa hallederek kalkınıyor ve daha normal bir yolda gidiyor.'" diye konuştu.

Bunun önemli olduğunun altını çizen Fidan, bütün gelişmelerin önünü tıkayan şeyin şiddet, savaş ve gözyaşı olduğunu vurguladı.

"BİZ BİRBİRİMİZE ARTIK BUNDAN SONRA DAYANIŞMA HALİNDEYİZ"

Fidan, "Caydırıcılık gücünüzü artırıyorsunuz. İkinci bir hususta, bu türden ittifaklara girmenin yolu, bir dışarıya mesaj vermekten ziyade, bu ittifaka imza atan ülkeler birbirlerinin güvenliğine tehdit olmayacaklarını, aslında birbirlerinin güvenliğine tersine garanti olacaklarını ortaya koyuyorlar, taahhüt ediyorlar. Başlangıç noktası bu. Bir güvenlik ittifakına girdiğiniz zaman dışarıdaki bir aktöre karşı değil, içeride 'biz birbirimize artık bundan sonra dayanışma halindeyiz, birbirimizden diğerine zarar gelmez' meselesi." dedi.

Bunun önemli bir başlangıç noktası olduğuna işaret eden Fidan, daha sonra mevcut tehditlere göre çalışılması gerektiğini söyledi.

Bakan Fidan, "En çok merak edilen konu, saldırı durumunda hemen bir yükümlülük doğuyor mu? Bu yükümlülük nasıl işlevsel hale gelecek" sorusuna, "Anlaşma metnine bakıldığında orada genel taahhütler var. Bu genel taahhütlerin hangi pratikte ne şekilde hayata geçeceği her zaman için ifade ettiğim gibi tartışmaya ve ilgili kurulların karar almasına bağlı." yanıtını verdi.

Bir ülkenin bu konuda çağrıda bulunması gerektiğini söyleyen Fidan, yardımın keyfiyetini de ülkenin tanımlayacağını dile getirdi.

Fidan, şunları ifade etti:

"Der ki 'benim istihbarata ihtiyacım var, lojistiğe ihtiyacım var, mühimmata ihtiyacım var, olmadı, daha ileri safhada askeri ünitelere ihtiyacım var. Bunlar çok aşamalı, tehditin boyutuna göre değişen hususlar. Şu ana kadar yapılan çalışmalarda bizim ortaya koyduğumuz perspektif şu, şimdi bizim bir yapısal olarak bakanlar komitesi olacak. Aynı NATO'da olduğu gibi dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanının olduğu siyasi ve askeri komite var. Siyasi ve askeri komite, liderlerin ortaya koyduğu vizyonu, bu ittifak içinde karara bağlayan, çalışmaları yapan komite. Bunun ortaya koyduğu vizyonu hayata geçirecek bir genel sekreterlik olacak, bir teşkilat olacak."

"3 ÜLKE LİDERLERİ ARASINDA KONUŞULAN KONU, SAVUNMA SANAYİ İŞBİRLİĞİ"

Bunun önemli yapısal bir adım olduğunu vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:

"Biz burada imza attık, ayrıldık, yok. Bu Genel Sekreterlik daha sonra 3 ülke arasındaki bu savunma ittifakıyla ilgili konuları yakından takip edecek, alınan kararların uygulanmasını. Burada şu anda çalışmaya başlamadık, daha imzalar yeni atıldı. İlk komite toplantısından sonra muhtemelen bakanlar olarak liderlerin onayına sunacağımız hususlar, sekreteryanın kurulması, yapısı, işleyişi ve verilecek ilk ödevler olur.

Burada tabii çok fazla husus var askeri konular yani 'ortak çalışabilirlik' dediğimiz yani NATO'da 'interoperability' diye kavramsallaştırılan çok önemli bir husus var. Yani farklı ordu yapıları olan ülkelerin beraber bir arada iş görebilmesi, çalışabilmesi, karşılıklı eğitim, destek hususları, lojistik mevzuları, tehdit analizleri, istihbarat paylaşımı ve en önemlisi savunma sanayi alanlarında işbirliği. Dün en çok liderler arasında konuşulan konu, savunma sanayi alanındaki işbirliği ve buradaki teknolojilerden ülkelerin birbirinden istifade etmesi."

Bunun ciddi ve süreklilik gerektiren kurumsal bir iş olduğunu söyleyen Fidan, bunun kendi içinde artık otomatiğe bağlamış bir çalışması olacağını belirtti.

Fidan, "Ülkeler sıkıştıkça 'ya biz ne yapacaktık beraber' deme durumunda olmayacaklar. Bizim her zaman için yani vurguladığım husus, dış politikada veya herhangi bir konuda başarıyı rastgeleliğe bırakmamak gerekiyor, kurumsallaştırmak gerekiyor. Devamlı hale getirmek gerekiyor." ifadesini kullandı.

Belli menfaatler etrafında ülkelerin bir ittifaka yoğrulması gerektiğini söyleyen Fidan, "Bu 3 ülke, çekirdek ülke." dedi.

Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın caydırıcılık anlamında hedefinin ne olduğuna ilişkin soruya "Şu anda dediğim gibi biz yani bir herhangi yazıya çiziye bağlanmış, üstünde altına imza attığımız ortak tehdit diye bir husus yok. 'Biz artık birbirimizin güvenliğiyle yakından ilgileneceğiz' taahhüdünde bulunuyoruz. Bu bir başlangıç noktası." yanıtını verdi.

Bu konudaki tartışmaların "şu andaki savaş zemininin öncesinde" başladığına dikkati çeken Fidan, o dönemde İran-ABD/İsrail savaşının olmadığını ancak bölgedeki ABD'nin yeniden güvenlik endişelerini değiştireceğini, başka bir takım olayları ve Türkiye'nin kendi terörle mücadelesinin gündeme geleceğini ön gördüklerine işaret etti.

Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndaki ülkelere ilişkin "Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye dış politika tavırlarına baktığınız zaman yayılmacı politikaları olan ülkeler değil. Kendi sınırları içerisinde, kendi dertleriyle, kalkınmalarıyla meşgul, mümkünse de iyi ilişkiler ve komşuluklar yoluyla da bulundukları ortama pozitif katkı sağlamak isteyen ülkeler." ifadelerini kullandı.

Bu ülkelerin farklı tarz ve kapasitelere sahip olduğunu söyleyen Fidan, "Şimdi biz bu ülkelerle bir araya geldiğimiz zaman tabiatıyla savunmaya yönelik bir örgüt oluyoruz. Yani ofansif gidelim şurada da hep beraber şunu yapalım şunu edelim tarzında bir yaklaşım değil. Dolayısıyla bölgede ister bölge içinden ister bölge dışından saldırıya uğramadığı sürece bu ittifakın herhangi bir ülkeyle alıp veremediği olamaz. Ama bölgesel istikrara katkıda bulunmak için tabii ki ortaya koyduğumuz bu güç kompozisyonun yapıcı katkısı olacaktır." tespitini yaptı.

Fidan, bunun ileri taşınmasının sebebinin de bu olduğunu vurgulayarak İran'ın bu anlaşmanın "hedefinde olmadığına" atıfta bulundu.

Bakan Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndaki ülkelere saldırmayan ülkelerin "hedefte olmadığına" dikkati çekti.

Fidan, ittifakın hem hukuki açıdan hem de siyasi, stratejik açıdan çok mercek altına alınan bir husus olduğunu vurgulayarak, bu alanda herhangi bir sıkıntı olmadığını kaydetti.

Böyle bir anlaşmayı başka ülkelerinde yaptığına işaret eden Fidan, daha önce böyle anlaşmalar yapan NATO ülkelerinden örnekler verdi.

"TÜRKİYE SORUMLULUKLARININ BİLİNCİNDE"

Fidan, bunun NATO içinde yeni bir fenomen olmadığının altını çizerek, "Türkiye de tabii ki sorumluluk bilincinin farkında olan bir ülke. Biz hiçbir şekilde bu farklı coğrafyaları, farklı öncelikleri birbiriyle çatışır halde tutacak durumda değiliz." şeklinde konuştu.

Bunun yönetilmesi gereken bir alan olduğu tespitini yapan Fidan, Alman mevkidaşıyla yaptığı görüşmede de bunu dile getirdiğini anlattı.

Fidan, Türkiye'nin buradaki amacının bölgesel sahiplenmeye bağlı olduğuna işaret ederek Ankara'nın birçok stratejik lokasyonda ağırlığı olduğunu böyle bir girişimin Avrupa'da da yapılması gerektiği mesajını verdi.

Avrupa'yla da güvenlik mimarisinde neler yapabiliriz konusunda ciddi konuşmalar olduğunu aktaran Fidan, "Türkiye coğrafyası itibariyle Kafkaslar, Orta Doğu, Karadeniz, Akdeniz ve Balkanlar üzerinden Avrupa, daha geniş Avrupa coğrafyasına yönelik bir stratejik oryantasyonu var. Burada her bir stratejik havza için sizin bir perspektif geliştirip, bu perspektifleriyle gerilim alanları oluşsa da uyumlaştırmanız gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Fidan, bu konudaki tecrübeleri anlatarak Ankara'nın NATO'da Orta Doğu ile Kafkasya konusunda ayrı coğrafi koşullara sahip bir ülke olduğunu ve bunun analizinin yapıldığını kaydetti.

Türkiye'nin stratejik havzasının genişliğine değinen Fidan, her stratejik havzada birbirinden farklı pozisyonlar ve şartlar olduğunu aktardı.

Fidan, bunlara ilişkin güvenlik mimarisi ve ekonomik mimari geliştirmeye dikkati çekerek "Biz hegemon bir anlayışla gitmediğimiz için bunu bölge ülkeleriyle beraber yapmamız lazım. Kafkaslardaki anlaşma sonrası inşallah, şu anda ateşkes var, güzel işleyen bir ateşkes. Ermenistan ile Azerbaycan, kalıcı barış anlaşmasına doğru ilerliyorlar ve biz bunu destekliyoruz. Bunu desteklerken kafamızda bir güvenlik ve ekonomik mimari perspektifi var." diye konuştu.

Benzer bir oluşumun Kafkasya ve Orta Asya gibi bölgelerde de inşa edilip edilemeyeceğine yönelik soruya Fidan, "Bunlar gerektiği zaman inşa edilebilir. Zaman zaman ekonomiye daha fazla ihtiyaç olabilir. Ama Orta Doğu'nun en büyük problemi şu anda biliyorsunuz, karşılıklı savaşlar, güvensizlikler ve çatışmalar olduğu için güvenlik mimarisiyle başlamak gerekiyor. Avrupa'da da, bir güvenlik mimarisi arayışı var." diye yanıt verdi.

Fidan şunları kaydetti:

"Avrupa ile Orta Doğu güvenlik mimarilerinin Türkiye üzerinden uzun vadede hatta orta vadede uyumlaştırılması da mümkün. Bunun zihinsel ve düşünsel hazırlıkları aslında oturmuş durumda. Yani biz bu konuda senaryoları çalıştığımız zaman, çünkü Avrupa'da da çok fazla yayılmacı bir anlayış yok. Onlar da bulunduğumuz yerde bize kimse saldırmasınlar, biz ekonomimiz, kalkınmamız iyi olsun (ekonomide) rekabet edebilir durumda olalım algısında olan, bir devlet anlayışı var. Biz bu stratejik konumlandırmaların uyumlaştırılabileceğini açıkçası düşünüyoruz. Ama dediğim gibi ben her iki tarafla da hem Orta Doğu'daki hem Avrupa'daki ortaklarımızla çok uzun süredir tartıştığımız konular ağır ağır oluşa geliyor. Bunlar genel manada kabul gören hususlar ama pratikte hayata geçmesi zaman alıyor. Avrupa'daki dönüşüm daha uzun zamanlı bir dönüşüm olacak."

⁠MEKKE ANLAŞMASI

Suudi Arabistan’ın davetiyle 40 ülke genelkurmay başkanının Kızıldeniz’in güvenliğini konuştuğu toplantıya ilişkin Fidan, "(Suudiler) Aslında Dünya Ticaret Güvenliği açısından Babülmendep'in emniyeti açısından olayı gündeme getirdi. Yani Husilerle kendi olan ikili problemine 'gelin bana yardım edin' durumunu da getirmediler." dedi.

Fidan, bu konuda ticari veriler ve teknik detaylara girmek gerektiğini belirterek, "Biz daha önce de söylemiştik, şu anda İran körfezinde olan savaş ve mücadelede Hürmüz Boğazı'nın kapatılması bize enerji tedariki açısından direk çok fazla etkilenen bir durumu yok. Çünkü biz bunun boru hatlarıyla uzun yıllar içerisinde bir şekilde garanti altına almış durumdayız." diye konuştu.

Kızıldeniz ticaret havzasının kapatılmasının Türkiye'nin menfaatiyle doğrudan alakalı olduğunu belirten Fidan, "Dolayısıyla bizim buna askeri ilgi göstermemiz, yani uluslararası camia orada toplanmışken, burada nasıl bir tedbir alacağız diye durmuşken, gayet normaldi. Cumhurbaşkanımız da bu konuda gerekli onayları verdiler. Genelkurmay başkanımız gidiyor, toplantılara katılıyor. Yani buradaki güvenlik hani Türkiye'nin de büyük bir perspektifinin olması lazım." ifadelerini kullandı.

Fidan, Kızıldeniz'in hemen yukarıda Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz'e açıldığına işaret ederek, "Akdeniz'in en önemli ülkesi kim? Biziz. Büyük limanların olduğu, ticari hareketlerin olduğu Akdeniz'deki bütün kargo gemilerini bir yerden bir yere taşırken muhakkak durduğu liman. Yine biz dolayısıyla bizim oradaki bir oluşum üzerinde tabii ki söz sahibi olmak için var olmamız gerekiyor. Yani ondan daha normal bir şey yok." değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE'NİN "ARABULUCULUK" ROLÜ

Bu durumun Türkiye'nin arabulucu rolünü etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin bir soruya Fidan, şu yanıtı verdi:

"Rusya. NATO'ya karşı bir alerjisi var. Ukrayna'yla da savaşıyor. Türkiye'de bir NATO üyesi ülke. NATO'nun birçok ülkesi Ukrayna'yı destekliyor ama arabuluculuk yapmada bir şey yok. Bu biraz ülke olarak sizin nerede durduğunuz ve nasıl iş yaptığınızla alakalı. Burada siyasal liderliğiniz, yani Cumhurbaşkanımıza herkesin güveni bu noktada son derece tam. Ben burada bir sıkıntı olacağını açıkçası görmüyorum. Taraflar bu noktada bir arabulucuya ihtiyaç duydukları zaman, uygun arabulucunun Türkiye olduğuna inandıklarında Türkiye'nin bu işin üstesinden gelmemesi için hiçbir sebep yok. Burada ben bir sıkıntı görmüyorum."

⁠SUUDİ ARABİSTAN-İRAN GERİLİMİ

Fidan, zaman zaman kendisine "Suudi Arabistan-İran geriliminden siz nasıl etkileneceksiniz?" diye sorulduğunu kaydederek, "(Suudilerin) İran'la ilgili yani biz İran'la savaşalım, İran'ı yok edelim, İran'da şunu yapalım, İran'da bunu yapalım gibi bir stratejileri ve niyetleri yok. Bu konuda daha farklı düşünceleri var. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda devam eden şiddetin bir an önce durmasını, Amerikalılara yaptığı en büyük telkin ki son birkaç gün önce de biz Mekke'deyken de Sayın Muhammed bin Salman anlattı bunu, Sayın Trump da yaptığı görüşmede de yani bu savaşın bir an önce durmasını, askeri müdahalenin, hiçbir şekilde İran'a yönelik askeri müdahalenin çözüm olmadığını konuşma yoluyla, anlaşma yoluyla bu meselenin halledilmesi konusunda bir duruşları var." dedi.

Ne kadar müttefik sahibi olunursa olunsun bölgedeki herhangi savaşın ülkeleri zarar görmekten alıkoymadığını vurgulayan Fidan, "Ama tabii ki saldırı görmeyecek kadar caydırıcı olmanız gerekiyor. Ama sorunların farklı türden yönetilmesi gerekiyor. Şimdi Suudi Arabistan meselesi, aslında Suudi Arabistan ile İran problemli olduğu için aralarının açıldığı bir konu değil. Amerika ve İsrail de bunların arası problemli olduğu için bir noktada sorun oraya çıktı." diye konuştu.

Fidan, İranlı muhataplarıyla bunları konuşup konuşmadığının sorulması üzerine, "İki yıldan fazladır biz bölgede bunu konuşuyoruz. İranlılarla da bunları konuştuğumuz dönemler oldu. Yani İran bölgede kendi sorunlarını çözdüğü zaman, bölgenin yapıcı politikalarına katkıda bulunmaya, o kolektif alana girilmesi gerektiği zaman, onların da bu rolüne ihtiyaç var. Biz onu her zaman söylüyoruz yani İranlılar bu konunun yabancısı değiller." yanıtını verdi.

Tecrübelerden ders alınacağını ifade eden Fidan, “En iyi uygulama örnekleri dediğimiz ‘best practice’ dediğimiz, NATO dışında şu anda kalıcı büyük savunma organizasyonu pek yok. Bu da muazzam bir tecrübe oraya koyuyor. Buradaki örnekler tabiki ortaya koyulacak.” dedi.

Fidan, siyasi ve askeri düzeyde stratejik kararların alınması için bakanlar komitesi, savunma bakanları komitesi olduğunu hatırlatarak, bu komitenin birleştirildiğini anlattı.

Bakan Fidan, “Bir tane stratejik politik ve askeri komite kuruldu. Burada dışişleri bakanı, milli savunma bakanı ve genelkurmay başkanı var.” ifadesini kullanarak, bu komitenin alacağı kararların liderlerin vizyonu çerçevesinde olacağını kaydetti.

Senenin belli süreçlerinde toplanması gerektiğini ifade eden Fidan, “Bir sekretarya var kurumsal bir durum. Bir genel sekreterlik kurulacak. Bunun yapısı kuruluşu işleyişine ilişkin detayları ilk toplantımızda muhataplarımızla görüşeceğiz. Sekretarya’nın merkezi Suudi Arabistan’da olacak. O şekilde kararlaştırdık. Daha sonra kurulacak diğer üniteler nasıl olacak kendi aramızda karar vereceğiz.” diye konuştu.

Fidan, tatbikatların ve eğitimlerin olacağını aktararak, bunları yapmadan ortak çalışılabilirliği, ortak hareket edilebilirliğin ortaya koyulamayacağını belirtti.

Bakan Fidan, “Çünkü bir müddet sonra şunu göreceksiniz, ortak muharebe senaryosunda kendinizi bulduğunuz zaman sizin silah sistemleriniz, haberleşme sistemleriniz birbiriyle nasıl konuşacak, nasıl uyumlaşacak bunlar önemli konular. Sekretarya kurulduktan sonra yapılacak işler bunlar. Bunlara ilişkin standartlar geliştirmesi gerekiyor. Analizler, tahliller o ayrı bir konu. Yapacak çok işleri var, NATO’da biliyorsunuz büyük bir NATO Genel Sekreterliği var Brüksel’de.” dedi.

Askeri karargahın da bulunduğunu anımsatan Fidan, bunların çok büyük yapılar olduğunu, NATO’nun devasa büyük bir askeri ittifak olduğunu anlattı.

MEKKE ANLAŞMASINA ÜÇÜNCÜ ÜLKELERİN KATILMASI

Mekke Anlaşmasına katılmak isteyen, adını vermek istemediği başka ülkeler de olduğunu ve anlaşmayı oluştururken bu husus üzerinde karar vermekte zorlandıklarına işaret eden Fidan, "Diğer ortaklarımızın ağırlıklı tercihi bu anlaşmadaki ilgili maddeyle de ifade edildiği gibi üç ülke kurucu çekirdek ülke olsun. Prensipleri, standartları ve yani bu yapının bekasını belirlemede aktif rol oynasınlar. Ama bu çekirdek ülkelerinin onayıyla da diğer ülkeler buraya katılsınlar. Cumhurbaşkanımızın vizyonunda zaten bizim üç ülkeyle sınırlı kalmamamız daha da büyümemiz." diye konuştu.

Fidan, Mekke Anlaşması hakkında, "Bu bölgeye kalıcı istikrarı getirecek en önemli adım. Bakın bu bölge son 100 yıldır Osmanlı'nın bölgeden çekilmesinden beri istikrarsızlıkla anılan bir bölge. O veya bu şekilde. Ama artık bölge ülkeleri yani kendileri bir araya gelerek kendi sorumluluklarını üstlenerek bir önemli adımlar atıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Pakistan'ın da coğrafi konumuna bakıldığında klasik Orta Doğu tanımının da ötesine gidildiğini belirten Fidan, "Yani bu daha geniş bir bölgeden biz olaya bakıyoruz. Bu da önemli bir husus bizim açımızdan." dedi.

Fidan, İttikafın isminin şu anda "Mekke İttifakı" ya da "Mekke Savunma İttifakı" olduğunu belirterek, kesin ismin zamanla oturacağını söyledi.

MISIR İLE BÖLGESEL DÖRTLÜ

Mısır'ın da olduğu bölgesel dörtlünün çok önemli bir siyasal platform olduğunu ve var olmaya devam edeceğini vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:

"Mısır da zaten bizim doğal bir ortağımız bütün meselelerde, ben bir sonraki aşamada Mısır'ın da bizim aramızda (ittifakta) olacağına inanıyorum. Zaten şu anda ittifak üyesiymiş gibi davranıyoruz birbirimize, bütün ülkelerle ilişkiler öyle. Orada birkaç tane teknik husus var. Bunlar hayata geçildiği zaman Mısır'ın da olmaması için hiçbir sebep yok. Ama bölgesel dörtlü önemini koruyor. Mısır önemli bir ülke, bu konuda ne Pakistan'ın ne Suudi Arabistan'ın bir görüş ayrılığı yok."

Fidan, ABD-İran krizinde herkesin üzerinde çalıştığı en önemli önceliğin Hürmüz Boğazı'nın açılmasını sağlayacak bir uzlaşmanın sağlanması olduğunu belirterek, İran ve ABD arasında 14 Haziran'da Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ilk aşamasında ABD'nin İran'a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın bu stratejik su yolundan geçişlerden "60 gün boyunca" ücret almayacağının kararlaştırıldığını anımsattı.

Bu konudaki tekliflerin olgunlaşarak bir noktaya geldiğine değinen Fidan, Umman ile İran arasındaki prosedür üzerinde tamamıyla mutabık kalınması neticesinde bir sonuç elde edileceğini ve buna yakın olunduğu kanaatini dile getirdi.

Fidan, "İran'ın içerisinde zaman zaman karar alma süreçlerinin uzayabildiğini de görüyoruz, anlaşılabilir nedenlerden dolayı. Liderliğin içerisinde bulunduğu durum, güvenlik tehdidi, ulaşılabilirlik de önem taşıyor." diyerek, bölge ülkeleri, ABD, Avrupa ve Asya ülkelerinin bu boğazın bir an önce açılmasını talep ettiklerine işaret etti.

"Biz Türkiye olarak taraflarla konuşuyoruz. Olayda tıkandığını düşündüğümüz yer varsa, açılmasına çalışıyoruz." ifadesini kullanan Fidan, tarafların birbiriyle direkt görüştüğünü ve bu konuda bir sıkıntı yaşanmadığını vurguladı.

Fidan, tarafların, mevcut şekilde Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin nasıl düzenleneceği meselesini görüştüğünü belirterek, "Belki bir iki tane boğazda sınırı olan ülkelerden ilave bir iki katkı gelebilir." dedi.

"İSRAİL'İN EN ÇOK KORKTUĞU ŞEY, ULUSLARARASI İZOLASYON"

Fidan, Gazze Barış Planı'nda ikinci aşamaya geçilmesi için en önemli hususun belli şartlar karşılığında Hamas'ın silahları bırakması olduğunu hatırlatarak, "İsrail, buna başlamakta tereddüt etti. Biz, İsrail'in stratejilerini çok iyi biliyoruz. İsrail, belli konuları Hamas'ın ve Filistinlilerin diplomatik olarak çözebilecek kabiliyette olduğunu hiçbir zaman için düşünmedi. Dolayısıyla bu konularda böyle bir tavır içerisinde oldu. Çözüldüğü zaman hep bir sonraki noktaya erteledi." diye konuştu.

İsrail'in Hamas'ın teklifi kabul etmesinden yaklaşık 4-5 saat sonra 18 kişinin şehadetiyle sonuçlanan bir saldırıya imza attığını anımsatan Fidan, "Bu, İsrail'in hep yaptığı bir şey ama artık bu konuda hiç kimsenin İsrail'i destekleyecek bir cümlesi bile yok. Yani en fazla İsrail'i destekleyen siyonist odaklar bile söz konusu bu şey olduğu zaman destekleyemiyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Filistinlilerin Hamas'ın uyguladığı, "Filistin halkının varoluşunu kendi varoluşunun önüne alan" yaklaşımı ödüllendireceği görüşünde olduğunu dile getirdi.

İsrail'in temel hedefinin; Gazze'yi Filistinsizleştirmek olduğu sürece bu tür oyunlara başvurmaya devam edeceğini vurgulayan Fidan, bunun önüne geçilmesi için siyasal mobilizasyonun kesintisiz devam ettirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Fidan, İsrail'in en çok korktuğu şeyin, uluslararası izolasyon olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugüne kadar elindeki çok geniş imkanlarla ki bu başka ülkelerde bulunan imkanlar, onları kullanarak bir illüzyon oluşturdu dünyada. Bu illüzyonun üzerine inşa ettiği bir siyasal pratik var, şartlar ne olursa olsun sürekli İsrail lehine çalışan. Yani soykırım yapıyor, onda bile bir şey olmayabiliyor. Ama bütün dünya, kendi vicdanı ile 'oluşturulan ilüzyon' arasındaki şeytani farkı artık görüyor.

Bunun sıradan bir yanılsama veya bir hatadan dönme olmadığını ve giderek aslında bir bağımsızlık mücadelesine dönüşmesi gereken bir husus olduğunu, dünyanın aslında bir ahtapotun kolları gibi böyle bir bilgi ve enformasyon ve ilüzyon hareketiyle insanların zihninin birçok noktada şekillendirildiğini, bunun çok katmanlı, çok pratik, çok sistematik bir hareket olduğunu biz biliyoruz aslında yani siyasal şuurlu, farkındalığı yüksek olan, bu coğrafyada yaşayan insanlardan haber değil bu. Biz bunun hep farkındayız."

Ancak dünyanın geri kalanı için bunun "büyük bir haber" etkisi yaratttığını kaydeden Fidan, "Şu anda farkındalık arttıkça artık izolasyonun da daha fazla olacağını görüyor. Burada yeni bir hikaye çıkartılır, yeni bir provokasyon çıkartılır, yeni bir anlatı çıkartılır. Bunlara karşı da hazırlıklı olmak gerekiyor ama işleri artık eskisi bir kolay değil." diye konuştu.

KARADENİZ'DE SEYRÜSEFER GÜVENLİĞİ

Karadeniz'de Türk gemilerini etkileyen saldırılar hakkındaki soru üzerine Fidan, şunları söyledi:

"Uyarılarımız maalesef çıkıyor. Savaşın yaygınlaştığı alanlardan biri de Karadeniz'in tamamı oldu. İlk önce askeri limanları, askeri gemileri vuruyorlardı; şimdi ticari bütün gemileri vuruyorlar ayrım yapmadan. Maalesef burada Türk gemileri; Türk sahipli veya Türk bayraklı gemiler de nasibini alıyor."

Fidan, yabancı bayraklı ve Türk sahipli; yabancı bayraklı, yabancı sahipli ama Türk tayfaların çalıştığı gemilerin de hedef alınabildiğine işaret ederek, bunların hepsini yakından takip ettiklerini aktardı.

Diğer hedef alınan gemilere nazaran Türk gemilerinin sayısının orantısal olarak daha az olduğunu ancak yine de bu hususun kendilerini endişeye sevk ettiğini söyleyen Fidan, "Bu konuda Cumhurbaşkanımıza da arz ettiğimiz birkaç tedbirimiz var. Onları hayata geçiriyoruz." dedi.

Fidan, "İki tarafa da biz bu konuda bir moratoryum ilan edilmesiyle ilgili bir mekanizma kurulması konusunda çağrımızı ilettik. Ukraynalıların bu konuda bir talebi de vardı zaten. Biz bunu Rus mevkidaşlarımıza da ilettik. Bu konudaki şeyi bekliyoruz." diyerek, her iki tarafın da birbiri için önemli olan lojistik tesisleri hedef aldığına ve bunun çok tehlikeli olduğuna dikkati çekti.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sivil alanda yayılmasına değinen Fidan, savaşan tarafların ellerinde birbirlerine karşı kullanabileceklerini düşündükleri askeri imkanlar olduğu sürece kolay kolay taviz verici adımlar atmadığının başta ABD olmak üzere ara bulucular tarafından görüldüğünü belirtti.

Fidan, ara bulucuların işini kolaylaştıracak durumun, tarafların taviz vererek ortada buluşması olduğunu söyleyerek, "Ama kimsenin taviz vermediği bir yerde savaş, kendi taviz alanı kendi oluşturana kadar şiddeti artarak devam eder. Maalesef şahit olduğumuz da bu." dedi.

"İki taraf da artık birbirini tamamıyla yıprattığı zaman, 'artık bir masa etrafına gelelim ve barışalım' zihni oluşacak diye bekliyorlar." diyen Fidan, müzakerelerin çok zirvede olduğu bir noktada savaşın "cephede yıpratma savaşı" denilen noktaya geldiğini hatırlattı.

Fidan, yıpratma savaşı döneminde cephedeki askerlerin ilerleme kaydedemeden dron ve toplarla birbirini öldürdüğüne, bölgelere sürekli para ve asker aktarıldığına işaret ederek, şöyle devam etti:

"Bu yıpratma savaşının tam optimum yerinde ara bulucu olarak devreye girdiğimizde bir uzlaşı zemini ortaya çıkmıştı. Orada, Donetsk bölgesindeki Rusların alamadığı, geçen sene yüzde 24-25 dedikleri, bu sene yüzde 15 dedikleri ölçekteki bir toprak alınamadığı için taraflar anlaşmaya bir türlü varamadılar."

Müzakereler sonuç vermeyince yıpratma savaşının sivil hedefleri de içine alacak şekilde bir yok etme savaşına dönüştüğünün altını çizen Fidan, "Bu yok etme, cephedeki yıpratma, cephe gerisindeki yıpratmaya dönüştüğü zaman konu; bir savaşı, bir cephedeki bir muharebeyi kaybedip kaybetmeme meselesi değil; millet olarak var olup olmamayla alakalı bir konuya gelir. Elinizdeki en son imkan neyse, bu sefer onu kullanırsınız." ifadelerini kullandı.

AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz'ün "Rusya'nın elindeki en son imkanın ne olduğunu biliyoruz. Ona doğru mu gider bu iş? Analiz olarak." sorusu üzerine Fidan, yok etme savaşı daha da büyürse "Rusya'nın elindeki son imkanı" kullanabileceğine işaret etti.

Fidan, "Bunu Rusya'da da ziyaretim esnasında muhataplarımızla görüştüğümüzde, bu konu gündeme gelir gibi oldu, 'çünkü halk artık böyle bir şey talep ediyor.' diye. Bunu Batılılara da söyledik, Batılılar da biliyor." dedi.

Bunun tehlike teşkil ettiğini ve uluslararası toplumun araya girerek savaşı durdurması gerektiğini vurgulayan Fidan, olmaz denilen her şeyin olduğunu; savaşın, coğrafya, hedef ve metot bakımından yaygınlaştığına ve daha üst seviyeye çıkabileceğine dikkati çekti.

Avrupalıların, Rusların, Amerikalıların ve Ukrayna'nın savaşa ilişkin algı ve bulgularının farklılıklar taşıdığını söyleyen Fidan, "savaşın sona ermesi her türlü maslahatın üstündedir" anlayışının henüz oluşmadığını vurguladı.

Fidan, belli tarafların "Ben bu savaşı bu haliyle bırakırsam, benim savaşın devam etmesinden olacak kaybımdan daha fazla kaybım olacak." düşüncesine sahip olduğunu ve savaşı bu şekilde bırakmamak istediğini belirtti.

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" SÜRECİ

Fidan, "Terörsüz Türkiye" sürecinin başarıyla nihayete ermesi için önemli aşamalardan birinin söz konusu çerçeve yasanın kabulü olduğunu vurguladı.

Kamuoyunun bu konuda zaman zaman endişe duyduğuna dikkati çeken Fidan, "Bu çerçeve yasanın çok iyi yazılmış, garanti altına alıcı hükümleri var. O açıdan güzel bir dili, mekanizması var. O da nedir? Yani örgüt kendi silahlarını bırakmadan, imkan ve kabiliyetlerinden vazgeçmeden bu yasanın sağladığı hususlardan yararlanamayacak." ifadelerini kullandı.

Örgütün büyük reformların yapıldığı 2013'te barışçıl yola evrilmesi gerektiğini belirten Fidan, şunları kaydetti:

"Normalde aslında en son demokratik reformların yapıldığı günden itibaren bunun hayata geçmesi gerekiyordu 2013'te. Biliyorsunuz yani büyük reformlar yapılmıştı. Kimlikle ilgili sorunların hepsinin ortadan kalktığı dönemden itibaren aslında örgütün bu barışçıl yola evrilmesi gerekiyordu. Fakat o zaman, tabii zaman zaman da konuştuk, birtakım bölgesel ve uluslararası değişimlerin ve dengelerin kendi lehlerine çalışacağını düşündüler. Bazıları da farklı şeyler söylediler. Sonuçta ondan istifade etmediler.

13 yıl sonraki gelinen bu aşamada artık bölgesel konjonktürün de küresel konjonktürün de çok fazla lehine olmadıklarını görüyorlar. Türkiye'deki bu demokratik ortamın, herkesin lehine çalışan bu ortamın aslında bir parçası olmaları gerekiyor. Yani (örgüt tarafından) yapılan şeyler, Kürtlerin faydasına olan hususlar değil. Yani daha fazla ekonomik kaybın, daha fazla istikrarsızlığın, daha fazla endişenin oluşmasına katkıda olan bir eylem tarzı. İnşallah uzatılan eli bu sefer tutarlar. Ama ifade ettiğim gibi; yasanın amir hükümleri gerçekten iyi mekanizmalar kurmuş, teyit mekanizmaları var, kurulları var. Yani o konuda müsterih olabilirler."

Türkiye için Kıbrıs'ta çözümün ne olduğu, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti ve yapılan görüşmelerden nasıl bir sonuç çıkacağına ilişkin soruya yanıt veren Fidan, "Bizim için çözüm, şu anda esas itibariyla iki devletli çözümün tanımasıdır. İdeal çözüm bu. İdeal çözüm, iki devletli çözümün hayata geçmesi. Yani Rumların da Türklerin de kendilerine ait devletlerinin olduğu bir yapı ve bu iki devletin de adada birbirleriyle barış ve huzur içerisinde yaşamaları, hem adanın refahına katkı hem de bölgesel barışa ve istikrara katkı içerisinde bulunmaları. Bizim durduğumuz yer bu." değerlendirmesini yaptı.

Fidan, Guterres'in genel sekreterlik süresince insanlık onurunu hep öncelikli şekilde ele alan bir yönetim anlayışı olduğunu belirterek, gerek Filistin meselesinde gerek başka konularda her zaman için doğrunun yanında durmaya çalıştığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Guterres'in şahsiyetine güvendiğini kaydeden Fidan, "Burada da ortaya konan inisiyatiflerde biz adil olunması gerektiğini düşünüyoruz." dedi.

Bakan Fidan, 1960 anlaşmasıyla kurulan Kıbrıs devletinin Avrupa Birliği'nin 2004'te üye kabul ettiği Kıbrıs devleti olmadığını belirterek, "Şimdi geldiğimiz noktada Rum kesimi bütün Kıbrıs'ı temsil eden bir devlet olarak tanınıyor. Ama kuzeyde yaşayan Türkler bu noktada ihmal ediliyor." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik alanında KKTC'nin güvenliğini sağladığına işaret eden Fidan, "Biz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni egemen ve bağımsız devlet olarak kabul etmişizdir. Tamam, tek kabul eden biziz. Ama bu bizim durduğumuz yeri değiştirecek bir husus değil." değerlendirmesini yaptı.

"RUM KESİMİ HİÇBİR ZAMAN TÜRKLERLE EŞİT GÜÇ PAYLAŞIMINA GİTMEYECEK"

Fidan, öte yandan 2004 Annan Planı ve daha sonra Crans-Montana süreçlerinde iki toplumun eşitliğine dayalı bir yapı arayışına dönemin Cumhurbaşkanı Erdoğan destek verdiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Biz hep şunu gördük, yani Rum kesimi hiçbir zaman için Türklerle eşit güç paylaşımına, otorite paylaşımına, refah paylaşımına, devlet paylaşımına gitmeyecek. Bu iki iki daha dört kesinliğinde bir konu. Adamın elinde şimdi bir devlet var, Avrupa Birliği'ne üye olmuş. BM'de temsil ediliyor, bütün menfaatlerden o yararlanıyor, şimdi bunu gidip bir başkasıyla paylaşacak. Bunun yalan olduğunu kendileri de biliyor, biz uluslararası topluma sorduğumuz zaman onlar da biliyor. Böyle bir yalanı devam ettirmek rasyonel bir şey değil." ifadelerini kullandı.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) izolasyonlarına işaret eden Fidan, "Rum kesimi kendi devlet olmaktan kaynaklı haklarını Kıbrıs Türklerinin uluslararası toplum tarafından gelebilecek bütün menfaatlerini engellemede kullanılıyor. Ticarette, ulaşımda, bütün bunları engelliyor." ifadelerine yer verdi.

Fidan, Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili bir teklif geldiği zaman öncelikle bu teklifin kimden geldiğine baktıklarını ve eğer Guterres'ten geliyorsa bunu dinlediklerini söyledi.

Kıbrıs Türklerini içine alan her türlü diyalog ortamını desteklediklerinin altını çizen Fidan, Kıbrıs Türklerinin neden devlet kurduğunun ve haksız izolasyonlara maruz kaldığının yeni jenerasyona iyi ve tekraren anlatılması gerektiğini dile getirdi.

"ADANIN KUZEYİNDE GÜNEYİNDE SUYA, ENERJİYE, ELEKTRİĞE, TURİSTE İHTİYAÇ VAR"

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "belli menfaatlere ulaşmak için kalıcı çözümleri beklemeye gerek olmadığı" yönünde bir yaklaşım geliştirdiğini belirterek, "Adanın kuzeyinde güneyinde suya, enerjiye, elektriğe, turiste ihtiyaç var. Bunlar için ortak projeler, ortak çalışmalar yapılabilir. Biz bunu Sayın Genel Sekreter'e de ifade ettik. Yani bu iki taraf arasında güven artırıcı önlemler konusunda değerlendirilebilir." değerlendirmesini yaptı.

GKRY’nin KKTC’ye yönelik engellemelerine gerekli yanıtların verildiğini kaydeden Fidan, bunların aşılması gerektiğini vurguladı.

Bakan Fidan, "Onun için ama biz ne yapıyoruz buna mukabil. Biz de Rum kesimini devlet olarak tanımıyoruz. Yani sen Kıbrıs Türkünün hakkını tanımazsan ben de senin devlet varlığını tanımam. Çünkü sen 1960'ta kurulan devlet değilsin. Bunu herkes biliyor. Dolayısıyla bizim tanımamamız da son derece meşru." ifadelerini kullandı.

Bunun da beraberinde Rum kesimine birtakım dezavantajlar getirdiğini kaydeden Fidan, "Aslında uzun vadeye bu konuları bırakıp her iki tarafında legal pozisyonlarını değiştirmeden ortak bir güven inşa edecek menfaat adımları atması mümkün. Bunu da biz çok cesurca yaratıcı fikirlerle karşı tarafa söyledik." diye konuştu.

Bakan Fidan, "Türk birliklerinin orada olması statükoyu hiç değiştirmedi. 50 yıldır statüko aynı. Bu şu demek, adadaki istikrar, barış tek bir sebepten dolayı oluyor. Türk askerinin adada var olmasından dolayı." değerlendirmesinde bulundu.

"Bu adanın olmazsa olmazı mıdır?" sorusu üzerine Fidan, "Bu şartlar altında. İki tarafında kalıcı bir anlaşmaya rıza göstermediği şartlarda. Çünkü şunun önüne geçemezsiniz. Rumlar adanın tamamı bana ait diyor. Şimdi sen elindeki bu ezici imkanları Türklere karşı kullanırsan kim Türk'ün yardımına gelecek? Yine biz gideceğiz. Dolayısıyla bunun kalıcı bir çözüme bağlanmadığı bir yerde, şartların aynı şekilde durduğu bir yerde, denklemde bunun değişmesini bekleyemezsiniz, değişmez de." yanıtını verdi.

"ASEAN BÖLGESİYLE ÇOK YAKINDAN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Bakan Fidan, dış politikayı sürekli kurumsal ve yapısal şekilde yürütmeye çalıştıklarını belirtti.

Türkiye'nin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Diyalog Ortağı olarak kabul edilmesine değinen Fidan, bu konunun son 3 yıldır üzerinde çalıştıkları konulardan biri olduğunu aktardı.

Fidan, 11 ASEAN ülkesi ile diyalog ortaklığı yapan 11-12 tane de dünyanın en büyük ülkesi olduğunu belirterek, ASEAN ülkelerinin 700 milyon nüfuslu ve oldukça siyasi olarak "nötr durumda" olan ama ekonomiye kalkınmaya ve pazara odaklanmış olan ülkeler olduğunu dile getirdi.

Bölgede Kamboçya-Tayland arasındaki sınır anlaşmazlığı dışında pek sıkıntı olmadığına dikkati çeken Fidan, bölgede büyük bir ekonomik imkan ve verimliliğin olduğunu ve Türkiye'nin bu konuda arayış ve çalışmalarının olduğunu söyledi.

Fidan, bölge ülkelerinin hepsinde Türk büyükelçilikleri açtıklarını hatırlatarak, Türk iş insanlarının bölgede faaliyet ve yatırımlarının olduğunu aktardı.

Fidan, şöyle devam etti:

"Rusya'nın, Amerika'nın, Çin'in, İngiltere'nin, Fransa'nın, Kanada'nın olduğu bir yerde Türkiye ekonomisinin yapısal ortak olmaması kabul edilebilir bir şey değildi. Moratoryum ilan etmişlerdi. Yani ASEAN ülkeleri biz zaten kendimiz azız. Bir de diyalog ortaklarımızla yürütebileceğimiz kapasite imkanlarımız şeklinde. Dünyadan çok fazla talep vardı. Bunlar epey bir süre önce moratoryum ilan etmişlerdi yeni diyalog ortağı kabulüne ilişkin. Ama bizim ısrarlı ve sistemli çalışmalarımızın neticesinde çok şükür bu da hayata geçti. Bundan sonra ASEAN bölgesiyle çok yakından çalışmaya devam edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde yürüttükleri dış politikada, klasik alanlarının çok ötesine giderek, ticari, ekonomik ve sosyal-siyasal ilişkileri geliştirme politikalarının çok sistemli gittiğine dikkati çeken Fidan, Afrika ülkeleriyle, Latin Amerika'da da, Asya-Pasifik'te de bu şekilde çalıştıklarını söyledi.

Fidan, "Şuna saplanmıyoruz. Eskinin hatası oydu dış politika yapımının. Yakın bölgenizde olan ateş sizi o kadar içine alıyor ki tarihin aktığı başka yerleri ister istemez pas geçiyorsunuz. Şimdi zihinsel olarak da yapısal ve kurumsal olarak da farklı krizleri aynı anda yöneten imkan ve kabiliyetleri krizleri ve imkanları aynı anda görüp yönetecek zihne ve kurumsal yapıya sahip olmak gerekiyordu. Bizim de yaptığımız o." ifadelerini kullandı.

Orta Doğu'da uğraştıkları bir krizin, Asya Pasifik'teki bir menfaate ulaşılmasında kendilerini alıkoymaması gerektiğini dile getiren Fidan, Türkiye'nin dış politikada zihinsel olarak belli yere hapsolmadığını, kurumsal olgunluk, zihinsel farkındalık ve diplomatik ustalığa sahip olduğunu belirtti.

"AK PARTİ'NİN ORTAYA KOYDUĞU BU VİZYONUN İNKITAYA UĞRAMADAN DEVAM ETMESİ GEREKİYOR"

Fidan, hem bölgenin hem dünyanın karşılaştığı hayati sorunlara karşı Türkiye'nin saygın bir aktör olarak çok büyük yapıcı katkıları olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bu aslında bir noktada AK Parti'nin dış politikasının da bir tarihi. 25 yıl önce AK Parti kurulduğu zaman şöyle bir dünya vardı; Soğuk Savaştan yeni çıkmış, Soğuk Savaş sonrası döneme hazırlanmaya çalışan bir zihinsel algı arayışında olan bir dünya. Ortaya çıkan yeni dünyayı iyi okuyan, iyi anlayan ve Türkiye'nin buradaki yerini iyi konumlandıran, sadece hamaset, hedef ve ideoloji olarak değil, var olan realiteyi de iyi okuyacak bir kadroya ve zihne ihtiyaç vardı."

AK Parti'nin Türkiye’nin geçmişteki hatalarından ders çıkartarak, bugünün şartlarını iyi değerlendirerek ve milletin stratejik kültürünü, emellerini, ruh halini de hesaba katarak oluşturduğu bir formülasyon olduğunu belirten Fidan, şunları kaydetti:

"Türkiye, Soğuk Savaş dönemindeki dış politikadaki rahatlığını hissettiği otomatik pilot durumdan çıkmak zorunda kaldı. Dostun, düşmanın, ittifakların, her şeyin değiştiği Soğuk Savaş sonrası dönemde artık otomatik pilot değil, serbest modda, manuel modda gitmeniz lazım. Orada da kaptan önemli. Milletimizin en büyük buradaki avantajı da Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) bir lider olarak ortaya çıkması." diye konuştu.

Fidan, geçmişten gelenler de dahil bütün hedefleri aynı anda devam ettirmek ama yeni risk ortamlarını da iyi hesaba katmak gerektiğine işaret ederek, "Çok zor oldu. Bunu biz Suriye'de, Irak'ta, PKK'yla mücadelede, başka konularda çok gördük. Türkiye AK Parti iktidara geldiği zaman zihinsel olarak da, yapısal olarak da Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan belirsizlik dönemine hazır değildi." dedi.

İmkansızlıklar karşısında ortaya bir liderlik çıktığını vurgulayan Fidan, şöyle devam etti:

"Normal hayatı inkıtaya uğratmadan, zorlukların, iyiliklerin olduğu bir dünyayı, nerede mümkün kılıyorsunuz? Herkesin ateşli olduğu yerde. Kuzeyiniz ateş, güneyiniz ateş, doğunuz ateş, batınız ateş, her yer ateş ve siz burada, manuel pilotta, kaptan pilotun ustalığıyla götürüyorsunuz işi. Bu AK Parti'dir. Ben gittiğim her yerde, parti organlarında görevlendirildiğim zaman oradaki delegelere, üyelere hep aynı şeyi söylüyorum; buradaki başarı sizin başarınızdır. Çünkü siz, size hizmet eden, size başarı getiren, fayda getiren iktidarı sürekli seçtiniz."

Fidan, herkesin Türkiye'de olanı örnek almak istediğine işaret ederek, "Dolayısıyla AK Parti'nin ortaya koyduğu bu vizyonun inkıtaya uğramadan devam etmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın da liderliğinin devam etmesi gerekiyor." dedi.

"ÖZELLİKLE İSLAM DÜNYASINDAN BU KONUYA ÇOK DESTEK VEREN VAR"

Mekke Ortak Savunma Anlaşması için, özellikle ittifakın üyesi olmayıp da buna en az kendileri girmiş kadar sevinen ülkeler olduğunu söyleyen Fidan, şunları kaydetti:

"Özellikle İslam dünyasından bu konuya çok destek veren var. Batı'dan da destek verenler var, işin aslını bilenler itibariyle. Yani Orta Doğu'nun insanlık için, uluslararası toplum için sıkıntı üreten, problem üreten bir yer olmaktan çıkıp tam tersine sahip olduğu her şeyle katma değer üreten bir yer olmasının yolu bu türden yapıcı ittifakların hayata geçmesinden geçiyor ve buna öncelik edenler de takdir ediyorlar açıkçası."

Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye'nin liderlikleriyle büyük rol oynadığını belirterek, "Bize düşen görevin, bizim bulunduğumuz makamlarda, üç ülkenin liderliği tarafından ortaya konulmuş siyasi iradenin çok büyük bir bölgesel ve küresel beklenti oluşturduğunun da farkındayız. Bunun altını çok profesyonel doldurarak adım adım ilerletip işlememiz gerekiyor. Bunu yapmaya da başladık. İnşallah devam edeceğiz." diye konuştu.

Suç örgütleriyle mücadele | Bakanlar Gürlek ve Çiftçi'ten açıklama: Asla meydanı boş sanmayın, yeni bir boyuta geçeceğiz
FETÖ'nün suikast timindeydi! Karatepe'nin gösterdiği bölgeden konserve kutusu çıktı

Pezeşkiyan: Şu an anlaşma için en uygun zaman çünkü ülkede birlik ve dayanışma var

Sat, 08 Aug 2026 17:13:40 Z

İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, "Gazeteciler Günü" vesilesiyle İçişleri Bakanlığında düzenlenen basın toplantısında konuştu.

ABD ile anlaşma ihtimalini değerlendiren İran Cumhurbaşkanı, "Eğer bir anlaşmaya varılmasından bahsediliyorsa bence şu an bir anlaşma için en uygun zaman çünkü ülkede birlik, güç ve dayanışma var. Bildiğim kadarıyla İran bu savaşta ve bu çatışmada galip ve güçlü olarak kabul ediliyor." dedi.

"ABD GÜVENİLMEZ"

Savaşların tek başına anlaşmazlıkları çözemeyeceğini ifade eden Pezeşkiyan, hükümetinin haziran ayında ABD ile imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde barış arayışını sürdürmek istediğini dile getirdi.

ABD'nin İran için hala "güvenilmez" olduğunu söyleyen Pezeşkiyan, "ABD'nin oluşturduğu güvensizlik ortamından vazgeçmesi ve güvenin yeniden tesis edilebilmesi şartıyla, mutabakatı yaklaşımımızın temeli haline getirmekte kararlıyız." diye konuştu.

Suç örgütleriyle mücadele | Bakanlar Gürlek ve Çiftçi'ten açıklama: Asla meydanı boş sanmayın, yeni bir boyuta geçeceğiz
FETÖ'nün suikast timindeydi! Karatepe'nin gösterdiği bölgeden konserve kutusu çıktı

İsrail askerlerinden 80 yaşındaki Filistinliyi darbederek yaraladı

Sat, 08 Aug 2026 13:27:46 Z

Filistin Kızılayından yapılan açıklamada, sağlık ekiplerinin, İsrail askerlerinin Turmusaya beldesinde darbettiği 80 yaşındaki Filistinli Hamis Rabi Cebbara'yı hastaneye kaldırdığı belirtildi.

Filistinli yerel kaynaklar, İsrail askerlerinin Turmusaya beldesine baskın düzenlediğini, ses bombaları attıktan sonra Cebbara'yı darbettiğini aktardı.

Kaynaklar, darp sonucu başından yaralanan Cebbara'nın tedavi altına alındığını ifade etti.

İsrail ve Yunanistan'da 'Mekke Savunma Anlaşması' paniği! 'Olası savaş senaryosuna' dikkat çektiler: 'Korktuğumuz başımıza geldi'

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, İsrail askerlerinin darbettiği Cebbara'nın yerde kanlar içinde yattığı, başından ve sol gözünün çevresinden kan aktığı görülüyor. Görüntülerde, çevredeki Filistinlilerin yaralı yaşlı adama ilk müdahalede bulunmaya çalıştığı dikkati çekiyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

Filistin resmi verilerine göre, Batı Şeria'da bu süreçte İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 1182'den fazla Filistinli öldürüldü ve yaklaşık 13 bin kişi yaralandı, 24 bine yakın Filistinli ise gözaltına alındı.

Deniz keyfi kabusa döndü, ülke alarma geçti! 'Et yiyen bakteri can alıyor'

Sat, 08 Aug 2026 12:46:24 Z

Sıcak havaların etkisiyle kıyılarda yoğunluk artarken, ABD’nin Louisiana eyaletinden dikkat çeken bir sağlık uyarısı geldi. Sıcak sularda bulunan ve halk arasında “et yiyen bakteri” olarak bilinen Vibrio vulnificus nedeniyle bu yıl 5 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

ABD basınından Fox News'in aktardığı Louisiana Sağlık Bakanlığı verilerine göre yıl başından bu yana eyalette 9 Vibrio vulnificus vakası tespit edildi ve bunların 5’i ölümle sonuçlandı. Yetkililer, tüm vakaların açık yarası bulunan kişilerin deniz suyuna girmesiyle bağlantılı olduğunu ve enfekte olan kişilerin tamamında mevcut sağlık sorunları bulunduğunu bildirdi.

Rakamlar, eyaletteki önceki yılların ortalamasının oldukça üzerinde. Louisiana’da geçmiş yıllarda ortalama 7 vaka ve 1 ölüm görülürken, bu yıl yalnızca birkaç ay içinde 5 can kaybı yaşandı.

SICAK SULARDA ÇOĞALIYOR

Vibrio vulnificus, özellikle sıcak ve kıyıya yakın sularda daha yüksek oranlarda bulunuyor. Louisiana Sağlık Bakanlığı, bakterinin su sıcaklıklarının yükseldiği mayıs-ekim döneminde daha yaygın hale geldiğine dikkat çekti.

Bakteri, deniz suyunun açık bir yara veya kesikle temas etmesi halinde vücuda girebiliyor. Enfeksiyonun bir diğer yolu ise özellikle istiridye olmak üzere çiğ veya az pişmiş kabuklu deniz ürünlerinin tüketilmesi.

Enfeksiyon nadir görülse de ciddi sonuçlara yol açabiliyor.

'İKİ GÜN İÇİNDE ÖLÜMLE SONUÇLANABİLİYOR'

Vibrio vulnificus enfeksiyonu; kusma, ishal ve karın ağrısının yanı sıra ciddi cilt enfeksiyonlarına neden olabiliyor.

Yetkililer, ağır vakalarda hastaların yoğun bakıma alınabileceği veya enfekte uzvun kesilmesinin gerekebileceği konusunda uyarıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre enfekte olan yaklaşık her 5 kişiden 1'i hayatını kaybediyor ve bazı vakalarda ölüm belirtilerin başlamasından yalnızca bir veya iki gün sonra gerçekleşebiliyor.

Cilt enfeksiyonlarında ilk belirtiler arasında ateş, kızarıklık, ağrı, şişlik, bölgede sıcaklık artışı, renk değişikliği ve akıntı bulunuyor.

Bakterinin kan dolaşımına ulaşması halinde ise ateş, titreme, septik şok ve ciltte su toplamasına benzer lezyonlar görülebiliyor.

Bazı ağır vakalarda nekrotizan fasiit adı verilen ve yaranın çevresindeki dokuların hızla ölmesine yol açan ciddi bir enfeksiyon gelişebiliyor. “Et yiyen bakteri” tanımlamasının kaynağı da bu tablo.

BAZI KİŞİLER DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA

Sağlıklı kişilerde enfeksiyon çoğunlukla daha hafif seyredebilirken, bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde risk ciddi biçimde artıyor.

Özellikle kronik karaciğer hastalığı bulunanlar, kanser hastaları, diyabetliler, HIV taşıyanlar ve talasemi hastaları ile bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananların daha dikkatli olması gerekiyor.

PLAJA GİDENLER NELERE DİKKAT ETMELİ?

Sağlık yetkilileri, sıcak deniz veya acısuya girerken özellikle açık yara ve kesiklere dikkat edilmesini istiyor.

Taze kesik, sıyrık veya başka bir açık yara bulunan kişilerin sıcak tuzlu ya da acısuya girmemesi tavsiye ediliyor. Çiğ istiridye ve diğer kabuklu deniz ürünlerinden kaçınılması, çiğ deniz ürünlerinin suyunun diğer gıdalarla temas ettirilmemesi ve kabuklu deniz ürünleri hazırlanırken koruyucu eldiven kullanılması da öneriler arasında.

Enfeksiyon şüphesi bulunan kişilerde tanı; dışkı, yara veya kan örneklerinden alınan kültürlerle konulabiliyor. Hafif vakalarda sıvı kaybının önlenmesi önem taşırken, ağır veya uzun süren enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisi uygulanabiliyor. Enfekte yaralarda ölü dokunun cerrahi müdahaleyle temizlenmesi gerekebiliyor.

Yetkililer, özellikle sıcak havalarda denize girecek kişilerin açık yaralarını kapatmalarını ve risk grubundaki kişilerin deniz suyu ile temas konusunda ekstra önlem almalarını istiyor.

Baba Vanga'dan yılın geri kalanı için ürküten kehanetler! Kasım ayına işaret etti: 'İkisi oldu, üçü kaldı'
Dünyanın petrol devleri belli oldu! Türkiye kaçıncı sırada?

ABD'de yangın söndürme helikopteri düştü! '2 kişiden haber alınamıyor'

Sat, 08 Aug 2026 11:52:53 Z

ABD'nin Utah eyaletinde orman yangınıyla mücadele ediliyor. Yangına müdahale sırasında Sikorsky S-64 tipi bir helikopter düştü. Bölgeye sağlık ve kurtarma ekipleri sevk edildi.

2 KİŞİNİN AKIBETİ BELLİ DEĞİL

Ancak ekipler, yangının şiddeti nedeniyle henüz olay yerine ulaşamadı. Helikopterdeki 2 kişinin akıbeti bilinmezken, ABD Ulusal Ulaştırma Güvenliği Kurulu (NTSB) ve Federal Havacılık İdaresi (FAA) olayla ilgili soruşturma başlatacak.
Sikorsky S-64 "Skycrane" helikopterleri, ticari amaçlarla ve devlet kurumları tarafından yangın söndürme ve diğer amaçlar için kullanılıyor.

İsrail'in gündemini sarsan 'Türk hamlesi'! '20 binden fazla asker, boşluk doluyor'
Dünyanın petrol devleri belli oldu! Türkiye kaçıncı sırada?

Processing feed: https://www.cumhuriyet.com.tr/rss/6.xml

Cumhuriyet Gazetesi - Kültür-Sanat

Everest'te geçen bir yas hikayesi: 'Tanrıların Tahtında'

Sat, 08 Aug 2026 16:14:00 +0300

Yazar Gülsel Ceren Güneş'in yeni romanı "Tanrıların Tahtında", Toros Yayınları etiketiyle raflara geldi.

Bilgesu Erenus, son yolculuğuna uğurlandı

Sat, 08 Aug 2026 15:12:00 +0300

Türk sanat dünyasının önemli isimlerinden senarist, oyun yazarı, müzisyen kimliği ile tanınan Bilgesu Erenus için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Erenus'un cenazesi, Nakkaştepe mezarlığında toprağa verildi.

Ahzuita: Ankara’da cazın peşinde!

Sat, 08 Aug 2026 11:15:00 +0300

Ankara, pek çok sanatçıya, şaire ve yazara ilham veren; Türkiye’nin önemli müzik gruplarının kuruluşuna tanıklık eden bir şehir. Bu zengin kültürün içinde geçen yaz kapılarını açan Ahzuita, cazı küçük bir salonda ve dinleyiciyle müzisyen arasındaki mesafeyi kaldırarak sunuyor.

Kült klasik Hayvan Çiftliği ve psikolojik gerilim-korku Karanlıktan Gelen, beyaz perdede: Mutlak güç yozlaştırır

Sat, 08 Aug 2026 04:00:00 +0300

Andy Serkis’in George Orwell uyarlaması “Hayvan Çiftliği”, totalitarizm ve iktidarın yozlaştırıcı gücünü genç bir domuzun gözünden anlatırken Hanna Bergholm’un “Karanlıktan Gelen”i annelik, bastırılmış içgüdüler ve doğayla mücadeleyi psikolojik gerilimle perdeye taşıyor.

23. Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali'nde İngiliz piyanist Charles Owen konser verdi

Fri, 07 Aug 2026 18:03:00 +0300

23. Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali kapsamında Charles Owen sahne aldı.


Processing feed: https://www.cumhuriyet.com.tr/rss/73.xml

Cumhuriyet Gazetesi - Terazi Burcu

Terazi (22.10.2013)

Tue, 22 Oct 2013 19:03:00 +0300

Terazi


Processing feed: https://www.cnnturk.com/feed/rss/son-dakika/news

No items found.


Processing feed: https://www.cnnturk.com/feed/rss/ekonomi/news

CNN TÜRK

Gözler Merkez Bankası'nda: Enflasyon hedefi değişecek mi?

Sat, 08 Aug 2026 23:46:54 GMT

Merkez Bankası, yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nu 13 Ağustos Perşembe günü açıklayacak. Başkan Fatih Karahan'ın sunumunda enflasyon hedefleri ve tahminlerde değişiklik olup olmadığı netleşecek. Temmuzda yıllık enflasyon yüzde 31,75'e yükselirken, gözler Merkez Bankası'nın yeni projeksiyonlarında olacak.

SON DAKİKA | 8 AĞUSTOS ÇILGIN SAYISAL LOTO SONUÇLARI AÇIKLANDI! Çılgın Sayısal Loto sonuçları nasıl öğrenilir? 531.909.403 TL büyük ikramiye

Sat, 08 Aug 2026 21:38:45 GMT

Çılgın Sayısal Loto sonuçları ile ilgili son dakika açıklaması 8 Ağustos 2026 Cumartesi günü Milli Piyango Online’da canlı yayınlanan çekilişte yapıldı. 531.909.403 TL büyük ikramiyeli çekiliş sonrası pek çok kişi internette "Çılgın Sayısal Loto sonuçları nasıl öğrenilir?” sorusuna yanıt arıyor. İşte, 8 Ağustos 2026 Çılgın Sayısal Loto sonuçları...

Çevreci girişimlere 6,5 milyon TL destek

Sat, 08 Aug 2026 16:01:45 GMT

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma vizyonu doğrultusunda, temiz enerji alanlarında faaliyet gösteren girişimlere yönelik 6,5 milyon TL’ye kadar destek sağlanacağını bildirdi.

ABD’nin petrol rezervlerinde tarihi düşüş: 42 yılın en düşük seviyesi

Sat, 08 Aug 2026 14:41:35 GMT

ABD’nin İran’a yönelik saldırıların ardından küresel petrol arzındaki kesintiyi telafi etmek amacıyla başlattığı stratejik rezerv salımı, ülkenin stratejik petrol stoklarını 1983’ten bu yana görülen en düşük seviyeye indirdi...

12 bin yıllık buğday yeniden tarlalarda: Iza üretimi 500 dönüme çıkarılacak

Sat, 08 Aug 2026 14:27:36 GMT

Bolu’nun Mengen ilçesinde yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip olduğu belirtilen ve “buğdayın atası” olarak kabul edilen ıza buğdayının geleceğe taşınması amacıyla üretim çalışmaları sürdürülüyor.


Processing feed: https://www.ensonhaber.com/rss/ensonhaber.xml

Error: Content does not appear to be XML


Processing feed: https://www.mynet.com/haber/rss/kategori/politika/

Mynet Politika Haberler

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "Abdullah Öcalan düzenleme kapsamında değil"

Sat, 08 Aug 26 11:47:34 +0300

Adalet Komisyonu'nda kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanun Teklifi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Yasa Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş'ı kapsıyor mu?" sorularına yanıt verdi.

20 bin kişi katıldı, Bahçeli nikah şahidi oldu

Sat, 08 Aug 26 10:29:00 +0300

Ankara'da yaklaşık 20 bin davetlinin katıldığı düğünde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkanvekili Celal Adan ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay çiftin nikah şahitliğini üstlendi.

SON DAKİKA | 'Çerçeve yasa' teklifi komisyonda kabul edildi

Sat, 08 Aug 26 08:56:54 +0300

Son dakika haberi: Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanun Teklifi, Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Görüşmeler 18 saat sürdü. Söz konusu 'Çerçeve Yasa' Pazartesi günü Genel Kurul'a gelecek.

Komisyonda 'pislik' gerilimi! Masaya vurup, üzerine yürüdü

Sat, 08 Aug 26 08:36:39 +0300

TBMM Adalet Komisyonu’ndaki “çerçeve yasa” görüşmelerinde sinirler gerildi. İYİ Parti Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş’ın MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik sözleri üzerine MHP’li Muhammed Levent Bülbül, Taş’a “Pislik sensin” diye tepki gösterirken masaya yumruk vurdu. Bülbül, ardından İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın üzerine yürüdü.

İlkay Çiçek tutuklanınca... Çok konuşulacak iddia: Menderes Belediyesi AK Partiye geçebilir

Sat, 08 Aug 26 07:41:15 +0300

İzmir'de Menderes Belediyesine yönelik rüşvet, irtikap, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma ve imar kirliliğine neden olma suçlarına yönelik soruşturma kapsamında CHP'li Belediye Başkanı İlkay Çiçek tutuklandı. Çiçek'in tutuklanmasının adından "Menderes Belediyesi AK Partiye geçebilir" iddiası gündem oldu.


Processing feed: https://www.dunya.com/rss/ekonomi.xml

Dünya Gazetesi

Kızlarına bırakacağı mirası kahve kutusunda biriktiriyor: Hedefi 500 milyon dolar

Sat, 08 Aug 2026 15:51:00 +0300

ABD'de yaşayan finans analisti Matthew Ankrum, üç kızına servet bırakmak için sıra dışı bir yatırım yöntemi uyguluyor. Yıllar içinde değerini 100 kata kadar artırabileceğine inandığı şirketlerin fiziki hisse senetlerini bir kahve kutusunda biriktiren Ankrum, yatırımlarına en az 30 yıl dokunmamayı planlıyor. Üç çocuk babasının uzun vadeli hedefi ise portföyü 500 milyon dolara ulaştırmak.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: Memlekette fabrika çok, gençlerimiz çalışmak isterse iş var

Sat, 08 Aug 2026 14:59:00 +0300

Batman'da park açılışına katılan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile yanına gelen bir kadın arasında dikkat çeken bir diyalog yaşandı. Çocuklarının iş bulamadığını anlatan kadına Kürtçe yanıt veren Şimşek, "Memlekette fabrika çok. Gençlerimiz çalışmak isterse buralarda iş var" diyerek yanıt verdi.

Trump'ın göçmen politikası ters tepti: Boşalan işleri Amerikalılar dolduramadı

Sat, 08 Aug 2026 13:41:00 +0300

ABD'de Trump yönetiminin göçmenlere yönelik sıkılaştırdığı politikaların iş gücü piyasasında beklenmedik sonuçlar yarattığı belirtiliyor. Göçmenlerin iş gücünden çekilmesiyle boşalan pozisyonları ABD'lilerin doldurmadığı, bazı sektörlerde ise yerli çalışanların da istihdam kaybı yaşadığı ortaya çıktı.

Bakan Uraloğlu açıkladı: 7 saatlik yol 1 saat 45 dakikaya iniyor

Sat, 08 Aug 2026 13:25:00 +0300

Ankara-Kayseri arasındaki yolculuğu 7 saatten 1 saat 45 dakikaya indirecek Yerköy-Kayseri YHT Hattı'nda çalışmaların yüzde 53'ü tamamlandı. Saatte 250 kilometre hıza uygun inşa edilen 142 kilometrelik hattın 2028'in ikinci yarısında hizmete açılması hedeflenirken Himmetdede'ye kadar olan bölümün 2027'de bitirilmesi planlanıyor.

Gıda fiyatlarında yeni dönem: Hükümet haftalık takibe geçiyor

Sat, 08 Aug 2026 13:18:00 +0300

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, enflasyonla mücadelede gıda fiyatlarına yönelik yeni adımlar atılacağını açıkladı. Gıda Komitesi'nin ağustos ayında toplanacağını belirten Yılmaz, gıdadaki gelişmelerin ve arz-talep koşullarının haftalık olarak izleneceğini, erken uyarı sisteminin devreye alınacağını söyledi. Güncellenmiş Orta Vadeli Program ise eylülün ilk haftasında açıklanacak.


Processing feed: https://www.finansgundem.com/rss

Error: cURL error: Maximum (20) redirects followed


Processing feed: https://www.ekonomist.com.tr/rss/

ekonomist

1500 yıllık gizem gün yüzüne çıktı: Dünyada eşi benzeri yok

Sun, 09 Aug 2026 00:16:00 +0300

Isparta'nın Yalvaç ilçesindeki Pisidia Antiokheia Antik Kenti'nde sürdürülen kazılarda, Hristiyan sanat tarihi açısından dünyada bilinen başka örneği olmayan yaklaşık 1500 yıllık litürjik kap ortaya çıkarıldı.

Milattan sonra 6. yüzyıla tarihlenen kapta, Danyal Peygamber'in gördüğü rüya, rüyasındaki 4 canavar ve aslan aynı kompozisyonda tasvir ediliyor.

12 bin yıldır genetiğini koruyor: Üretim alanı iki katına çıkacak

Sun, 09 Aug 2026 00:06:00 +0300

"Buğdayın atası" olarak bilinen 12 bin yıllık ıza, Bolu'da sağlanan desteklerle daha geniş alanlarda yetiştiriliyor. Çalışmalarla bu kadim buğday türünün üretiminin sürdürülmesi hedefleniyor.

Bolu'da binlerce yıldır genetik özelliklerini koruyan ıza buğdayının ekim alanı, çiftçilere verilen tohum desteğiyle 250 dönüme ulaştı. Bu yıl üründen 55 ton rekolte elde edilmesi bekleniyor.

Kırtasiye sektöründe okula dönüş mesaisi başladı

Sat, 08 Aug 2026 12:37:00 +0300

Kırtasiye sektörü okula dönüş sezonu için hazırlıklarına devam ederken, sektör temsilcileri velileri merdiven altı ürünlere karşı uyarıyor.

Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD) Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kırtasiye sektörünün dinamik bir sektör olduğunu, sektörde satışların okul döneminde ivme kazansa da yıl genelinde de hareketliliğin devam ettiğini belirterek, "Geçen yıla oranla herhangi bir düşüşümüz yok. Enflasyon oranlarının altında seyreden bir fiyat politikamız var. Sektör kendi dinamikleriyle ayakta kalmaya, büyümeye devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Sektörün okula dönüş dönemine hazırlandığını söyleyen Keresteci, "Okula dönüş dönemi kırtasiye sektörünün en büyük bayramı. Ekonomiye en çok katkı sağladığımız, çalışan seviyesini, çeşitliliğimizi en yükseğe çıkardığımız dönem. Böyle bir döneme hazırlık yapıyor olmak şu an bütün sektör adına mutluluk verici." diye konuştu.

Keresteci, çantadan boya ürünlerine, el işi malzemelerinden mataralara ve kalem kutularına kadar geniş yelpazede ürün çeşitliliğiyle mağazaların hazır olduğunu dile getirdi.

Dünya kırtasiye sektöründeki çeşitliliğe bakıldığında Türkiye'nin Çin'den sonra en fazla ürün çeşidine sahip ülke olduğunu söyleyen Keresteci, şunları kaydetti:

"Çeşit demek beğeni, heyecan, farklı ürünleri deneyimlemek demek. Bu deneyim alanını da sunan bizim kırtasiye sektöründeki bütün mensupların bir başarısı. Bugün Avrupa'nın da önündeyiz. Dünyanın birçok ülkesinin önündeyiz, birçok alternatif sunuyoruz. Hem fiyat alternatifi konusunda hem de çeşit alternatifi konusunda. Reyonlarımız hazır, tüketicilerimizi sağlıklı alışveriş yapabilmek için şimdiden kırtasiyecilerimize alışveriş yapmaya davet ediyoruz."

"Ortalama 2 bin 500 liraya bir okul çantası doldurulabiliyor"

Taha Keresteci, okul alışverişinde en büyük alımın okul öncesi ve ilkokul seviyesinde görüldüğünü ifade ederek, tercihlerin okul düzeyine göre değiştiğini anlattı.

Bu yıl bir öğrencinin okul çantasının dolum maliyetine değinen Keresteci, "Geçen yıl 1900-2000 lira arasındaydı bir okul çantasının alt maliyeti. Bu araştırmayı Türkiye'nin 7 bölgesine göre yapıyoruz. Şu anda yaklaşık yüzde 25'lik bir artış söz konusu geçen yılın ortalamasına göre. 2 bin 500 lira ortalama maliyet var. Herkesin kendi ekonomik durumuna, beğenisine, kullanım amacına göre fiyatlar değişiklik gösterebiliyor. Ama ortalama 2 bin 500 liraya bir okul çantasını doldurup ihtiyaçlarını giderebiliyorlar." ifadelerini kullandı.

Keresteci, söz konusu yüzde 25'lik artış oranının enflasyonun altında olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bu bağlamda da kırtasiye sektörünün hem kırtasiye ithalatçısı hem imalatçısı hem de perakendecisinin bir başarısıdır. Sektör kendi içinde kar marjlarını düşük tutarak tüketicinin daha uygun maliyette kırtasiye ürünleri almasını sağlıyor. Çünkü kırtasiye bir yerde ihtiyaç malzemesi, ofislerde, fabrikalarda, bir yerde de eğitim materyali. Çocuklarımızın eğitime ulaşmasında, eğitim malzemeleri almalarında herhangi bir zorluk çekmesini kırtasiye sektörü olarak istemiyoruz, elimizden gelen fedakarlığı yapıyoruz."

Tüketicilere ürünlerde yer alan "CE" işareti ile "EN 71" standardına uygunluğu kontrol etmeleri yönünde uyarıda bulunan Keresteci, "Tüketicilerimizi, sağlıklı ve güvenilir ürün satan kırtasiyelerden ürün almaya davet ediyoruz. Bir ürünü aldığında tüketicimiz ürünün arkasında ithalatçı, imalatçı bilgisi, markası, test, sağlık raporlarıyla ilgili işaretlemenin olup olmadığına bakarsa güvenli ürüne ulaşmış olur." diye konuştu.

"Orta Doğu ve Avrupa'da çeşitliliğimizin vermiş olduğu güçle ihracatımız ilerliyor"

TÜKİD Başkanı Keresteci, velilerin, satın aldıkları ürünün güvensiz olduğunu düşünmeleri halinde "Alo 175 Tüketici Danışma Hattı"na ve Ticaret Bakanlığına şikayet edebileceklerini dile getirdi.

Sektörde ihracatın kağıt, boya mamulleri ve plastik aksam ağırlıklı olduğu bilgisini veren Keresteci, "Orta Doğu ve Avrupa'da çeşitliliğimizin vermiş olduğu güçle ihracatımız ilerliyor. Ama ham madde ve bölgesel yaşadığımız sorunlar ihracatımızın önüne geçiyor. Pandemi döneminde yükselen ihracatımız şu an bir kısım düşüşleri yaşadı. Ama tekrar inşallah geçmişte yakaladığımız başarıları, bu çeşitliliğimizi de sürdürürüz." ifadelerini kullandı.

Keresteci, okula dönüş dönemiyle, ekim, kasım, aralık ayıyla birlikte sektörün başarısını sürdüreceğini kaydederek, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Okula dönüş dönemi sadece kırtasiye sektörünü ilgilendirmiyor, birçok sektörü ilgilendiriyor. Burada üretimin artacağı, insanların ticaretlerinin daha çok büyüyeceğini düşünürsek, kırtasiye de bir materyal her alanda kullanıldığı için, biz güzel bir şekilde yılı devam ettireceğiz. Güvenilir, sağlıklı ürünleri kırtasiyelerden alışveriş yaparak, yerel esnafın desteklenmesi ve ekonomiye katkı sağlaması anlamında, buralardan alışveriş yapmalarını tavsiye ediyoruz."

Sektörün, kırtasiye ürünlerinde enflasyonun altında bir oranda fiyatlarını uygulamaya devam ettiğini yineleyen Keresteci, tüketicilerin ürünlere daha rahat ulaşabilmesi için kırtasiye ürünlerindeki KDV'nin sıfırlanmasına yönelik beklentileri olduğunu da sözlerine ekledi.

En çok hangi meslek grubu internet kullanıyor?

Sat, 08 Aug 2026 12:20:00 +0300

Tarım sektöründeki teknoloji kullanımı her geçen gün artarken sektörde çalışanların internet kullanım oranı da buna bağlı olarak bu yıl yüzde 86'ya ulaştı.

AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'de 16-74 yaş grubundaki bireylerin internet kullanım oranı bu yıl yüzde 92,3 olarak belirlendi.

Meslek grubuna göre bireylerin internet kullanımları incelendiğinde, tarım, ormancılık ve su ürünleri sektöründe çalışanların internet kullanımının son yıllarda önemli artış gösterdiği görüldü.

Yapay zeka ve otomasyon sistemleri gibi yeni teknolojilerin tarımda kullanımının yaygınlaşması, üretimde verim ve kalitenin artmasına katkı sağlarken, sektörde buna bağlı internet kullanımı da artıyor.

Buna göre, 2017'de yüzde 38,6 olan "nitelikli tarım, ormancılık ve su ürünleri çalışanları"nın internet kullanım oranı, 2022'de yüzde 71'e, bu yıl da yüzde 86'ya yükseldi.

Böylece, çiftçi ve üreticilerin internet kullanım oranı 10 yılda iki katını aştı.

Büro hizmetlerinde çalışanların tamamı internet kullanıyor

Diğer sektörlerdeki internet kullanımı incelendiğinde, en yüksek kullanım oranının "büro hizmetlerinde çalışan elemanlar" kategorisinde olduğu görüldü.

Verilere göre, söz konusu meslek grubunda 2022'de yüzde 99,7 olan internet kullanımı, bu yıl yüzde 100'e ulaştı.

"Profesyonel meslek mensupları"nda internet kullananların oranı 2026'da yüzde 99,9, "sanatkarlar ve ilgili işlerde çalışanlar"da yüzde 99 ve "hizmet ve satış elemanları" meslek grubunda yüzde 98 olarak tespit edildi.

Caine'in İran savaşından "çıkış yolu" aradığı iddia edildi

Sat, 08 Aug 2026 12:05:00 +0300

ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine'in, İran ile savaşın tırmanmasının yeni riskler yaratabileceği ve yalnızca hava saldırılarıyla ABD Başkanı Trump'ın hedeflerine ulaşılmasının zor olduğu gerekçesiyle çatışmadan "çıkış yolu" aradığı öne sürüldü.

Amerikan CNN kanalının konu hakkında bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberinde Caine'in, son haftalarda İran ile savaşın geldiği noktaya ilişkin endişelerini ABD yönetimindeki üst düzey yetkililerle paylaştığı belirtildi.

Caine'in, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Yardımcısı JD Vance ile yaptığı görüşmelerde, çatışmayı tırmandırabilecek askeri seçeneklerin yaratabileceği riskleri ve yalnızca hava saldırıları düzenleyerek Trump'ın savaş bağlamındaki hedeflerine ulaşılmasının zor olduğunu gündeme getirdiği ileri sürüldü.

Görüşmelerde Caine'in, gerilimin azaltılmasına imkan sağlarken ABD'nin hedefleri doğrultusunda ilerleme kaydedildiğini gösterebilecek bir "çıkış yolu" üzerine yoğunlaştığı iddia edildi.

Öte yandan kaynaklar, Trump'ın, İran'a kara birlikleri gönderilmesine sıcak bakmadığını, hava saldırılarının ise Tahran'ı ABD'nin çıkarlarını gözeten bir anlaşmaya zorlayabileceğini düşündüğünü aktardı.


Processing feed: https://www.paraanaliz.com/feed

Error: Content does not appear to be XML


Processing feed: https://www.yenisafak.com/rss?xml=ekonomi

Yeni Safak - Savunma Sanayi

Libya’nın sanayi hamlesinde tarihi adım: 22 genç mühendis adayı eğitim için Türkiye’de

Tue, 28 Jul 2026 13:19:08 GMT

İki ay sürecek eğitim programı, Albayrak Grubu bünyesinde faaliyet gösteren ve Türkiye’nin motor, transmisyon ve savunm...



İki ay sürecek eğitim programı, Albayrak Grubu bünyesinde faaliyet gösteren ve Türkiye’nin motor, transmisyon ve savunma sanayii alanındaki önemli üretim merkezlerinden biri olan TÜMOSAN tesislerinde gerçekleştiriliyor. Program boyunca katılımcılar, teorik eğitimin yanı sıra modern üretim hatlarında uygulamalı çalışmalar yaparak ileri üretim teknolojileriyle tanışacak. TÜMOSAN, motor, güç aktarma sistemleri ve savunma sanayi projelerinde uzun yıllara dayanan mühendislik tecrübesine sahip bir üretim altyapısı sunmaktadır.

Eğitim programı; CNC üretim sistemleri, teknik resim okuma, kalite kontrol, üretim planlama, bakım-onarım, iş güvenliği ve modern fabrika yönetimi gibi alanları kapsıyor. Amaç, Libya’da yeniden yapılandırılan askerî sanayi tesislerinde görev alacak nitelikli teknik personelin uluslararası standartlarda yetiştirilmesi.

Yetkililer, bu programın yalnızca bir staj faaliyeti olmadığını, aynı zamanda bilgi ve teknoloji transferini esas alan uzun vadeli bir kalkınma modelinin başlangıcı olduğunu belirtiyor. Eğitimlerini başarıyla tamamlayacak gençler, ülkelerine döndükten sonra Libya’nın askerî sanayi fabrikalarında üretim, bakım, modernizasyon ve teknik geliştirme süreçlerinde aktif görev üstlenecek.

Uzmanlara göre, insan kaynağına yapılan bu yatırım, Libya’nın savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltma ve yerli üretim kapasitesini güçlendirme hedefleri açısından büyük önem taşıyor. Nitelikli personelin yetiştirilmesi, kurulacak üretim altyapısının sürdürülebilirliği açısından en kritik aşamalardan biri olarak değerlendiriliyor.

Türkiye ile Libya arasında son yıllarda savunma ve teknik eğitim alanlarında gelişen iş birliklerinin yeni bir halkası olarak görülen bu programın, ilerleyen dönemde farklı mühendislik branşlarını kapsayacak yeni eğitim gruplarıyla devam etmesi bekleniyor.

Libya’nın sanayi vizyonu doğrultusunda başlatılan bu eğitim seferberliği, yalnızca 22 gencin mesleki yolculuğunu değil, aynı zamanda iki ülke arasında bilgi, teknoloji ve mühendislik alanında kurulacak uzun soluklu stratejik ortaklığın da önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.

pladis dengeli beslenmeye katkı sunan ürün hacmini 2030’a kadar iki katına çıkaracak

Tue, 28 Jul 2026 12:26:26 GMT

Ülker, McVitie’s ve GODIVA markalarını bünyesinde barındıran ve Yıldız Holding çatısı altında faaliyet gösteren global ...

Ülker, McVitie’s ve GODIVA markalarını bünyesinde barındıran ve Yıldız Holding çatısı altında faaliyet gösteren global atıştırmalık şirketi pladis, tüketicilerin yaşam tarzlarına ve iyi olma hallerine uygun atıştırmalık taleplerine inovasyonla yanıt vermeye devam ediyor. Şirket bu doğrultuda, ürün geliştirme, tarif iyileştirme (reformülasyon) ve pazarlama süreçlerine yön verecek yeni bir “pladis global beslenme modeli“ oluşturdu.

Şirketin bilim insanları tarafından geliştirilen bu yaklaşım, Fransa’nın Nutri-Score, Avustralya’nın Health Star Rating ve Birleşik Krallık’ın Nutrient Profile Model (HFSS) gibi uluslararası kabul görmüş beslenme değerlendirme sistemleri temel alınarak şekillendirildi.

Tüm pladis ürünlerine yönelik oluşturulan “pladis global beslenme modeli”, lif ve protein gibi tüketimi teşvik edilen besin öğelerinin artırılmasını, tuz, şeker ve yağ miktarlarının ise azaltılmasını içeriyor. pladis, bu yaklaşım doğrultusunda global olarak toplam satış hacminin yaklaşık %10’unu oluşturan, daha dengeli beslenmeye katkı sağlayan ürünlerinin satış hacmini 2030 yılına kadar iki katına çıkarmayı taahhüt ediyor. Şirket bu hedefe ilerlerken, ürünlerini lezzetinden ödün vermeden yeniden formüle edecek, yeni ürünler geliştirecek ve başarılı ürün serilerini daha fazla pazara ulaştıracak.

Söz konusu taahhüt, pladis’in kısa süre önce hayata geçirdiği küresel sürdürülebilirlik stratejisi Happy People, Happy Planet kapsamında atılan önemli adımlardan birini oluşturuyor.

İnovasyon için lezzetten ödün verilmeyecek

pladis Ar-Ge Başkanı Dr. Jennifer Moss şöyle konuştu:

“Tüketicilerin keyif için satın aldıkları ürünlerimizde lezzet her zaman önceliğimiz olmaya devam edecek. Değişen şu ki tüketiciler artık daha fazla seçenek istiyor. Yaşam tarzlarına ve iyi olma hedeflerine uygun ürünler ararken, alıştıkları lezzetten de ödün vermek istemiyorlar. Biz de bu iki beklentiyi bir arada karşılayabilen markaların başarılı olacağına inanıyoruz. Bu nedenle, markalarımızın sunduğu keyfi korurken tüketicilerimize daha fazla seçenek sunmaya kararlıyız”

pladis Global Beslenme Modeli

Yaklaşık 16 bin kişiye istihdam sağlayan ve ürünlerini 110’dan fazla ülkede tüketiciyle buluşturan pladis’in 2030 taahhüdü, iyi olma hali ve dengeli beslenmeye yönelik uzun yıllardır devam eden portföy geliştirme çalışmalarının devamı niteliği taşıyor. Bu doğrultuda pladis Birleşik Krallık’taki ürün tariflerinden 169 milyon çay kaşığı şeker eş değerindeki 676 ton şekeri çıkardı. Hollanda’da Sultana meyveli bisküvilerinin tarifleri yeniden düzenlenerek şeker ve tuz oranları azaltılırken lif miktarı artırıldı.

Türkiye’de ise şekeri meyveden, yüksek lifli kuruyemiş ve meyve barlarının yanı sıra protein barını da kapsayan Ülker Go Ahead markası tüketicilerle buluştu. Ülker, bu yeni ürün lansmanıyla tüketicilere besleyici ve fonksiyonel atıştırmalık seçeneklerinden oluşan daha geniş bir ürün portföyü sunmayı hedefliyor.

Ülker, ürün portföyündeki şeker, tuz ve yağ oranlarını azaltmaya yönelik reformülasyon çalışmalarını uzun yıllardır sürdürüyor. Bu kapsamda son 10 yılda ürünlerinde toplam 5.706 ton şeker, 28 ton tuz ve 549 ton yağ azaltımı sağladı.


Murat Ülker'den pladis'in 10. yılına özel mesaj: Rakamların ötesinde bir başarı hikayesi

'Fikirleriyle Işıldayan' 1030 takım bizz@kampüs’ün 15. yılında GODIVA için yarıştı

McVitie’s’ten İstanbul’da 100'üncü yıl kutlaması

Temmuzda 158,8 milyon liralık doğal gaz desteği

Tue, 28 Jul 2026 10:43:54 GMT

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik ...

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik hayata geçirilen Doğal Gaz Tüketim Desteği'nin 2023 yılında düzenli sosyal yardımlar kapsamına alınarak vatandaşların hizmetine sunulduğunu belirtti. Düzenli Doğal Gaz Tüketim Desteği'nden hanelerin yararlanabilmesi için başvuru sahibinin Türk vatandaşı olması, e-Devlet üzerinden destek programına başvuruda bulunması ve doğal gaz arzı sağlanan ilçe veya beldede ikamet etmesi gerektiğini söyleyen Bakan Göktaş, ayrıca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından hak sahipliği kararı verilmesi kriterlerinin de karşılanması gerektiğini vurguladı.

'YENİDEN BAŞVURU YAPMAKSIZIN YARARLANILIYOR'

Bakan Göktaş, vatandaşların yardım programından her ödeme döneminde yeniden başvuru yapmaksızın yararlanabildiğini belirterek, ikamet ettikleri haneye ait faturalarını e-ailem.aile.gov.tr adresindeki fatura ödeme hizmeti üzerinden ya da Halkbank şubelerinden teslim aldıkları Aile Kartları ile Halkbank/TAM ATM'leri aracılığıyla ödeyerek, illeri için belirlenen tahsisat tutarından düzenli olarak faydalanabildiklerini ifade etti.

Destek programı kapsamında ödeme tutarlarının, iller arasındaki sıcaklık farklılıkları dikkate alınarak değişiklik gösterdiğini belirten Bakan Göktaş, "Desteğimiz, yıl içinde ekim-mayıs aylarını kapsayan 8 aylık dönem için iki ayda bir ödenmektedir. Düzenli Doğal Gaz Tüketim Destek Programı kapsamında 2026 yılı Temmuz dönemi ödemelerinde 504 bin 638 hak sahibine toplam 158 milyon 836 bin lira ödeme gerçekleştirdik. 2026 yılında ise 617 bin 680 hak sahibine toplam 1 milyar 69 milyon lira destek sağladık" dedi.


Bakan Göktaş duyurdu: Selden etkilenen ailelere 10 bin lira yardım ödemesi yapılacak

81 ilde eş zamanlı 'Aile Kampı' düzenlenecek: Tarih belli oldu

Bakan Göktaş'tan başlık parası yüzünden evlenemeyen gence sürpriz telefon


Elektrikli otomobillerde beklenen özellik için kritik engel: Türkiye’yi de etkileyecek

Tue, 28 Jul 2026 10:20:01 GMT

Avrupa Birliği'nin büyük üyelerinden Fransa, Tesla'nın Tam Otonom Sürüş (FSD) sisteminin Avrupa'da kullanımını onaylama...

Avrupa Birliği'nin büyük üyelerinden Fransa, Tesla'nın Tam Otonom Sürüş (FSD) sisteminin Avrupa'da kullanımını onaylamaya ret kararı çıkartan ilk ülke oldu.


Hollanda öncülüğünde Belçika, Danimarka, Estonya ve Litvanya gibi ülkelerin izin adımlarına rağmen Fransız hükümeti sistemin henüz güvenli olmadığını savundu.


Güvenlik riski var


Fransız hükümeti tarafından yapılan açıklamada, sistemin özellikle hız sınırı ihlallerine ve sürücülerin dikkatsizliğinin artmasına yol açabileceği belirtildi.

FSD'nin getirdiği teknolojik yenilikler kabul edilmekle birlikte, mevcut güvenlik açıklarının şu aşamada kabul edilebilir seviyede olmadığı vurgulandı.


Yeniden inceleme ihtimali var


Araç güvenlik mevzuatında AB ile UNECE standartlarını baz alan Türkiye'de Tesla FSD sistemi teknik olarak Gelişmiş Otopilot (EAP) adıyla işlev görüyor.


Fransa'nın itirazı neticesinde AB içinde ortak karara varılamaması, Tesla'nın Türkiye özelinde yaptığı FSD başvurusunun da yeniden incelemeye alınmasına yol açabilir.

Horon ve kemençeden sonra Yunanistan'ın gözü şimdi de Laz böreğinde: Bakın ne isim verdiler

Çanta araması, devamsızlık, disiplin ve kayıt... MEB'den okul yönetmeliğinde kapsamlı revizyon

Piyasaların gözü bu kararda: Altın yatırımcısını ters köşe yapan karar beklentisi

Bu keşif dengeleri değiştirebilir: Ülke daha da zenginleşecek

Piyasaların gözü bu kararda: Altın yatırımcısını ters köşe yapan karar beklentisi

Tue, 28 Jul 2026 09:04:37 GMT

Altın, ons başına yaklaşık 4 bin 50 doların altına gerileyerek, Fed'in bu hafta faiz oranlarını artırabileceğine dair s...

Altın, ons başına yaklaşık 4 bin 50 doların altına gerileyerek, Fed'in bu hafta faiz oranlarını artırabileceğine dair süregelen endişeler nedeniyle önceki seanstaki kazanımlarını geri verdi.


Piyasalar şu anda, Fed'in Çarşamba günü faiz artırımı yapma olasılığını üçte birden fazla olarak fiyatlıyor. Bu durum, son yıllara kıyasla Fed toplantısına bu kadar yakın bir zamanda alışılmadık derecede yüksek bir belirsizlik seviyesi.


Citadel Securities de, Merkez Bankası Başkanı Kevin Warsh'ın fiyat istikrarını yeniden sağlamaya yönelik tekrarlanan taahhütlerinin ardından enflasyonla mücadeledeki güvenilirliğini güçlendirmek için Fed'in bu hafta faizleri artıracağını beklediğini söyledi.

Altın, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'nin Ortadoğu çatışmasını sona erdirmek için İran ile "iyi görüşmeler" yürüttüğünü söylemesinin ardından bile baskı altında kaldı; bu durum petrol fiyatlarını düşürdü ve enflasyon ve faiz artırımlarına ilişkin endişeleri azalttı.


Ancak Trump, müzakerelerin başarısız olması durumunda ABD'nin İslam Cumhuriyeti'ne karşı saldırılara yeniden başlamaya hazır olduğu konusunda uyardı.


Ons altın


Ons altın güne 4 bin 76 dolardan başladı. Gün içinde en düşük 4 bin 40 dolar, en yüksek de 4 bin 81 dolar seviyesi görüldü. Şu sıralar 4 bin 46 dolardan işlem geçiyor.


Gram altın


Gram altın güne 6 bin 205 liradan başladı. Gün içinde en düşük 6 bin 154 lira, en yüksek de 6 bin 215 lira seviyesi görüldü. Şu sıralar 6 bin 163 liradan alıcı buluyor.

Teknolojide üretim üssü olabiliriz

Doğal gazsız bölgelerde ısı pompaları revaçta

Masfen Enerji'ye 5 kat talep geldi

Bewen Enerji'den 3,8 milyarlık halka arz



Processing feed: https://www.yenisafak.com/rss?xml=siyaset

Yeni Safak - Kahramanmaraş

6 yıl önce satın aldı, 1 yıl kullandı: 5 yıldır otomobiline kavuşamıyor

Tue, 28 Jul 2026 11:22:27 GMT

Kahramanmaraş’ta yaşayan Yavuz Selim Kutas, 2020 yılında bir arkadaşından otomobil satın aldı. Otomobili yaklaşık bir y...

Kahramanmaraş’ta yaşayan Yavuz Selim Kutas, 2020 yılında bir arkadaşından otomobil satın aldı. Otomobili yaklaşık bir yıl boyunca kullanan Kutas, trafik şube ekipleri tarafından aranarak otomobilinin çalıntı olduğunun belirlendiğini öğrendi.

Yapılan incelemelerde otomobilin şasi ve motor numaralarının uyuşmadığı tespit edilirken, otomobil trafikten men edildi. Aradan geçen yaklaşık 5 yıllık sürede otomobiline ulaşamayan Kutas, otomobilin parasını geri aldığını fakat devam eden adli süreç nedeniyle mağduriyetinin sürdüğünü söyledi.

Kutas, otomobilin 5 yıldır yediemin otoparkında kaldığını, kendi üzerine kayıtlı olduğunu, vergilerini ödemeye devam ettiğini ifade ederek, "Ben 2020 yılında bir arkadaşımdan 2012 model bir otomobil almıştım. Muayenesini yaptırdık, sigortasını ve vergisini ödedik. Noterden satışını da aldık. Bir yıl bindikten sonra emniyetten arandım ve otomobilin şüpheli olduğunu ve gelmemi istediler. Gittiğimde yapılan kontrollerde otomobilin change olduğu ortaya çıktı. Bize de böyle bir otomobil denk gelmiş. Otomobilin kriminala girmesini söylediler ve pandemi döneminde sistem durduğu için çok fazla zaman geçmişti. Bu arada otomobil üzerimden düşmedi. Otomobilin gerçek kimliği tespit edildi ve şu anda 5-6 yıllık bir süreç 2020 yılının üçüncü ayının 19’unda verdiğim otomobil benim üzerime görünüyor. Kahramanmaraş’taki yediemin otoparkında duruyor ve otomobil muhtemelen çürümüştür" ifadesini kullandı.

"Otomobil belli, hırsızlar belli ve ne yapılması gerekiyorsa o yapılsın"

Kutas, aracın yıllık vergilerini ödediğini belirterek, "Bu tür süreçler çok uzuyor. Ben ödenen vergisinde de değilim. Bu araç bana dönecekse bu saatten sonra bana dönmesinin bir anlamı yok. Ben aldığım arkadaşımdan kısmen ödemesini aldım lakin aldığım ödeme ile otomobilin gerçek bedeli arasında ciddi fark var ve ciddi manada mağdur olduk. Mahkeme süreci tamamlandığında da yediemin otoparkında bana, ’bu araç sizin üzerineymiş bana yediemin parası vereceksiniz’ denildiğinde mağduriyetin zirvesini yaşayacağım. Mahkemelerden ricam bu mağduriyetlerin önüne geçilmesi adına kanunlar olmalı ve vatandaşlar da mağdur olmasın. Otomobil belli, hırsızlar belli ve ne yapılması gerekiyorsa o yapılsın. Yetkililerden ricam bir an önce bu konuya çözüm bulmalarıdır" dedi.


En ucuz sıfır otomobiller güncellendi: İşte temmuz ayı kampanyalı fiyat listesi

Sıfır otomobil alanlar dikkat: 4 milyon kişiyi ilgilendiriyor, cevap vermeyene ceza yolda

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'na verdi veriştirdi: 'CHP'nin altına dinamit koydu'

Tue, 28 Jul 2026 11:05:44 GMT

CHP'de Yeni Parti'nin kurulmasıyla başlayan tartışmalar sürüyor. Parti içindeki ayrışmalar gündemdeki yerini korurken, ...

CHP'de Yeni Parti'nin kurulmasıyla başlayan tartışmalar sürüyor. Parti içindeki ayrışmalar gündemdeki yerini korurken, CHP Aydın İl Başkanı Vasıf Süha Bayırlı da yaşanan sürece ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.


"İmamoğlu denen bir adam var"


Bayırlı, Silivri'de tutuklu bulunan eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun CHP'ye girmesiyle birlikte partinin yapısının değiştiğini savundu.


İmamoğlu'nun CHP içindeki etkisini eleştiren Bayırlı, "Bir İmamoğlu denen adam var. İmamoğlu CHP'ye adım attığından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi bitmiştir. Bütün dinamiklerini kaybetmiştir" ifadelerini kullandı.

"Neden yeni parti kuruyorsun?"


Özgür Özel'in yeni parti kurma sürecine ilişkin de konuşan Bayırlı, bu kararın İmamoğlu'nun etkisiyle alındığını iddia etti.


Bayırlı, "Özgür Özel, İmamoğlu'nun lafıyla hareket edip bu partiyi kurmak için yola çıktı. Madem CHP'nin yüzde 90'ı sana oy veriyor, neden yeni parti kuruyorsun?" diye konuştu.


CHP'nin kişisel hesaplarla yönlendirilemeyeceğini belirten Bayırlı, sert sözlerini sürdürdü.


"Kısacası Cumhuriyet Halk Partisi satılık değildir kardeşim" diyen Bayırlı, parti içerisindeki tartışmaların CHP'nin temel değerlerine zarar verdiğini savundu.


"CHP'nin altına dinamit koyan İmamoğlu"


Ekrem İmamoğlu'nun bir siyasi proje olup olmadığı yönündeki soruya yanıt veren Bayırlı, şu ifadeleri kullandı:


  1. "Son derece katılıyorum. Ekrem İmamoğlu geldi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin altına dinamiti koydu. Kemal Bey'e diyorlar ya dinamit koydu diye, aslında dinamiti koyan İmamoğlu'ydu partiye. Partinin bugün bölünmesinin tek sebebi İmamoğlu'dur."


Açıklamalarının arkasında durduğunu belirten Bayırlı, "Biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz, bunu cesaretle söylüyoruz. Bu takım oyunlarına gelmeyelim. Partili arkadaşlarımız bu rüzgara uyup partiden istifa edebilirler. Bu kendi tercihleridir." ifadelerini kullandı.


Trump'ın hedefinde Türkiye modeli var: Gözler Senato'da

Elektrikli otomobillerde beklenen özellik için kritik engel: Türkiye’yi de etkileyecek

Horon ve kemençeden sonra Yunanistan'ın gözü şimdi de Laz böreğinde: Bakın ne isim verdiler

Çanta araması, devamsızlık, disiplin ve kayıt... MEB'den okul yönetmeliğinde kapsamlı revizyon


Ahbap Derneği soruşturmasında Gülben Ergen ifade vermek için adliyeye geldi

Tue, 28 Jul 2026 10:21:58 GMT

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneğine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında şarkıcı Gülben Erge...

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneğine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında şarkıcı Gülben Ergen ifade vermek için Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na geldi.

"Çok üzgünüm çok kırgınım"

Ergen girişte gazetecilere, "İyilikten maraz doğar. Çok üzgünüm çok kırgınım" dedi.

Ahbap Derneği Soruşturması: Feyza Altun ifade vermek için adliyeye geldi

Mahsun Kırmızıgül "Ahbaplar Suç Örgütü" kapsamında ifade vermeye gitti

AHBAP soruşturmasında 5 kişi daha ifadeye çağrıldı: Uğur Dündar Mahsun Kırmızıgül Gülben Ergen de aralarında

Kıymetli okurlarımız, bu bir son dakika gelişmesi haberidir. Sıcak bilgiler geldikçe kısa sürede güncellenecektir. Gelişmelerden anında haberdar olmak için Yeni Şafak uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android marketlerden indirerek) kurabilirsiniz.

3 gün boyunca sistemler kapanacak: İşlem yapılmayacak

Tue, 28 Jul 2026 10:11:20 GMT

GİB'den yapılan açıklamada, çeşitli basın yayın organları ile sosyal medya hesaplarında sistem çalışması nedeniyle beya...

GİB'den yapılan açıklamada, çeşitli basın yayın organları ile sosyal medya hesaplarında sistem çalışması nedeniyle beyanname sisteminin üç gün boyunca hizmet dışı bırakılacağının belirtildiğine dikkat çekildi.

Açıklamada, "GİB beyanname sistemlerinde yapılacak çalışmalar nedeniyle 1 Ağustos saat 00.00 ila 3 Ağustos saat 23.59 döneminde sadece muhtasar ve prim hizmet beyannamesi gönderilmesine ilişkin hizmet kesintisi yapılacak olup, diğer tüm beyannameler için beyanname sistemleri kesintisiz hizmet vermeye devam edecektir" ifadesi kullanıldı.

Hizmet kesintisinden mükellefler ve meslek mensuplarının en az seviyede etkilenmesi amacıyla son beyan tarihi 26 Ağustos olan temmuz ayı muhtasar ve prim hizmet beyan döneminin hafta sonuna da denk gelen ilk üç günü için hizmet kesintisi yapılmayacağına işaret edilen açıklamada, "Çalışmaların tamamlanmasının ardından muhtasar ve prim hizmet beyannamesi için beyanname sistemleri ivedilikle yeniden aktif hale getirilecektir" değerlendirmesinde bulunuldu.


Piyasayı sarsan haber: Ünlü marka konkordato ilan etti

İzin alıp toplayan paraya para demiyor: 2 ayda net 200 bin lira kazanç elde ediyorlar

Altın alımında en büyük hata ne: Uzman isim 3 kritik noktayı açıkladı

İstanbul'da okullarda mescit kararı: 39 ilçe kaymakamlığına yazı gitti

Tue, 28 Jul 2026 10:04:38 GMT

İstanbul Valisi Davut Gül'ün imzasıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:"Toplumumuzun manevi değerleri doğru...

İstanbul Valisi Davut Gül'ün imzasıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Toplumumuzun manevi değerleri doğrultusunda, öğrencilerimizin ve eğitim çalışanlarının temel hak ve özgürlükleri kapsamında yer alan ibadet ihtiyaçlarının karşılanması önem arz etmektedir. Bu bağlamda, okul ortamlarında öğrencilerin sosyal, kültürel ve ahlaki gelişimlerinin desteklenmesi ile birlikte, inanç ve ibadetlerini uygun ortamlarda yerine getirilebilecekleri alanların sağlanması eğitim hizmetlerinin bütünleyici bir parçası olup önemli bir gereksinim haline gelmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinin 5. maddesinin (ç) bendi ile Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 81. maddesinin 6. fıkrası çerçevesinde;

Öğrencilerin uygun zaman aralıklarında ibadetlerini güvenli olarak yerine getirebilmeleri ve ibadet gerekçesiyle okul dışına çıkışların en aza indirilerek eğitim saatlerinin verimli bir şekilde kullanılması, eğitimöğretim süreçlerinin aksamaması amacıyla cuma namazı gibi toplu ibadetlere katılmak isteyenler için okul bünyelerinde uygun fiziki şartlara sahip mescit alanlarının oluşturulması gerekmektedir.

Bu kapsamda; Yeni yapılacak okul ve eğitim kurumlarının proje ve planlamalarında, cuma namazı kılınabilmesine imkan sağlayacak, yeterli fiziki kapasiteye sahip mescit alanına yer verilmesi, Halihazırda kullanılan okul ve eğitim kurumlarında ise; mevcut imkanlar çerçevesinde uygun alanların dönüştürülmesi suretiyle, cuma mescidi olarak kullanılmak üzere alan oluşturulması hususunda; Bilgilerini ve gereğini rica ederim."



Göğe yükselen çağrı: Ezan



Processing feed: https://webrazzi.com/feed/

Webrazzi

Yapay zeka altyapısına odaklanan optik bağlantı girişimi Lumilens, 700 milyon doların üzerinde yatırım aldı

Fri, 07 Aug 2026 14:30:00 +0000

Yapay zeka altyapısında kullanılan işlemciler arasındaki veri aktarımını hızlandırmaya odaklanan Lumilens, Seri C yatırım turunda 700 milyon doların üzerinde yatırım aldı. Yatırım turuna Atreides Mana...

Yapay zeka altyapısında kullanılan işlemciler arasındaki veri aktarımını hızlandırmaya odaklanan Lumilens, Seri C yatırım turunda 700 milyon doların üzerinde yatırım aldı. Yatırım turuna Atreides Management, Bain Capital Ventures, Meritech, Seligman Ventures ve Spark Capital liderlik etti.

Tura Addition, Aiconic, Alkeon, EDBI, HarbourVest, J.P. Morgan Private Capital, Lingotto, Mayfield, MVP Ventures, Peak XV, Qualcomm Ventures, Redpoint Ventures, Seifdune ve Thomvest Ventures gibi yatırımcılar da katıldı. Şirketin değerlemesi yeni yatırımla birlikte 5,51 milyar dolara ulaştı. Şirketin bugüne kadar aldığı toplam yatırım miktarı ise 900 milyon doların üzerine çıktı.

2024 yılında kurulan Lumilens, yatırımla eş zamanlı olarak gizlilik modundan çıktığını duyurdu. Girişim, yapay zeka veri merkezlerinde kullanılan iki temel bağlantı katmanına yönelik ürünler geliştiriyor. Bunlardan ilki olan “scale-out”, farklı GPU rafları ve kümeleri arasındaki veri aktarımını kapsıyor. Şirket bu alanda 800G, 1.6T ve daha yüksek bağlantı hızlarını destekleyen takılabilir optik alıcı-vericiler sunuyor.

Şirketin açıklamasına göre Lumilens, ilk ürününü kimliği açıklanmayan büyük bir bulut hizmet sağlayıcısının üretim ortamındaki yapay zeka veri merkezlerine göndermeye başladı. İki şirket arasındaki çok yıllı anlaşmanın milyarlarca dolar değerinde olduğu belirtiliyor.

“Scale-up” tarafında ise aynı bilgi işlem sistemi içindeki GPU'ların birbirine doğrudan bağlanması hedefleniyor. Lumilens'in bu kapsamdaki ürün portföyünde GPU'lara yakın konumlandırılan near-package optics (NPO) ve işlemci paketine doğrudan entegre edilen co-packaged optics (CPO) çözümleri yer alıyor.

Geleneksel veri merkezi mimarilerinde işlemciler arasındaki bağlantılar büyük ölçüde bakır kablolar üzerinden sağlanıyor. Ancak yüksek veri aktarım hızlarında bakır bağlantıların erişim mesafesi yaklaşık 1 ila 1,5 metreyle sınırlı kalıyor. Lumilens, elektrik sinyallerini ışığa dönüştüren optik bağlantıları kullanarak hem aktarım hızını artırmayı hem de enerji tüketimini azaltmayı amaçlıyor.

Şirketin ürünleri; silikon fotonik bileşenleri, karma sinyal entegre devrelerini, elektrik-optik ara bağlantıları ve optik sistemleri bir araya getiren LumiCore platformunu temel alıyor. Şirkete göre ortak bir platformun kullanılması, yeni ürünlerin geliştirme süresini yıllardan aylara indirebiliyor. Ayrıca Lumilens, üretim sürecinde kendine ait montaj yöntemlerinden, özel robotlardan ve otomatik test sistemlerinden yararlanıyor.

Yeni yatırım; şirketin silikon, sistem, yazılım ve süreç mühendisliği çalışmalarının yanı sıra yüksek hacimli üretim kapasitesini genişletmek için kullanılacak. Lumilens, artan GPU sayısıyla birlikte yapay zeka veri merkezlerinin en önemli darboğazlarından biri haline gelen bağlantı kapasitesine odaklanmayı sürdürecek.

Yapay Zeka Gündemi #58

Fri, 07 Aug 2026 14:00:00 +0000

Yapay zeka dünyası bu hafta, Google DeepMind’daki yönetim değişikliğinden kontrolden çıkan ajanlara, yeni modellerden milyarlarca dolarlık altyapı yatırımlarına kadar uzanan yoğun bir gündeme sahne ol...

Yapay zeka dünyası bu hafta, Google DeepMind’daki yönetim değişikliğinden kontrolden çıkan ajanlara, yeni modellerden milyarlarca dolarlık altyapı yatırımlarına kadar uzanan yoğun bir gündeme sahne oldu. Sektördeki hızlı ilerleyiş sürerken Apple’ın OpenAI’a açtığı ticari sır davası ve Beyaz Saray’ın hazırladığı siber güvenlik çerçevesi, güvenlik ve denetim tartışmalarını yeniden öne çıkardı.

Öne çıkan gelişmeler

Demis Hassabis, Google DeepMind'ın yönetimini Koray Kavukçuoğlu'na devretti. Demis Hassabis, Google DeepMind CEO'luğunu bırakarak birimin yönetim kurulu başkanlığına geçiyor. Alphabet'in baş bilim insanı olacak Hassabis'in yerini günlük operasyonlarda Koray Kavukçuoğlu alacak.

ChatGPT, ücretsiz kullanıcılar için metin sohbetlerini sınırsız hale getiriyor OpenAI, Free ve Go kullanıcılarının ChatGPT'de sınırsız metin sohbeti yapabileceğini açıkladı. Görsel oluşturma, dosya yükleme ve ses gibi özelliklerde ise limitler devam edecek.

Ayrıca OpenAI, çözülemeyen 10 matematik problemini Astra ile çözdüğünü duyurdu OpenAI, yeni yapay zeka modeli Astra ile 10 önemli matematik problemi çözdüğünü duyurdu. Astra'nın çözdüğü problemler ve sonuçları birçok farklı alanı kapsıyor.

Bu arada OpenAI'ın yapay zeka destekli akıllı hoparlörü, 300 ila 400 dolar arasında fiyat etiketine sahip olacak. OpenAI, geliştirdiği halka tasarımlı yeni akıllı hoparlörünü 300 ila 400 dolar arasındaki bir fiyatla tüketicilere sunmaya hazırlanıyor.

Google yıllardır kullanılan akıllı sesli asistan hizmeti Google Asistan'ı sonlandırma kararı aldı. Google uzun yıllardır akıllı cihazların merkezinde yer alan sesli asistanı Google Asistan'ı önümüzdeki Eylül ayında tamamen kapatacağını resmi olarak duyurdu.

Google Haritalar, yapay zeka desteğiyle yemek siparişi verebilecek ve otel bulabilecek. Google, Gemini destekli Ask Maps'e eklediği yeni agent özellikleriyle Google Haritalar üzerinden yemek siparişi verme, otel ve etkinlik bulma gibi çok adımlı işlemlerin gerçekleştirilebilmesini sağlıyor.

AWS, Continuum'u Claude Code, Codex ve Kiro'ya entegre ediyor AWS Continuum, geliştiricilerin kullandığı yapay zeka destekli kodlama araçlarında güvenlik açıklarını tespit edecek, önceliklendirecek ve doğrulayacak.

Brett Adcock’un şirketi Hark, tarayıcı tabanlı yapay zeka ajanı Handoff’u tanıttı. İnternet sitelerinde gezinebilen ve online görevleri tamamlayabilen Handoff, her görev için özel bir sanal bilgisayar oluşturuyor.

Suno, yapay zeka ile üretilen şarkılara ses filigranı ekleyecek. Şirket, filigran ve ses parmak izi teknolojileriyle Suno'da üretilen parçaların diğer platformlarda tanınmasını ve kötüye kullanımın azaltılmasını hedefliyor.

Altyapı yatırımları

Anthropic, yapay zeka altyapısı için Volta ile 10 milyar dolarlık anlaşma yaptı. Anthropic, yapay zeka modellerini geliştirmek için Volta ile 10 milyar dolarlık bulut bilişim anlaşması imzaladı.

Anthropic, şirket içinde yapay zeka çipleri geliştirdiğini Business Insider’a doğruladı. Şirket, ortaklaşa tasarlanan donanımların Claude’un büyük ölçekte daha hızlı ve verimli çalışmasını sağlayacağını belirtti.

Yapay zeka şirketlerinin siber güvenlik problemleri gündemden düşmüyor 

OpenAI, güvenlik sınırlarını aşan başka yapay zeka ajanları tespit etti. OpenAI, Temmuz ayında bir yapay zeka ajanının izole test ortamından çıkarak Hugging Face'in sistemlerine erişmesinin ardından başlattığı inceleme kapsamında benzer davranışlar sergileyen başka ajanlar tespit etti.

Cumhuriyetçi 15 eyalet başsavcısı, OpenAI’ın Hugging Face üzerindeki yapay zekâ ajanında yaşanan güvenlik ihlaline ilişkin inceleme başlattı. Başsavcılar, şirketten saldırıyla bağlantılı tüm kayıtları muhafaza etmesini istedi.

OpenAI'ın yapay zeka ajanlarının saldırıları koordine etmek için mesaj panosu oluşturduğu ortaya çıktı. OpenAI'ın test ortamındaki yapay zeka ajanlarının, güvenlik açıklarını paylaşmak ve saldırıları koordine etmek için ortak bir mesaj panosu oluşturduğu açıklandı.

OpenAI ve Anthropic'in yapay zeka ajanları, test sınırlarını aşarak gerçek kişileri hedef aldı. İngiltere merkezli AI Security Institute, OpenAI ve Anthropic'in yapay zeka ajanlarının testler sırasında 19 yetkisiz eylem gerçekleştirdiğini açıkladı.

Bu esnada Apple, yapay zeka ile hazırlanan güvenlik açığı bildirimlerine sınırlama getirdi. Apple, düşük kaliteli ve doğrulanmamış yapay zeka çıktılarının güvenlik ekiplerinin iş yükünü artırması üzerine hata bildirimlerine kota uygulamaya başladı.

Yapay zeka destekli sesli kimlik avı saldırılarının Citadel, Two Sigma ve Point72 dahil olmak üzere büyük hedge fonlarını hedef aldığı bildirildi. Saldırganlar, çalışanları taklit etmek için klonlanmış seslerden yararlandı.

Apple'ın OpenAI'a açtığı ticari sır davasında yeni gelişmeler

Temmuz ayında Apple'ın ticari sırlarını çaldığı iddiasıyla OpenAI'a dava açtığını sizlere aktarmıştık. OpenAI, Apple'ın ticari sır suçlamalarına yazışmalarla yanıt verdi. OpenAI, Apple'ın ticari sır davasını "özensiz ve saldırgan" diye nitelendirerek suçlamalara e-posta ve iMessage kayıtlarıyla karşılık verdi.

Apple ise OpenAI davasında 11 eski çalışanını daha mercek altına aldı. Apple, OpenAI'a karşı açtığı ticari sır davasında 11 eski çalışanının daha sürece dahil olabileceğini belirterek hızlandırılmış inceleme talep etti.

Beyaz Saray'dan yapay zeka şirketlerine yönelik çerçeve 

Beyaz Saray, OpenAI ve Anthropic’in yapay zeka ajanlarının başka şirketlerin sistemlerine sızmasından günler sonra OpenAI, Anthropic, Meta ve Google’ı, öncü modellerin gönüllü siber güvenlik testlerine yönelik yeni tamamlanan çerçeveyi incelemeye davet etti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 2 Haziran tarihli başkanlık kararnamesi doğrultusunda hazırlanan çerçeve, şirketlerin öncü modellerini piyasaya sürülmelerinden 30 gün öncesine kadar gönüllü olarak hükümetin erişimine açmasına imkân tanıyacak.

Yeni modeller 

Alibaba, yeni modeli Qwen3.8-Max'i küresel olarak kullanıma açtı. 2,4 trilyon parametreli Qwen3.8-Max, Model Studio API'leri ve QwenWork üzerinden erişime açıldı. Model ağırlıkları gelecek hafta yayımlanacak.

Black Forest Labs, multimodal yapay zeka modeli FLUX 3 Video’yu tanıttı. metin veya görsellerden doğal ses içeren 20 saniyelik HD videolar üretebilen modelin açık ağırlıklarının yakında yayımlanması bekleniyor.

Çin merkezli MiniMax, açık ağırlıklı ve çok modlu yapay zekâ modeli H3’ü tanıttı. Model, metin, görsel, video ve ses komutlarından doğal stereo ses içeren 2K videolar üretebiliyor ve düzenleyebiliyor.

Meta, OpenAI ve Anthropic'e rakip yapay zeka kodlama ajanı Muse Code'u duyurdu. Meta, büyük ve karmaşık yazılım projeleri üzerinde çalışabilen yapay zeka kodlama ajanı Muse Code'u beta sürümüyle kullanıma sundu.

Tanınmış yatırımcı Gavin Baker’ın “Invest Like the Best” podcast’inde yaptığı açıklamaya göre, Ilya Sutskever’ın faaliyetlerini gizlilik içinde sürdüren yapay zeka girişimi Safe Superintelligence, ilk modelini Ağustos ayında piyasaya sürmeyi planlıyor.

HeyGen kurucusunun yapay zeka klonu

HeyGen’in kurucu ortaklarından Wayne Liang, babalık iznine çıkarken müşteri görüşmelerini yürütmesi için kendi yapay zeka klonunu oluşturdu. Ajan, sekiz hafta boyunca Liang adına 2 bin 741 potansiyel müşteriyle görüştü. Neticede şirkete, 132 ücretli müşteri kazandıran ajan, toplam değeri yaklaşık 3 milyon dolar olan 37 kurumsal satış fırsatı yarattı. Öte yandan bazı durumlarda kontrolden çıkarak mevcut olmayan 4 bin 800 dolarlık bir paket uydurmak ve HeyGen’in şirket içi ön değerlendirme notlarını bir müşteriye e-postayla göndermek gibi hatalar yaptı.

Öğrencilerin yüzde 80’inden fazlası artık derslerinde yapay zeka kullanıyor

Kogod School of Business tarafından üç yıl boyunca yürütülen bir araştırma, öğrencilerin yüzde 80’inden fazlasının artık derslerinde yapay zeka kullandığını ortaya koydu. İş görüşmelerinde yapay zeka becerileri hakkında soru sorulan öğrencilerin oranı ise araştırma döneminde yaklaşık dört katına çıktı.

Yapay zekayı haftada sekiz veya daha fazla kez kullanan öğrencilerin oranı üç yılda yüzde 13’ten yüzde 39’a yükseldi. En çok tercih edilen araç ChatGPT olurken, yapay zeka kullanmayanların oranı yüzde 4,3’e geriledi. Beyin fırtınası, üç yıl boyunca yüzde 75,8 ile en yaygın kullanım alanı oldu. Onu sınavlara hazırlanma yüzde 66,2, özetleme yüzde 62,3 ve kavramları anlama yüzde 58,5 ile takip etti.

Yöneticilerin yüzde 91’i yapay zekâ becerilerine sahip çalışanlara daha yüksek ücret ödüyor

PwC, ABD’deki finansal hizmet şirketlerinde direktör ve üzeri pozisyonlarda görev yapan 1.000’den fazla yöneticiyle gerçekleştirdiği araştırmada, katılımcıların yüzde 86’sının birçok yeni çalışan için yapay zekâ becerileri eğitiminin MBA’den daha değerli olduğunu düşündüğünü ortaya koydu. Yöneticilerin yüzde 91’i ise yapay zekâ becerilerine sahip çalışanlara daha yüksek ücret ödediklerini belirtti.

Yapay zeka yatırım gündemi

Amazon, OpenAI'a taahhüt ettiği 50 milyar dolarlık yatırımı tamamladı. Amazon'un yatırımla birlikte OpenAI'da yaklaşık yüzde 5 paya sahip olduğu belirtiliyor. Bu arada Amazon'un piyasa değeri ilk kez 3 trilyon doları aştı. Amazon hisselerindeki yükseliş, şirketin piyasa değerini ilk kez 3 trilyon doların üzerine taşıdı. Bu yükselişte AWS'in hızlanan büyümesi ve yapay zeka yatırımlarının gelir üretmeye başladığına yönelik beklentiler etkili oldu.

SpaceX'in geliri Anthropic ve Google anlaşmalarıyla yüzde 92 arttı. SpaceX, 2026'nın ikinci çeyreğinde 7,81 milyar dolar gelir elde etti. Starlink ve yapay zeka altyapısı anlaşmaları büyümede etkili olurken, şirket 541 milyon dolar zarar açıkladı.

Yapay zeka altyapısına odaklanan optik bağlantı girişimi Lumilens, 700 milyon doların üzerinde yatırım aldı Yapay zeka veri merkezlerine yönelik optik bağlantı çözümleri geliştiren Lumilens, 5,51 milyar dolar değerleme ile 700 milyon doların üzerinde yatırım aldı.

Horizon3, 2 milyar dolar değerleme üzerinden 250 milyon dolar yatırım aldı. Horizon3'nin 250 milyon dolarlık E serisi yatırım turuna NightDragon ve NEA ortaklaşa liderlik etti.

Yapay zeka destekli iklim teknolojileri şirketi WindBorne, 37 milyon dolar yatırım aldı. WindBorne'un 37 milyon dolarlık B serisi yatırım turuna Khosla Ventures and Galvanize ortaklaşa liderlik etti.

Suno, yapay zeka ile üretilen şarkılara ses filigranı ekleyecek

Fri, 07 Aug 2026 13:00:00 +0000

Yapay zeka destekli müzik üretim platformu Suno, kendi araçlarıyla oluşturulan şarkıların daha kolay tanımlanabilmesi için yeni ses filigranı ve parmak izi teknolojilerini devreye alacağını açıkladı. ...

Yapay zeka destekli müzik üretim platformu Suno, kendi araçlarıyla oluşturulan şarkıların daha kolay tanımlanabilmesi için yeni ses filigranı ve parmak izi teknolojilerini devreye alacağını açıkladı. Şirket ayrıca yapay zeka ile üretilen parçaların kitlesel biçimde dağıtılmasını sınırlayacak yeni bir indirme politikası üzerinde çalışıyor.

Suno’nun kurucu ortağı ve CEO’su Mikey Shulman, şirketin yayımladığı blog gönderisinde, yeni şeffaflık araçlarının Suno ile oluşturulan şarkıların başka platformlarda paylaşıldığında da tanımlanmasını sağlayacağını belirtti. Şirket, önümüzdeki haftalarda ses filigranı ve parmak izi teknolojilerini kullanmaya başlayacak.

Suno’ya göre bu teknolojiler, dinleme deneyimini etkilemeden müdahalelere karşı dayanıklı olacak şekilde tasarlanıyor. Böylece bir şarkı Suno dışındaki bir müzik veya dağıtım platformuna yüklendiğinde, parçanın şirketin araçlarıyla üretildiği tespit edilebilecek. Şu an için şirketin Google’ın yapay zeka içeriklerini tanımlamak için geliştirdiği SynthID gibi mevcut bir teknolojiden mi yararlanacağı, yoksa kendi sistemini mi geliştireceği bilinmiyor.

Shulman, filigran sisteminin bir parçanın sanatsal değerini veya ne ölçüde insan üretimi olduğunu değerlendirmek amacıyla kullanılmayacağını vurguladı. Suno’ya göre yapay zeka kullanımının dinleyicilere açıklanıp açıklanmayacağına sanatçılar ve platformlar karar vermeli. Şirketin rolü ise bu taraflara şeffaflık sağlayacak araçlar sunmak olacak.

Suno, platforma yüklenen ses dosyaları ile şarkı sözlerini olası kötüye kullanım açısından taramak için içerik tanıma ve veri şirketleri Audible Magic ve Musixmatch ile çalıştığını da açıkladı. Şirket, bu süreçte adı açıklanmayan başka üçüncü taraf şirketlerden de destek alıyor.

Suno, toplu şarkı indirmelerini de sınırlayacak

Filigran teknolojisine ek olarak Suno, kullanıcıların ürettikleri şarkıları büyük miktarlarda indirerek müzik platformlarına yüklemesini zorlaştıracak yeni bir indirme politikası hazırlıyor. Şirket, politikanın ayrıntılarını veya yürürlüğe gireceği tarihi henüz açıklamadı.

Yeni politikanın özellikle yapay zeka ile seri halinde üretilen parçaların dijital müzik platformlarına yüklenmesi, dinlenme sistemlerinin manipüle edilmesi ve bu yöntemle gelir elde edilmesi gibi kötüye kullanım biçimlerini hedeflediği belirtiliyor. Suno, değişikliklerin kullanıcıların büyük bölümünü etkilemeyeceğini, ancak geniş ölçekli dağıtımı daha zor hale getireceğini ifade ediyor.

Suno ayrıca topluluk kurallarını da güncelledi. Yeni kurallar kapsamında mevcut şarkıların yeniden oluşturulması, kullanım hakkı bulunmayan içeriklerin yüklenmesi, gerçek kişilerin sesinin veya görüntüsünün izinsiz kullanılması ve yapay zeka ile üretilen yanıltıcı seslerin gerçekmiş gibi sunulması açık biçimde yasaklanıyor. Şirket; spam, sahte etkileşim, dolandırıcılık ve botlar aracılığıyla sistemlerin aşılmasına yönelik girişimlere karşı da işlem uygulayacağını belirtiyor.

Suno'nun bir süredir telif hakkı mücadeleleri kapsamında plak şirketleri ve sanatçı kuruluşlarıyla karşı karşıya geldiğini hatırlatalım. Universal Music Group ve Sony Music Group ile hukuki süreçleri devam eden şirket hakkında, geçtiğimiz günlerde Almanya’da GEMA lehine bir telif hakkı ihlali kararı da verilmişti. Warner Music Group ise 2025’in kasım ayında Suno ile lisans anlaşmasına vararak şirket aleyhindeki davasından çekilmişti.

Görsel Kaynak: ChatGPT

Koç Holding'in İklim Teknolojileri Programı'nın ilk dönemini tamamlayan 4 girişim

Fri, 07 Aug 2026 12:45:00 +0000

Koç Holding ve Koç Üniversitesi tarafından iklim teknolojileri alanında çalışan girişimleri desteklemek amacıyla başlatılan İklim Teknolojileri Hızlandırma Programı ilk dönemini tamamladı. KWORKS yürü...

Koç Holding ve Koç Üniversitesi tarafından iklim teknolojileri alanında çalışan girişimleri desteklemek amacıyla başlatılan İklim Teknolojileri Hızlandırma Programı ilk dönemini tamamladı. KWORKS yürütücülüğünde gerçekleştirilen programın ilk yılı, 28 Temmuz’da düzenlenen Demo Day etkinliğiyle sona erdi.

Su teknolojileri odağıyla başlayan program kapsamında seçilen girişimler, dört ay boyunca ürünlerini geliştirme, çözümlerini test etme ve ölçeklenme stratejileri oluşturma süreçlerinde destek aldı.

Girişimler ayrıca Koç Topluluğu şirketleri, yatırımcılar, akademisyenler ve sektör profesyonelleriyle bir araya gelerek potansiyel iş birlikleri için yeni bağlantılar kurdu. Demo Day’de sahne alan girişimler, program sürecindeki gelişimlerini ve geliştirdikleri iklim teknolojisi çözümlerini yatırımcılar ile şirket temsilcilerine sundu. Etkinlik, girişimlerin hem kurumsal iş birlikleri hem de yatırım fırsatları açısından kendilerini tanıtabilecekleri bir buluşma noktası oldu.

Etkinlikte gerçekleştirilen panelde ise iklim teknolojisi girişimlerinin büyüme, yatırım alma ve küresel pazarlara açılma süreçleri değerlendirildi.

Demo Day'de sahne alan 4 girişim:

Blueit: Blueit, sanayi tesisleri ve ticari binalarda su&atık su proseslerini gerçek zamanlı veriler ve yapay zeka destekli analizlerle izleyip yönetmelerini sağlayan dijital bir su yönetim platformu olarak dikkat çekiyor. Platform, farklı sektörlerden sanayi kuruluşlarıyla yürütülen projeler ve aldığı yatırımlarla Türkiye’nin önde gelen su teknolojisi girişimlerinden biri haline gelmiştir, şu anda 40'tan fazla tesiste uygulaması bulunuyor.

Cleture: Cleture, ERP, MES ve IoT sistemlerinden aldığı operasyonel verilerle şirketlerin su ayak izi süreçlerini dijitalleştiren sürdürülebilirlik veri altyapısı platformu olarak tanımlanıyor. Gri su, mavi su ve yeşil su analizleriyle su tüketimi, su kıtlığı ve çevresel etki süreçlerinin merkezi olarak yönetilmesini sağlıyor.

Generative Nature: Generative Nature, topraksız tarım seralarında su ve gübre kullanımını gerçek zamanlı 17 farklı sensörden ve otonom robotlardan elde edilen görüntü verilerini yapay zeka ajanlarıyla analiz ederek bitkinin anlık ihtiyacına göre gübreleme reçeteleri oluşturan yeni nesil bir tarım otomasyon teknolojisi geliştiriyor. Amerika merkezli girişim, Türkiye’de yürüttüğü Ar-Ge faaliyetleri ile sera üretiminde verimliliği arttırmayı, su ve gübre kullanımını önemli ölçüde azaltmayı ve sürdürülebilir tarım için veri odaklı yeni bir üretim standardı oluşturmayı hedefliyor.

Gristek: Kamu ve özel sektörün merkezi arıtma altyapılarına olan bağımlılığını azaltmayı hedefleyen bir teknoloji girişimi. 1 saat içinde kurulabilen tak-çalıştır yapılı gri su arıtma donanımları, şebeke suyu maliyetlerini yüzde 40’a varan oranlarda düşürürken gerçek zamanlı dijital su ayak izi takibi ve IoT tabanlı akıllı altyapı ile sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlıyor.

TikTok, 250 çalışanını işten çıkarıyor

Fri, 07 Aug 2026 12:00:00 +0000

Teknoloji sektöründe işten çıkarma dalgası devam ediyor. Pandemi döneminde hızlı büyüyen ekiplerini yeniden yapılandıran şirketler; artan maliyetler, ekonomik belirsizlikler ve yapay zekanın iş süreçl...

Teknoloji sektöründe işten çıkarma dalgası devam ediyor. Pandemi döneminde hızlı büyüyen ekiplerini yeniden yapılandıran şirketler; artan maliyetler, ekonomik belirsizlikler ve yapay zekanın iş süreçlerine daha fazla dahil olmasıyla birlikte çalışan sayılarını azaltma yoluna gidiyor.

Büyük teknoloji şirketlerinden girişimlere kadar birçok firma, operasyonlarını daha verimli hale getirmek ve kaynaklarını yeni nesil teknolojilere yönlendirmek amacıyla kapsamlı yeniden yapılanma süreçleri yürütüyor.

Bu kapsamda TikTok da ABD operasyonlarında yeniden yapılanmaya gidiyor. The New York Times'ın haberine göre şirket, içerik moderasyonu ekibinde görev yapan bazı çalışanların da bulunduğu Nashville ofisini kapatma ve 250 çalışanıyla yollarını ayırma kararı aldı. TikTok, söz konusu adımın operasyonları daha verimli hale getirmek ve ekipleri şirketin uzun vadeli büyüme hedefleriyle daha iyi uyumlandırmak amacıyla atıldığını açıkladı.

Kararı doğrulayan TikTok USDS Joint Venture sözcüsü Zanna Crowley, operasyonların daha verimli hale getirilmesi ve ekiplerin şirketin uzun vadeli büyüme hedefleriyle daha iyi uyumlandırılması amacıyla bu adımın atıldığını açıkladı. Crowley, TikTok’un ABD’deki 200 milyon kullanıcısına güvenli ve olumlu bir deneyim sunmaya devam edeceğini belirtti.

Şirketlerin içerik denetimi süreçlerinde yapay zeka kullanımını artırdığı bir dönemde gelen bu karar, TikTok’un da moderasyon operasyonlarını yeniden şekillendirdiğine işaret ediyor. TikTok’un 2024 yılında kiraladığı Nashville ofisinin 5 Ekim tarihinde kapatılması planlanıyor.

×
Useful links
Home
Socials
Facebook Instagram Twitter Telegram
Help & Support
Contact About Us Write for Us





Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
9 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Warsaw, Poland and Tokyo, Japan are two dynamic cities that offer unique opportunities for investment. Each city has its own distinctive characteristics and investment strategies that attract investors from around the world.

Warsaw, Poland and Tokyo, Japan are two dynamic cities that offer unique opportunities for investment. Each city has its own distinctive characteristics and investment strategies that attract investors from around the world.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
9 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Warsaw, the vibrant capital of Poland, is not only known for its rich history and cultural landmarks but also for its thriving small business sector. Small businesses form the backbone of the city's economy, providing unique products and services that cater to the diverse needs of the local community. However, like small businesses everywhere, entrepreneurs in Warsaw often face challenges when it comes to securing adequate funding to start or expand their ventures.

Warsaw, the vibrant capital of Poland, is not only known for its rich history and cultural landmarks but also for its thriving small business sector. Small businesses form the backbone of the city's economy, providing unique products and services that cater to the diverse needs of the local community. However, like small businesses everywhere, entrepreneurs in Warsaw often face challenges when it comes to securing adequate funding to start or expand their ventures.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
9 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Warsaw and Moscow: A Tale of Investment Growth

Warsaw and Moscow: A Tale of Investment Growth

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
9 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Warsaw, the capital city of Poland, and Moscow, the capital city of Russia, are both prominent cities in Eastern Europe. While they may be separated by distance and language, they share some similarities when it comes to offering financial services.

Warsaw, the capital city of Poland, and Moscow, the capital city of Russia, are both prominent cities in Eastern Europe. While they may be separated by distance and language, they share some similarities when it comes to offering financial services.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
9 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Warsaw, the capital city of Poland, and Melbourne, a bustling metropolis in Australia, are two cities that offer unique opportunities for investment. While they are located on opposite sides of the globe, both cities have a lot to offer to investors looking to diversify their portfolios or expand into international markets.

Warsaw, the capital city of Poland, and Melbourne, a bustling metropolis in Australia, are two cities that offer unique opportunities for investment. While they are located on opposite sides of the globe, both cities have a lot to offer to investors looking to diversify their portfolios or expand into international markets.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
9 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Warsaw, Poland has emerged as a key player in the Libyan banking and finance sector in recent years. As Libya looks to rebuild its economy and financial system after years of instability, Warsaw has been instrumental in providing expertise and support.

Warsaw, Poland has emerged as a key player in the Libyan banking and finance sector in recent years. As Libya looks to rebuild its economy and financial system after years of instability, Warsaw has been instrumental in providing expertise and support.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
9 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Warsaw, Poland, is a thriving city with a growing economy that offers many investment opportunities for individuals and businesses alike. One important aspect to consider when making investments in Poland is understanding the tax implications involved. In this blog post, we will discuss how investment tax calculations work in Warsaw, Poland.

Warsaw, Poland, is a thriving city with a growing economy that offers many investment opportunities for individuals and businesses alike. One important aspect to consider when making investments in Poland is understanding the tax implications involved. In this blog post, we will discuss how investment tax calculations work in Warsaw, Poland.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
9 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Warsaw, the vibrant capital city of Poland, is not only a bustling metropolis filled with rich history and culture, but also a promising hub for high-yield investments. As one of the fastest-growing economies in Central and Eastern Europe, Poland offers a range of opportunities for savvy investors looking to diversify their portfolios and generate substantial returns.

Warsaw, the vibrant capital city of Poland, is not only a bustling metropolis filled with rich history and culture, but also a promising hub for high-yield investments. As one of the fastest-growing economies in Central and Eastern Europe, Poland offers a range of opportunities for savvy investors looking to diversify their portfolios and generate substantial returns.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
9 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Warsaw, the vibrant capital city of Poland, is a bustling hub of culture, history, and innovation. As the city continues to grow and develop, financing plans play a crucial role in shaping its future. From infrastructure projects to sustainable development initiatives, Warsaw is constantly seeking new avenues for investment and funding to support its ambitious goals.

Warsaw, the vibrant capital city of Poland, is a bustling hub of culture, history, and innovation. As the city continues to grow and develop, financing plans play a crucial role in shaping its future. From infrastructure projects to sustainable development initiatives, Warsaw is constantly seeking new avenues for investment and funding to support its ambitious goals.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
9 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Warsaw, the capital city of Poland, has been at the forefront of embracing modern technologies and developments. One such trend that has been gaining popularity in Warsaw is the use of cryptocurrency payments.

Warsaw, the capital city of Poland, has been at the forefront of embracing modern technologies and developments. One such trend that has been gaining popularity in Warsaw is the use of cryptocurrency payments.

Read More →