https://www.tvnet.com.tr/live/tvnetcanliyayin
Oktay'ın sunucu Cüneyt Özdemir'e yaptığı açıklamalardan öne çıkanlar şöyle:
"NATO'nun Türkiye'de olması beklentileri olumlu etkiledi"
Ankara'da yoğunluk sürekli devam ediyor. NATO Zirvesi'nin her boyutu değerlendirildi. Zirve bir başarıydı.
NATO'nun geleceği ve bugüne dair gelişmeler masaya yatırıldı. Görüş ayrılıklarının zirveye çıktığı ve İran'daki gelişmeler kaynaklı güven bunalımının üst düzeye ulaştığı bir dönem. Hukuk ve öngörülebilirlik de kalmadı. Bu da güven bunalımına neden oldu. Ciddi soru işaretleri vardı. Trump, Türkiye'de olmasaydı zirveye katılmayacaktı.
NATO'nun Türkiye'de olması beklentileri olumlu etkiledi. Avrupa'da, diğer müttefiklerin ülkesinde olsaydı bunlar olmayacaktı.
Türkiye'nin NATO içerisindeki, sadece güney kanadının üyesi olmasının çok ötesinde artık merkezi bir konuma geldi. NATO'nun bugününe değil geleceğine dair de karar veren, yön verecek bir müttefik olduğu ortaya çıktı. Dolayısıyla stres azaldı beklentiler arttı.
Trump'ın İran ve müttefiklere mesajlar vereceği belliydi. Biz zirvenin rahat geçeceğinin bilincindeydik. Trump ve birçok devlet başkanının ifade ettiği gibi son derece başarılı geçti.
Savunma sanayi payının yüzde 5'e çıkarılma payına çıkarılacağı belliydi. Somut çalışma ile plan ve program da ortaya çıkmış oldu. 2035 hedefi olmasına rağmen bazı ülkelerde yüzde 4'e yaklaştığını görüyoruz.
Ambargo ve kısıtlamaların olmaması gerektiğini beyan ediyorduk. Bizim zorlandığımız iki boyut var. Bir AB var, bir NATO var. NATO içinde beraberlik, birlik mesajı veriliyor. Türkiye'nin Avrupa güvenliği için önemi ortaya çıktı, bir panik hali var. O zaman bir standart sağlanmalı. AB nezdinde bizim her türlü savunma sanayii ürünlerini de pazarlıyor olmamız lazım.
AB ile aşılamaz önyargılar var. Bu yapının benzerinin NATO üyeleri arasında da olması gerekiyor. Biz bunu arzu ediyoruz.
Bu zirvede şunu görüyoruz. İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılma döneminde bütün üyelere mesaj verdik. Bizimle birlikte olmayan, bize ambargo koymayı düşünen müttefik nasıl olabilir? Bu zirvede de belli bir noktaya geldik. Savunma sanayii alanında Türkiye'nin geldiği nokta çok daha iyi algılanmış oldu.
32 üye burada farkındalık yaşadı, artarak devam edecek. Stratejik körlüğü olan bir AB var, bizimle sıkıntılarını aşamayan bir Yunanistan var. Bir Rum lobisini görüyoruz ve bu ilişkileri etkiliyor.
Stratejik sabır gerekiyor, geldiğimiz nokta ciddi bir başarıdır.
Türkiye yönünü AB ve ABD'ye mi çevirdi?
Biz ne zaman dış politikada güçlensek bu iç politikada gündeme getirilir. İçeride de stratejik körlüğü olanlar var. 360 derece dış politika dediğimizde, kendisine güvenen bir Türkiye var. Binlerce yıllık tarihi var, özgüveni var. Komşularla ilişkiler dahil tüm ilişkiler kendi çıkarlarımız için.
Türkiye olarak biz şunu çok iyi öğrendik, bizim müttefiklerimiz bunu anlamadı. Biz bugün bile görüştüğümüz heyetlere ABD kongresi dahil, ikinci kez gittiğimizde söylediğimiz noktaya geldiklerini görüyoruz.
Türkiye, eksenini kaybetti tartışmalarından uzak durmak lazım. Milli bir duruşumuz var.
Türkiye'nin gelişen yapısı ABD, AB ve NATO'yla ilişkilerini de geliştirmişti. Biden döneminde Türkiye'ye olan bakış şaşı bir bakıştı. Türkiye ile görüşmeden bu bölgede kalınabilmesi mümkün değildir dediğimizde bunun gerçek olduğunu gördüler.
Dün Rusya'yla konuşuyorsunuz denildiğinde, Hamas ile neden görüşüyorsunuz denildiğinde bunu anlayamayanlar Türkiye'nin üstlendiği rolü gördüğünde ilkeli duruşu gördüler.
Türkiye'nin bir perspektifi var ve bunda bir değişiklik yok. AB'nin Türkiye ile ilgili aldığı kararlar siyasi kararlar... Türkiye, AB'ye yük değil, yüklerini alacak bir ülke.
Yunanistan ile Ege konusunda bile oturup konuşmaya hazır olan bir Türkiye var, stratejik gücümüzde artış var.
Türkiye-ABD ilişkilerinde CAATSA ve F-35 gündemi
KAAN motorlarının bu iki yaptırımla alakası yoktu. Burada bir sorun kalmadı. ABD ziyaretimizde, senato ve temsilciler meclisi dışişleri komisyonundan bu mesajları almıştık, burada da netleşmiş oldu.
CAATSA ile Türkiye'nin bir alakası yok. Çin veya Kuzey Kore ile iş yapan ülkelerle olan kararları buna dahil ettiler.
Milli savunma yetkilendirme yasasına bir madde koyup bunu F-35 ile ilişkilendirdiler. CAATSA bölümünde de savunma sanayii ve şahıslar konusunda da yaptırımlar koymuşlardı.
Son bir yıldır görüşmeler sıklaştı, burada Trump'ın bir talimatı var. Burada bir çözüme yaklaşıldı. Burada bir açıklama yapmamın şık olmadığını düşünüyorum, Cumhurbaşkanımız 'bizi izlemeye devam edin' dedi. S-400'lerle ilgili sorunun çözümüne çok çok yakınız bunu söyleyebilirim.
F-35 programına dönülmesi önemli. Fuat Oktay olarak bunu söylüyorum, F-35 bizim için çok kritik değil. Türkiye artık bunları yapacak kapasitede ve kabiliyette. En fazla birkaç sene bekleriz, fakat bunlara ulaşma sürecimizi kısaltır. Bu motivasyon bizi yüzde 85 yerli ve milliliğe ulaştırdı.
Türkiye artık iş birliği dilini konuşuyor.
15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yılı
Nasıl hain bir örgütle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Mücadele topyekün devam ediyor, devam edecek. Bu mücadele sadece bugünün mücadelesi değil. Bu topraklarda 500 yıl önce 1000 yıl önce de bu mücadele vardı yine olacak. Bizi kendi halimize bırakmayacaklar. Bıraktıklarında nasıl yükselişe geçtiğimizi görüyorlar.
Türkiye bir imparatorluk varisi, 16 devlet kurmuş. Bizden hiçbir zaman kesmeyen bir gönül coğrafyamız var. Kendi haline bırakmamak için de ekonomiyle, ambargolarla, terör örgütleriyle meşgul ediliyor.
FETÖ dediğimiz bu odaklardan birisi, bunu Fetullah Gülen'in tek başına oluşturduğunu düşünmek saftirikliktir.
Bugün hala 10 yıl sonrasında mücadele devam ediyorsa arkasında desteği sürdürenlerle alakalı bir sorundur.
Bir Arap Baharı'nın başladığı dönemde, 17/25'lerin başladığını gördük. Bugün yaşananlara baktığımızda 15 Temmuz'u gelişmelerden ayrı görmemek lazım. Bu ana hamleleriydi. Türkiye bu senaryonun bir parçasıydı.
40 yılı aşkın yapılanan bir örgüt. İran'a bakın, yatak odalarına kadar girilen, liderlerinin yok edildiği bir ülke görüyoruz. Cumhurbaşkanına kadar yapılara bakıldığında FETÖ gibi örgütlerin tüm ülkelerde olduğunu görüyoruz.
Türkiye'deki olay olgunlaştığını düşündüler ama aynı zamanda paniğe kapıldılar. Dershanelerle başlayan, 17/25 Aralık ile görünür hale gelen, yargı ve emniyet konusunda ayıklanan en son kale olarak gördükleri TSK'daki unsurlarını da kaybetmeleri sonrası endişenin öne getirdiği öne alınmış bir hareket. Allah'ın da bir planı var ve tüm planların üzerinde.
Harekete geçme boyutunda bir karar alınıyor, çalışmaların yapıldığını öncesinde de görmemiz gerekirken FETÖ bu bilgi akışlarını da engelleyip zafiyetlere yol açtı.
O gün biz neredeydik? Çankaya'daydık. Değerlendirmelerimiz vardı, toplu haldeydik. MİT'e gelen istihbaratla bunun başladığını gördük ama bizim haberimiz olmadı. Darbenin içerisinde bulduk biz kendimizi.
21.00 gibi özellikle İstanbul'da başlayan hareket başta tatbikat olarak aktarıldı. İlerleyen saatlerden binalarımızın üzerinden uçaklar geçti, olayın farklı bir boyuta ulaştığını anladık.
Kuvvet komutanlarına ulaşmaya çalıştık, MİT müsteşarına ulaşmaya çalıştık, bakanlara ulaşmaya çalıştık, yok. İlk etapta giriş çıkışların kapatılmasıyla alakalı bir karar aldık. Olayın başında biz 'vur' emri verdik, bu kadar netti.
Ayrıntılar geliyor...