Değerli madenlerde senaryolar değişiyor: Yukarı yönlü hareket mümkün mü yoksa baskı derinleşir mi?
ABD ile İran arasındaki yeniden yükselen gerilim gündemin odağında kalmayı sürdürüyor. ABD-İran hattında karşılıklı saldırılar sürerken, Hürmüz Boğazı’ndaki fiili gemi trafiği ve enerji ihracatına yönelik tehditler piyasaların takibinde olmaya devam ediyor.
Savaş kaynaklı enflasyon baskısı sürüyor
Değerli madenlerde de yılın ikinci yarısına girilirken fiyatlamalar savaş kaynaklı enflasyon baskısına çevrilmiş durumda. Petrol fiyatlarında yeniden güçlenen yukarı yönlü risk, enerji kaynaklı enflasyon endişelerini beslerken ABD Merkez Bankası FED’in sıkı para politikası duruşunu daha uzun süre koruyabileceği beklentisini öne çıkarıyor.
Ons altında hafta başından bu yana 4.000 dolar bölgesinden gelen alımlar fiyatlamaları desteklemiş ve değerli maden ABD’de açıklanan TÜFE ve ÜFE verilerin beklentilerin altında kalmasının etkisiyle 4.100 dolara kadar yükselmişti. Ancak dün günlük kapanış yüzde 2,1’lik değer kaybıyla 3.977 dolar seviyesinden gerçekleşti. Ons gümüş ise 55 dolar seviyelerinin altını test etti.
TÜFE ve ÜFE verilerinin tahminlerden düşük açıklanmasının FED’in bu yıl faiz artıracağı beklentisini zayıflattığı ve yatırımcıların faiz artışı yönündeki pozisyonlarını kapatmaya başladığına ilişkin haber akışına rağmen, bazı FED üyelerinin enflasyon risklerinin sürdüğüne işaret eden şahin mesajlarının ABD tahvil faizleri ile Dolar Endeksi’ni (DXY) destekleyerek ons altın üzerindeki satış baskısını artırdığı kaydediliyor. Jeopolitik tansiyonun yüksek seyretmesi de değerli maden üzerinde baskı oluşturuyor.
“Piyasanın odağında petrol fiyatlarının kalıcı olup olmayacağı var”
ÜNLÜ amp; Co Araştırma Bölümü Direktörü Murat Akyol; “ABD’de haziran ayı enflasyon verilerindeki enerji kaynaklı gerileme fiyat baskılarında kısa vadeli bir rahatlamaya işaret etse de son jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkisini henüz yansıtmaması, piyasanın odağını petrol fiyatlarının kalıcı olup olmayacağına çevirdi” diyor. Akyol’a göre; enerji maliyetlerindeki yükselişin ABD enflasyonuna taşınması halinde faiz artırım beklentileri yeniden güçlenebilir, tahvil faizleri ile dolar destek bulabilir ve faiz getirisi sunmayan altın üzerindeki baskı derinleşebilir.
“Kaldı ki doların özellikle enerji ithalatına bağımlı ekonomilerin para birimleri karşısında direnç kazanması, zayıf enflasyon verisinin altına sağladığı desteği sınırladı” diyen Murat Akyol; teknik açıdan bakıldığında ise 4.000 doları kritik bir eşik olarak gördüklerini, bu noktanın üzerini ‘pozitif’, altını ise ‘negatif bölge’ olarak adlandırabilecekleri bilgisini de veriyor.
Ons altında 4.000 dolar bölgesi psikolojik destek
ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırılarının ardından Ortadoğu’da tekrar yükselen gerilimin enerji fiyatları ve enflasyonu yüksek tutacağı endişeleriyle ons altın da kazanımlarını geri vererek 4.000 dolar seviyesinin altını test etti. Kısa vadede teknik açıdan 4.000 dolar bölgesinin psikolojik destek olarak öne çıktığı kaydedilirken bu seviyenin altında kalınması halinde satışların derinleşebileceği ve 3.945 dolar seviyesinin test edilebileceği uyarısında da bulunuluyor.
Uzmanlara göre; teknik görünüm, 3.900 doların kısa vadede ana destek konumunu koruduğuna işaret ederken, yükselişlerin güç kazanabilmesi için 4.300 dolar direnç bölgesinin aşılması ve bu seviye üzerinde kalıcı fiyatlamaların görülmesi gerekiyor. Kısa vadede 4.025 dolar ile 4.000 doların destek; 4.140 dolar, 4.200 dolar ile 4.250 doların ise direnç olarak izlenebileceği kaydediliyor.
Ons gümüşte 54 dolar seviyesi önemli
Ons gümüşte 60 dolar seviyesinin altında devam eden fiyatlamalar satış baskısını canlı tutarken, teknik göstergelerin kısa vadede aşağı yönlü eğilimin korunabileceğini ortaya koyduğu uyarısı yapılıyor. Geri çekilmelerin sürmesi halinde ise 54 dolar seviyesi güçlü destek bölgesi olarak izlenirken teknik açıdan 56,50 dolar ve 54,50 dolar seviyeleri destek; 62,50 dolar ve 62,86 dolar seviyeleri ise direnç olarak takip ediliyor.
Fiyat oynaklığının nedenleri neler?
Dünya Altın Konseyi'nin (WGC) 2026 yıl ortası görünüm raporuna göre altın; yılın ilk yarısında oldukça sert bir fiyatlama sürecinden geçti. Ocak ayında tarihi zirvelerini yenileyerek 5.500 doların üzerine çıkan ons altın, haziran ayı sonunda 4.000 dolar seviyesinin altını test etti. Böylece yılbaşından bu yana negatif performans oluşmasına rağmen altın, son 12 aylık dönemde güçlü kalan varlık sınıfları arasında yer almaya devam etti.
GCM Yatırım Araştırma Departmanı’nın aktardığı bilgilere göre; WGC, bu hareketin arkasında özellikle risk algısı, yatırımcı pozisyonlanması ve momentum etkisinin belirleyici olduğunu vurguluyor. WGC’nin Altın Getiri Atıf Modeli’ne (Gold Return Attribution Model-GRAM) göre; yılın ilk yarısındaki fiyat oynaklığının önemli bölümü risk ve belirsizlik, dolar hareketleri ve kısa vadeli yatırımcı akımlarından kaynaklandı. Buna karşılık ekonomik büyümenin altın fiyatlamasındaki etkisi daha sınırlı kaldı.
Asya seansı etkisine dikkat çekiliyor
GCM Yatırım Araştırma Departmanı, raporda öne çıkan en önemli başlıklardan birinin de Asya piyasalarının altın fiyat keşfindeki artan rolü olduğunu aktarıyor. WGC’ye göre; yılın ilk yarısında fiyat düşüşleri daha çok ABD seansında gerçekleşirken, toparlanmaların önemli kısmı Asya işlemlerinde izlendi. Bu durum, altın fiyatlamasında Asyalı yatırımcı ve tüketicilerin etkisinin giderek arttığını gösteriyor.
WGC’nin 2026 ikinci yarı altın senaryoları
Peki, WGC’nin 2026 yılının ikinci yarısı için altına ilişkin senaryoları nasıl şekilleniyor? WGC’nin baz senaryosuna göre; mevcut makro koşulların korunması halinde altın fiyatının yılın ikinci yarısında 4.100 dolar çevresinde yaklaşık ± yüzde 5’lik bir bantta hareket etmesi bekleniyor. Bu görünüm, küresel büyümenin ılımlı seyretmesi, enflasyonun soğumakla birlikte yüksek kalması ve merkez bankalarının sınırlı sıkılaşma beklentileriyle uyumlu değerlendiriliyor.
GCM Yatırım Araştırma Departmanı, yukarı yönlü yeni bir hareket için WGC’nin üç ana katalizöre işaret ettiğine dikkat çekiyor. Bunlar; ‘ekonomik görünümde bozulma, güvenli varlık talebini artıracak ölçekte yeni bir belirsizlik dalgası veya faiz beklentilerinin daha güvercin bir yöne dönmesi’ olarak sıralanıyor.
Ancak mevcut Ortadoğu geriliminde olduğu gibi, jeopolitik risklerin petrol ve enflasyon beklentileri üzerinden faizleri yukarı itmesi durumunda altın üzerindeki destekleyici etkinin sınırlı kalabileceği görülüyor. Bu nedenle WGC, güçlü ve net bir katalizör oluşması halinde altının yeniden 4.500 dolar seviyesine yönelmesini, daha belirgin bir risk ortamında ise 5.000 dolar seviyesinin tekrar gündeme gelmesini mümkün görüyor.
Aşağı yönlü risklerde ise güçlü büyüme, doların değer kazanması, tahvil faizlerinin beklentilerin üzerinde yükselmesi ve risk iştahındaki artış öne çıkıyor. WGC’ye göre; altın fiyatında mevcut seviyelerden yüzde 10-15 civarında bir geri çekilme yaşanması halinde, merkez bankaları, uzun vadeli yatırımcılar ve fiziki talep nedeniyle aşağı yönlü hareketin sınırlanması beklenebilir.
Merkez bankalarının rolü kritik önemde
GCM Yatırım Araştırma Departmanı, merkez bankaları tarafının da raporda önemli bir destek unsuru olarak öne çıktığına işaret ediyor. WGC, merkez bankalarının 2022’den bu yana yıllık ortalama 1.000 ton civarında altın alımı yaptığını ve resmi sektör talebinin altın için yapısal destek olmaya devam ettiğini belirtiyor. Buna karşılık, alım hızında belirgin bir yavaşlama yaşanması ise altın açısından negatif bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Piyasalar açısından asıl soru ne olacak?
GCM Yatırım Araştırma Departmanı’na göre; genel görünümde yılın ikinci yarısında Hürmüz kaynaklı enerji maliyetleri, enflasyon beklentileri ve Fed fiyatlaması kıymetli madenlerin yönü üzerinde daha belirleyici hale geliyor. Bu nedenle piyasalar açısından asıl soru artık savaşın ne kadar büyüdüğünden çok, bu savaşın petrol, enflasyon ve faiz patikasını ne ölçüde değiştireceği olacak.
Altın: Zirveden dönüş sonrası dengelenme arayışı
GCM Yatırım Araştırma Departmanı, altına ilişkin şu analizi yapıyor:
Yukarı yönlü senaryo Altın tarafında ikinci yarıya girilirken fiyatlamanın ana belirleyicisi, jeopolitik risklerin enflasyon ve faiz beklentileri üzerindeki etkisi olmaya devam ediyor. Yukarı yönlü senaryoda ekonomik görünümde bozulma, piyasa belirsizliğinin artması ve faiz beklentilerinin daha güvercin bir yöne dönmesi öne çıkıyor. Ancak mevcut Orta Doğu geriliminde olduğu gibi, jeopolitik risklerin petrol ve enflasyon kanalı üzerinden faizleri yukarı itmesi durumunda altının klasik destekleyici hikayesi sınırlı kalabilir.
Aşağı yönlü senaryonbsp;
Altında aşağı yönlü senaryoda ise güçlü büyüme, doların değer kazanması, tahvil faizlerinde beklentilerin üzerinde yükseliş ve risk iştahındaki toparlanma öne çıkıyor. Bu tabloda altın tarafında satış baskısı derinleşebilir. Öte yandan merkez bankalarının 2022’den bu yana yıllık ortalama 1.000 ton civarında altın alımı yapması, altın için yapısal destek unsuru olmaya devam ediyor.
Gümüş: Arz açığı destekliyor, faiz ve büyüme baskılıyor
GCM Yatırım Araştırma Departmanı, gümüşe ilişkin ise şu analizi yapıyor:
Yukarı yönlü senaryo Gümüş tarafında ikinci yarıda arz-talep dengesi destekleyici kalırken, kısa vadeli fiyatlamada faiz, dolar ve büyüme beklentileri daha belirleyici bir rol oynuyor. Yukarı yönlü senaryoda arz açığının devam etmesi, ETP girişlerinin güçlenmesi, fiziki yatırım talebinin artması ve Londra piyasasında likidite sıkışıklığının yeniden belirginleşmesi öne çıkıyor. Ayrıca faiz beklentilerinde güvercinleşme veya dolar tarafında zayıflama görülmesi, gümüşte yukarı yönlü hareketleri hızlandırabilir.
Aşağı yönlü senaryonbsp;
Gümüş için aşağı yönlü senaryoda; savaş kaynaklı enerji maliyeti artışının enflasyonu beslemesi, FED’in sıkı duruş beklentilerini güçlendirmesi ve küresel büyüme endişelerinin sanayi talebini zayıflatması yer alıyor. Bu nedenle gümüşte temel hikâye arz açığı nedeniyle destekleyici kalsa da kısa vadede faiz ve büyüme beklentileri fiyatlamanın yönünü belirlemeye devam edebilir.