btcturk Landing Page

btcturk Guide

Cryptocurrency Wallets, and more Choosing the Right blog for you
btcturk Service

BTCTurk Crypto Currency

This website uses cookies to ensure you get the best experience on our website. By clicking "Accept", you agree to our use of cookies. Learn more

RSS Feed

RSS Feed


Processing feed: https://www.hurriyet.com.tr/rss/ekonomi

Hürriyet

İTO Firma Sorgulama İşlemi Nasıl Yapılır? İTO Şirket Ve Ünvan Sorgulama

Sun, 07 Jun 2026 20:55:00 Z

Gereksinim duyulduğunda gerçek ve tüzel kişiler İstanbul Ticaret Odasına kayıt yaptırabilmeleri söz konusudur. Sizin için ITO firma sorgulama işlemi nasıl yapılır? ITO şirket ve unvan sorgulama şeklinde belirlenmiş olan konu başlıklarını tüm ayrıntılarıyla derledik.

Proforma Fatura Nedir Ve Nasıl Kesilir? Proforma Fatura Nasıl Düzenlenir

Sun, 07 Jun 2026 20:55:00 Z

Bireyler yüklü miktarlarda mal aldıklarında bu malın ödemesini anında karşı tarafa yapamayabilir. Böyle durumlarda şirketler bireylere proforma fatura kesme ihtiyacı duyar. Birçok insan proforma faturanın gerekli olduğu durumları tam olarak bilmeyebilir. Bu konuda bilinçli olmak yapılan alışverişlerin sağlıklı yürütülmesi için önem arz etmektedir. Bu amaçla proforma faturanın ne olduğu, nasıl kesildiği, hangi alanda kullanıldığı ve nasıl düzenlendiği konularına dair detayları derledik.

Şirket Nasıl Kapatılır Ve Ne Kadar Sürer? Şirket Kapatma Masrafı Ve Gerekli Belgeler

Sun, 07 Jun 2026 20:55:00 Z

İşletmelerin ilk başta düşünüldüğü kadar başarılı olmaması, planlanan satışların yapılamaması ve giderlerin gelirlerden daha fazla olması gibi durumlarda pek çok işletme kapatılmakla yüz yüze gelmektedir. Ancak şirket kapatmanın da belirli prosedürleri vardır. Öyleyse şirket nasıl kapatılır ve ne kadar sürer, şirket kapatma masrafı ve gerekli belgeler nelerdir detayları ile derledik.

Dönen Varlıklar Nedir? Dönen Varlıklar Nelerdir

Sun, 07 Jun 2026 20:55:00 Z

Bir işletmenin bilançosunda bulunan ve para karşılığı olan değerlerin bütünün izlendiği hesaplar varlık hesapları olarak adlandırılır. Varlık hesapları duran varlıklar ve dönen varlıklar olarak ikiye ayrılır. Dönen varlıklar nedir? Dönen varlıklar nelerdir? İşte, merak edilen tüm detaylar.

Şirket Adres Değişikliği Nasıl Ve Nereden Yapılır? Şirket Adres Değişikliği İçin Gerekli Belgeler/evraklar

Sun, 07 Jun 2026 20:55:00 Z

Ticari işletmeler belirli nedenlere bağlı olarak iş yerlerini farklı bölge veya illere taşımalarından ötürü bazı kurumlara bildirim yapma yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bildirimlerin zamanında veya hiç yapılmaması idari yaptırım ile ticari işletmelerin karşı karşıya kalması sonucunu doğuracaktır. İş yeri taşınmak istendiği zaman Mersis sistemine kayıt yaptırılması gereklidir. Özellikle il dışında taşınma halinde sistem farklı bir ticaret sicil istemektedir. Şirket adres değişikliği nasıl ve nereden yapılır? Şirket adres değişikliği için gerekli belgeler/evraklar hakkında detayları derledik.


Processing feed: https://www.hurriyet.com.tr/rss/gundem

Hürriyet

Kilit isimden ABD’de itiraflar: Gülistan’ı Mustafa vurdu

Mon, 07 Sep 2026 04:00:00 Z

Gülistan Doku cinayetinin kilit ismi Umut Altaş, tutuklu bulunduğu ABD’de FBI tarafından sorgulandı. İfadelere göre Altaş, Gülistan Doku’nun, eski valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından araçta vurularak öldürüldüğünü gördüğünü söyledi. Türkiye’ye iletilen 34 sayfalık ifade tutanağına göre Altaş cesedin bagaja taşındığını, olayın ardından valinin koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nun devreye girdiğini söyledi. Eski valinin oğlu kendisine “Babam bu işi halledecek” dedi.

Erdoğan’dan şehit polis için taziye

Mon, 07 Sep 2026 04:00:00 Z

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Esenyurt'ta trafik denetlemesi sırasında uğradığı silahlı saldırıda şehit olan polis memuru Mehmet Ali Topatan'ın ailesine mesaj göndererek başsağlığı diledi.

Yeniden seçildiler

Mon, 07 Sep 2026 04:00:00 Z

DEM Parti 5. Olağan Büyük Kongresi’nde Eş Genel Başkanlığa, Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları yeniden seçildi.

‘103 orman yangınında 70 şüpheli tespit edildi’

Mon, 07 Sep 2026 04:00:00 Z

ADALET Bakanı Akın Gürlek, orman yangınlarına ilişkin yürütülen soruşturmalarla ilgili açıklama yaptı.

Işıl’ın ailesi adalet bekliyor

Mon, 07 Sep 2026 04:00:00 Z

Hemşire Ömer Faruk Ballı’nın çarparak ölümüne neden olduğu 14 yaşındaki Işıl Öykü Dinç’in ailesi, 11 Eylül’de görülecek olan 4’üncü duruşma öncesi yetkililere seslenerek adalet beklediklerini söyledi. Acılı baba Yunus Dinç, “Elbirliğiyle bu dosya karartılmaya çalışılıyor. Biz kızımızın adaletinden başka bir şey istemiyoruz” dedi.


Processing feed: https://www.sabah.com.tr/rss/ekonomi.xml

SABAH

Akdeniz için tarihi adım! Bakan Kurum duyurdu: Çevre koruma seferberliği başlıyor

Mon, 07 Sep 2026 07:22:02 +0300
Akdeniz için tarihi adım! Bakan Kurum duyurdu: Çevre koruma seferberliği başlıyor
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, denizlerdeki kirliliğe işaret ederek “Denizlerimizin mavisi gelecek nesillere ulaşsın diye Akdeniz’in en büyük çevre koruma seferberliğini başlatıyoruz” dedi.Devamı için tıklayınız

2.1 milyon kişiye istihdam dar gelirliye sosyal konut

Mon, 07 Sep 2026 03:49:39 +0300
2.1 milyon kişiye istihdam dar gelirliye sosyal konut
Yeni Orta Vadeli Program’a göre milli gelir 2.2 trilyon doları geçecek, 2.1 milyon kişiye istihdam sağlanacak. Dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişiminin kolaylaştırılması için sosyal konut yatırımları...Devamı için tıklayınız

Dijital Türk Lirası için geri sayım

Mon, 07 Sep 2026 03:21:19 +0300
Dijital Türk Lirası için geri sayım
OVP'ye göre dijital Türk Lirası'nın kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar sürdürülürken ödeme sistemlerinin ve finansal teknoloji ekosisteminin güvenli ve yenilikçi biçimde gelişmesi...Devamı için tıklayınız

Kadın ve genç istihdamı kolaylaşacak

Mon, 07 Sep 2026 03:19:00 +0300
Kadın ve genç istihdamı kolaylaşacak
Orta Vadeli Program'da kadınlar, gençler ve engelliler başta olmak üzere işgücüne katılımda güçlük yaşayan kesimlerin istihdam olanaklarını geliştirmek ve işgücü piyasasına kalıcı katılımını desteklemek...Devamı için tıklayınız

Üreten kesimin yanındayız

Mon, 07 Sep 2026 03:14:35 +0300
Üreten kesimin yanındayız
Üretimi ve ihracatı desteklemeyi sürdürdüklerini belirten Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Reeskont kredilerini 17 kat artırdık. Çiftçimize 244 milyar TL faiz sübvansiyonu sağladık. 258 bin esnafa...Devamı için tıklayınız

Processing feed: https://www.sabah.com.tr/rss/gundem.xml

SABAH

Siyasetin öfke sorunu

Mon, 07 Sep 2026 02:56:46 +0300
Siyasetin öfke sorunu
Ankara... 1 Eylül Salı... 2026-2027 adli yıl açılışı... TBMM'de beşinci parti olan CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tebessüm ederek, elini, ana muhalefet partisi Yeni Parti'nin Genel Başkanı Özgür...Devamı için tıklayınız

Silivri’de ailelerin umutlu bekleyişi sürüyor: ‘Mucize bekliyoruz’

Mon, 07 Sep 2026 01:55:35 +0300
Silivri’de ailelerin umutlu bekleyişi sürüyor: ‘Mucize bekliyoruz’
İstanbul Silivri açıklarında 2 Eylül gecesi MT Alsu" tankeriyle çatışan "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin içindeki 10 mürettebat ile birlikte batmasının ardından başlatılan arama ve kurtarma çalışmaları...Devamı için tıklayınız

Enkazın çıkarılması için kritik gün

Mon, 07 Sep 2026 01:52:51 +0300
Enkazın çıkarılması için kritik gün
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında batan gemide kaybolan kişilere ulaşılması için çalışmaların aralıksız sürdürüldüğünü belirterek, "Gemi enkazının çıkarılması...Devamı için tıklayınız

Başkan Erdoğan’dan şehit polisin ailesine taziye

Mon, 07 Sep 2026 01:45:01 +0300
Başkan Erdoğan’dan şehit polisin ailesine taziye
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Esenyurt'ta trafik denetlemesi sırasında uğradığı silahlı saldırıda şehit olan polis memuru Mehmet Ali Topatan'ın ailesine taziye mesajı gönderdi. Erdoğan şehidin...Devamı için tıklayınız

Oğul Enginyurt’un mekanında sigortasız işçi ve ruhsatsız alkol satışı

Mon, 07 Sep 2026 01:22:09 +0300
Oğul Enginyurt’un mekanında sigortasız işçi ve ruhsatsız alkol satışı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen kara para aklama soruşturmasında, Yeni Parti milletvekili Cemal Enginyurt'un oğlu Alptürk Enginyurt'un Ankara Optimum AVM'deki "Öküz Roof" isimli gece kulübünün...Devamı için tıklayınız

Processing feed: https://www.milliyet.com.tr/rss/rssNew/ekonomiRss.xml

Milliyet

Son dakika...İsrail'den itiraf gibi analiz! 'Türkiye'nin altın hamlesi' diyerek duyurdular: 'Hayali sınır oluştu'

Mon, 07 Sep 2026 04:20:16 Z

MİLLİYET.COM.TR / Orta Doğu’da taşlar yeniden dizilirken İsrail basınından Türkiye’nin bölgesel gücüne ilişkin dikkat çekici bir analiz geldi.

‘ÇOK KOLLU TÜRK STRATEJİSİ’

İsrail merkezli Bizportal'da yayımlanan “Orta Doğu’da Satranç Oyunu: İsrail'in İttifaklar Ağına Karşı Türkiye'nin Çok Kollu Stratejisi” başlıklı analizde, Ankara’nın son yıllarda attığı adımlar Akdeniz, Kızıldeniz, Afrika Boynuzu, Suriye ve Gazze ekseninde bir bütün olarak ele alındı.

İlginizi Çekebilir

Analizde Türkiye’nin Mavi Vatan doktrinine vurgu yapılırken “Türkiye’nin denizlerdeki hareket alanını ve egemenliğini genişletme hedefi var. Halihazırda güçlü olan Türk donanmasının daha da güçlendirilmesi, Türkiye'nin denizlerdeki kontrol alanlarının genişletilmesi ve Akdeniz’deki gücünü katlamasına katkı sağlayacak ittifakların peşinden gidilmesi bu hedefe ulaşılmasına yardımcı olabilir” iddiasında bulunuldu. Ayrıca İsrail tarafının Ankara’nın deniz politikalarını yakından takip ettiğine de dikkat çekildi.

‘HAYALİ SINIR OLUŞTU’

Tel Aviv merkezli analize göre Türkiye’nin bölgesel stratejisi yalnızca Doğu Akdeniz’le sınırlı değil. Libya ile imzalanan deniz ve güvenlik anlaşmalarına dikkat çekilen yazıda, Türkiye’nin Trablus hükümetine askeri güç, danışman, silah ve insansız hava araçları göndererek Kuzey Afrika’da önemli bir stratejik dayanak oluşturduğu öne sürüldü.

Analizde “Bu hamle Türkiye’ye Kuzey Afrika’da stratejik bir dayanak kazandırdı ve görünüşe göre Akdeniz’i baştan başa kesen, İsrail ve Yunanistan’ın olası enerji güzergahlarını engellemeye çalışan hayali bir deniz sınırı oluşturdu” iddiasında bulunuldu.

Ayrıca Ankara’nın Libya’daki varlığının, Doğu Akdeniz’deki enerji hesaplarını doğrudan etkileyen unsurlardan biri olduğuna vurgu yapıldı.

KIZILDENİZ’DE TÜRKİYE FAKTÖRÜ

Analizin dikkat çeken bir diğer başlığı Somali oldu. Türkiye’nin Somali’deki askeri varlığına, Somali ordusunun eğitimine ve iki ülke arasındaki deniz savunma anlaşmasına dikkat çekildi.

Tuğba Ekinci'nin ifadesi ortaya çıktı! 'Videoların müstehcenlik oluşturabileceğini tahmin ediyordum, yine de paylaştım'

Yazıda Türkiye’nin Somali ile geliştirdiği ilişkilerin Afrika Boynuzu açısından stratejik sonuçlar doğurduğu savunuldu. Ankara’nın Somali karasularının korunmasına katkı sunmasının, Türkiye’ye Kızıldeniz’in girişleri ve kritik deniz yollarında önemli bir hareket alanı sağladığı belirtildi.

İsrail’in Somaliland’a yönelik açılımı da bu gelişmenin karşısında konumlandırıldı. Analize göre Tel Aviv, Türkiye’nin Somali’deki etkinliğine karşı Somaliland ile ilişkilerini güçlendirmeye çabalıyor.

Yazıda “İsrail’in bağımsızlığını henüz ilan etmiş bir ülkedeki varlığı ve diplomatik etkisi Türkiye’nin Kızıldeniz’deki deniz yolları üzerinde mutlak kontrol kurmasını engellemesine olanak sağlamayı hedefliyor” ifadesinde bulunuldu.

‘DOĞRUDAN ÇATIŞMA İHTİMALİNİ ARTIRDI’

Bununla birlikte analizde Suriye’ye de ayrı parantez açıldı. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri ve siyasi varlığının İsrail’in planlarını kesintiye uğrattığı ifade edilirken “Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye, İsrail’in diğer taraftan Suriye’nin güneyindeki bölgelere hakim olması iki ülke arasındaki mesafeyi azalttı ve aralarında doğrudan çatışma ihtimalini önemli ölçüde artırdı” denildi.

‘ANKARA’YA AÇIK BİR MESAJ’

Öte yandan analizde Türkiye’nin bölgesel hamlelerinin çok katmanlı bir stratejiye sahip olduğu ifade edilirken Ankara’nın artan nüfuzuna karşın Yunanistan ile İsrail’in bir çözüm arayışına girdiğinin altı çizildi.

Almanya için dönüm noktası

Bu noktada 3.1 milyar euroluk Aşil Kalkanı Anlaşması hatırlatılırken“Anlaşma Yunanistan için çok katmanlı bir hava savunma sistemi kurulmasını kapsıyor ve sistemin yaklaşık 35 ay içerisinde operasyonel hale gelmesi bekleniyor. Tel Aviv bu anlaşmayı sıradan bir silah satışından çok daha önemli görüyor. Bu, Ankara’ya yöneltilmiş doğrudan, sert ve açık bir mesaj” denildi.

‘ALTIN HAMLE’

Analizin son bölümünde ise Ankara-Tel Aviv hattında doğrudan çatışma ihtimali masaya yatırılırken “Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim bir satranç oyununa benziyor. Türkiye bölgede kurduğu ittifaklar ve artan savunma kabiliyetleri ile Tel Aviv’e karşı altın hamlelerini yapmaya devam ediyor. Tüm bunlar göz önüne alındığında şu an için doğrudan bir çatışma İsrail için ağır sonuçlar doğurur” denildi.

4 bin 798 aracın izini sürdüler! 1 gecede 30'u çalındı, Kanada'dan Rusya'ya uzanan sıra dışı rota

Mon, 07 Sep 2026 04:02:08 Z

Derleyen: Oğuzcan Atış /Milliyet.com.tr -Kanada, uzun süredir araç hırsızlığıyla gündeme gelen ülkeler arasında üst sıralarda yer alıyor. Güvenlik güçlerinin aldığı önlemlere rağmen ülkede her yıl binlerce otomobil çalınıyor. Boyutu her geçen gün büyüyen bu hırsızlık vakalarında şüphelilerin, park halindeki araçların anahtarlarını ele geçirmek için evlere dahi girdiği belirtiliyor. Son dönemde yapılan araştırmalar ise tablonun arkasındaki ilginç nedeni ortaya çıkardı: Ukrayna savaşının ardından Rusya'da Batı menşeili araçlar için oluşan karaborsa. ABD merkezli New York Times Gazetesi, Kanada'da yaşanan otomobil hırsızlıklarının arka planda nereye kadar uzandığını inceledi.


Alıntı Metni

'KANADA'DA ÇOK FAZLA ARABA VAR VE ÇALMASI ÇOK KOLAY'

Uluslararası bir araba hırsızlığı şebekesine üye olmak suçlamasıyla Ukrayna'da tutuklu bulunan Rus vatandaşıDaniilAleynik, kendisiyle yapılan röportajda Kanada'daki durumu "Kanada'da çok fazla araba var ve orada araç çalmak çok kolay bir iş." sözleriyle anlattı.TheNew York Times'a konuşan ve isim vermeyen emniyet kaynaklarının verdiği bilgiye göre Uluslararası Polis Teşkilatı Interpol, Şubat 2024 ile Temmuz 2026 arasında Kanada'da çalınan 4 bin 798 aracın Rusya'da bulunduğuna dair ihbar aldı. Çalınan bu araçların büyük bir kısmının ise ABD ve Japonya merkezli otomobil üreticilerine ait olduğu ve Rusya'da bu araçlara yönelik yoğun bir talep olduğu ifade edildi. Kanadalı yetkililer, tespit edilemeyen araçlar nedeniyle Interpol verilerinin mevcut durumu tam olarak yansıtmadığını ve gerçek rakamların çok daha yüksek olduğunu belirtti.


DaniilAleynik

Uzmanlara göre Kanada'da çalınan otomobiller Rusya'ya yönelik Batı yaptırımlarının istenmeyen bir sonucu oldu. Batılı otomobil üreticileri, Ukrayna savaşının başlamasının ardından Rusya pazarından çekilince ortaya çıkan boşluğu suç örgütleri ve kaçakçılar doldurdu. Interpol'ün çalıntı araç veri tabanından sorumluRenatoSchipani"Çalınan arabalar tesadüf eseri değil. Sipariş üzerine çalınıyorlar." dedi.

Alıntı Metni

'SADECE 1 GECEDE 30 ARAÇ ÇALINDI'

Kanada genelinde 2021 yılından itibaren otomobil hırsızlığı adeta bir salgın hâlini aldı. Otomobil hırsızlığı vakalarının artmasının ardından polis güçleri ek önlemler almış olsa da bu durumu engellemekte yeteri kadar başarılı olamadı. Yetkililer, polis teşkilatlarında kapsamlı değişiklikler yaparak ve suçla mücadele için on milyonlarca dolar yatırım yapmış olsa da çalınan otomobiller Kanada limanlarından dünyanın farklı bölgelerine gitmeye devam etti. Halihazırda dolandırıcılıkla gönüllülük esasıyla mücadele eden bir sivil toplum kuruluşunda istihbarat sorumlusu olan eski polis memuruBryanGast, çalıntı araçların ihraç edilmesinin büyük kazançlar sağladığını söyleyerek "Değerli araçların büyük çoğunluğu hâlâ ihracat için çalınıyor. Bu alanda büyük bir para var." dedi.

Yetkililere göre Kanada'da COVID pandemisi sebebiyle uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasının ardından otomobil hırsızlığı vakaları zirveye ulaştı. Hırsızlar, salgın sebebiyle küresel tedarik zincirinde yaşanan aksaklıkları bir fırsat olarak gördü ve Kanada genelindeki otomobil hırsızlığı vakaları ülke tarihinin en yüksek seviyelerine ulaştı. Ülkenin en büyük şehirlerinden birisi olan Toronto'nun hemen dışındaki York Bölge Polis Merkezinde görevli memur ScottCresswell, araç hırsızlığının zirve yaptığı dönemi anlatırken 'VahşıBatı' benzetmesi yaparak "İnsanların birden fazla arabası çalınıyordu. Toronto'da gecede 30 araba çalınıyordu." dedi.

Alıntı Metni

'RİSK ÇOK DÜŞÜK, KAZANÇ ÇOK YÜKSEK'

Kanada sınır güvenlik biriminde görevli memur FredericBonsaint, ekibinin her hafta Montreal Limanı'nda yaklaşık bir düzine konteyneri aradığını ve toplam değeri 2 milyon dolara kadar ulaşan 20 ila 30 adet çalıntı araba bulduğunu söyledi.Bonsaint, haziran ayında 12 metrelik bir nakliye konteynerini kontrol ettiği sırada eski eşyaların arasında lüks bir SUV bulduğunu belirtti ve aracın piyasa değerinin yaklaşık 125 bin dolar olduğunu ifade etti. Uzmanlar, aracın Rusya'daki müşterisine piyasa değerinin iki katına satılacağını tahmin ettiklerini ifade etti.

Bonsaint, otomobil hırsızlığının suçlular için artık çok daha büyük kazançlar sağladığını belirterek "Araç hırsızlığı suçlular için çok kazançlı. Örnek vermek gerekirse bu suç uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi ağır cezalar alabileceğiniz bir suç değil. Çok daha düşük riskli ama çok fazla kazandırıyor." dedi. Kanada Polisi'ne göre kaçakçılar çalıntı araçları genellikle Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden Rusya'ya taşıyordu. Yetkililer ayrıca Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Litvanya üzerinden geçen rotaları da tespit ettiklerini söyledi.

Alıntı Metni

Gözler Kiev’deydi

Mon, 07 Sep 2026 04:01:53 Z

Önceki gün Moskova’da gerçekleştirilen görüşme sonrası Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov tarafından yapılan açıklamada olumlu mesajlar verildi. ABD’li ikilinin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmenin yaklaşık 3 saat sürdüğünü, yapıcı, güvene dayalı ve faydalı olduğunu belirten Uşakov, görüşmede Ukrayna krizinin çözümü ve diğer güncel konuların ele alındığını bildirdi. Uşakov, “Putin, Amerikalılarla meseleye siyasi diplomatik çözümlerin bulunmasına yönelik ortak çalışmaları sürdürmeye hazır olduğunu teyit etti” dedi. Beyaz Saray’a göre Witkoff ve Kushner, Putin ile ‘atılacak adımlara ilişkin somut planları ele aldı’.

‘Onurlu bir barış’

Öte yandan dün gözler iki ismin Zelenskiy ile yaptığı görüşmedeydi. Ukraynalı lider, Witkoff ve Kushner’ı, Cuma günü bir Rus İHA’sının zarar verdiği Kiev’deki Aziz Sofya Katedrali’nde karşıladı. Bu, iki ismin Kiev’e ilk resmi ziyareti olarak kayıtlara geçti. Zelenskiy, Ukrayna’nın “savaşı sona erdirmeyi” konuşmaya hazır olduğunu belirtti ancak savaş sonrası onurlu bir barışın yanı sıra güvenlik garantilerine de ihtiyaç duyulacağını ifade etti. Zelenskiy ülkesinin “her zaman yapıcı olduğunu ve öyle kalacağını” yazarken “Önerilerimiz hazır” dedi. Kushner ise, Ukrayna liderine, Trump’ın “bu savaşın sona ermesini sağlamaya çok kararlı” olduğunu söyledi. Witkoff da, ABD’li müzakerecilerin “gerektiği sürece” görüşmelere devam edeceğini belirtti.

Almanya için dönüm noktası

Mon, 07 Sep 2026 04:01:52 Z

Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde dün halk tarihi bir seçim için sandık başına gitti. Seçim, bir eyalet seçimi olmasına karşın büyük önem taşıyordu. Zira anketler göçmen karşıtı Alternatif Almanya (AfD) partisinin seçimi önemli bir farkla kazanacağını gösteriyordu. Seçim sonuçlarına göre AfD, ilk kez bir eyalette tek başına iktidara gelme fırsatını elde edecek. Nitekim sandık çıkış anketleri seçimi AfD’nin büyük bir farkla kazandığını gösterdi.

Bu, AfD’nin ülkedeki kaderini değiştirebilecek bir zafere işaret ediyor olabilir. Zira AfD’nin salt çoğunluğu elde etmesi ve eyaleti tek başına kazanması durumunda, diğer partilerin AfD ile işbirliği yapmama politikası etkisiz kalacak. Almanya’nın önde gelen partileri uzun yıllardır AfD ile koalisyon yapmama politikası yürütüyor. Bunun, partinin aldığı oyda etkili olduğu belirtiliyordu. Ancak Saksonya-Anhalt eyaletinde bu şekilde gelecek bir seçim galibiyeti AfD’ye karşı örülen “güvenlik duvarı” politikasını daha tartışmalı bir hale getirecek. AfD, Saksonya-Anhalt seçimini 2029 federal seçimlerine giden yolda kritik bir basamak olarak görüyor.

Merz tehlikede

Öte yandan seçim sonucunun Başbakan Friedrich Merz’in partisi Hristiyan Demokratlar (CDU) ve Merz’in kendisi için de ağır sonuçları olabilir. AfD ikna edici bir zafer kazanırsa, bu Merz üzerinde büyük bir baskı oluşturacaktır. CDU içinde de bu durumda bir liderlik tartışmasının alevlenmesi bekleniyor. Son dönemde Merz’in ülkedeki onay yüzdeki 13 puana kadar düşmüş durumda. Saksonya-Anhalt eyaletini kaybetmek üzere olan CDU’nun ülke genelindeki oyları da geriliyor.

TikTok yıldızı, parfüm satıcısı

AfD’nin başarısının ardında olan isim, partinin adayı Ulrich Siegmund, 18 yaşında üye olduğu CDU’dan 2014 yılında ayrılarak AfD’ye geçen genç bir siyasetçi. “TikTok starı” olarak adlandırılan Siegmund, paylaştığı videolar ile hayran kitlesini büyütürken, AfD’li siyasetçinin söylemleri radikalleştikçe, takipçi sayısı da arttı. Eski bir parfüm satıcısı olan 35 yaşındaki Siegmund, partinin mutlak çoğunluğu elde etmesi halinde iktidara geleceğini ve başka bir partiyle koalisyonu asla kabul etmeyeceğini ısrarla belirtti. Siegmun, partisinin oylarını 2021’deki seçimden beri ikiye katladı.

Ne vaat etti?

Siegmund, “Alman kültürüne yabancı” göçü durdurmayı vaat ederken, çalışmayan, entegre olmayan göçmenleri ülkelerine geri göndermek için bir “sınır dışı görev gücü” kuracaklarını söylüyor. Genç lider, okullarda gökkuşağı bayraklarını yasaklayacağını ve yeni rüzgar enerjisi santrallerinin inşasını durduracağını da vaat etti. Kampanyasını “Güzel, eski, güvenli Almanyamı geri istiyorum” sloganıyla yürüten Siegmund, seçim süreci boyunca kendilerini Batı’dan gelen insanlara göre ikinci sınıf vatandaş olarak gören Doğu Almanlar arasındaki hoşnutsuzluğu kullanmaya çalıştı.

En yakın rakibe yüzde 26 fark!

Sandık çıkış anketlerine göre AfD yüzde oy oranını 23.7 puan artırarak yüzde 44.5 ile büyük bir zafer kazandı. İkinci sırada ve oldukça geride olan iktidar partisi CDU ise 18.6 puan kaybederek yüzde 18.5 ile ikinci parti oldu. Üçüncü sırada Sol Parti yüzde 9.5 oy alırken, Yeşiller yüzde 9 oranında oy aldı. Seçim sonuçları dünya basınında ‘tarihi’ ve ‘ezici zafer’ yorumlarıyla duyurulurken, AfD tek başına iktidarı kıl payı kaçardı.

‘Almanya’da aşırı sağ yükseliyor’

Uzmanlar; aşırı sağcı, popülist ve göçmen karşıtı bir çizgide yer alan Alternatif Almanya (AfD) partisinin oy oranlarını yükselterek Alman siyasetindeki ağırlığını artırması konusunda Milliyet’e şu değerlendirmede bulundu:

Türkiye’ye ihtiyaçları var

AB ve Küresel Araştırmalar Derneği Kurucu Üyesi Can Baydarol: Aşırı sağ Almanya’da maalesef yükseliyor. Bu bir gerçek. Bu seçimlerde de birinci parti çıkacaklarını tahmin ediyorum. Ancak genel seçimlerde bu kadar etkili olacaklarını düşünmüyorum. Tabii ki bu, bizim vatandaşlarımız açısından çok iyi bir haber değil. Türkiye ile ilişkiler açısından ise şu an için büyük bir değişiklik olacağını düşünmüyorum. Çünkü Almanya’nın şu anda en ciddi korkusu, Rusya’ya karşı savunma meselesi. Bu nedenle Türkiye’nin ordusuna duydukları ihtiyacı her seferinde görüyoruz. Hükümet nezdinde Türkiye ile savunma alanında daha derin ilişkiler kurmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla bu alanda çok fazla değişiklik olacağını düşünmüyorum.

Almanya’daki Türkler için sorun

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi üyesi Prof. Dr. Hüsamettin İnaç: Avrupa, giderek daha fazla aşırı sağa, faşizme, şovenizme ve ırkçılığa doğru taşınmaya başladı. Bugün siyasi yapının değişmesinin arkasında göç gerçeği önemli bir yer tutuyor. Avrupa’nın, Almanya dahil olmak üzere, hala göç ve entegrasyon sorunlarını çözebildiğini söylemek mümkün değil. Göç eden insanlar sadece ekonomik sorun yaratmıyor, aynı zamanda kendi medeniyet değerlerini de Avrupa’ya taşıyor. Bu değerlerle bütünleşme çabalarının yetersiz kalması da ciddi sorunlara yol açıyor. Refah ve istikrar kaybı yaşandığında ise gözler çoğu zaman yabancılara ve göçmenlere çevriliyor. Bu tablo özellikle Almanya’daki Türkler açısından ciddi bir sorun oluşturuyor. Öte yandan Almanya’daki Müslüman ve Türklerin içerisinde yüzde 10-11 civarında AfD’ye destek veren bir kesim de bulunuyor, “Biz buranın yerlisiyiz, Avrupalıyız, Almanız; bize kimse bir şey yapamaz” şeklinde bir algı görülebiliyor. AfD, sosyal refah devletinin temel dayanaklarının zayıfladığı ve Almanya’nın savunma sanayisine ciddi kaynak ayırmak zorunda olduğu bir dönemde, ortaya çıkan sorunları sömürerek ve istismar ederek kendisine alan açıyor. / Asena Yatağan

Yolcuyu uçakta bantla bağladılar

Mon, 07 Sep 2026 04:01:51 Z

Arthur Lundeen (67) adlı saldırgan, yanındaki erkek yolcuyu darbedip bilgisayarını kırdı; kendisini engellemeye çalışan bir kadın yolcuyu itti, bir başkasını ısırdı ve kabin görevlisine ırkçı hakaretlerde bulundu. Bunun üzerine kabin ekibi ve yolcular, saldırganı plastik kelepçe ve koli bandıyla koltuğuna bağladı, Rotasını değiştiren uçak acil iniş yaparken, şüpheli güvenlik güçlerince gözaltına alındıktan sonra uçak yoluna devam etti.


Processing feed: https://www.milliyet.com.tr/rss/rssNew/siyasetRss.xml

Milliyet

Son dakika...İsrail'den itiraf gibi analiz! 'Türkiye'nin altın hamlesi' diyerek duyurdular: 'Hayali sınır oluştu'

Mon, 07 Sep 2026 04:20:16 Z

MİLLİYET.COM.TR / Orta Doğu’da taşlar yeniden dizilirken İsrail basınından Türkiye’nin bölgesel gücüne ilişkin dikkat çekici bir analiz geldi.

‘ÇOK KOLLU TÜRK STRATEJİSİ’

İsrail merkezli Bizportal'da yayımlanan “Orta Doğu’da Satranç Oyunu: İsrail'in İttifaklar Ağına Karşı Türkiye'nin Çok Kollu Stratejisi” başlıklı analizde, Ankara’nın son yıllarda attığı adımlar Akdeniz, Kızıldeniz, Afrika Boynuzu, Suriye ve Gazze ekseninde bir bütün olarak ele alındı.

İlginizi Çekebilir

Analizde Türkiye’nin Mavi Vatan doktrinine vurgu yapılırken “Türkiye’nin denizlerdeki hareket alanını ve egemenliğini genişletme hedefi var. Halihazırda güçlü olan Türk donanmasının daha da güçlendirilmesi, Türkiye'nin denizlerdeki kontrol alanlarının genişletilmesi ve Akdeniz’deki gücünü katlamasına katkı sağlayacak ittifakların peşinden gidilmesi bu hedefe ulaşılmasına yardımcı olabilir” iddiasında bulunuldu. Ayrıca İsrail tarafının Ankara’nın deniz politikalarını yakından takip ettiğine de dikkat çekildi.

‘HAYALİ SINIR OLUŞTU’

Tel Aviv merkezli analize göre Türkiye’nin bölgesel stratejisi yalnızca Doğu Akdeniz’le sınırlı değil. Libya ile imzalanan deniz ve güvenlik anlaşmalarına dikkat çekilen yazıda, Türkiye’nin Trablus hükümetine askeri güç, danışman, silah ve insansız hava araçları göndererek Kuzey Afrika’da önemli bir stratejik dayanak oluşturduğu öne sürüldü.

Analizde “Bu hamle Türkiye’ye Kuzey Afrika’da stratejik bir dayanak kazandırdı ve görünüşe göre Akdeniz’i baştan başa kesen, İsrail ve Yunanistan’ın olası enerji güzergahlarını engellemeye çalışan hayali bir deniz sınırı oluşturdu” iddiasında bulunuldu.

Ayrıca Ankara’nın Libya’daki varlığının, Doğu Akdeniz’deki enerji hesaplarını doğrudan etkileyen unsurlardan biri olduğuna vurgu yapıldı.

KIZILDENİZ’DE TÜRKİYE FAKTÖRÜ

Analizin dikkat çeken bir diğer başlığı Somali oldu. Türkiye’nin Somali’deki askeri varlığına, Somali ordusunun eğitimine ve iki ülke arasındaki deniz savunma anlaşmasına dikkat çekildi.

Tuğba Ekinci'nin ifadesi ortaya çıktı! 'Videoların müstehcenlik oluşturabileceğini tahmin ediyordum, yine de paylaştım'

Yazıda Türkiye’nin Somali ile geliştirdiği ilişkilerin Afrika Boynuzu açısından stratejik sonuçlar doğurduğu savunuldu. Ankara’nın Somali karasularının korunmasına katkı sunmasının, Türkiye’ye Kızıldeniz’in girişleri ve kritik deniz yollarında önemli bir hareket alanı sağladığı belirtildi.

İsrail’in Somaliland’a yönelik açılımı da bu gelişmenin karşısında konumlandırıldı. Analize göre Tel Aviv, Türkiye’nin Somali’deki etkinliğine karşı Somaliland ile ilişkilerini güçlendirmeye çabalıyor.

Yazıda “İsrail’in bağımsızlığını henüz ilan etmiş bir ülkedeki varlığı ve diplomatik etkisi Türkiye’nin Kızıldeniz’deki deniz yolları üzerinde mutlak kontrol kurmasını engellemesine olanak sağlamayı hedefliyor” ifadesinde bulunuldu.

‘DOĞRUDAN ÇATIŞMA İHTİMALİNİ ARTIRDI’

Bununla birlikte analizde Suriye’ye de ayrı parantez açıldı. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri ve siyasi varlığının İsrail’in planlarını kesintiye uğrattığı ifade edilirken “Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye, İsrail’in diğer taraftan Suriye’nin güneyindeki bölgelere hakim olması iki ülke arasındaki mesafeyi azalttı ve aralarında doğrudan çatışma ihtimalini önemli ölçüde artırdı” denildi.

‘ANKARA’YA AÇIK BİR MESAJ’

Öte yandan analizde Türkiye’nin bölgesel hamlelerinin çok katmanlı bir stratejiye sahip olduğu ifade edilirken Ankara’nın artan nüfuzuna karşın Yunanistan ile İsrail’in bir çözüm arayışına girdiğinin altı çizildi.

Almanya için dönüm noktası

Bu noktada 3.1 milyar euroluk Aşil Kalkanı Anlaşması hatırlatılırken“Anlaşma Yunanistan için çok katmanlı bir hava savunma sistemi kurulmasını kapsıyor ve sistemin yaklaşık 35 ay içerisinde operasyonel hale gelmesi bekleniyor. Tel Aviv bu anlaşmayı sıradan bir silah satışından çok daha önemli görüyor. Bu, Ankara’ya yöneltilmiş doğrudan, sert ve açık bir mesaj” denildi.

‘ALTIN HAMLE’

Analizin son bölümünde ise Ankara-Tel Aviv hattında doğrudan çatışma ihtimali masaya yatırılırken “Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim bir satranç oyununa benziyor. Türkiye bölgede kurduğu ittifaklar ve artan savunma kabiliyetleri ile Tel Aviv’e karşı altın hamlelerini yapmaya devam ediyor. Tüm bunlar göz önüne alındığında şu an için doğrudan bir çatışma İsrail için ağır sonuçlar doğurur” denildi.

4 bin 798 aracın izini sürdüler! 1 gecede 30'u çalındı, Kanada'dan Rusya'ya uzanan sıra dışı rota

Mon, 07 Sep 2026 04:02:08 Z

Derleyen: Oğuzcan Atış /Milliyet.com.tr -Kanada, uzun süredir araç hırsızlığıyla gündeme gelen ülkeler arasında üst sıralarda yer alıyor. Güvenlik güçlerinin aldığı önlemlere rağmen ülkede her yıl binlerce otomobil çalınıyor. Boyutu her geçen gün büyüyen bu hırsızlık vakalarında şüphelilerin, park halindeki araçların anahtarlarını ele geçirmek için evlere dahi girdiği belirtiliyor. Son dönemde yapılan araştırmalar ise tablonun arkasındaki ilginç nedeni ortaya çıkardı: Ukrayna savaşının ardından Rusya'da Batı menşeili araçlar için oluşan karaborsa. ABD merkezli New York Times Gazetesi, Kanada'da yaşanan otomobil hırsızlıklarının arka planda nereye kadar uzandığını inceledi.


Alıntı Metni

'KANADA'DA ÇOK FAZLA ARABA VAR VE ÇALMASI ÇOK KOLAY'

Uluslararası bir araba hırsızlığı şebekesine üye olmak suçlamasıyla Ukrayna'da tutuklu bulunan Rus vatandaşıDaniilAleynik, kendisiyle yapılan röportajda Kanada'daki durumu "Kanada'da çok fazla araba var ve orada araç çalmak çok kolay bir iş." sözleriyle anlattı.TheNew York Times'a konuşan ve isim vermeyen emniyet kaynaklarının verdiği bilgiye göre Uluslararası Polis Teşkilatı Interpol, Şubat 2024 ile Temmuz 2026 arasında Kanada'da çalınan 4 bin 798 aracın Rusya'da bulunduğuna dair ihbar aldı. Çalınan bu araçların büyük bir kısmının ise ABD ve Japonya merkezli otomobil üreticilerine ait olduğu ve Rusya'da bu araçlara yönelik yoğun bir talep olduğu ifade edildi. Kanadalı yetkililer, tespit edilemeyen araçlar nedeniyle Interpol verilerinin mevcut durumu tam olarak yansıtmadığını ve gerçek rakamların çok daha yüksek olduğunu belirtti.


DaniilAleynik

Uzmanlara göre Kanada'da çalınan otomobiller Rusya'ya yönelik Batı yaptırımlarının istenmeyen bir sonucu oldu. Batılı otomobil üreticileri, Ukrayna savaşının başlamasının ardından Rusya pazarından çekilince ortaya çıkan boşluğu suç örgütleri ve kaçakçılar doldurdu. Interpol'ün çalıntı araç veri tabanından sorumluRenatoSchipani"Çalınan arabalar tesadüf eseri değil. Sipariş üzerine çalınıyorlar." dedi.

Alıntı Metni

'SADECE 1 GECEDE 30 ARAÇ ÇALINDI'

Kanada genelinde 2021 yılından itibaren otomobil hırsızlığı adeta bir salgın hâlini aldı. Otomobil hırsızlığı vakalarının artmasının ardından polis güçleri ek önlemler almış olsa da bu durumu engellemekte yeteri kadar başarılı olamadı. Yetkililer, polis teşkilatlarında kapsamlı değişiklikler yaparak ve suçla mücadele için on milyonlarca dolar yatırım yapmış olsa da çalınan otomobiller Kanada limanlarından dünyanın farklı bölgelerine gitmeye devam etti. Halihazırda dolandırıcılıkla gönüllülük esasıyla mücadele eden bir sivil toplum kuruluşunda istihbarat sorumlusu olan eski polis memuruBryanGast, çalıntı araçların ihraç edilmesinin büyük kazançlar sağladığını söyleyerek "Değerli araçların büyük çoğunluğu hâlâ ihracat için çalınıyor. Bu alanda büyük bir para var." dedi.

Yetkililere göre Kanada'da COVID pandemisi sebebiyle uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasının ardından otomobil hırsızlığı vakaları zirveye ulaştı. Hırsızlar, salgın sebebiyle küresel tedarik zincirinde yaşanan aksaklıkları bir fırsat olarak gördü ve Kanada genelindeki otomobil hırsızlığı vakaları ülke tarihinin en yüksek seviyelerine ulaştı. Ülkenin en büyük şehirlerinden birisi olan Toronto'nun hemen dışındaki York Bölge Polis Merkezinde görevli memur ScottCresswell, araç hırsızlığının zirve yaptığı dönemi anlatırken 'VahşıBatı' benzetmesi yaparak "İnsanların birden fazla arabası çalınıyordu. Toronto'da gecede 30 araba çalınıyordu." dedi.

Alıntı Metni

'RİSK ÇOK DÜŞÜK, KAZANÇ ÇOK YÜKSEK'

Kanada sınır güvenlik biriminde görevli memur FredericBonsaint, ekibinin her hafta Montreal Limanı'nda yaklaşık bir düzine konteyneri aradığını ve toplam değeri 2 milyon dolara kadar ulaşan 20 ila 30 adet çalıntı araba bulduğunu söyledi.Bonsaint, haziran ayında 12 metrelik bir nakliye konteynerini kontrol ettiği sırada eski eşyaların arasında lüks bir SUV bulduğunu belirtti ve aracın piyasa değerinin yaklaşık 125 bin dolar olduğunu ifade etti. Uzmanlar, aracın Rusya'daki müşterisine piyasa değerinin iki katına satılacağını tahmin ettiklerini ifade etti.

Bonsaint, otomobil hırsızlığının suçlular için artık çok daha büyük kazançlar sağladığını belirterek "Araç hırsızlığı suçlular için çok kazançlı. Örnek vermek gerekirse bu suç uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi ağır cezalar alabileceğiniz bir suç değil. Çok daha düşük riskli ama çok fazla kazandırıyor." dedi. Kanada Polisi'ne göre kaçakçılar çalıntı araçları genellikle Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden Rusya'ya taşıyordu. Yetkililer ayrıca Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Litvanya üzerinden geçen rotaları da tespit ettiklerini söyledi.

Alıntı Metni

Gözler Kiev’deydi

Mon, 07 Sep 2026 04:01:53 Z

Önceki gün Moskova’da gerçekleştirilen görüşme sonrası Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov tarafından yapılan açıklamada olumlu mesajlar verildi. ABD’li ikilinin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmenin yaklaşık 3 saat sürdüğünü, yapıcı, güvene dayalı ve faydalı olduğunu belirten Uşakov, görüşmede Ukrayna krizinin çözümü ve diğer güncel konuların ele alındığını bildirdi. Uşakov, “Putin, Amerikalılarla meseleye siyasi diplomatik çözümlerin bulunmasına yönelik ortak çalışmaları sürdürmeye hazır olduğunu teyit etti” dedi. Beyaz Saray’a göre Witkoff ve Kushner, Putin ile ‘atılacak adımlara ilişkin somut planları ele aldı’.

‘Onurlu bir barış’

Öte yandan dün gözler iki ismin Zelenskiy ile yaptığı görüşmedeydi. Ukraynalı lider, Witkoff ve Kushner’ı, Cuma günü bir Rus İHA’sının zarar verdiği Kiev’deki Aziz Sofya Katedrali’nde karşıladı. Bu, iki ismin Kiev’e ilk resmi ziyareti olarak kayıtlara geçti. Zelenskiy, Ukrayna’nın “savaşı sona erdirmeyi” konuşmaya hazır olduğunu belirtti ancak savaş sonrası onurlu bir barışın yanı sıra güvenlik garantilerine de ihtiyaç duyulacağını ifade etti. Zelenskiy ülkesinin “her zaman yapıcı olduğunu ve öyle kalacağını” yazarken “Önerilerimiz hazır” dedi. Kushner ise, Ukrayna liderine, Trump’ın “bu savaşın sona ermesini sağlamaya çok kararlı” olduğunu söyledi. Witkoff da, ABD’li müzakerecilerin “gerektiği sürece” görüşmelere devam edeceğini belirtti.

Almanya için dönüm noktası

Mon, 07 Sep 2026 04:01:52 Z

Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde dün halk tarihi bir seçim için sandık başına gitti. Seçim, bir eyalet seçimi olmasına karşın büyük önem taşıyordu. Zira anketler göçmen karşıtı Alternatif Almanya (AfD) partisinin seçimi önemli bir farkla kazanacağını gösteriyordu. Seçim sonuçlarına göre AfD, ilk kez bir eyalette tek başına iktidara gelme fırsatını elde edecek. Nitekim sandık çıkış anketleri seçimi AfD’nin büyük bir farkla kazandığını gösterdi.

Bu, AfD’nin ülkedeki kaderini değiştirebilecek bir zafere işaret ediyor olabilir. Zira AfD’nin salt çoğunluğu elde etmesi ve eyaleti tek başına kazanması durumunda, diğer partilerin AfD ile işbirliği yapmama politikası etkisiz kalacak. Almanya’nın önde gelen partileri uzun yıllardır AfD ile koalisyon yapmama politikası yürütüyor. Bunun, partinin aldığı oyda etkili olduğu belirtiliyordu. Ancak Saksonya-Anhalt eyaletinde bu şekilde gelecek bir seçim galibiyeti AfD’ye karşı örülen “güvenlik duvarı” politikasını daha tartışmalı bir hale getirecek. AfD, Saksonya-Anhalt seçimini 2029 federal seçimlerine giden yolda kritik bir basamak olarak görüyor.

Merz tehlikede

Öte yandan seçim sonucunun Başbakan Friedrich Merz’in partisi Hristiyan Demokratlar (CDU) ve Merz’in kendisi için de ağır sonuçları olabilir. AfD ikna edici bir zafer kazanırsa, bu Merz üzerinde büyük bir baskı oluşturacaktır. CDU içinde de bu durumda bir liderlik tartışmasının alevlenmesi bekleniyor. Son dönemde Merz’in ülkedeki onay yüzdeki 13 puana kadar düşmüş durumda. Saksonya-Anhalt eyaletini kaybetmek üzere olan CDU’nun ülke genelindeki oyları da geriliyor.

TikTok yıldızı, parfüm satıcısı

AfD’nin başarısının ardında olan isim, partinin adayı Ulrich Siegmund, 18 yaşında üye olduğu CDU’dan 2014 yılında ayrılarak AfD’ye geçen genç bir siyasetçi. “TikTok starı” olarak adlandırılan Siegmund, paylaştığı videolar ile hayran kitlesini büyütürken, AfD’li siyasetçinin söylemleri radikalleştikçe, takipçi sayısı da arttı. Eski bir parfüm satıcısı olan 35 yaşındaki Siegmund, partinin mutlak çoğunluğu elde etmesi halinde iktidara geleceğini ve başka bir partiyle koalisyonu asla kabul etmeyeceğini ısrarla belirtti. Siegmun, partisinin oylarını 2021’deki seçimden beri ikiye katladı.

Ne vaat etti?

Siegmund, “Alman kültürüne yabancı” göçü durdurmayı vaat ederken, çalışmayan, entegre olmayan göçmenleri ülkelerine geri göndermek için bir “sınır dışı görev gücü” kuracaklarını söylüyor. Genç lider, okullarda gökkuşağı bayraklarını yasaklayacağını ve yeni rüzgar enerjisi santrallerinin inşasını durduracağını da vaat etti. Kampanyasını “Güzel, eski, güvenli Almanyamı geri istiyorum” sloganıyla yürüten Siegmund, seçim süreci boyunca kendilerini Batı’dan gelen insanlara göre ikinci sınıf vatandaş olarak gören Doğu Almanlar arasındaki hoşnutsuzluğu kullanmaya çalıştı.

En yakın rakibe yüzde 26 fark!

Sandık çıkış anketlerine göre AfD yüzde oy oranını 23.7 puan artırarak yüzde 44.5 ile büyük bir zafer kazandı. İkinci sırada ve oldukça geride olan iktidar partisi CDU ise 18.6 puan kaybederek yüzde 18.5 ile ikinci parti oldu. Üçüncü sırada Sol Parti yüzde 9.5 oy alırken, Yeşiller yüzde 9 oranında oy aldı. Seçim sonuçları dünya basınında ‘tarihi’ ve ‘ezici zafer’ yorumlarıyla duyurulurken, AfD tek başına iktidarı kıl payı kaçardı.

‘Almanya’da aşırı sağ yükseliyor’

Uzmanlar; aşırı sağcı, popülist ve göçmen karşıtı bir çizgide yer alan Alternatif Almanya (AfD) partisinin oy oranlarını yükselterek Alman siyasetindeki ağırlığını artırması konusunda Milliyet’e şu değerlendirmede bulundu:

Türkiye’ye ihtiyaçları var

AB ve Küresel Araştırmalar Derneği Kurucu Üyesi Can Baydarol: Aşırı sağ Almanya’da maalesef yükseliyor. Bu bir gerçek. Bu seçimlerde de birinci parti çıkacaklarını tahmin ediyorum. Ancak genel seçimlerde bu kadar etkili olacaklarını düşünmüyorum. Tabii ki bu, bizim vatandaşlarımız açısından çok iyi bir haber değil. Türkiye ile ilişkiler açısından ise şu an için büyük bir değişiklik olacağını düşünmüyorum. Çünkü Almanya’nın şu anda en ciddi korkusu, Rusya’ya karşı savunma meselesi. Bu nedenle Türkiye’nin ordusuna duydukları ihtiyacı her seferinde görüyoruz. Hükümet nezdinde Türkiye ile savunma alanında daha derin ilişkiler kurmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla bu alanda çok fazla değişiklik olacağını düşünmüyorum.

Almanya’daki Türkler için sorun

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi üyesi Prof. Dr. Hüsamettin İnaç: Avrupa, giderek daha fazla aşırı sağa, faşizme, şovenizme ve ırkçılığa doğru taşınmaya başladı. Bugün siyasi yapının değişmesinin arkasında göç gerçeği önemli bir yer tutuyor. Avrupa’nın, Almanya dahil olmak üzere, hala göç ve entegrasyon sorunlarını çözebildiğini söylemek mümkün değil. Göç eden insanlar sadece ekonomik sorun yaratmıyor, aynı zamanda kendi medeniyet değerlerini de Avrupa’ya taşıyor. Bu değerlerle bütünleşme çabalarının yetersiz kalması da ciddi sorunlara yol açıyor. Refah ve istikrar kaybı yaşandığında ise gözler çoğu zaman yabancılara ve göçmenlere çevriliyor. Bu tablo özellikle Almanya’daki Türkler açısından ciddi bir sorun oluşturuyor. Öte yandan Almanya’daki Müslüman ve Türklerin içerisinde yüzde 10-11 civarında AfD’ye destek veren bir kesim de bulunuyor, “Biz buranın yerlisiyiz, Avrupalıyız, Almanız; bize kimse bir şey yapamaz” şeklinde bir algı görülebiliyor. AfD, sosyal refah devletinin temel dayanaklarının zayıfladığı ve Almanya’nın savunma sanayisine ciddi kaynak ayırmak zorunda olduğu bir dönemde, ortaya çıkan sorunları sömürerek ve istismar ederek kendisine alan açıyor. / Asena Yatağan

Yolcuyu uçakta bantla bağladılar

Mon, 07 Sep 2026 04:01:51 Z

Arthur Lundeen (67) adlı saldırgan, yanındaki erkek yolcuyu darbedip bilgisayarını kırdı; kendisini engellemeye çalışan bir kadın yolcuyu itti, bir başkasını ısırdı ve kabin görevlisine ırkçı hakaretlerde bulundu. Bunun üzerine kabin ekibi ve yolcular, saldırganı plastik kelepçe ve koli bandıyla koltuğuna bağladı, Rotasını değiştiren uçak acil iniş yaparken, şüpheli güvenlik güçlerince gözaltına alındıktan sonra uçak yoluna devam etti.


Processing feed: https://www.cumhuriyet.com.tr/rss/6.xml

Cumhuriyet Gazetesi - Kültür-Sanat

Psikolojik gerilim ‘Fall 2: Ölümcül Tırmanış’ ile aksiyon-gerilim ‘Saldırı’ gösterime girdi

Mon, 07 Sep 2026 04:00:00 +0300

Bu hafta 3 milyon dolar bütçelik “Fall 2: Ölümcül Tırmanış” ve “Saldırı” filmleri vizyona girdi.

Vitrindeki Albümler - 6 Eylül 2026

Sun, 06 Sep 2026 04:00:00 +0300

Vitrindeki albümlerde bu hafta...

Venedik’te tarihi anlar: John Malkovich’in başrolünde olduğu 'Wild Horse Nine' 13 dakika alkışlandı

Sat, 05 Sep 2026 17:16:00 +0300

Martin McDonagh’ın yönettiği ve başrolünde John Malkovich’in yer aldığı 'Wild Horse Nine', 83. Venedik Film Festivali'ndeki prömiyerinde 13 dakika boyunca ayakta alkışlandı. Unutulmaz gecede duygusal anlar yaşayan 72 yaşındaki usta aktör Malkovich, gözyaşlarına hakim olmakta zorlandı.

Ankara’yı anlatan en iyi filme VEKAM ödülü verilecek

Sat, 05 Sep 2026 16:00:00 +0300

37. Ankara Film Festivali, Ulusal Belgesel Film ve Ulusal Kısa Film yarışmalarına başvuracak Ankara temalı yapımlar arasından şehri en iyi anlatacak filme Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM) işbirliğiyle VEKAM Ödülü verecek.

Nemrut Dağı'nda müzik ve dayanışma buluşması: Eylül Ergül zirvede sahne alacak

Sat, 05 Sep 2026 15:35:00 +0300

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Nemrut Dağı, 26 Eylül'de engelli bireylerin sorunlarına dikkat çekmek ve çocuk felciyle mücadeleye destek vermek amacıyla düzenlenen özel bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Adıyaman Nemrut Rotary Kulübü'nün bu yıl 24’üncüsünü gerçekleştireceği organizasyonda genç sanatçı Eylül Ergül ve gitarist Onur Aymergen zirvede sahne alacak.


Processing feed: https://www.cumhuriyet.com.tr/rss/73.xml

Cumhuriyet Gazetesi - Terazi Burcu

Terazi (22.10.2013)

Tue, 22 Oct 2013 19:03:00 +0300

Terazi


Processing feed: https://www.cnnturk.com/feed/rss/son-dakika/news

No items found.


Processing feed: https://www.cnnturk.com/feed/rss/ekonomi/news

CNN TÜRK

EYLÜL EMEKLİ PROMOSYON TUTARI 2026: Emeklilere ne kadar promosyon ödeniyor? Garanti, Akbank, Ziraat Bankası emekli promosyon ödeme tutarları Eylül 2026

Sun, 06 Sep 2026 23:46:53 GMT

Eylül ayı emekli promosyon ödeme tutarları gündemdeki yerini aldı. Yeni ayda SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı emeklileri için verilmesi planlanan emekli promosyon ödeme tutarları belli oldu. Emeklilerin bankaların promosyon ödemelerinden faydalanabilmesi için emekli maaşını bir süre için o bankadan alması gerekiyor. Maaşını taşımayı planlayan veya yeni emekli olacak vatandaşlar hangi bankanın emekli promosyon ödeme tutarı daha yüksek diye araştırma yapmaya başladı. Peki emeklilere ne kadar promosyon ödeniyor? İşte Garanti, Akbank, Ziraat Bankası emekli promosyon ödeme tutarları Eylül 2026...

SÜPER LOTO SONUÇ SORGULA 6 EYLÜL: Süper Loto sonuçları nereden ve nasıl sorgulanır? Süper Loto sonuç sorgulama linki

Sun, 06 Sep 2026 21:45:38 GMT

Süper Loto sonuçları gündemdeki yerini aldı. 6 Eylül 2026 Pazar akşam saatlerinde şans oyunu tutkunları, Süper Loto çekilişinin sonuçlarını sorgulamaya başladı. Haftanın belirli günlerinde gerçekleştirilen Süper Loto çekilişinin sonuçları, çekiliş başladıktan sonra 15 dakika içerisinde belli oluyor. Peki Süper Loto sonuçları nereden ve nasıl sorgulanır? İşte Süper Loto sonuç sorgulama linki...

ŞANS TOPU SONUÇ SORGULAMA EKRANI: 6 Eylül Şans Topu sonuçları ne zaman açıklanacak? MPİ Şans Topu sonuçları tıkla sorgula

Sun, 06 Sep 2026 20:36:48 GMT

Şans Topu sonuçları 6 Eylül 2026 Pazar akşamında gündemdeki yerini aldı. İkramiye umuduyla kupon dolduran vatandaşlar Şans Topu sonuçlarını araştırmaya başladı. Haftanın belirli günlerinde gerçekleştirilen Şans Topu sonuçları 6 Eylül 2026 Pazar akşam saat 20.00'da belli olacak. Peki 6 Eylül Şans Topu sonuçları ne zaman açıklanacak? MPİ Şans Topu sonuçları tıkla sorgula...

SON DAKİKA | 5 EYLÜL 2026 ÇILGIN SAYISAL LOTO SONUÇLARI AÇIKLANDI! Çılgın Sayısal Loto sonuçları nasıl öğrenilir?

Sat, 05 Sep 2026 21:50:43 GMT

Çılgın Sayısal Loto sonuçları ile ilgili son dakika açıklaması bugün (5 Eylül 2026 Cumartesi) Milli Piyango Online’da canlı yayınlanan çekilişte yapıldı. Pek çok kişi internette "Çılgın Sayısal Loto sonuçları nasıl öğrenilir?" sorusuna yanıt arıyor. İşte, 5 Eylül 2026 Çılgın Sayısal Loto sonuçları...

Gözler pazar gününde: Cevdet Yılmaz'dan OVP açıklaması

Sun, 06 Sep 2026 13:40:05 GMT

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, pazar günü açıklanacak Orta Vadeli Program'a (OVP) ilişkin konuştu. Yılmaz, "Dünya ve bölgemizde risklerin ve belirsizliklerin yükseldiği bir dönemde; istikrar içinde öngörülebilir politikalar izlerken, yeni stratejik öncelikleri de güncellenmiş programımıza entegre edeceğiz." dedi.


Processing feed: https://www.ensonhaber.com/rss/ensonhaber.xml

Error: Content does not appear to be XML


Processing feed: https://www.mynet.com/haber/rss/kategori/politika/

Mynet Politika Haberler

Bakan Fidan, İranlı mevkidaşı Arakçi ile telefonda görüştü

Sat, 05 Sep 26 23:43:00 +0300

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile telefonda görüştü.

SON DAKİKA | Cumhurbaşkanı Erdoğan: Geçmişiyle bağı kopanın istikbali yoktur

Fri, 04 Sep 26 15:49:53 +0300

Son dakika haberi: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi'nde “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” programında önemli açıklamalarda bulundu.

Bülent Arınç'tan Melih Gökçek çıkışı: "Savcı isterse koşa koşa giderim"

Fri, 04 Sep 26 10:30:28 +0300

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, hakkında soruşturma başlatılan eski ABB Başkanı Melih Gökçek ile ilgili 2015'te dile getirdiği iddiaları hatırlatarak; "Savcı ‘Buyurun, tanık sıfatıyla size şunları soracağız’ derse koşa koşa giderim." dedi

Yüreğir Belediyesi, mahkeme kararıyla AK Parti'ye geçti

Fri, 04 Sep 26 07:48:30 +0300

Yüreğir Belediyesi Başkanvekilliği için aylardır devam eden seçim ve yargı sürecinde yeni bir karar çıktı. Mahkeme, CHP'li Cafer Boyraz'ın 2 oy farkla kazandığı son başkanvekilliği seçiminin yürütmesini durdurdu. Kararın ardından AK Parti'nin adayı Tarık Özünal Belediye Başkanvekili oldu.

Cemil Tugay, AK Partili Eyyüp Kadir İnan'ı kapıda karşıladı

Fri, 04 Sep 26 07:32:57 +0300

CHP'den istifa etmesinin ardından AK Parti'ye katılacağı yönündeki iddialarla gündeme gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Folkart Nâzım Hikmet Sergisi'nin açılışında AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan'ı kapıda karşıladı.


Processing feed: https://www.dunya.com/rss/ekonomi.xml

Dünya Gazetesi

Japonya yenini korumak için servet harcadı

Mon, 07 Sep 2026 07:04:00 +0300

Japonya, yenin 40 yılın en düşük seviyelerine gerilemesini durdurmak için döviz piyasasına rekor büyüklükte müdahale etti. Operasyonun ardından ülkenin rezervleri ağustosta 79,6 milyar dolar eriyerek tarihinin en büyük aylık kaybını yaşadı.

Gemi yakıtında kriz kapıda navlun faturası yükseliyor

Mon, 07 Sep 2026 06:25:00 +0300

Küresel deniz taşımacılığının ana maliyet kalemlerinden biri olan gemi yakıtı, savaşın rafineri üretimi ve tanker akışını bozmasıyla yeni bir darboğaza giriyor. Piyasada üçüncü çeyrek için açık büyürken, navlun ve ithal ürün fiyatları üzerindeki baskı da güçleniyor.

Toprağa yatırım yapan girişimciler

Mon, 07 Sep 2026 00:00:00 +0300

Farklı sektörlerde kariyer yapan üç girişimci, rotalarını tarım ve hayvancılığa çevirdi. Biri Kırklareli’nde yerli boğa sperması üretimine hazırlanırken, ikisi ise yüksek katma değerli meyve üretimine yatırım yaptı. Ortak hedefleri ise teknolojiyi ve devlet desteklerini kullanarak ölçek büyütmek.

Makro ekonomik büyüklüklere güncelleme geldi: Enflasyon yüzde 28,4 büyüme yüzde 3,3

Mon, 07 Sep 2026 00:00:00 +0300

Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemi hedefleri açıklandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında açıklanan Orta Vadeli Program’da (OVP) büyümenin 2029’da yüzde 5’e ulaşması, enflasyonun tek haneye gerilemesi ve bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,8’e düşürülmesi hedeflendi.

Mehmet Şimşek: Enflasyonun kontrolden çıkmaması önemliydi

Mon, 07 Sep 2026 00:00:00 +0300

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, zor bir coğrafyada, risklerin yüksek olduğu bir dönemden geçildi­ğini belirterek, hedeflerin tar­tışılabileceğini ama uygulanan programın öngörülebilirliği ar­tırdığını ifade etti.


Processing feed: https://www.finansgundem.com/rss

Error: cURL error: Maximum (20) redirects followed


Processing feed: https://www.ekonomist.com.tr/rss/

ekonomist

A Milli Kadın Voleybol Takımı Avrupa şampiyonu oldu

Sun, 06 Sep 2026 21:30:00 +0300

A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 CEV Trendyol Avrupa Voleybol Şampiyonası final maçında İtalya'yı 3-2 mağlup etti ve ikinci kez şampiyonluğa ulaştı.

İstanbul'un ev sahipliğinde düzenlenen 2026 CEV Trendyol Avrupa Voleybol Şampiyonası'nda A Milli Kadın Voleybol Takımı, 4. kez final oynama başarısı gösterdi.nbsp;

Turnuvaya son şampiyon ünvanıyla başlayan Milliler, Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynanan grup maçlarında Letonya, Slovenya, Macaristan, Almanya ve Polonya ile karşılaştı. A Grubu’nu 4 galibiyet, 1 mağlubiyetle Polonya’nın ardından 2. tamamlayan Filenin Sultanları, son 16 turunda Azerbaycan’ı 3-0 yendi. Çeyrek finalde Almanya’yı 3-1’le geçen Milliler, yarı finalde ise Sırbistan’ı 3-0 mağlup ederek finale yükseldi. Daniele Santarelli’nin öğrencileri, çekişmeli geçen finalde İtalya'yı 3-2 yenerek şampiyon oldu.

Üst üste 2. şampiyonluk

Finalde İtalya’yı 3-2 yenen A Milli Kadın Voleybol Takımı, Avrupa Şampiyonası'nda üst üste 2. kez kupaya uzandı. Ay-yıldızlılar, 2023 yılında Avrupa’nın zirvesine çıkarak ilk şampiyonluğunu elde etmişti. Bu yıl da ev sahibi olduğu turnuvada altın madalyanın sahibi oldu. A Milliler, 2003 ve 2019 yıllarında oynadığı finallerde gümüş madalya aldı. Milliler, Avrupa Şampiyonası’nda 2011, 2017 ve 2021 yıllarında ise bronz madalya kazandı.

Bakan Bak’tan destek

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, millileri final maçında da yalnız bırakmadı. Bakan Bak, karşılaşmayı İstanbul Valisi Davut Gül ve Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ile birlikte saha kenarından takip etti.

“Vergide adaleti sağlamak için çok ciddi tedbirler aldık”

Sun, 06 Sep 2026 21:06:00 +0300

Bakan Şimşek, kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında alınan önlemlere dikkati çekerek, "Tasarruf Genelgesi'nin yayımlanmasının ardından, sözleşmesi sona eren kiralık taşıtların yenileme sürecinde kiralık araç sayısını yüzde 21 azalttık" dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program'ın (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde açıklanmasının ardından soruları yanıtladı.

Kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında alınan önlemlere ilişkin bilgi veren Şimşek, yatırımlardan yapılan kesintiyle kamuda tasarruf olduğu algısının doğru olmadığını söyledi.

Şimşek, yatırımların milli gelir içindeki payının 2027 bütçesinde 2026'ya göre düşmediğini belirterek, "Tam aksine yedek ödenekte park ettiğimiz, yatırımların hızlandırılması kapsamında kullanmayı planladığımız ödeneklerle birlikte milli gelire oranla kamu yatırımlarının payında cüzi de olsa bir artış var. Yani yüzde 1,8'e yükseltme gibi bir durum söz konusu. Dolayısıyla 'Tasarrufu yatırımları azaltarak yapıyorsunuz' ifadesi tam gerçeklerle uyuşmuyor." diye konuştu.

Kamuda tasarrufta başarı olduğuna işaret eden Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda güçlü bir iradesi olduğuna dikkati çekti.

Şimşek, 2024'te yayımlanan tasarruf genelgesinde farklı bir çerçeve oluşturulduğunu, güçlü bir izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım çerçevesi oluşturulduğunu hatırlattı. Bakanlığın yaptırım boyutu hariç izleme, denetleme ve raporlama boyutlarında çok güçlü bir fonksiyon ifa ettiğini ve sonuç aldığını aktaran Şimşek, kamunun cari tüketiminin önemli boyutlarının savunma hariç bu kapsamda olduğunu anlattı.

Kamu taşıtları, kamu binaları, haberleşme giderleri, seyahat giderleri, enerji, su, kırtasiye, demirbaşlar gibi alanlarda yapılan tasarruflara değinen Şimşek, "Tasarruf Genelgesi'nden önceki 10 yılda bu kalemlerin bütçe harcamaları içindeki payı yüzde 4,6'ydı. Bugün bu kalemlerin bütçe içindeki payı 2025 sonu itibarıyla yüzde 2,9. Muhtemelen 2026'da da çok fazla değişmeyecek. Cari fiyatlarla baktığınız zaman bu tasarruf 484 milyar liraya tekabül ediyor. Bu da aslında 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük bir tasarrufa karşılık geliyor. Onun için bunu önemsiyoruz. Mesela en çok vatandaşlarımızın sahada bize ilettiği hususlardan bir tanesi, kamuda taşıt kullanımı. Örneğin, Tasarruf Genelgesi'nin yayımlanmasının ardından, sözleşmesi sona eren kiralık taşıtların yenileme sürecinde kiralık araç sayısını yüzde 21 azalttık. Yani diyelim ki 100 taşıtın kiralama sözleşmesi bitti, yenilerken bunu 79 olarak yenilemişiz. Dolayısıyla burada çok güçlü bir tasarruf var. Yatırımlar boyutuyla bakarsanız sadece ve sadece hizmet bina yapımlarını gözden geçirdik, onları sınırladık." ifadelerini kullandı.

Zorunlu haller dışında hizmet binalarının yenilenmesinde temkinli olduklarının altını çizen Şimşek, özellikle enerji ve su kullanımında ciddi tedbirler alındığını vurguladı.

“Vergide adaleti sağlamak için çok ciddi tedbirler aldık”

Şimşek, kayıt dışılıkla mücadele ederken gönüllü uyumu önceliklendirdiklerini ve vergiye uyumda sorun yaşayan kesimleri cezalandırma gibi bir yaklaşımları olmadığını dile getirdi. Tespitlerin yapılmasının ardından, denetlemeden önce düzeltme için mükellefler ve temsilcilerle tespitlerin paylaşıldığını bildiren Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

“Peki denetim nerede yoğunlaşıyor? Sahada algı farklı ama her 100 büyük şirketin 31'ini denetliyoruz. Yani büyük şirketlerde denetim oranı 2026 yılı için yüzde 31,3. Mesela 2024'te bu yüzde 11 civarıydı. Dolayısıyla büyük şirketlerde üçe katlamışız denetim oranını. Orta ölçekli şirketlerde yüzde 3,6'dan yüzde 7,3'e artırmışız. Toplumda küçük işletmelerde uğraşılıyor gibi bir algı var, öyle bir şey yok. Küçük ölçekli şirketlerde denetim oranı 2024'te yüzde 2,1 iken, bu sene yüzde 1,1'e geriledi. Dolayısıyla gönüllü uyum esas, rehberlik esas ama burada tabii ki büyüklere bir yoğunlaşma var.”

Şimşek, gelir vergisi beyannamesi sayısının 3,8 milyondan 5,5 milyon gibi rekor bir düzeye ulaştığını vurgulayarak, bu durumun vergi gelirlerine yansıdığına da dikkati çekti. 2022'de vergi gelirlerinin milli gelire oranının yüzde 15,4 iken, 2023'te yüzde 16,6'ya, 2026'da ise 17'nin üzerine çıktığı bilgisini paylaşan, Şimşek, 2027'de tahminin ise yüzde 17,9 olduğunu aktardı.

Dolaylı vergilere de değinen Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Vergide adaleti sağlamak için çok ciddi tedbirler aldık ve bu tedbirler sayesinde dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını azalttık. Bakın, 2023 yılında dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı yüzde 65,5'e kadar çıkmıştı. 2026 için tahminimiz yüzde 60'ın belki biraz altına kadar inebilir yani yüzde 59 küsur yüzde 60 civarı. Bu ciddi bir ilerleme, oran hala yüksek ama ciddi bir ilerleme söz konusu.”

“Enflasyonunun kontrolden çıkmaması önemliydi”

Şimşek, programların performansının küresel ve içerideki konjonktürle ilişkili olduğuna dikkati çekerek, son birkaç yılda gerek bölgede, gerekse küresel ekonomide çoklu şoklar yaşandığını söyledi. Zor bir coğrafyada, risklerin yüksek olduğu bir dönemden geçildiğini belirten Şimşek, önceki dönemlere göre daha zorlu bir süreçle karşı karşıya olunduğuna vurgu yaptı.

OVP'nin en önemli getirisinin, öngörülebilirlik olduğunu belirten Şimşek, hedeflerin tartışılabiliceğini ama uygulanan programın öngörülebilirliği artırdığını ifade etti. Kural bazlı yaklaşım ve proaktifliğin bu dönemde esas olduğunu ve tamponlar inşa ettiklerini bildiren Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu zor coğrafyada, bu zor dönemde ekonominin şoklara karşı dayanıklılığında ciddi bir artış var, bu rakamlara da yansıyor. Programın dayanıklılığı artırma noktasında Sayın Cumhurbaşkanımızdan çok güçlü bir siyasi irade var. Enflasyon böylesine zorlu bir konjonktürde bırakın düşmeyi kontrolden çıkabilirdi, çıkmadı. Evet arzuladığımız noktada değiliz, başlangıçta hedeflerimiz tabii ki iddialıydı. Biz ataleti muhtemelen düşük gördük. Bakın, açık konuşuyorum. Bu zorlu konjonktürde enflasyonun, dış koşulların yanı sıra özellikle 2023’te deprem, KKM ve EYT’nin etkileri de var. Böylesine zorlu bir konjonktürde, enflasyonun kontrolden çıkmaması önemliydi.”

Bakan Şimşek ayrıca, temel mal enflasyonunun yüzde 16'nın altına düştüğünü, kira ve eğitim gibi bazı alanlarda önceki düzenlemelerin etkilerinin bu program dönemine taşındığını ifade etti.

Şimşek, cari açıkta kırılganlığın azalmasının ve yapısal olarak bir bozulma olmamasının çok değerli olduğunu da söyledi.

Gelir dağılımında son 2 yıldır iyileşmenin olduğunu ve daha da iyileşmenin gerektiğine vurgu yapan Şimşek, şunları kaydetti:

"KKM önemli bir koşullu yükümlülüktü, oradan çıkış önemliydi bizim açımızdan. Vatandaşlarımızın bütün bu şoklara rağmen geçmişe oranla döviz talebi ciddi ölçüde azaldı, yani liraya olan güven çok farklı bir noktada. Bütün bunları ben programın kazanımları olarak görüyorum. Yani olayın sadece birkaç hedefin takibi şeklinde olmaması gerektiğine inanıyorum."

Finansmana erişimi selektif olarak, üretken kapasiteyi destekleyecek nitelikte, çok güçlü bir şekilde ve hiçbir dönemde olmadığı kadar desteklediklerini vurgulayan Şimşek, "KOBİ kredilerinin toplam krediler içerisindeki payı uzun vadeli ortalamalara bakarsanız yüzde 24,6. Son 3 yılda ise yüzde 27. Yani KOBİ'lerin finansmana erişimi artmış. Yani 100 liralık sistemde kredi varsa bunun eskiden 24-25'i KOBİ'lere giderken şimdi 27'si KOBİ'lere gidiyor." diye konuştu.

Şimşek, ihracat kredilerinin toplam krediler içerisindeki payının, uzun vadeli ortalaması yüzde 6,3 iken son 3 yılda neredeyse yüzde 12'ye yükseldiğinin altını çizerek, bunların hiçbirinin tesadüf olmadığını söyledi.

Günlük reeskont kredi limitinin 17 kat arttığına dikkati çeken Şimşek, "Bu, hükümet hakikaten ihracatı ve dolayısıyla sanayi üretimini önceliklendirmiş demektir." ifadesini kullandı.

Şimşek, geçen yıl 956 bin çiftçiye 661 milyar liralık kredi verildiğini ve Hazinenin 182,6 milyar lira faiz desteği verdiğini hatırlattı. Son bir yıl içinde ise faiz desteğinin, 244 milyar liraya ulaştığını bildiren Şimşek, esnaflara verilen sübvansiyonlu kredilerden 258 bin esnafın yararlandığını aktardı.

Sanayinin içinden geçtiği zorlukları aşmak için destekler sağlandığına dikkati çeken Şimşek, yakın zamanda duyurulan imalat sanayisine 250 milyar liralık finansman desteğine yönelik de şunları kaydetti:

“Hazine, aslında imalat sanayisine, işletme sermayesi anlamında kredilerde de enflasyonun altında bir maliyetle kredi sunuyor. Diyebilirsiniz ki bunlar yeterli değil, daha büyük ölçekli yatırımlar için de YTAK devrede. Cumhurbaşkanı Yardımcımız (Cevdet Yılmaz) altını çok net bir şekilde çizdi. Biz sanayicimizin yanındayız, biz üreten kesimlerin yanındayız ve imkanlar çerçevesinde çok güçlü bir şekilde üretimi, istihdamı, ihracatı ve yatırımları desteklemeye devam edeceğiz.”

"Gıda fiyatlarında önümüzdeki aylarda normalleşme bekliyoruz"

Gıda fiyatlarına değinen Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:

“Savaşın başlamasıyla birlikte, gübre ve mazot gibi temel girdilerde fiyat artışları ki mazotta eşel mobil sistemine rağmen yaşanan artışlar, gıda fiyatlarının artmasında etkili oldu. Gıdada, bu sene üretim çok iyi. Tahıldan tutun, meyveye kadar, tarihte üretimin en bol olduğu bir dönemdeyiz. Gıda fiyatlarında önümüzdeki aylarda normalleşme bekliyoruz. Şu anda manşet enflasyonunun birkaç puan üzerinde. Manşete yakınsama olasılığını yüksek görüyoruz.”

Şimşek, 2026'nın ilk yarısında gıda alanındaki fiyat gelişmelerinin, kısmen geçen yıl yaşanan kuraklıkla ilişkili olabileceğini söyledi.

“Eğitim enflasyonunda aşırı, yüksek artışları, meşru kılacak hiçbir zemin görmüyoruz”
Eğitim konusundaki fiyat artışına dikkati çeken Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“2023 öncesinde eğitim ücretlerindeki artışlara yüzde 36 düzeyinde fiili bir üst sınır getirilmişti. Fakat, özel okullar özellikle özel üniversiteler fahiş fiyat artışlarına devam ettiler ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile görüştük. Burada düzenleme ihtiyacı ortaya çıktı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılan bir düzenlemeyle, kural bazlı bir fiyatlama mekanizması getirildi. Bu kural bazlı fiyatlama mekanizmasına uyup uymadıkları hususu, YÖK'ün denetiminde. Eğitim enflasyonu 2024'te yüzde 92, 2025'te yüzde 66 ve bu sene yüzde 53 olarak gerçekleşti. Burada manşetten ciddi bir kopuş var. Onu mutlaka, ilgili kurum tarafından kurallara uyulup uyulmaması hususunun değerlendirilmesi gerekiyor.”

Şimşek, Milli Eğitim Bakanlığının da yine kural bazlı bir fiyatlamaya geçtiğine işaret ederek, vatandaşların neredeyse yüzde 90'ının çocuklarını devlet okullarına gönderdiğini ve bu okullarda ne harç ne de kitap ücreti olduğunu dile getirdi.

Eğitimdeki enflasyonun daha çok özel okulların ücret artışlarını ifade ettiğinin altını çizen Şimşek, “Mutlaka orada yaptığımız düzenlemelere uyum hususunun takip edilmesi gerekiyor. Ama ilgili kurum Milli Eğitim Bakanlığımız ve YÖK. Eğitim enflasyonunda bu kadar aşırı, yüksek artışları, meşru kılacak hiçbir zemin görmüyoruz. Çok fahiş fiyat artışları olduğu net. Manşet enflasyonu yüzde 31,5 iken, eğer eğitim enflasyonu toplamda yüzde 53'ün üzerindeyse burada bir sorun var demektir.”

Cevdet Yılmaz OVP'yi açıkladı: Ekonomide 3 yıllık yol haritası belirlendi! Enflasyon tahmini ne oldu?

Sun, 06 Sep 2026 16:37:00 +0300

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "2026 yılı son çeyreğinde enflasyon oranının yeniden düşüş göstereceğini ve yıl sonunda yüzde 28,4 olmasını bekliyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde “2027-2029 dönemini kapsayan “Orta Vadeli Program”ı açıkladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Uyguladığımız politikalar çerçevesinde TL'ye güven artmaya devam etmiş, TL mevduatımızın toplam mevduat içindeki payının yüzde 31,6 seviyesinden 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5 seviyesine yükselmesi, izlediğimiz politikaların isabetli olduğunun somut göstergesi olmuştur." dedi.

Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ile 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program'ı (OVP) açıkladı.

OVP'nin her yıl olduğu gibi bu yıl da Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının müşterek çalışmasıyla hazırlandığını belirten Yılmaz, "Hazırlık sürecine bakanlıklarımız ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız önemli katkı sunmuş, özel sektör ve meslek kuruluşlarımızın görüş ve değerlendirmeleri alınmıştır. Ortak aklı ve katılımcılığı esas alan bir anlayışla hazırladığımız Programımızda, ilgili tüm taraflarla yürüttüğümüz istişareler de politika ve tedbirlerimize yansıtılmıştır." ifadesini kullandı.

Sunumda öncelikle dünya ekonomisindeki mevcut görünüme değinileceğini, ardından uygulamakta oldukları program kapsamında bugüne kadar kaydettikleri mesafe ve sonrasında 2027-2029 dönemine ilişkin makroekonomik hedefleri paylaşacaklarını aktaran Yılmaz, belirlenen hedeflere nasıl ulaşacaklarına dair öncelikli reform alanlarını, planlanan politika ve tedbirleri ortaya koyacaklarını söyledi.

Gelecek üç yıla ilişkin temel politika belgesi olan OVP'nin, Kalkınma Planı doğrultusunda hazırlanan ve her yıl güncellenen üç yıllık bir politika çerçevesi sunduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

"Program, makroekonomik hedef ve tahminlerimizi, gelir ve gider ile borçlanma görünümünü, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını ve reform gündemimizi ortaya koymakta, aynı zamanda bütçe sürecinin temel çerçevesini oluşturmaktadır. Dünya ekonomisi, son dönemde ekonomik, teknolojik ve jeopolitik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı ve risklerin tarihi yüksek seviyelere çıktığı yeni bir süreçten geçmektedir. Türkiye ekonomisi de elbette dünyadan ve bölgemizde yaşanan bu gelişmelerden bağımsız değildir. Özellikle bölgemizde yaşanan savaşın doğrudan ve dolaylı etkileri, enerji ve emtia fiyatlarından küresel ticarete, enflasyon görünümünden büyüme beklentilerine kadar birçok alanda hissedilmektedir. Bunun yanında geleneksel tarife artışlarının yanında yeni nesil korumacılık eğilimleri ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler de küresel görünümü etkilemektedir."

"64,3 dolar olarak varsaydığımız Brent petrol 89,3 dolara yükseldi"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, programın makroekonomik çerçevesini oluştururken, geçen yıl esas aldıkları varsayımların bu yılın başında bölgedeki savaş başta olmak üzere yıl içerisinde yaşanan hadiseler doğrultusunda güncellendiğini bildirerek, şu bilgileri verdi:

"Geçtiğimiz OVP'deki varsayımların başında gelen küresel büyüme tahmini yüzde 3,1'den yüzde 3'e geriledi. Ticaret ortaklarımızın büyüme tahmini yüzde 2,4'ten yüzde 1,6'ya, Avro Bölgesi büyümesi yüzde 1,2'den yüzde 0,9'a gerilerken bölgemizde yaşanan savaşın etkisinin en belirgin görüldüğü Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) ülkelerinde ise yüzde 3,4 olarak öngörülen büyüme, yüzde eksi 0,5'e kadar geriledi. Geçtiğimiz yıl OVP'yi hazırlarken uluslararası kuruluşların tahminleriyle uyumlu olarak 2026 yılı için 64,3 dolar olarak varsaydığımız Brent petrol fiyatı ortalamada 89,3 dolara yükseldi. Enerji dışı emtia fiyatlarında yüzde 5,7 oranında düşüş beklerken, bugün yüzde 18,6 oranında bir artış öngörülmektedir. Küresel enflasyon tahmini ise bu gelişmelere bağlı olarak yüzde 3,6'dan yüzde 4,7'ye yükselmiş durumdadır."

"2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik"

Özellikle savaşla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskıların ve Türkiye'nin başlıca ticaret ortaklarındaki zayıflamanın doğal olarak 2026 yılı tahminlerine de yansıdığını hatırlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik. Sanayi büyümesi tahminimiz yüzde 2,3'e gerilerken, yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 28,4'e yükseldi. Enerji fiyatlarındaki yükselişin dış dengemiz üzerinde doğrudan etkisiyle enerji ithalatı tahminimiz 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken, dış ticaret açığı tahminimiz 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkmıştır. Buna bağlı olarak cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahminimizi de yüzde 2,6'ya güncelledik. Turizm gelirleri tahminimiz ise yine savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiştir. Bu güncellemeler programımızın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik anlamına gelmemektedir. Nitekim geçtiğimiz yıl öngörülmeyen ölçekte ortaya çıkan savaş ve beraberinde getirdiği enerji ve emtia şoku, dış talepteki zayıflamayla birlikte tüm ekonomiler üzerinde ilave bir yük oluşturmuştur. Buna rağmen Türkiye ekonomisi üretmeye, büyümeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir."

"İhracatımızı şoklara daha dayanıklı hale getirme çabamız devam edecek"

Yılmaz, 2026 yılının hem küresel büyümenin hem de dünya ticaretinin belirgin biçimde ivme kaybettiği bir yıl olarak karşılarına çıktığının altını çizerek, "Bununla birlikte, 2027 yılına ilişkin beklentiler küresel görünümde yeniden bir toparlanmaya işaret etmektedir. Küresel büyümenin yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise yüzde 4,3'e yükselmesi beklenmektedir. Özellikle küresel ticarette beklenen bu canlanmanın, dış talep koşullarının iyileşmesine ve ihracatçı ülkeler açısından daha destekleyici bir ortamın oluşmasına katkı sağlamasını bekliyoruz." diye konuştu.

Türkiye'nin ihracatının yaklaşık yüzde 96'sını oluşturan başlıca ticaret ortaklarının ağırlıklı büyümesinin 2025 yılındaki yüzde 2,4 seviyesinden 2026 yılında yüzde 1,6'ya gerilemesini beklediklerini anlatan Yılmaz, şunları paylaştı:

"2027 yılında ise dış talep koşullarının yeniden iyileşmesiyle bu oranın yüzde 2,8'e yükselmesini öngörüyoruz. Bu zayıflama, ihracatımızın yaklaşık yüzde 43'ünü gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliği ile yüzde 22'sini gerçekleştirdiğimiz MENA Bölgesinde özellikle dikkat çekicidir. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği'nde 2025 yılında yüzde 1,6 olarak gerçekleşen büyümenin 2026 yılında yüzde 1,2'ye gerilemesi, 2027 yılında ise sınırlı bir toparlanmayla yüzde 1,4 seviyesine yükselmesi beklenmektedir. MENA Bölgesinde ise savaşın ve jeopolitik gerilimlerin ekonomik faaliyet üzerindeki etkisi çok daha belirgindir. 2025 yılında yüzde 3,3 büyüyen bölge ekonomisinin, 2026 yılında yüzde 0,5 oranında daralacağı tahmin edilmektedir. 2027 yılında beklenen yüzde 7,3'lük güçlü büyümede ise 2026 yılındaki bu sert daralmanın oluşturacağı baz etkisinin önemli rol oynayacağını değerlendiriyoruz. Dolayısıyla, AB ve MENA bölgelerinin toplam ihracatımızın yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu dikkate alındığında 2026'da ihracatçılarımızın oldukça zorlu bir dış talep ortamına rağmen başarılı bir performans sergiledikleri görülmektedir. Yıllar içerisinde ihracat pazarlarını çeşitlendiren ülkemizin mevcut pazardaki güçlü konumunu korurken, yeni pazarlara erişimini artırma, ihracatımızı bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirme çabamız önümüzdeki dönemde de devam edecek."

"Savaşla jeopolitik risk endeksi çok hızlı yükseldi"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, küresel ekonomik görünüm üzerinde belirleyici olan unsurlardan birinin de jeopolitik risklerde yaşanan belirgin artış olduğuna dikkati çekerek, şunları dile getirdi:

"Savaşın başlamasıyla birlikte jeopolitik risk endeksinin çok hızlı bir şekilde yükseldiğini görüyoruz. Savaş öncesinde uzun dönem ortalaması etrafında seyreden endeks, savaşın ardından tarihsel ortalamasının oldukça üzerine çıkmış ve yüksek bir oynaklık yükselmiştir. Jeopolitik gerilimler enerji ve emtia piyasalarından ticaret ve lojistik hatlarına, yatırım kararlarından finansal piyasalara kadar birçok kanal üzerinden dünya ekonomisine yayılmaktadır. Bu gelişmeleri ve oluşturabilecekleri ilave riskleri yakından takip ediyor, etkileri sınırlandırıcı tedbirler alıyor, ekonomi politikalarımızı farklı senaryoları dikkate alan, dışsal şoklara karşı dayanıklılığı güçlendiren bir anlayışla yürütüyoruz. Küresel arz koşullarından kaynaklanan fiyat hareketlerinin bir taraftan enerji ithalat maliyetlerimizi ve dış ticaret dengemizi etkilerken, diğer taraftan üretim ve ulaştırma maliyetleri üzerinden enflasyon görünümüne de yansımaktadır. Nitekim geçtiğimiz yıl 2026 yılı için 63 milyar dolar olarak öngördüğümüz enerji ithalatı tahminimizi, bu yıl 71 milyar dolara güncellememizde de bu gelişmeler etkili olmuştur."

"Göstergeler, programımızın somut sonuçlar ürettiğini ortaya koymakta"

"Programımızı hayata geçirdiğimiz günden bu yana temel önceliğimiz, makroekonomik istikrarı güçlendirmek, ekonomide dengelenmeyi sağlamak, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek ve kazanımlarımızı sürdürülebilir hale getirmek olmuştur" ifadesini kullanan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Paylaşacağı göstergeler, son dönemde karşı karşıya kaldığımız ilave dışsal şoklara rağmen programımızın temel alanlarda somut sonuçlar üretmeye devam ettiğini ortaya koymaktadır. Programımız kapsamında yatırımların tüketimin üzerinde seyrettiği, dolayısıyla büyümenin kompozisyonunda daha dengeli, üretken ve sürdürülebilir bir yapının öne çıktığını görmekteyiz. Yeni yatırımlar üretim kapasitesini genişletmekte, teknolojik dönüşümü ve verimlilik artışını desteklemekte, aynı zamanda yeni istihdam imkanları oluşturmaktadır. Nitekim son yıllarda Toplam Faktör Verimliliğinin (TFV) büyümemize daha fazla olumlu etkide bulunduğunu görüyoruz. Baktığımız zaman 2026'da öngördüğümüz 3,3'lük büyümenin 1,2 puanını Toplam Faktör Verimliliği kaynaklı olduğunu görüyoruz. Tüketim ağırlıklı bir yapı yerine üretim kapasitesini artıran yatırımların öne çıkması, enflasyonla mücadeleyi destekleyen, dış denge üzerindeki baskıları sınırlayan ve potansiyel büyümemizi yükselten daha sağlıklı bir makroekonomik görünüm sunmaktadır."

"Risk primimiz 220 seviyesinin de altına inmiştir"

Yılmaz, "Uyguladığımız politikalar çerçevesinde TL'ye güven artmaya devam etmiş, TL mevduatımızın toplam mevduat içindeki payının yüzde 31,6 seviyesinden 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5 seviyesine yükselmesi izlediğimiz politikaların isabetli olduğunun somut göstergesi olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.

Koşullu yükümlülüklerden olan KKM'den çıkışın sorunsuz şekilde tamamlandığını anımsatan Yılmaz, "Kararlılıkla uyguladığımız politikalarla küresel ekonomik görünümdeki belirsizliklere ve jeopolitik risklere rağmen brüt rezervlerimiz 89,7 milyar dolar artarak, 188,2 milyar dolara ulaşmıştır. Rezervlerde sağlanan bu güçlü artış ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını desteklemektedir. Jeopolitik gerilimlere rağmen risk primimiz de önemli ölçüde gerilemiş ve 700'lü seviyelerden 220 seviyesinin de altına inmiştir. Bu önemli gelişme gerek kamu gerekse özel kesimin yabancı para cinsi borçlanmasında faiz yükünü aşağıya çekmiştir." dedi.

"Yıllıklandırılmış ihracatımız ağustos itibarıyla 280 milyar dolara ulaşmıştır"

Kaydettikleri mesafenin önemli göstergelerinden birinin de ihracattaki olumlu seyir ve ihracatın teknoloji kompozisyonundaki iyileşme olduğuna işaret eden Yılmaz, şu bilgileri verdi:

"Yıllıklandırılmış ihracatımız, ticaret ortaklarımızdaki belirgin yavaşlamaya ve zorlu dış talep koşullarına rağmen ağustos ayı itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. İhracatımız nitelik olarak da güçlenmiş ve 2024 Ağustos'unda yüzde 40 seviyesinde olan orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracatımız içerisindeki payı, 2026 Ağustos ayı itibarıyla yüzde 44,1'e ulaşmıştır. Böylece bir taraftan ihracatımızı artırıyor, diğer taraftan ihracatımızı daha yüksek teknoloji ve katma değere dayalı bir yapıya dönüştürüyoruz. İhracatımızdaki güçlü performansa rağmen enerji ve emtia fiyatlarındaki yükseliş, dış dengemiz üzerinde geçici bir baskı oluşturmuştur. Cari işlemler açığının milli gelire oranı 2024 yılı Haziran ayında yüzde 1,8, 2025 yılı Haziran ayında ise yüzde 1,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla bu oran yüzde 2,3'e yükselmiştir. Bu yükselişin içerisinde 0,7 puanlık farkın savaş nedeniyle geldiğini hesaplamaktayız. Dolayısıyla bunu çıktığımız zaman yapısal bir bozulma olmadığını net bir şekilde görüyoruz. Ayrıca, mevcut seviyenin, 2000-2025 dönemi uzun dönem ortalaması olan yüzde 3,2'nin belirgin altında ve yönetilebilir seviyede olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Dolayısıyla dış dengede daha dayanıklı bir yapı söz konusudur."

Programın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede önemli mesafe katettiklerini belirten Yılmaz, Mayıs 2024'te yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyonun, uygulanan politikalarla belirgin düşüş eğilimine girdiğini ifade etti.

Yılmaz, enflasyondaki güçlü düşüş eğiliminin savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle geçici olarak yataylaştığını, 2026 Ağustos itibarıyla yüzde 31,5 seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti.

"2026 yılı son çeyreğinde enflasyon oranının yeniden düşüş göstereceğini ve yıl sonunda yüzde 28,4 seviyelerinde olmasını bekliyoruz." değerlendirmesinde bulunan Yılmaz, TÜFE sepetinin yüzde 34,5'ini oluşturan gıda, akaryakıt, doğal gaz ve ulaştırma hizmetlerinden oluşturdukları endekste savaş kaynaklı belirgin bir yükseliş gördüklerini söyledi.

Buna karşılık, savaştan doğrudan etkilenen bu kalemleri dışarıda bıraktıklarında, enflasyonun ana eğilimindeki aşağı yönlü seyrin devam ettiğini gördüklerini dile getiren Yılmaz, mevcut verilerin son dönemde manşet enflasyondaki düşüşün yavaşlamasında, programın temel dinamiklerinden ziyade, savaşın doğrudan etkilediği ve TÜFE sepetinde önemli bir ağırlığa sahip olan kalemlerden gelen ilave fiyat baskılarının etkili olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Yılmaz, "Merkez Bankamıza göre savaşın enflasyon üzerindeki maliyeti, doğrudan ve dolaylı etkileri yaklaşık 7 puan olarak hesaplanmıştır. Arz şoklarının etkisinin zayıflamasıyla birlikte, uyguladığımız sıkı ve koordineli politika çerçevesinin desteğiyle enflasyondaki düşüş eğiliminin yeniden belirginleşmesini bekliyoruz." dedi.

Bir önceki OVP'de 2025 yılı için bütçe açığının milli gelire oranının, yüzde 0,8 seviyesindeki deprem harcamalarına rağmen 2025 yıl sonunda yüzde 2,9 oranında gerçekleştiğini hatırlatan Yılmaz, bu gelişmede, deprem kaynaklı harcamalar sürerken, diğer harcamalar üzerinde alınan ilave tedbirlerin etkili olduğunu söyledi.

Yılmaz, Tasarruf Genelgesi'yle harcama disiplinini güçlendirdiklerini, Tasarruf Tedbirleri Bilgi Sistemi ile 260 kamu idaresini yakından takip ettiklerini aktardı.

“Programımızı kararlılıkla ve bütüncül bir anlayışla sürdürüyoruz”

Tedbirlerin uygulanmasına yönelik denetimlerin aralıksız sürdürüldüğünü, bugüne kadar 2 bin 16 harcama biriminde denetim gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, denetim raporlarının Cumhurbaşkanlığı ve ilgili idarelerle paylaşıldığını kaydetti.

Genelge kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payının uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan, 2024 yılında yüzde 3,1'e, 2025 yılında ise yüzde 2,9 seviyesine gerilediğini anımsatan Yılmaz, bu yöndeki kararlılığı gelecek dönemde de sürdüreceklerini vurguladı.

Cevdet Yılmaz, şunları ifade etti:

"2002 yılında 238 milyar dolar ekonomik büyüklüğümüz ve 3600 dolar civarında kişi başına gelirimiz vardı. 2026 yılı sonunda milli gelirimizin Cumhuriyet tarihimizde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasını, kişi başına milli gelirimizin de yine ilk kez 20 bin doları geçmesini bekliyoruz. Türkiye'nin 2026 yılında da yüksek gelirli ülkeler grubu eşiğini aşmasını bekliyoruz. Bu rakamlarla 2026 yılında dünyada nominal olarak 16'ncı büyük ekonomi, satın alma gücü paritesine göre ise 11'inci ekonomi konumumuzu da sürdüreceğiz. Bu tabloyu yalnızca rakamsal bir büyüme olarak değerlendirmiyoruz. Ülkemizin üretim kapasitesinin, girişimcilik gücünün ve ekonomik potansiyelinin ulaştığı seviyenin önemli bir göstergesi olarak görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğiyle ortaya koyduğu vizyonla programımızı, 2023 yılından bu yana kararlılıkla ve bütüncül bir anlayışla sürdürüyoruz."

“İstihdamı artıracak, atıl iş gücünü azaltacağız”

Yılmaz, bu süreçte, kırılganlıkları azaltırken makroekonomik istikrarın sürdürülmesi ve büyümenin dengeli kompozisyonunun sağlanması, enflasyondaki belirgin gerileme, dış dengenin güçlendirilmesi, rezervlerin artırılması ve finansal dayanıklılığın güçlendirilmesi alanlarında önemli mesafeler kaydettiklerinin altını çizdi.

Gelecek dönemde temel hedefin, fiyat istikrarını kalıcı hale getirerek enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek ve mali disiplini güçlü bir şekilde muhafaza etmek olduğunu belirten Yılmaz, büyümenin toplumun tüm kesimlerine daha güçlü şekilde yansıması amacıyla istihdamı artıracaklarını, atıl iş gücünü azaltacaklarını söyledi.

Enerji başta olmak üzere kritik girdilerde arz güvenliğini güçlendirecek ve arz şoklarının ekonomi üzerindeki etkilerini en aza indirecek politikaları sürdüreceklerini dile getiren Yılmaz, programda öngördükleri rekabet gücünü yükselteceklerini kaydetti.

Yılmaz, istikrarsızlığın ve belirsizliğin arttığı bir küresel ortamda, siyasi istikrar ve öngörülebilir politikalar ile oluşturulan bu çerçevenin, fırsatların değerlendirilmesi ve ülkenin cazibesinin artırılmasına katkı sunacağını vurguladı.

"Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı" ile vergi mimarisinde küresel ölçekte çok önemli düzenlemeleri hayata geçirdiklerini anımsatan Yılmaz, düzenlemelerle uluslararası doğrudan yatırımları artırmayı, rekabetçi bir transit ticaret merkezi oluşturmayı, küresel yeteneklerin, girişimcilerin, teknoloji şirketlerinin ve çok uluslu firmaların merkez operasyonlarını Türkiye'ye çekmeyi amaçladıklarını vurguladı.

“Yeniden tek haneli seviyelere inmesini hedefliyoruz”

Yılmaz, vergiye uyumu güçlendirmek ve yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye'ye getirilerek milli ekonomiye kazandırılmasını teşvik etmek için düzenlemeler yaptıklarını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şunları kaydetti:

“2026 yılında yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz büyümenin, kademeli olarak güçlenerek 2027 yılında yüzde 4,2'ye, 2028 yılında yüzde 4,6'ya ve 2029 yılında yüzde 5'e ulaşmasını öngörüyoruz. Yeni Program döneminde makroekonomik istikrarla uyumlu, üretim kapasitesi ve verimliliği artıran, enflasyonist baskı oluşturmayan sürdürülebilir bir büyüme anlayışı içindeyiz. Bunun için büyümenin niteliğini de dönüştürüyoruz. Tarımda teknoloji ve verimlilik artışını, sanayide üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun yükselmesini, hizmetlerde ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin daha fazla ön plana çıkmasını sağlayacağız. Beşeri sermayemizi güçlendirirken kamu yatırımlarının özel sektör yatırımları açısından ön açıcı ve tamamlayıcı hale gelmesine özen göstereceğiz. Bu yaklaşımın merkezinde verimlilik yer alıyor. Kaynaklarımızı daha etkin kullanan, teknolojiyi üretim süreçlerine güçlü biçimde dahil eden ve toplam faktör verimliliğini kalıcı olarak artıran bir ekonomik yapı oluşturmayı hedefliyoruz.”

Program döneminde her yıl ortalama toplam faktör verimliliğinin 1,1 puanlık büyüme desteği getirmesini bekledilerini aktaran Yılmaz, "Büyüme kadar öncelik verdiğimiz bir diğer temel alan ise istihdamdır. 2026 yılında yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmesini beklediğimiz işsizlik oranını, 2027’de yüzde 8'e, 2028'de yüzde 7,8'e ve 2029'da yüzde 7,6'ya düşürmeyi hedefliyoruz. Program döneminde ekonomimize yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam kazandırarak iş gücü piyasasına daha fazla bireyin katılımını sağlamayı ve toplumsal refahı artırmayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Sürdürülebilir büyüme hedefiyle programın önceliğinin dezenflasyon sürecini kararlılıkla sürdürerek fiyat istikrarını kalıcı biçimde tesis etmek olduğunu belirten Yılmaz, "2026'da yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesini öngördüğümüz enflasyonun, 2027 yılında yüzde 21'e, 2028 yılında yüzde 13,5'e ve 2029 yılında yüzde 9'a gerileyerek Program dönemi sonunda yeniden tek haneli seviyelere inmesini hedefliyoruz." dedi.

“Disiplinli mali duruşu sürdürmeyi öngörüyoruz”

Yılmaz, bölgedeki savaşın etkisinin azalmasıyla cari işlemler açığının yeniden kademeli olarak gerilemesini, 2027'de yüzde 1,9'a, 2028 yılında yüzde 1,8'e ve 2029 yılında yüzde 1,6'ya düşmesini öngördüklerini söyledi.

Programda, bütçe açığının kademeli bir şekilde düşürülmesini hedeflediklerini aktaran Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçtiğimiz yıl 2026 için yüzde 3,5 olarak öngördüğümüz bütçe açığımızın milli gelire oranının, aldığımız tedbirlerle yüzde 3,1 olarak gerçekleştirmeyi bekliyoruz. Kalan deprem harcamaları 2027 bütçesine de yansıyacak olmasına rağmen benzer bir yaklaşımla önümüzdeki yılda da hedeflenenden daha iyi bir bütçe açığı için gerekli çabayı göstereceğiz. Geçen yıl 3,5 demiştik, bu yıl 3,1 olacak. Gördüğünüz gibi bazı hedeflerde de olumlu yönde sapmalar yaşıyoruz. Gelecek yıl için de 3,5 diyoruz ama daha iyi performans göstermek için gayretimizi ortaya koyacağız.”

Afet sonrası dönemde devam eden ihtiyaçlar süratle karşılanırken, savunma, personel giderleri ve sosyal güvenlik harcamalarındaki artışa rağmen alınacak ilave tedbirlerin etkisiyle disiplinli mali duruşu sürdürmeyi öngördüklerini belirten Yılmaz, "2027'de yüzde 3,5 olarak öngördüğümüz bütçe açığımızın milli gelire oranını, program dönemi sonunda yüzde 2,8'e düşürmeyi hedefliyoruz." diye konuştu.

“Ekonomimizin ölçeğini önemli ölçüde büyüteceğiz”

Yılmaz, 2023-2026 yılları arasında depremin yol açtığı kayıp ve zararın telafi edilmesi ile afet risklerinin azaltılmasına yönelik 2026 yılı fiyatlarıyla toplam 5,4 trilyon Türk lirası (104 milyar dolar) tutarında harcama yapılmış olacağının tahmin edildiğini söyledi.

Bu tutarın büyük ölçüde yeniden inşa edilen konut ve iş yerleri ile yenilenen kamu altyapısı için yapılan harcamalardan oluştuğunu belirten Yılmaz, 2027 sonunda bu rakamın 116 milyar doları aşacağının tahmin edildiğini kaydetti.

Depremle ilgili kalan ihtiyaçların karşılanması için 2027'de de kaynak ayrılacağını dile getiren Yılmaz, "Son 4 yıla bakıldığında 25-26 milyar dolar her yıl depreme para harcamışız. Gelecek yıl bunun 10 milyar dolara düşeceği görülüyor." dedi.

Programın kararlılıkla uygulanmasıyla, dönem sonunda daha fazla istihdam üreten, ekonomik ölçeğini büyüten ve oluşturduğu refahı toplumun geneline daha güçlü biçimde yansıtan bir Türkiye hedeflediklerini vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu dönemde 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulmasını ve işsizlik oranının yüzde 8'in altına gerilemesini öngörüyoruz. Üretim kapasitemizi, verimliliğimizi ve rekabet gücümüzü artırmaya yönelik politikalarımızla ekonomimizin ölçeğini de önemli ölçüde büyüteceğiz. Program dönemi sonunda milli gelirimizi 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatımızı ise 450 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz.”

“Enflasyonun tek haneli seviyelere gerilemesini öngörüyoruz”

Esas hedeflerinin büyümeyi vatandaşların yaşam standartlarına yansıyan kalıcı sosyal refah artışına dönüştürmek olduğunu belirten Yılmaz, "Bu doğrultuda kişi başına milli gelirin 25 bin dolar seviyesine ulaşmasını, artan refahın geniş toplumsal kesimlere yansıtılmasını ve enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere gerilemesini öngörüyoruz." dedi.

Yapay zeka destekli ve otonom üretim sistemleriyle enerji, ham madde, işgücü ve makine kullanımında verimliliği artırırken düşük karbonlu üretim, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarını yaygınlaştıracaklarını dile getiren Yılmaz, bu dönüşümün gerektirdiği beşeri ve fiziki altyapıyı da eş zamanlı olarak güçlendireceklerini söyledi.

İmalat Sanayii Güçlendirme Programını hayata geçirdiklerini anımsatan Yılmaz, bu yılki OVP’nin en temel vurgularından birinin bu yaklaşım olacağını kaydetti.

İmalat Sanayii Finansman Desteği Programı kapsamında 250 milyar lira büyüklüğünde ilave kredi desteği sağladıklarını aktaran Yılmaz, "İhracatçımıza düşük faizli reeskont kredisi sunarken, orta-yüksek ve yüksek teknoloji ağırlıklı sanayi yatırımlarına yönelik olarak 3 yıl için ayırdığımız 750 milyar liralık YTAK kredilerini kullandırmaya devam edeceğiz." dedi.

Daha müreffeh ve kapsayıcı bir ekonomik yapının tesisinde güçlü ve etkin işleyen bir iş gücü piyasasının taşıdığı önemin bilinciyle, istihdam politikalarını dört temel eksen üzerine inşa ettiklerini aktaran Yılmaz, bu eksenlerden birincisinin iş gücünün beceri uyumunun iyileştirilmesi, ikincisinin yeni nesil çalışma biçimleri ve sektörel dönüşümlere uyumun sağlanması, üçüncüsünün işgücüne katılımda güçlük yaşayan kesimlerin istihdamının desteklenmesi, dördüncüsünün ise atıl işgücünün azaltılması olduğunu belirtti.

Yılmaz, geçen sene OVP'de atıl iş gücüne başlık açtıklarını ve bu kapsamda çalışmalarını güçlendirerek devam ettirdiklerini vurguladı.

Birçok tedbir olduğunu dile getiren Yılmaz, "Özellikle üçünün altını çizmek isterim. Birincisi, üretim kültürünü ve emeğin değerini her çerçevede vurgulamamız gerekiyor, eğitim sisteminden iletişim politikalarımıza kadar. Alın teri döken, emek harcayan insanların gerçek kahramanlar olduğunu bizim her fırsatta ortaya koymamız lazım. İkincisi mesleki eğitim. Mesleki eğitimi çok güçlü bir şekilde sürdürmemiz gerekiyor insanımızı yeniden bu üretime, emek piyasalarına çekmek için. Üçüncüsü de bakım hizmetleri. Özellikle kadınlar için çocuk bakım hizmetlerinin çok daha güçlü bir şekilde devreye alınması atıl iş gücünün azaltmasında önemli bir etki yapacaktır diye bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, programın önceliği olan fiyat istikrarını kalıcı biçimde tesis etmek ve enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek için para, maliye ve gelirler politikalarını güçlü bir eş güdüm içerisinde uygulamaya devam edeceklerini vurgulayarak, bu süreçte enflasyon beklentilerinin hedefleriyle uyumlu biçimde çıpalanmasının özel önem taşıdığını ifade etti.

Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar ile tarımsal ürünlerin alım fiyatlarında Program hedefleriyle uyumu gözeteceklerini belirten Yılmaz, "Vatandaşlarımızın günlük hayatında en doğrudan hissettiği alanlardan biri olan gıda fiyatlarında ise arz yönlü politikaları daha güçlü biçimde devreye alacağız. Tarımsal üretimde verimliliği artırarak üretim planlamasını güçlendirerek ve maliyet baskılarını azaltacak yapısal adımları hızlandırarak gıda fiyatlarındaki oynaklığı sınırlamayı hedefliyoruz. Böylece kaliteli gıdaya makul fiyatlarla erişimi kolaylaştırırken özellikle düşük gelirli vatandaşlarımızın bütçesindeki yükün hafiflemesini sağlayacağız." diye konuştu.

Program döneminde makroihtiyati politika araçlarını para politikası duruşunu destekleyecek şekilde etkin olarak kullanmayı sürdüreceklerini aktaran Yılmaz, yatırım ve ihracata yönelik faaliyetlerde finansmana erişim koşullarının iyileşmesini destekleyeceklerini bildirdi.

“Program döneminde sermaye piyasalarımızı daha etkin bir yapıya kavuşturacağız”

Yılmaz, aynı zamanda yurt içi tasarruflarını artırarak finansal sistemin kaynak tabanını güçlendirmeyi hedeflediklerini, finansal okuryazarlığı yaygınlaştıracak, uzun vadeli tasarrufları teşvik edecek mekanizmaları destekleyeceklerini söyledi.

Finansal istikrarın güçlendirilmesinde bankacılık sektörüne ilişkin düzenlemelerde uluslararası normlarla uyumu gözetirken banka dışı finansal kuruluşlara yönelik düzenleyici çerçeveyi geliştireceklerini ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti:

“Dijital Türk lirasının kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarımızı devam ettirirken ödeme sistemlerinin ve finansal teknoloji ekosisteminin güvenli ve yenilikçi şekilde gelişmesini destekleyeceğiz. Program döneminde sermaye piyasalarımızı da daha derin ve etkin bir yapıya kavuşturacağız. Düzenleyici çerçeveyi piyasa işleyişini güçlendirecek şekilde gözden geçirecek, Türk lirası tasarruf ve yatırım araçlarını çeşitlendirecek ve şirketlerimizin sermaye piyasalarının sunduğu finansman imkanlarından daha fazla yararlanmasını sağlayacağız.”

Yılmaz, dış ticarette önceliklerinin rekabet gücünü daha da artırmak, ihracatı nitelik açısından daha güçlü bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Bu doğrultuda ihracatta yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin payını artıracaklarını aktaran Yılmaz, düşük ve orta teknolojili sektörlerin dönüşümünü desteklerken firmaların yeşil ve dijital dönüşüme uyumunu hızlandıracaklarını, küresel değer zincirlerindeki konumlarını güçlendireceklerini vurguladı.

“Türkiye'yi küresel ekonominin merkezinde yer alan üretim üssü haline getirmeyi hedeflemekteyiz”

Yılmaz, Türk malı ve hizmetlerinin uluslararası pazarlardaki bilinirliğini ve marka değerini yükseltecek ihracattaki artışı daha yüksek katma değere ulaştıracak politikaları destekleyeceklerini bildirdi.

Mevcut ticaret anlaşmalarının etkinliğini artıracak, yeni pazarlara yönelik ilişkilerini geliştirecek ve ticaret diplomasisi araçlarını daha hedef odaklı kullanacaklarına işaret eden Yılmaz, "AB ile ilişkilerimizin derinleştirilmesinin yanı sıra Uzak Ülkeler Stratejisi, özellikle Afrika coğrafyasına yönelik stratejik açılım, Orta Asya ve Türk dünyasıyla ürün ve pazar çeşitliliğini artıracağız. Kritik girdi, ürün ve teknolojilerde yerli üretim kapasitemizi geliştirerek tedarik kaynaklarımızı ve stratejik ticaret koridorlarımızı çeşitlendireceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, lojistik ve dağıtım altyapısını güçlendirirken stratejik bağlantısallık projeleriyle Türkiye'nin bölgesel ve küresel ticaret ağlarındaki konumunu tahkim edeceklerini belirterek, "Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru, Orta Koridor, Hicaz Demiryolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde demiryolu bağlantısı gibi stratejik hatlara yoğunlaşacağız. Buradaki amacımız Türkiye'nin o eski köprü imajının yerine cazibe merkezi, yolların kesiştiği bir üretim ve lojistik merkezi olan ülke konumu pekiştirmek olacaktır." dedi.

“Verimliliğimizi yükselten ve ihracat kapasitemizi geliştiren yatırımlara öncelik vereceğiz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, program döneminde öngörülebilir, şeffaf, rekabetçi ve yatırımcı dostu bir iş ve yatırım ortamının güçlendirilmesini önceliklendirdiklerini, bürokratik süreçleri sadeleştireceklerini ve özellikle dijital imkanları bu noktada daha fazla devreye alarak bu süreçleri etkinleştireceklerini, doğrudan yatırımları sadece miktar olarak değil nitelik olarak da yükseltici politikalar izleyeceklerini kaydetti.

Güçlü Merkez Türkiye yaklaşımlarıyla İstanbul'u ve özellikle İstanbul Finans Merkezini daha güçlü bir pozisyona taşıyacaklarının altını çizen Yılmaz, "Tüm bu politikaları izlerken de özel kesimle ve paydaşlarımızla, meslek kuruluşlarıyla çok yakın istişare içerisinde olacağız. Bu süreçte üçer aylık periyotlarla olabilir, özel sektörle, paydaşlarımızla bir araya gelip politikalarımızı ve gelişmelerimizi birlikte değerlendirmeyi de planlıyoruz." diye konuştu.

“Stratejik alanlarda Ar-Ge ve yerli üretim kapasitemizi geliştireceğiz”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "İlk defa açtığımız bir başlık olarak, program döneminde ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı önceleyerek kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltan ve ekonomimizin çoklu şoklara karşı direncini güçlendiren bir yaklaşımı esas alıyoruz." dedi.

Bu alanda dört kritik başlığa odaklandıklarını bildiren Yılmaz, şu bilgileri verdi:

"Birinci odaklandığımız başlık, enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğini güçlendirecek hususlardır. Kritik minerallerden nükleer ve hidrojen teknolojilerine, enerji ve madencilikte kullanılan kritik ekipmanların yerlileştirilmesine kadar stratejik alanlarda Ar-Ge ve yerli üretim kapasitemizi geliştireceğiz. Bu güvenli ve dayanıklı ekonomi kapsamında ikinci başlığımız gıda arz güvenliğimizi ve tarımsal dayanıklılığımızı artıracak faaliyetlerdir. Üçüncü başlığımız ise kritik teknolojilerde yerli kapasitemizin geliştirilmesidir. Özellikle savunma sanayii, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zeka başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yenilik kapasitemizi daha ileriye taşıyacağız. Dördüncü başlık ise ailenin güçlendirilmesi, demografik yapımızın korunması ve şehirlerimizin afetlere karşı daha dayanıklı hale getirilmesidir. Bu noktada da aile ve nüfus politikalarını destekleyen hususlar söz konusu. Sosyal konut, afete dayanıklı yapılar inşa edilmesi gündemimizde olacak hususlar olacak."

“Vergi sistemimizi gelir dağılımında adaleti gözeten bir yapıda güçlendiriyoruz”

Yılmaz, kamu maliyesinde, mali disiplinden taviz vermeden verimlilik ve etkinliği en üst düzeye çıkarmayı hedeflediklerinin altını çizerek, harcamalarda tasarruf sağlarken öte yandan afetlere karşı direncin artırılması noktasında gerekli kaynakları ayırdıklarını söyledi.

Öte yandan Yılmaz, İstanbul başta olmak üzere risk azaltıcı kentsel dönüşüm projelerine ivme kazandırmayı planladıklarını aktardı.

Kayıt dışılıkla etkin mücadelenin devam edeceğini bildiren Yılmaz, yapay zeka ve diğer dijital imkanlardan en üst düzeyde faydalanacaklarını ifade etti.

Yılmaz, sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla prim gelirlerini artıracaklarını, sistemi yeni nesil esnek çalışma modellerine uyumlu hale getireceklerini, sağlık alanında da harcamaları etkinleştirmeyi sürdüreceklerini ve KİT'lerde yönetişim reformunu hayata geçireceklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Özellikle burada enerji KİT'lerini önceliklendirdiğimizi de ifade etmek isterim. Enerji KİT'lerimizin dünyada çok daha aktif hale gelmesini küresel şirketler olarak çok daha etkili yönetişim sistemiyle çalışmasını öngörüyoruz. Vergi sistemimizi yatırımı, istihdamı ve büyümeyi desteklerken aynı zamanda gelir dağılımında adaleti de gözeten bir yapıda güçlendiriyoruz." diye konuştu.

“Sanayi altyapımızı güçlendiriyoruz”

Ülkenin stratejik ihtiyaçlarını ve vatandaşların doğrudan hayatına dokunan alanları gözeterek bütçeyi şekillendirdiklerini ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:

"Gıda arz güvenliği kapsamında sulama yatırımlarını yüzde 42, içme suyu yatırımlarını yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımlarını ise yüzde 103 oranında artırıyoruz. Enerji, savunma sanayii, yüksek teknoloji ve sanayimizin geleceği açısından kritik öneme sahip madenlerde dışa bağımlılığımızı azaltmak zorundayız. Bu doğrultuda Maden Tetkik ve Arama yatırımlarını yüzde 139 artırıyoruz. Sanayi altyapımızı organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri başta olmak üzere güçlendiriyoruz. Bu kapsamda, sanayi altyapı yatırımlarını yüzde 54 oranında artırıyoruz. Savunma sanayiinde kendi teknolojisini geliştiren, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ve yüksek katma değer üreten bir Türkiye hedefliyoruz. Bu kapsamda savunma harcamalarını yüzde 229 artırıyoruz. Güvenliğin olmadığı yerde ne kalkınma ne demokrasi olur. Özellikle dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın konuta erişiminin kolaylaştırılması için sosyal konut yatırımlarını yüzde 150 artırıyoruz. Program çerçevesinde İstanbul'da başlattığımız kiralık sosyal konut projelerimizi ülke sathına yaymayı planlıyoruz. Sanayi ve ticaretimizin hızlı bir biçimde gelişmesi, bireysel ulaşım konforunun artması için ulaştırma modlarımız içerisinde demiryollarını önceliklendirmiş durumdayız. Nitekim Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı demiryolu projelerine ayırdığımız kaynağı yüzde 49 oranında artırdık."

“Programımızda yer verdiğimiz politika ve reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz”
Yılmaz, 2027–2029 Orta Vadeli Programı'nın, ekonomide sağladıkları kazanımları kalıcı hale getirirken gelecek dönemin ihtiyaçlarına güçlü bir şekilde cevap verecek politika çerçevesini ortaya koyduğunu söyledi.

Temel amaçlarının, makroekonomik istikrarı daha da güçlendirirken üretim kapasitelerini ve rekabet güçlerini artırmak, ekonomilerinin potansiyelini yükseltmek ve elde edilen kazanımların vatandaşların refahına daha güçlü biçimde yansımasını sağlamak olduğunu ifade eden Yılmaz, gelecek dönemin küresel ölçekte yeni sınamalar kadar yeni fırsatları da beraberinde getireceğinin farkında olduklarını kaydetti.

Yılmaz, Türkiye olarak bu süreci yalnızca dış gelişmelere uyum sağlayan değil, sahip olduğu güçlü üretim altyapısı, girişimcilik kapasitesi ve stratejik avantajlarıyla değişen dünya ekonomisinde konumunu daha da güçlendiren bir ülke olarak değerlendirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak, "Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğinde, ilgili bütün kurumlarımızla etkin bir eş güdüm içerisinde çalışarak Programımızda yer verdiğimiz politika ve reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımızın tüm bu çalışmalarda ortaya koyduğu güçlü, kararlı ve dirayetli liderliği için şükranlarımızı sunuyorum. İnanıyoruz ki, bu süreç sonunda daha fazla üreten, daha fazla ihraç eden, nitelikli istihdam oluşturan, rekabet gücü yüksek ve vatandaşlarımızın refahını kalıcı biçimde artıran bir ekonomik yapıyı hep birlikte inşa edeceğiz." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Orta Vadeli Program'ın hazırlık sürecini yürüten Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı başta olmak üzere, süreci müştereken yürüten Hazine ve Maliye Bakanlığı ve katkı sunan tüm bakanlıklara, kamu kurum ve kuruluşlarına meslek kuruluşlarına, sivil toplum kuruluşlarına özel sektör temsilcilerine ve görüş ve önerileriyle Programa katkıda bulunanlara teşekkür etti, 2027–2029 Orta Vadeli Programın hayırlı olması temennisinde bulundu.

“Programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir”

Sunumunun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yılmaz, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlardaki artışların enflasyon ortalamasının üstünde olduğunu söyledi.

Yılmaz, gelecek yıl bu konuda çok daha hassas davranacaklarını ve maliye politikalarının enflasyonla mücadeleye daha fazla katkı sunacağını dile getirerek, "Arz yönlü politikalar da burada çok kıymetli. Sadece para ve maliye politikası yetmez, bir taraftan da arz yönlü politikalar önemli. Orada da önceliklendirdiğimiz alanlar çok net. Öncelikle gıda üretimi ve arzını artırmak. Bu noktada Tarım ve Orman Bakanlığımız ve diğer bakanlıklarımızla yoğun bir çalışma içindeyiz. Gıda konusunu, sulama yatırımlarını önceliklendirdik. Bütün bunlarda, ticaret politikalarımız dahil olmak üzere gerekli tüm enstrümanları kullanmaya kararlıyız." diye konuştu.

Yılmaz, konutun yine arz yönlü politikalarda çok önemli bir başlık olduğuna işaret ederek, deprem konutlarının bitmesiyle afeti yaşayan illerde kiralarda çok ciddi bir etkilenmeyi gördüklerini bildirdi.

TCMB'nin de bu konuda bir çalışması olduğu bilgisini veren Yılmaz, şunları kaydetti:

"Konut arzının kiralara yansıdığını o çalışmalar da teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde bu sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız. 500 bin konut ve 15 bin kiralık konut projesi başladı ama bu süreci yine önceliklendiriyoruz. Bütçemizden destek veriyoruz, bütçe dışı alanlardan da buraya gerekli destekleri ve gelirleri oluşturmaya kararlıyız. Yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme yönünde güçlü bir çaba içindeyiz. Üretken kesimlerin kendi enerjilerini üretmelerinden, yenilenebilir enerji üretmelerinden tutun başka politikalara varıncaya kadar enerjide adımlar atıyoruz. Lojistik alanında maliyetleri düşürmek için demir yollarında özellikle de iltisak hatları dediğimiz, üretim alanlarıyla limanları, pazarlarla üretim alanlarını bağlayan demir yollarını önceliklendirmiş durumdayız. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız bu çerçevede bir yol haritası çıkarmış durumda ve bu projelere öncelikli olarak destek sunuyoruz. Bütüncül bir setimiz var. Para politikaları, maliye politikaları, arz yönlü politikalar, reformlar ve verimliliği artırıcı politikalar. Bu mücadeleyi aynı kararlılıkla ve bütüncül çerçevede yürüteceğiz. Kamunun belirlediği fiyatlarda kural bazlı artışların oluşması için gerekirse ilave düzenlemeler de yapacağız."

Enflasyonda sorun “atalet”

Yılmaz, "Türkiye'nin enflasyon konusunda, savaştan diğer ülkelerden daha fazla etkilenme nedenleri"nin ise geçmişten gelen yüksek enflasyonun getirdiği "ataletten" kaynaklandığını ifade etti.

Enflasyonla mücadelenin neden uzun sürdüğüne ilişkin soru üzerine Yılmaz, şu yanıtı verdi:

"Doğrusu, dış konjonktür bize hiç destek olmadı, hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık, savaşlar, başka birtakım gelişmeler. Programlar yaşanırken kontrol edemediğiniz sürprizler her zaman olur. Bu bazen olumlu, bazen olumsuz bir sürpriz olur. Biz bu dönem, son 3 yılda pek olumlu sürpriz görmedik doğrusu. Genelde programı olumsuz etkileyen hususlar oldu. O da bir miktar mücadelemizi uzattı diyebiliriz. Sadece bu savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5'lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti. Ama tabii ki elimizde olmayan unsurlara karşı gerekli tedbirleri alıp yolumuza devam etmek zorundayız. Bu süreci ve programı yürütürken büyüme ile enflasyonla mücadele arasında da bir denge kurmaya gayret ettik."

Yeni OVP'de güncellemeler var

Yılmaz, programda "gelecek dönemde revizyon olup olmayacağına" ilişkin bir soru üzerine, "Elbette olabilir, bütün programlar revizyona açıktır. Bu Türkiye'ye özgü bir şey de değil, uluslararası kuruluşlar tahminlerini bizden daha çok revize ediyorlar. Bir mevsimde defalarca revize eden kurumlar ve ülkeler oluyor. Biz yıllık bazda bu revizyonu yapıyoruz. Olumlu veya olumsuz gelişmeler her zaman olabilir. Dış faktörler ne olursa olsun temel belirleyici olan sizin programınızdır. Dış faktörler programınızı etkileyebilir ama ana çerçevesini ve istikametini değiştiremez. Bizim de programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir, burada bir değişiklik söz konusu değildir. Tabii ki güncellemeler var. Atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz, bu OVP'de sanayiyi, ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Dünyanın ve ülkemizin şartlarına göre bu güncellemeleri, eklemeleri elbette yapıyoruz. Ancak programımızın ana çerçevesi belli, fiyat istikrarına doğru daha güçlü yürüyen bir Türkiye. Bu arada büyümesini, ihracatını, yatırımını, istihdamını artıran bir Türkiye ve artan gelirlerini de geniş toplumsal kesimlerle sosyal refah anlamında daha fazla paylaşan bir Türkiye. Bunun mücadelesi içindeyiz. Burada Sayın Cumhurbaşkanımızın çok kararlı ve dirayetli yönetimi söz konusu. Önümüzdeki süreçte de aynı anlayışla devam edeceğiz." cevabını verdi.

“Daha gerçekçi bir çerçeve çiziliyor”

Yılmaz, son dönemde savaşları, dış konjonktürdeki bu olumsuzlukları dikkate alarak geleceğe yönelik enflasyon hedeflerini daha ihtiyatlı belirlediklerini ve daha gerçekçi bir çerçeve çizmeye çalıştıklarını söyledi.

Bu sefer talihlerinin farklı olabileceğini ve olumlu sürprizler yaşanabileceğini dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:

"Mevcut durumda dünyada ve Türkiye'de realite ne ise bunlara göre belli varsayımlarla bir program yapıyorsunuz. Hiçbirimiz kahin değiliz, hiçbirimizin elinde sihirli bir değnek yok. Yarın bir ülkeyle bir başka ülkenin savaşıp savaşmayacağını hiçbirimiz kesin bir şekilde belirleyemeyiz. Yaptığımız şey, tahminler ve varsayımlar üzerinden bir programdır. Varsa uluslararası varsayımlara bakıyoruz, örneğin enerji fiyatlarında uluslararası kuruluşların tahminlerini kullanıyoruz. Uluslararası geçerliliği olan bir tahmin yoksa kendi tahminlerimizi yapıyoruz ve belli varsayımlarla hareket ediyoruz. Bütün programlar böyledir, dünyadaki bütün ülkeler böyle çalışır, biz de aynısını yapıyoruz. Bu çerçeveyi çıkardıktan sonra da gerisi uygulamadır. Uygulama çok önemli. Bütün kurumlarımızın bu programa sahip çıkmasını, her birinin kendi alanında güçlü bir uygulama ortaya koymasını bekliyoruz. Gerçekçi ve tutarlı bir politikalar seti ortaya koyduğumuza inanıyoruz ve bunu kararlı bir şekilde hayata geçireceğiz."

"Gençliğin Üretim Çağı" programı gündemde

Yılmaz, istihdam ve atıl iş gücünü değerlendirirken program döneminde 2,1 milyon istihdam öngördüklerini bildirdi. Tarihsel ortalamalarına bakıldığında, bunun tutarlı bir hedef olduğuna işaret eden Yılmaz, Türkiye ekonomisinin yıllık 700 bine yakın istihdam üretebilen bir ekonomi olduğunu vurguladı. Yılmaz, şunları söyledi:

“Önümüzdeki dönem için ortaya koyduğumuz büyüme perspektifimiz de istihdamı destekleyici mahiyettedir. Büyümemizin kademeli olarak arttığını ve büyümeyi destekleyici bir perspektif sunduğunu söyleyebiliriz. Ancak sadece büyümeyle yetinmiyoruz, iş gücü piyasasına ilişkin reformların ve yeni çalışma modellerini yaygınlaştırmamızın da özellikle genç istihdamı ile kadın istihdamı gibi konulara destek sunacağına inanıyoruz. 'Gençliğin Üretim Çağı' dediğimiz yeni ve kapsamlı bir program gündemimizde. Mevcut programlarımızı da özellikle 'İş Gücü Uyum Programı' başlığı altında etkili bir şekilde kullanıyoruz. Yani büyüme, iş gücü piyasası reformları ve aktif iş gücü politikalarıyla istihdamdaki bu rakamlara da ulaşacağımıza inanıyoruz.”

“Atıl iş gücü, işsizlik demek değildir”

Atıl iş gücü hesaplama yöntemlerine ilişkin olarak da Yılmaz, "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz. Kendi icat ettiğimiz bir yöntem yok. EUROSTAT'ın yöntemi neyse Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi'ndeki yöntem neyse Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) o yöntemle hesaplıyor. Gidip soruyor, bir insan iş aramıyorsa bunu işsiz olarak sınıflandırmıyor. Dünyada da böyledir, bizde de böyledir." dedi.

Yılmaz, atıl iş gücü kavramının iki unsuru içerdiğine dikkati çekerek, bunların "potansiyel iş gücü" ve "zamana bağlı eksik istihdam" olduğunu anlattı.

Atıl iş gücünü azaltma yönünde de politikalar ortaya koyduklarını belirten Yılmaz, genç nesillere ve çocuklara emeğin değerinin çok iyi anlatılması gerektiğini dile getirdi.

Yılmaz, iş gücü piyasalarında çalışmayan ve çalışmaya ilgi duymayan önemli bir kitle olduğunu dile getirerek, "Bunu azaltmamız lazım. Bu da emeği ve üretimi yüceltmekle, bunu eğitim sisteminden iletişim politikalarına kadar güçlendirmekle olabilir. Genç nesillerin tarımda, sanayide, bilişimde, hizmetlerde hangi alanda olursa olsun üretmeye daha fazla ilgi duymasını sağlamalıyız." diye konuştu.

Yaptıkları analizlerde Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere görece daha geri kalmış bölgelerde mesleki eğitimin çok önemli olduğunun ortaya çıktığını vurgulayan Yılmaz, metropol alanlarda ise kadınların çocuk bakım ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğinin görüldüğünü anlattı.

Yılmaz, burada da bir kreş seferberliği başlattıklarını ve bakım hizmetlerini geliştirme yönünde adımlar attıklarını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"Atıl iş gücü, işsizlik demek değildir. Muhalefet buna 'geniş tanımlı işsizlik' diyor. Arkadaşlar, böyle bir şey yok. Bu uluslararası bir tanım değildir. Atıl iş gücü atıl iş gücüdür, işsizlik de işsizliktir. İşsizlik rakamımız uzun süredir tek hanede, bu sevindirici ama atıl iş gücü oranımız yüksek, bunu biz de kabul ediyoruz. Elbette bu bir sorundur ama adını doğru koymak lazım. Bu sorun, atıl iş gücü sorunudur. Buradan iş gücüne katılımı sağlamaya dönük çaba sarf etmemiz gerekiyor ve bu çabayı da çok yönlü bir şekilde ortaya koyuyoruz."

Soru-cevap

Sunumunun ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yılmaz, büyüme ve fiyat istikrarının orta uzun vadede birbiriyle çelişen değil, birbirini destekleyen süreçler olduğunu söyledi. Fiyat istikrarının oluştuğu bir ortamın aynı zamanda öngörülebilirliğin arttığı, yatırım ortamının iyileştiği bir ortam olduğunun altını çizen Yılmaz, dolayısıyla sürdürülebilir yüksek büyüme için fiyat istikrarının önemli bir katkı sunduğunu anlattı.

Yılmaz, kısa vadede bakıldığında, bazı gerilimler ve tercih yapma durumlarıyla karşı karşıya kalınabildiğini vurgulayarak, "Orta ve uzun vadeli baktığınızda, bu iki süreç aslında birbirini destekleyen süreçlerdir. Büyüme de bir taraftan sağlıklı bir şekilde yapıldığında, arz şoklarını düşürücü, arzı ve verimliliği artırıcı bir çerçevede gittiğinde, enflasyona olumlu katkı sunan konumda olabiliyor." ifadesini kullandı.

Program dönemlerinde kaliteli, sürdürülebilir ve aşırı ısınmaya yol açmayan bir büyümenin gerçekleştiğini aktaran Yılmaz, çıktı açığının pozitif olmasını önemsediklerini ve beklediklerini aktardı.

Yılmaz, büyüme seviyelerinin enflasyonu zorlayıcı değil, enflasyonla uyumlu bir seviye olduğuna işaret ederek, "Potansiyel büyüme dediğimiz bir kavram var, 2026 için Türkiye'de yüzde 4,5 olarak hesaplanıyor, bizim gerçekleşmemiz ise bunun altında. Potansiyel büyümemizin 2027'de yüzde 4,7'ye çıkmasını beklerken, öngördüğümüz büyüme yüzde 4,2'dir. Dolayısıyla büyümenin enflasyonu artırıcı bir perspektif ortaya koyduğunu söyleyemeyiz. Gerek seviye gerekse kompozisyon olarak büyüme politikalarımız ile enflasyonla mücadele politikalarımız tutarlı bir çerçevede hazırlandı." diye konuştu.

"Terörsüz Türkiye" ile tüm ülke olumlu etkilenecek

Terörün en büyük maliyetinin insan kaybı olduğunun altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:

“Şehitlerimizin, gazilerimizin hesabı olmaz, en büyük kayıp insan kaybıdır. Bu vesileyle şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, gazilerimize ve şehit yakınlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Bu noktalara gelebildiysek, onların fedakarlıkları sayesinde geldik. Onları bir tarafta tutarak, yalnızca ekonomik boyutuna bakarak konuşuyorum. Strateji ve Bütçe Başkanlığımızın bu konuda kapsamlı bir çalışması oldu. Uzun süreçli baktığımızda, ülkemize oluşturduğu maliyetin en az 2,3 trilyon dolar olduğunu ifade etmek isterim. Terörün gündemden kalktığı bir ortam ise tam tersine ekonomik faydalar üretecektir. Terör nasıl doğrudan ve alternatif maliyetler üretiyorsa, ortadan kalkması da olumlu faaliyetler üretecektir. Yıkmak kolay, yapmak o kadar kolay değil ama bunun gerçekleşeceği çok açık. Tüm Türkiye, 86 milyon için bu olumlu etkileri göreceğiz. Özellikle Doğu ve Güneydoğu için bu etkiler çok daha belirgin olacaktır, çünkü uzun süredir kullanılmayan bir potansiyel harekete geçmiş oluyor. Meralarımız, tarım ve hayvancılığımız ile turizm sektörümüz son derece olumlu etkilenecektir, şimdiden bazı illerimizdeki otellerde yer kalmadığını görüyoruz. Yatırım ortamı iyileşecektir. Güvenliğin olduğu ortam, yatırım ortamının iyileşmesi demektir. Şimdi hem nitelikli insanı hem de sermayeyi bölgenin daha fazla cezbettiğini, özel sektör yatırımları kanalıyla ciddi yatırım ve büyüme etkisi göreceğimizi düşünüyoruz. Sadece Türkiye'de değil, komşularımızla birlikte tüm geniş coğrafyamızda çok daha müreffeh bir bölgesel kalkınma perspektifine sahip olduğumuzu söyleyebilirim.”

Bütçe açığındaki yüksekliğin nedeni

Yılmaz, gelecek yıl bütçe açığının neden yüksek olduğuna ilişkin gelen bir soruyu da yanıtladı. Bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3,5 olarak belirlediklerinin altını çizen Yılmaz, şunları kaydetti:

“Bu yılki gerçekleşme, yüzde 3,1 olacak. Gerçekleşmeye göre baktığımızda, bu yıl bir miktar artış görülebilir yoksa yılbaşı hedefleri aynıdır. 'Gerçekleşmeye göre neden biraz daha yüksek tuttunuz?' derseniz, savunma harcamalarının artacağı bir döneme giriyoruz, biz de gerekli adımları atmak durumundayız. Ayrıca depremin doğrudan harcamalarının yanı sıra, bahsettiğim o 104 milyar dolarlık harcamanın finansman maliyetlerinin önümüzdeki yıllara yansıması söz konusu. Bu nedenlerle bir miktar gerçekleşmeye göre 0,4 puan üstte görünmektedir, ancak bu oran Maastricht kriteri olan yüzde 3'e oldukça yakındır. Dünyada ve birçok Avrupa ülkesinde, bütçe açıklarının çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Son olarak, maliye politikalarımızın enflasyonla mücadeleye daha fazla katkı sunacağı bir dönem olacağını düşünüyoruz. Bunun da bütçe açığımız üzerinde bir miktar etkisi olabilir. Ama daha istikrarlı bir ekonomik yapı oluşacaksa, bir miktar daha bütçe açığı yönetilebilir diye düşünüyoruz.”

“Programı, seçimlerin zamanında yapılacağını öngörerek hazırladık”

Seçim süreçleriyle ilgili bir soruyu da cevaplayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz bu programı hazırlarken, seçimlerin zamanında yapılacağını öngörerek hazırladık. Orada bir spekülatif, bir varsayım içinde olmadık. Seçim tarihinin öne alınması konusu tamamen Meclisimizin takdirindedir bizim şimdiden bir varsayım üretmemiz doğru olmaz. Ancak şunu ifade etmek isterim, bütün bu ekonomik politikaların nihai amacı nedir? Rakamlar büyüsün diye mi yapıyoruz? Hayır. Ekonominin en büyük amacı, insanın ve toplumun refahını iyileştirmektir, insana hizmet etmektir. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde her zaman insan odaklı bir kalkınmadan yana olduk. Geniş toplumsal kesimlerin ihtiyaç ve beklentilerini gözetmeyen bir siyasetin geçerliliği olamaz. Bu talepleri ana politikalarımız çerçevesinde ele alıyor ve kaynaklarımızı maksimum düzeyde bu yönde kullanmaya devam edeceğiz. Fakat bunu birilerinin yaptığı gibi altını doldurmadan, popülist ve aldatıcı söylemlerle yapmıyoruz. Gerçekçi, ayakları yere basan ve sağlıklı bir politika seti üzerinden ilerliyoruz.”

Yılmaz, vatandaşların dünya örneklerine bakmasını önererek, popülist söylemlerle sadece oy avcılığı yapanların ülkeleri ve ekonomileri ne hale getirdiğini hep birlikte gördüklerini söyledi.

“Gıda güvenliği olmazsa olmaz”

Deprem harcamalarının 2027 ile sınırlı olup olmadığına değinen Yılmaz, 2027'de yaklaşık 10 milyar dolar civarında bir harcama öngörüldüğünü ancak ivmenin giderek azaldığını bildirdi.

Yılmaz, son 4 yılda yıllık ortalama 26 milyar dolar harcanırken, gelecek yıl bunun 10-11 milyar dolar seviyesine ineceğini, sonraki yıllarda daha da azalacağını tahmin ettiklerini aktardı.

Ekonomik güvenlik konusunda ise Yılmaz, şunları kaydetti:

“Bu başlık OVP'ye ilk defa girdi ve önümüzdeki dönemde daha çok tartışacağız. Dünya artık eski liberal küresel düzeninde değil, ülkelerin çok daha korumacı hale geldiği, kritik teknolojilerin, minerallerin ve üretim kapasitelerinin ülkelerarası jeopolitik rekabet aracına dönüştüğü bir dünyadayız. Hürmüz Boğazı, bunun en yakın örneklerinden biridir. Dünyada kutuplaşmaların ekonomi üzerinden arttığını görüyoruz. Bu ortamda, ülkemizin güvenliğini ekonomik güvenlikten ayrı düşünemeyiz. Küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle birlikte, enerji ve su gibi temel kaynaklar ile nadir elementler çok daha önemli hale gelmiş durumda. Gıda yine olmazsa olmaz. Buğday gibi stratejik ürünleri, mutlaka ülkemizin hem üretmesi hem de acil durumlar için depolaması ekonomik güvenlik açısından da çok kritiktir. Ayrıca savunma sanayisi başta olmak üzere, kritik teknolojilerde yola erken çıkmanın avantajını yaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü iradesiyle, bugün çok farklı bir noktaya geldik. Savunma sanayisinde elde ettiğimiz teknoloji ve yetkinlikleri, sivil endüstrilere de aktarmak istiyoruz. Bunların başında sağlık endüstrileri geliyor. Burada da kamu alımlarının çok önemli role sahip olduğunu biliyoruz. Kendimizi daha güvende hissedeceksek, diğer kritik teknolojileri de ülkemize kazandırmamız lazım. Burada sadece Türkiye olarak bakmıyoruz, dost ve kardeş ülkelerle ortak platformlarla üreterek gitmek durumundayız. ABD dünyanın en zengin ülkelerinden, buna rağmen F-35'i üretirken bir platform kurdular. Biz de dahil olmak üzere pek çok ülke burada yer aldı. Biz de önümüzdeki dönem ürün bazlı olarak dost ülkelerle platformlar oluşturmaya, hem geliştirme hem pazarlama açısından dikkat edeceğiz.”

Yılmaz, akademik dünyanın da katkısıyla ekonomik güvenlik kavramını daha rafine hale getirecek ve güçlü şekilde gündemde tutacaklarını sözlerine ekledi.

İş dünyası temsilcileri OVP'yi değerlendirdi

Sun, 06 Sep 2026 16:30:00 +0300

İş dünyası temsilcileri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıkladığı 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program'ı (OVP) değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 2027-2029 dönemini kapsayan "Orta Vadeli Program"ı açıkladı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, OVP'ye ilişkin, "Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ın (OVP) ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz. Programda üretim ve ihracatın, küresel yatırımların ve yeteneklerin teşvikine yönelik düzenlemelere kapsamlı şekilde yer verilmesini olumlu buluyoruz." dedi.

Üreten ve ihracat yapan işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştıracak somut ve kalıcı mekanizmaların OVP hedeflerine ulaşılmasına katkı vereceğini belirten Avdagiç, "Dezenflasyon programının kararlı biçimde uygulanması ve oluşacak alanın 'kademeli bir faiz normalizasyonuna' dönüştürülmesi önem taşımaktadır. İş dünyası olarak ülkemizin üretim, ihracat ve istihdam hedeflerine katkı sunmak için çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ise yeni OVP'nin küresel belirsizlikleri ve mevcut ekonomik koşulları dikkate alan daha temkinli bir çerçeve sunduğunu gördüklerini belirtti.

Programda imalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasına özel önem verilmesini, finansman, işletme sermayesi ve emek yoğun sektörlere yönelik desteklerin daha somut biçimde ele alınmasını önemli bulduklarını vurgulayan Gültepe, özellikle ihracatçı ve döviz kazandırıcı faaliyet yürüten firmalara yönelik finansman imkanlarının güçlendirilmesinin, sektörlerin ihtiyaçlarına göre hızlı müdahale mekanizmalarının devreye alınmasının ve dış ticarette rekabetçiliğin ayrı bir politika alanı olarak ele alınmasının ihracatçı açısından kıymetli adımlar olduğunu ifade etti.

Gültepe, şu değerlendirmede bulundu:

"İhracat tarafında 2027 hedefi 294 milyar dolardan 292 milyar dolara, 2028 hedefi ise 308,5 milyar dolardan 302,5 milyar dolara revize edildi. 2029 yılı için de 316 milyar dolarlık mal ihracatı öngörülüyor. Program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının toplamda 450 milyar dolara ulaşması hedefi, hizmet ihracatında yaklaşık 134 milyar dolarlık bir büyüklüğe işaret ediyor.

Buna karşılık net ihracatın büyümeye katkısının 2027'de sıfır, 2028'de 0,1 ve 2029'da 0,2 puanla sınırlı öngörülmesini dikkati çekici buluyoruz. Önümüzdeki dönemde beklentimiz, programda yer alan finansman, maliyet, pazara erişim ve rekabetçilik adımlarının sahaya güçlü biçimde yansıması ve üretim ile ihracatın büyümeye katkısının daha belirgin hale gelmesidir. Türkiye'nin mal ve hizmet ihracatında daha yüksek bir performans ortaya koyabilecek kapasiteye sahip olduğuna inanıyoruz."

Büyümenin niteliğine yapılan vurgu çok önemli

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı'nı, ekonominin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyması ve iş dünyasının geleceğe ilişkin planlamalarına rehberlik etmesi açısından önemli bulduklarını belirtti.

İş dünyası olarak öngörülebilirliğin güçlendirilmesini yatırım ve sürdürülebilir büyümenin temeli olarak gördüklerini ifade eden Olpak, programın temel hedefi olarak ifade edilen istikrarın güçlendirilmesini de enflasyonla mücadelede kalıcı başarı, üretim yapısının geliştirilmesi ve yatırım ortamına duyulan güvenin pekiştirilmesiyle birlikte değerlendirdiklerini aktardı.

Nail Olpak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmak için büyümenin niteliğine yapılan vurgu çok önemli. Verimlilik artışına, yüksek katma değerli üretime, güçlü ihracata ve nitelikli istihdama dayanan bir büyüme yapısı, ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıracaktır. Büyümenin kalıcı refaha dönüşebilmesi için kaynaklarımızı etkin kullanan, teknolojik gelişimi ve çevresel sürdürülebilirliği gözeten yatırımları desteklemeliyiz. İş dünyamız açısından programın başarısını sahada hissedilir kılacak başlıkların başında uygun koşullarda finansmana erişim geliyor. Üretim ve ihracat yapan firmalarımızın işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması, yatırım kredilerinde vade ve maliyet koşullarının iyileştirilmesi, özellikle KOBİ'lerimizin dönüşüm yatırımlarının desteklenmesi büyük önem taşıyor. Enflasyonla mücadele sürecinde üretim kabiliyetimizi korumamız, önümüzdeki dönemin büyüme potansiyelini de güçlendirecektir."

Bugün küresel rekabeti aynı zamanda bir güven rekabeti olarak gördüklerini ifade eden Olpak, uluslararası yatırımcılar ve ticaret ortaklarının maliyet ve pazar avantajlarının yanında kuralların öngörülebilirliğine, tedarikin sürekliliğine ve uzun vadeli iş yapabilme güvencesine de baktığına, Türkiye'nin üretim kabiliyetini, coğrafi konumunu ve güçlü ticari bağlantılarını kalıcı bir avantaja dönüştürmenin yolunun bu güveni her alanda pekiştirmekten geçtiğine dikkati çekti.

Olpak, "Programda ilk kez yer alan 'Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık' başlığını da ayrıca önemli buluyoruz. Küresel zorluklar birçok alanda güvenlilik ve dayanıklılık kavramını ön plana çıkardı. Böyle bir başlık altında enerji ve doğal gazda arz güvenliliğinin güçlendirilmesi, gıdada arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılık, kritik teknolojilerde yerli üretimin artırılması, aile ile toplumsal ve fiziki dayanıklılığın sağlanması alanları bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz, 2027-2029 Orta Vadeli Programı'nın gelecek üç yıllık dönemde fiyat istikrarını, büyümeyi, yatırımı ve ihracatı güçlendirmeyi hedefleyen bir perspektif ortaya koymasını önemli bulduklarını vurgulayarak, küresel ve bölgesel sorunların 2026 yılı ekonomik göstergeleri üzerindeki baskısına rağmen ifade edilen seçici finansman imkanlarının katma değer üreten, yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren ve istihdam sağlayan işletmelere etkin biçimde yönlendirilmesinin ekonominin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıracağına inandıklarını kaydetti.

Kopuz, şu değerlendirmede bulundu:

"Tarımsal üretim ve gıda açısından baktığımızda programda da vurgulandığı gibi, fiyat istikrarının kalıcı hale gelmesinde tarım ve gıda politikaları önemli bir unsurdur. OVP'de ilk kez açılan 'Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık' başlığı altında, su güvenliği ve gıda arz güvenliğine özel önem verilmesi bu anlamda isabetli bir yaklaşımdır. Tarımsal üretimde devamlılık ve yüksek verimlilik artışı önümüzdeki dönemin öncelikleri arasında olmalıdır. Bu nedenle tarım sayımının artık tamamlanarak planlı üretime zemin oluşturması ve üreticinin mahsul bazlı teşviklerle de desteklenmesi bu amaca hizmet edecektir."

Aynı şekilde tarımın yüksek teknoloji ve yapay zeka kullanımıyla kalkınma politikasının temel unsurlarından biri haline geleceğine inandıklarını belirten Kopuz, Türkiye'nin müteşebbisleri olarak programda ortaya konulan hedeflerin sahadaki uygulayıcıları olduklarının bilinciyle üretmeye, yatırım yapmaya, istihdam sağlamaya ve ihracatı artırmaya devam edeceklerini vurguladı.

"Yatırım, üretim, istihdam, ihracat başlıklarında yürüttüğümüz çalışmalar kararlılıkla sürdürülecek"

Sun, 06 Sep 2026 16:27:00 +0300

Ticaret Bakanı Bolat, yeni Orta Vadeli Program'a (OVP) ilişkin, yatırım, üretim, istihdam ve ihracat başlıklarında kalkınma vizyonuyla yürüttükleri çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, yazılı açıklamasında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemi OVP'ye ilişkin değerlendirmede bulundu.

Üç yıldır kararlılıkla uyguladıkları programla makro finansal istikrarın güçlendiğini ve ekonominin daha dayanıklı bir yapıya kavuştuğunu belirten Bolat, OVP'de amaçlarının üretim maliyetlerini artıran ve ekonomik sektörlerin rekabet gücünü olumsuz etkileyen enflasyonla mücadelenin kesintisiz devam ettirilmesi olduğunu ifade etti.

Bolat, rekabet gücünü koruyarak, halkın satın alma gücünün artmasını sağlayacaklarını, küresel ekonomide yaşanan olumsuz koşullara ve artan belirsizliklere rağmen 2027'de mal ihracatını 292 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini vurguladı.

Program sonu olan 2029 itibarıyla mal ve hizmet ihracatını 450 milyar dolara çıkarmayı hedefledikleri bilgisini veren Bolat, şunları kaydetti:

"Petrol ve emtia fiyatlarındaki artışların etkisiyle 2027'de mal ithalatına ilişkin OVP hedefi 397 milyar dolar olarak belirlenmiştir. İçinde bulunduğumuz zorlu konjonktüre, savaşın etkisiyle enerji ve emtia fiyatlarında görülen artışa rağmen 2027'de cari işlemler açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranının yüzde 1,9 ile tarihsel ortalamasının altında kalmasını bekliyoruz. OVP döneminde yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin ihracat içindeki payının yükseltilmesiyle yeni nesil hizmet alanlarının geliştirilmesine öncelik vereceğiz. Dış ticarette dünyayla rekabette güçlük çeken sektörlerin verimlilik artışı ve haksız dış ticaret uygulamalarına karşı etkili dış ticaret tedbirleri yoluyla rekabet gücünü ve ihracat hacmini güçlendirici faaliyetleri hayata geçireceğiz."

"Yasa dışı ticareti engellemeye devam edeceğiz"

Yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerine uyum sağlayıp firmaların küresel değer zincirlerindeki konumlarını güçlendireceklerini belirten Bolat, haksız ithalata karşı üreticileri koruyup, firmaların pazarlarını genişleteceklerini ve stratejik tedarikleri güvence altına alacaklarını bildirdi.

Bolat, Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Hicaz Yolu gibi projelerle Türkiye'yi üretim, ticaret ve yatırımlarda cazibe merkezi haline getirmek için çalışmaları hız kesmeden sürdüreceklerinin altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:

"Gümrüklerde dijital ve fiziki altyapımızı artan uluslararası ticaret potansiyeline uygun hale getirecek, yapay zeka destekli uygulamalarımızın da katkısıyla ticareti kolaylaştırırken etkin denetim faaliyetlerimizle yasa dışı ticareti engellemeye devam edeceğiz. İç ticarette adil ve etkin işleyen piyasa koşullarının geliştirilmesine yönelik çalışmalarımıza devam ederken rekabeti bozucu faaliyetler dinamik bir şekilde takip edilerek gerekli müdahaleler kararlı ve zamanlı bir şekilde yapılacaktır. Yatırım, üretim, istihdam, ihracat başlıklarında Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu kalkınma vizyonuyla yürüttüğümüz çalışmalar önümüzdeki dönemde de kararlılıkla sürdürülecektir. Bu vizyonu hayata geçirmek için Ticaret Bakanlığı ailesi olarak azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz."


Processing feed: https://www.paraanaliz.com/feed

Error: Content does not appear to be XML


Processing feed: https://www.yenisafak.com/rss?xml=ekonomi

Yenisafak.com

Enflasyonda tek hane 2029’da

Mon, 07 Sep 2026 04:00:00 +0300

Orta Vadeli Program (OVP), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı. 2026 büyüme tahmini yüzde 3,3'e çekildi, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 16'dan yüzde 28,4'e yükseldi. Enflasyonda tek hane hedefi 2029'a kaldı: Yüzde 9.

Dört ülkeden gelip Kilis'te hasat yaptılar: 24 genç Horoz Karası topladı

Sun, 06 Sep 2026 22:56:05 +0300

Erasmus+ programı kapsamında Kilis’te bir araya gelen Türkiye, Bulgaristan, Azerbaycan ve Gürcistan’dan 24 genç, sınırın sıfır noktasında kentin yöresel değeri Horoz Karası üzümünü topladı. Gençler, üzümün serim ve kurutma aşamalarını da uygulamalı olarak öğrendi.

Bir kilosu 10 bin TL: Binbir zorlukla yapıp satıyorlar

Sun, 06 Sep 2026 20:51:21 +0300

Şırnak’ta organik yapılan tereyağın kilosu 5 bin ile 10 bin lira arasında satılıyor.

Damlar kırmızıya boyandı, 300 TL'den alıcı buluyor: Acısı ellerini yakıyor, sıcağı nefes aldırmıyor

Sun, 06 Sep 2026 18:31:33 +0300

Hatay’da tarlalardan hasat edilen kapya biberler, kavurucu sıcağa ve zorlayan acıya rağmen emekçi kadınlar tarafından dilimlenerek salçaya dönüşüyor. Kilogram fiyatı 300 TL’den alıcı bulan salçalık biberin kuruması için serilen damlar kırmızıya büründü.

İstanbul Havalimanı yine zirvede: Günlük bin 689 uçuşla Avrupa'nın lideri oldu

Sun, 06 Sep 2026 13:57:06 +0300

Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenliği Teşkilatı'nın (EUROCONTROL) son verilerine göre İstanbul Havalimanı, günlük ortalama 1689 uçuşla Avrupa'nın en yoğun havalimanı unvanını korudu. Listede ilk sırada yer alan İstanbul'u Paris ve Amsterdam takip ederken, Antalya Havalimanı da ilk 10'a girmeyi başardı.


Processing feed: https://www.yenisafak.com/rss?xml=siyaset

No items found.


Processing feed: https://webrazzi.com/feed/

Webrazzi

Sağlık teknolojileri geliştiren Ultrahuman, 70 milyon dolar yatırım aldı

Fri, 04 Sep 2026 14:30:00 +0000

Sağlık teknolojileri geliştiren Ultrahuman, 70 milyon dolar yatırım aldı. Şirketin 70 milyon dolarlık yatırım turuna Qualcomm Ventures liderlik etti. Hindistan merkezli Ultrahuman'ın yatırım turunda L...

Sağlık teknolojileri geliştiren Ultrahuman, 70 milyon dolar yatırım aldı. Şirketin 70 milyon dolarlık yatırım turuna Qualcomm Ventures liderlik etti. Hindistan merkezli Ultrahuman'ın yatırım turunda Labcorp, Alpha Wave, Blume Ventures, Nexus Venture Partners ve Alteria Capital yer aldı. Şirketin yatırımı 65 milyon doları öz sermaye, 5 milyon doları ise borç finansmanı olarak gerçekleşti.

365 milyon dolar değerlemeye ulaşan Ultrahuman, yeni yatırımı akıllı yüzüklerinin geliştirilmesi, yapay zeka ve sağlık teknolojileri alanındaki Ar-Ge çalışmalarının yanı sıra Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki faaliyetlerini genişletmek için kullanacağını açıkladı.

Mohit Kumar ve Vatsal Singhal tarafından 2019 yılında hayata geçirilen Ultrahuman'ın en bilinen ürünü olan Ultrahuman Ring Air ve yeni nesil Ring Pro, kullanıcıların uyku, kalp atış hızı, hareket, cilt sıcaklığı ve toparlanma gibi sağlık verilerini gün boyunca takip etmesini sağlıyor. Akıllı yüzükler, topladıkları verileri analiz ederek kullanıcıların sağlık ve yaşam tarzlarına ilişkin içgörüler sunuyor.

Şirketin faaliyetleri yalnızca akıllı yüzüklerle sınırlı değil. Ultrahuman, sürekli glikoz ölçümü için Ultrahuman M1, kan testlerini analiz eden Blood Vision ve ev ortamındaki hava kalitesi, sıcaklık, nem, ışık ve gürültü gibi faktörleri takip eden Ultrahuman Home gibi ürün ve hizmetler de geliştiriyor. Böylece şirket, farklı kaynaklardan elde edilen verileri bir araya getirerek daha kapsamlı bir sağlık ve wellness platformu oluşturmayı hedefliyor.

Ultrahuman'ın yeni hedefi ise akıllı yüzükleri yalnızca sağlık takibi yapan giyilebilir cihazlar olmaktan çıkarıp daha fazla işlem gerçekleştirebilen küçük bilgisayarlara dönüştürmek. Bu kapsamda şirket, Qualcomm ile daha yüksek işlem gücüne sahip yeni bir akıllı yüzük üzerinde çalışıyor.

Ultrahuman, yüzüğün yapay zeka uygulamalarıyla etkileşim kurabilmesi, oyun kumandası veya bilgisayar faresi gibi kullanılabilmesi ve üçüncü taraf geliştiricilerin yüzük için uygulamalar geliştirebilmesi üzerinde çalışıyor.

Şirketin yıllık geliri 140 milyon dolar seviyesinde ve hedefi Ocak 2027'ye kadar bu rakamı 200 milyon dolara yükseltmek. Bugüne kadar yaklaşık 800 bin akıllı yüzük satan şirketin kullanıcılarının yüzde 12'si PowerPlugs aboneliği için ödeme yapıyor. ABD'de ise akıllı yüzüklere olan talep, şirketin mevcut ürün arzının yaklaşık 18 ila 20 katına ulaştı.

Yapay Zeka Gündemi #61

Fri, 04 Sep 2026 14:00:00 +0000

Yapay zeka gündemi, yeni model ve ürün duyurularının yanı sıra güvenlik, telif ve regülasyon tartışmalarıyla hareketli bir haftayı geride bıraktı. OpenAI, Anthropic, Google ve Meta yeni modellerini ta...

Yapay zeka gündemi, yeni model ve ürün duyurularının yanı sıra güvenlik, telif ve regülasyon tartışmalarıyla hareketli bir haftayı geride bıraktı. OpenAI, Anthropic, Google ve Meta yeni modellerini tanıtırken; sağlık, tasarım, siber güvenlik ve yapay zeka ajanları tarafında da dikkat çekici gelişmeler yaşandı.

OpenAI siber güvenlik açısından tartışmalı Astra modelini piyasaya sürdü 

OpenAI, siber güvenlikte "kritik" eşiği aşan GPT-6 Astra'yı kullanıma sundu. OpenAI'ın yeni modeli GPT-6 Astra, bilgisayar kullanımı, kodlama ve siber güvenlikte yeni bir seviyeye ulaşırken beraberinde önemli güvenlik tartışmalarını da getiriyor.

Astra, şirketin Preparedness Framework kapsamında "kritik" siber güvenlik kapasitesi seviyesine ulaşan ilk modeli oldu. Bu sınıflandırma, modelin uygun araçlara erişmesi halinde daha önce bilinmeyen güvenlik açıklarını tespit edebilmesi ve bu açıklardan yararlanacak yöntemler geliştirebilmesi anlamına geliyor.

Öte yandan OpenAI'ın Astra modelinde kullandığı öne sürülen "recurrent depth" tekniği performansı artırabilirken modelin düşünce sürecinin izlenmesini zorlaştırabileceği gerekçesiyle güvenlik araştırmacıları tarafından tepki görüyor. OpenAI ise modelin düşünce zincirinin önemli bir bölümünün izlenebilir kalmasını sağlamak için söz konusu yaklaşımın kullanımını sınırlı tuttuğunu belirtiyor.

Anthropic'ten Claude Fable 5.1 ve Claude Mythos 5.1

Anthropic, kodlama, bilgi yoğun görevler ve uzun süreli problem çözme süreçlerine odaklanan Claude Fable 5.1 ve Claude Mythos 5.1 modellerini kullanıma sundu. Yeni modeller, daha güçlü ajan performansı ve düşük maliyetlerin yanı sıra rakiplerin gelişmiş modellerin yeteneklerini kopyalamak için kullandığı model damıtma saldırılarına karşı yeni koruma mekanizmalarıyla öne çıkıyor.

Bu arada yürüttüğü yeni bir Claude deneyinin, kendi kendini geliştiren yapay zekaya kapı araladığını belirtelim. Anthropic'in yeni araştırması kapsamında Claude, diğer yapay zeka modellerinin güvenlik sorunlarını tespit ederek eğitim yöntemleri geliştirirken, daha güçlü modelleri iyileştirmeyi başardı.

Google'dan Gemini 3.8 Flash ve Gemini 3.8 Flash

Cyber Google ise aynı teknik temel üzerine geliştirilen iki yeni modeli Gemini 3.8 Flash ve Gemini 3.8 Flash Cyber'ı tanıttı. Gemini 3.8 Flash; yazılım mühendisliği, çok adımlı akıl yürütme ve ajan tabanlı görevlerde kullanılmak üzere genel amaçlı ve düşük maliyetli bir model olarak konumlanıyor. Gemini 3.8 Flash Cyber ise doğrudan siber güvenlik kullanım senaryolarına odaklanıyor. Model, güvenlik açıklarını otonom biçimde bulabiliyor ve bunları gidermek için yamalar geliştirebiliyor.

Meta'dan gerçek zamanlı ses modeli: Muse Voice Transcribe

Meta da yapay zeka modellerini farklı ürün kategorilerine yaymaya devam ediyor. Şirketin tanıttığı Muse Voice Transcribe, konuşmaları gerçek zamanlı olarak metne dönüştürürken 20'den fazla konuşmacıyı birbirinden ayırabiliyor. Model aynı zamanda aynı konuşma veya cümle içinde yapılan dil değişikliklerini de algılayabiliyor. 70'ten fazla dil kullanılarak eğitilen model; toplantıların yazıya dökülmesi, sesli uygulamalar ve gerçek zamanlı yapay zeka asistanları açısından yeni kullanım senaryolarının önünü açıyor.

Meta, Muse Spark 1.3 ile kodlama ve ajan yarışını hızlandırıyor

Meta da model yarışındaki yeni hamlesi Muse Spark 1.3'ü tanıttı. Muse Spark 1.2'nin yayınlanmasından yaklaşık bir ay sonra gelen yeni model; kodlama, uzun süreli ajan görevleri ve karmaşık iş akışlarına odaklanıyor. Meta, Muse Spark 1.3'ü bugüne kadar geliştirdiği en yetenekli model olarak tanımlıyor.

World Labs'ten mekansal zekaya odaklanan Atlas

Fei-Fei Li'nin kurucu ortakları arasında yer aldığı World Labs ise yeni dünya modeli Atlas'ı tanıttı. Atlas; metin, görsel, video ve 3D verileri ortak bir mekansal bağlamda işleyebiliyor. Model bu sayede sanal ortamlar oluşturmanın yanı sıra gerçek dünyadaki sahneleri yeniden inşa edebiliyor ve robotların eğitimi için simülasyonlar hazırlayabiliyor.

Runway'in yeni Interface World Model'ı Solaris

Bu dönemde yapay zeka dünyasında dikkat çeken gelişmelerden biri de Runway'in Solaris adlı yeni Interface World Model'ı oldu. Erken erişime açılan Solaris, klasik web veya uygulama kodu çalıştırmak yerine kullanıcıların tıklama ve sürükleme gibi hareketlerine göre arayüzü gerçek zamanlı video kareleri olarak üretiyor. Runway'in Gen-4.5 video modeli ile bir dil modelini bir araya getiren sistem; etkileşimli alışveriş, eğitim ve simülasyon deneyimlerinin tamamen üretken yapay zeka tarafından oluşturulabileceği farklı bir arayüz yaklaşımı ortaya koyuyor.

Avrupa'nın yeni yıldızı: Quasar 438B

İspanyol yapay zeka girişimi Multiverse Computing, ilk modeli Quasar 438B'yi kullanıma sundu. Model, Artificial Analysis Intelligence Index'te 43 puan alarak Avrupalı rakiplerinin tamamını geride bıraktı.

Tencent açık kaynak model yarışını Hy4 Preview ile sürdürüyor

Çin merkezli teknoloji şirketi Tencent, toplam 770 milyar parametreye ve 1 milyon token'ın üzerinde bağlam penceresine sahip yeni modeli Hy4 Preview'ı açık kaynaklı olarak yayınladı. Mixture-of-Experts mimarisini kullanan modelde her işlem sırasında 49 milyar parametre aktif hale geliyor. Kodlama, ofis uygulamaları ve bilimsel araştırma gibi üretkenlik görevlerine odaklanan Hy4 Preview, Tencent'in şirket içi testlerinde GLM-5.3 ve Kimi K3 modellerinin önünde yer aldı.

OpenClaw 2.0 ile yapay zeka ajanlarında yeni dönem

Açık kaynaklı kişisel yapay zeka ajanı OpenClaw da bugüne kadarki en kapsamlı güncellemesini kullanıma sundu. OpenClaw 2.0 olarak anılan güncelleme, kurulum deneyiminden tarayıcı uygulamasına, bellek ve otomasyonlardan eklentilere ve güvenlik özelliklerine kadar platformun birçok bölümünü yeniliyor. Yeni sürümün dikkat çeken özellikleri arasında paylaşımlı oturumlar ve çok oyunculu çalışma deneyimi yer alıyor.

Kalp hastalıklarını iki saniyeden kısa sürede tespit edebilen yapay zeka modeli

Imperial College London araştırmacıları ise rutin EKG sonuçlarından kalp yetmezliği ve kalp kapak hastalıklarını iki saniyeden kısa sürede tespit edebilen bir yapay zeka modeli geliştirdi. 10,6 milyon EKG üzerinde eğitilen ve yaklaşık 65 bin hasta üzerinde test edilen model, kalp yetmezliği vakalarının yüzde 81'ini, kalp kapak hastalıklarının ise yüzde 90'ını tespit edebildi.

ChatGPT ve Grok Pentagon'un platformuna dahil edildi

Yapay zekanın kamu kurumlarındaki kullanımı da genişlemeye devam ediyor. Pentagon, OpenAI'ın ChatGPT Mil ve xAI'ın Grok for Government modellerini üretken yapay zeka platformu GenAI.mil'e ekledi. Böylece modeller ABD Savunma Bakanlığı bünyesindeki yaklaşık 3 milyon askeri personel, sivil çalışan ve yüklenicinin kullanımına açıldı. GenAI.mil daha önce Google'ın Gemini for Government modelini içerdiğini de hatırlatmakta fayda var. Bu esnada ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Axios'a yaptığı açıklamada, “Anthropic'e güveniyoruz” dedi ve şirketin hükümetle ilişkilerinde “yeniden doğru tarafa geçtiğini” ifade etti.

OpenAI, Cursor'a model erişimini sonlandırıyor

OpenAI cephesinde dikkat çeken gelişmelerden biri ise SpaceX tarafından satın alınan yapay zeka destekli kodlama platformu Cursor ile yaklaşık dört yıldır devam eden model tedarik ilişkisinin sona erdirilmesi oldu. OpenAI modellerinin Cursor'daki erişiminin 12 Kasım 2026 tarihinde kapatılması planlanıyor. 

ChatGPT Health, Epic ile entegre edildi

OpenAI sağlık alanındaki çalışmalarını da genişletiyor. Şirket, ChatGPT Health'i, ABD'de 325 milyondan fazla hastanın verilerini barındıran elektronik sağlık kayıt sistemi Epic ile entegre etti. Böylece klinisyenler randevu notları, laboratuvar sonuçları, ilaç bilgileri ve uzman hekim dokümantasyonu gibi verileri ChatGPT üzerinden inceleyebilecek.

ChatGPT Ads'de son durum

OpenAI cephesinde ise ChatGPT Ads'in yıllıklandırılmış gelir temposunun 1 milyar doları aşması öne çıktı. Reklam ürününün kullanıma sunulmasının üzerinden 200 günden az süre geçerken ulaşılan bu rakamın yanı sıra OpenAI, Ads Manager üzerinden self servis reklam satın alma imkanını Hindistan, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki reklamverenlere açacağını duyurdu.

Google, yapay zekayı tasarım ve Android deneyimine taşıyor

Google'ın son dönemdeki yapay zeka hamlelerinden biri Google Pics oldu. Nano Banana modeliyle desteklenen tasarım aracı; görsel oluşturma ve düzenleme, görsellerdeki metinleri değiştirme ve üretilen içerikleri 4K çözünürlüğe kadar yükseltme özellikleri sunuyor.

Ayrıca Google, Gemini destekli yeni Find Hub özelliğiyle Android kullanıcılarının eşyalarını nereye koyduklarını hatırlamalarını sağlamayı hedefliyor. Kullanıcılar Gemini'a doğal dille bir eşyanın konumunu söyleyerek bu bilgiyi kaydedebilecek ve daha sonra eşyanın nerede olduğunu sorabilecek. 

Buna ek olarak Google, Gmail, Docs ve Keep uygulamaları için yapay zeka destekli sesli özellikleri duyurdu. Google, kullanıcıların belgeleri yönetmesi ve e-postalarında arama yapması için sesli komutlarla çalışan yeni nesil yapay zeka araçlarını erişime açtı.

Instagram'dan yapay zeka hesapları için yeni kural

Yapay zeka ile oluşturulan içeriklerin sosyal platformlardaki konumu da gündemdeydi. Instagram, gerçek kişileri taklit eden tamamen yapay zeka üretimi hesaplar için yeni bir etiketleme zorunluluğu getirdi. Etiketi kullanmayan hesapların içerikleri Keşfet, Reels ve öneri sistemlerinde takipçi olmayan kullanıcılara gösterilmeyecek.

Sony Music ve Warner Music'ten Anthropic'e telif hakkı davası, ABD hükümetinin adil kullanım yaklaşımı

Yapay zeka şirketleri ile içerik sahipleri arasındaki telif tartışması ise yeni bir dava ile büyüdü. Sony Music ve Warner Music, fikri mülkiyetlerinin izinsiz şekilde kopyalanıp kullanıldığı iddiasıyla Anthropic'e karşı telif hakkı davası açtı.

ABD hükümeti, The New York Times'ın OpenAI'a karşı açtığı telif hakkı davasında OpenAI'ı destekleyen bir görüş sundu. Hükümet, yapay zeka modellerinin eğitimi kapsamında adil kullanımın sınırlandırılmasının ABD'nin küresel teknoloji liderliğine zarar vereceğini savundu.

Perplexity, bulut ve yerel modelleri Hybrid Compute ile birleştiriyor

Perplexity, hassas verilerin cihaz dışına çıkmasını önlemek ve yapay zeka kullanım maliyetlerini azaltmak için geliştirdiği Hybrid Compute aracını Mac kullanıcılarına sundu. Sistem, bir görevin farklı bölümlerini GPT-5.6 Sol ve Opus 5 gibi bulut modelleri ile kullanıcının bilgisayarında çalışan yerel modeller arasında paylaştırabiliyor.

Yapay zeka yatırımları büyürken siyasi baskı da artıyor

Marc Andreessen, Ben Horowitz ve OpenAI Başkanı Greg Brockman gibi teknoloji dünyasının önemli isimlerinin desteklediği siyasi oluşumla bağlantılı Build American AI, veri merkezi yatırımlarına yönelik artan yerel muhalefete karşı milyonlarca dolarlık bir reklam kampanyası başlattı. Kampanya veri merkezlerini ABD'nin ekonomik büyümesi ve yapay zeka rekabeti açısından kritik altyapılar olarak konumlandırmayı hedefliyor.

Öte yandan İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, gelişmiş yapay zeka modellerinin finansal sistem için oluşturabileceği risklere dikkat çekti. Financial Stability Board başkanı sıfatıyla G20 ülkelerine gönderdiği mektupta Bailey, frontier modellerin giderek daha gelişmiş otonomi ve problem çözme yetenekleri kazandığını belirtti. Andrew Bailey, özellikle yapay zeka destekli siber saldırıların finansal istikrar açısından önemli bir risk haline gelebileceği uyarısında bulundu.

Yapay zekanın geliştirilme hızına yönelik siyasi baskı da artıyor. ABD Senatörü Bernie Sanders, Fox News'te yayımlanan yazısında dünyanın önde gelen yapay zeka şirketlerine daha güçlü modeller geliştirmeye ara verme çağrısında bulundu. Yapay zekanın önümüzdeki on yılda on milyonlarca işi ortadan kaldırabileceğini savunan Sanders; enerji tüketimi, çocukların ruh sağlığı, biyogüvenlik ve modeller üzerindeki kontrolün kaybedilmesi gibi risklere dikkat çekti. Sanders ayrıca ABD ve Çin'in uluslararası ölçekte bir yapay zeka geliştirme molası konusunda anlaşması gerektiğini savundu.

Bu esnada New York City devlet okulları, sekizinci sınıfa kadar yapay zeka kullanımını yasaklamaya hazırlanıyor. Belediye Başkanı Zohran Mamdani ise yapay zeka destekli eğitimin “yalnızca kaçınılmaz değil, aynı zamanda gerekli” olduğu görüşünü reddediyor.

Yapay zeka yatırım gündemi

Yapay zeka ile video, ses ve belgelerde arama yapılmasını sağlayan teknolojiler geliştiren Clipto, 250 milyon dolar değerleme üzerinden 15 milyon dolar yatırım aldı. Şirket yeni kaynağı tüketici cihazlarında çalışabilecek yapay zeka modelleri ve bilgi işlem altyapısı geliştirmek ile daha fazla yapay zeka ajanıyla entegrasyon sağlamak için kullanacak.

Yapay zeka platformu Wonderful, Insight Partners liderliğindeki C serisi turda 550 milyon dolar yatırım aldı. Tura Index Ventures, IVP, Vine Ventures, 9Yards, Bessemer Venture Partners ve Salesforce da katıldı.

Robotların çevrelerini görmesini ve anlamasını sağlayan yapay zeka teknolojileri geliştiren Lyte ise 1,6 milyar dolar değerleme üzerinden 165 milyon dolar yatırım aldı. Şirketin bugüne kadar aldığı toplam yatırım 272 milyon dolara ulaştı.

Yapay zeka destekli siber güvenlik çözümleri geliştiren HiddenLayer, 100 milyon dolar yatırım aldı. HiddenLayer'ın 100 milyon dolar B serisi yatırım turuna Delta-v Capital liderlik etti.

Gimlet Labs, 3 milyar dolar değerleme üzerinden 300 milyon dolar yatırım aldı. Gimlet Labs'in 300 milyon dolarlık yatırım turuna Andreessen Horowitz (a16z) liderlik etti. Şirketin yatırım turunda Arm Holdings ve Microsoft’un girişim sermayesi fonu M12 yer aldı.

Nvidia'dan MediaTek'e 3,5 milyar dolarlık yatırım ve Hugging Face satın alımı

Yapay zeka altyapısı tarafında ise Nvidia'nın MediaTek'e 3,5 milyar dolar yatırım yapacağını açıklaması öne çıktı. İki şirket arasındaki iş birliği kapsamında MediaTek, Nvidia'nın NVLink Fusion teknolojisinden yararlanarak yapay zeka şirketleri ve büyük bulut sağlayıcıları için özel yapay zeka çipleri geliştirecek.

Ayrıca Nvidia, Hugging Face satın alımını doğruladı. NVIDIA, açık yapay zeka ekosisteminin en önemli platformlarından Hugging Face'i 12,93 milyar dolar karşılığında satın almak üzere anlaşmaya vardığını açıkladı.

Gimlet Labs, 3 milyar dolar değerleme üzerinden 300 milyon dolar yatırım aldı

Fri, 04 Sep 2026 13:00:00 +0000

Yapay zeka uygulamalarının verimliliğine odaklanan Gimlet Labs'in 80 milyon dolar yatırım aldığını geçen mart ayında sizlere aktarmıştık. Şirket, yeni yatırım haberiyle gündeme geldi.Gimlet Labs, 300 ...

Yapay zeka uygulamalarının verimliliğine odaklanan Gimlet Labs'in 80 milyon dolar yatırım aldığını geçen mart ayında sizlere aktarmıştık. Şirket, yeni yatırım haberiyle gündeme geldi.

Gimlet Labs, 300 milyon dolar yatırım aldı. Şirketin 300 milyon dolarlık yatırım turuna Andreessen Horowitz (a16z) liderlik etti. ABD merkezli Gimlet Labs'in yatırım turunda Arm Holdings ve Microsoft’un girişim sermayesi fonu M12 yer aldı. 2023 yılında kurulan şirketin değerlemesi 3 milyar dolara yükseldi. 

Gimlet Labs, yeni yatırımı yapay zeka iş yüklerini farklı çip türleri arasında dağıtan teknolojisini geliştirmek ve Arm dahil farklı çip mimarileriyle uyumluluğunu artırmak için kullanacağını açıkladı.

Şirket; Zain Asgar, Michelle Nguyen, Omid Azizi ve Natalie Serrino tarafından kuruldu. Gimlet Labs, yapay zeka uygulamalarının farklı türdeki işlemciler üzerinde çalışmasını sağlayan bir altyapı teknolojisi geliştiriyor. Şirketin amacı, yapay zeka modellerinin yalnızca belirli bir çip mimarisine bağımlı kalmadan GPU, CPU ve farklı hızlandırıcılar gibi çeşitli donanımlardan yararlanabilmesini sağlamak.

Gimlet'in yazılımı, bir yapay zeka iş yükünün hangi donanım üzerinde çalıştırılmasının daha verimli olacağını belirleyerek görevleri farklı çip türleri arasında dağıtıyor. Böylece şirketler, sahip oldukları farklı donanımları tek bir sistem üzerinden kullanabilirken yapay zeka uygulamalarının performansını artırmayı ve donanım maliyetlerini optimize etmeyi hedefliyor.

Şirket aynı zamanda Arm ile iş birliği yaparak yazılımının Arm'ın farklı çip teknolojileriyle uyumlu çalışmasını sağlıyor. Bu yaklaşım, yapay zeka altyapısında Nvidia gibi belirli bir donanım sağlayıcısına olan bağımlılığı azaltmaya ve şirketlere daha fazla çip seçeneği sunmaya odaklanıyor.

Google, Gmail, Docs ve Keep uygulamaları için yapay zeka destekli sesli özellikleri duyurdu

Fri, 04 Sep 2026 12:00:00 +0000

Google, mayıs ayında düzenlenen Google I/O 2026 konferansında ön gösterimini yaptığı sesli yapay zeka özelliklerini Docs, Gmail ve Keep uygulamaları için kullanıma sunuyor. Docs Live, Gmail Live ve Ke...

Google, mayıs ayında düzenlenen Google I/O 2026 konferansında ön gösterimini yaptığı sesli yapay zeka özelliklerini Docs, Gmail ve Keep uygulamaları için kullanıma sunuyor. Docs Live, Gmail Live ve Keep Live isimlerini taşıyan araçlar kullanıcıların doğal dil sorguları aracılığıyla gelen kutularında arama yapmalarına ve belgeleri yönetmelerine olanak tanıyor.

Gmail içindeki arama kutusuna yazmak yerine kullanıcılar yapay zeka asistanına gelen kutularının içeriği hakkında doğrudan sesli sorular sorabiliyor. Asistan ile sohbet edilirken ekranda eş zamanlı olarak canlı bir döküm görüntüleniyor.

Docs sisteminde kullanıcılar yazmak istedikleri metni sesli tarif ederek yapay zekaya ilk taslağı oluşturtabiliyor. Araç taslak hazırlarken Gmail, Drive, sohbet geçmişi ve web üzerinden bilgi çekebiliyor. Keep Live ise klavye kullanmadan not almayı sağlayan bir karalama defteri işlevi görüyor. Sistem komutları algılayarak tarifler hazırlayabiliyor. Tüm özellikler iOS ve Android platformlarında şimdilik yalnızca İngilizce dilinde çalışıyor.

Gmail Live özelliğine yapay zeka paketlerinin Plus, Pro ve Ultra aboneleri erişirken Docs Live ve Keep Live araçları sadece Pro ve Ultra kullanıcılarına sunuluyor.

Kurumsal iş müşterilerinin yakında bu yeniliklere kavuşacağı belirtiliyor. Uygulamalarında ses tabanlı özellikleri artıran şirket, nisan ayında Mac uygulamasına uygulamalar arası sesle yazdırma yeteneği eklemişti. Geçtiğimiz ay, Pixel 11 akıllı telefonlara konuşmadaki gereksiz kelimeleri temizleyen Rambler isimli yapay zeka aracı entegre edilmişti. Yine geçtiğimiz ay, sesten metne dönüşüm işlemleri için tasarlanan 3.5 Transcribe modeli tanıtılmıştı.

TikTok yorumlara sesli mesaj, anket ve çoklu fotoğraf özellikleri getiriyor

Fri, 04 Sep 2026 11:00:00 +0000

TikTok, kullanıcıların yorumlar üzerinden daha fazla etkileşim kurmasını sağlamak amacıyla yeni özelliklerini kullanıma sunuyor. Platform, sesli yorum, anket, fotoğraf karuseli ve Live Photo yorumları...

TikTok, kullanıcıların yorumlar üzerinden daha fazla etkileşim kurmasını sağlamak amacıyla yeni özelliklerini kullanıma sunuyor. Platform, sesli yorum, anket, fotoğraf karuseli ve Live Photo yorumları olmak üzere dört yeni özelliği duyurdu.

Yeni özelliklerle birlikte kullanıcılar, videoların altında bir dakikaya kadar sesli yorum paylaşabilecek. Bunun için yorum kutusundaki mikrofon simgesine dokunarak ses kaydı oluşturmak yeterli olacak. Paylaşılan sesli yorumlar, diğer kullanıcılar tarafından dokunularak dinlenebilecek.

TikTok, sesli yorumların platformun Topluluk Kuralları'na tabi olacağını ve ihlal içeren içerikleri tespit etmek için otomatik sistemlerin yanı sıra insan denetiminden de yararlanacağını belirtti. Sesli yorum özelliği, önümüzdeki bir ay içinde 18 yaş ve üzerindeki kullanıcılara küresel olarak sunulacak.

İçerik üreticileri ise artık kendi videolarına yaptıkları yorumlara anket ekleyebilecek. Kullanıcılar, anketlerde en fazla beş seçenek oluşturabilecek ve anketin ne kadar süre açık kalacağını belirleyebilecek. Bunun yanı sıra kullanıcılar, tek bir yorumda dokuz fotoğrafa kadar paylaşabilecek.

Daha önce yorumlara aynı anda yalnızca bir fotoğraf eklenebiliyordu. Live Photo yorumları ise küresel olarak kullanıma sunulmaya başladı. TikTok, yeni özelliklerle yorum bölümlerini yalnızca geri bildirim bırakılan alanlar olmaktan çıkararak kullanıcıların daha uzun süre etkileşim kurduğu bir alana dönüştürmeyi hedefliyor.

Görsel: TikTok

×
Useful links
Home
Socials
Facebook Instagram Twitter Telegram
Help & Support
Contact About Us Write for Us





Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
10 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Understanding Investment Measurement in Tamil Nadu

Understanding Investment Measurement in Tamil Nadu

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
10 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Investing in the stock market is a great way to build wealth over time, and understanding the math behind investing is crucial for making informed decisions. For Tamil investors, having a strong grasp of investment mathematics can help maximize returns and minimize risks.

Investing in the stock market is a great way to build wealth over time, and understanding the math behind investing is crucial for making informed decisions. For Tamil investors, having a strong grasp of investment mathematics can help maximize returns and minimize risks.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
10 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Madrid is a vibrant city that boasts a burgeoning startup scene, attracting entrepreneurs from all over the world, including Tamil Nadu, India. Known for its rich culture, history, and art, Madrid also offers ample opportunities for investment in various industries, including technology and innovation.

Madrid is a vibrant city that boasts a burgeoning startup scene, attracting entrepreneurs from all over the world, including Tamil Nadu, India. Known for its rich culture, history, and art, Madrid also offers ample opportunities for investment in various industries, including technology and innovation.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
10 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Investing in real estate in Madrid can be a lucrative opportunity for Tamil investors looking to diversify their portfolios. Madrid, the vibrant capital city of Spain, offers a robust real estate market with a range of investment options to suit different preferences and budgets. From luxurious penthouses in upscale neighborhoods to cozy apartments in bustling districts, there is something for every investor in this bustling metropolis.

Investing in real estate in Madrid can be a lucrative opportunity for Tamil investors looking to diversify their portfolios. Madrid, the vibrant capital city of Spain, offers a robust real estate market with a range of investment options to suit different preferences and budgets. From luxurious penthouses in upscale neighborhoods to cozy apartments in bustling districts, there is something for every investor in this bustling metropolis.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
10 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Navigating the Madrid Job Market: Tips for Tamil Investors

Navigating the Madrid Job Market: Tips for Tamil Investors

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
10 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Investing in the Madrid industry can be a lucrative opportunity for Tamil investors looking to diversify their portfolios and tap into the thriving Spanish market. Madrid, the capital city of Spain, is not only a cultural hub but also a booming economic center with a strong presence in industries such as finance, technology, tourism, and real estate.

Investing in the Madrid industry can be a lucrative opportunity for Tamil investors looking to diversify their portfolios and tap into the thriving Spanish market. Madrid, the capital city of Spain, is not only a cultural hub but also a booming economic center with a strong presence in industries such as finance, technology, tourism, and real estate.

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
10 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Investing in Tamil culture in Madrid: Opportunities for Tamil Investment in Business

Investing in Tamil culture in Madrid: Opportunities for Tamil Investment in Business

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
10 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Enhancing Investment Logistics with Tamil Language Software

Enhancing Investment Logistics with Tamil Language Software

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
10 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Emerging Trends: Tamil Investment in Lithuanian Startups

Emerging Trends: Tamil Investment in Lithuanian Startups

Read More →

Deprecated: Creation of dynamic property DateInterval::$w is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1160
10 months ago Category :
Deprecated: htmlentities(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /home/u558218415/domains/btcturk.net/public_html/index.php on line 1139
Investing in Lithuanian Real Estate: A Growing Opportunity for Tamil Investors

Investing in Lithuanian Real Estate: A Growing Opportunity for Tamil Investors

Read More →